Başbakan Yardımcısı Arınç(3/son): Türkçülüğe Devam Edemeyiz - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Yardımcısı Arınç(3/son): Türkçülüğe Devam Edemeyiz

Başbakan Yardımcısı Arınç(3/son): Türkçülüğe Devam Edemeyiz
27.02.2013 14:49

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkçülükle, Kürtçülükle bir yere varmanın mümkün olmadığını ifade ederek, "Farklılıkların bir arada yaşaması özgürlüktür Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkçülükle, Kürtçülükle bir yere varmanın mümkün"...

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkçülükle, Kürtçülükle bir yere varmanın mümkün olmadığını ifade ederek, "Farklılıkların bir arada yaşaması özgürlüktür Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkçülükle, Kürtçülükle bir yere varmanın mümkün olmadığını ifade ederek, "Farklılıkların bir arada yaşaması özgürlüktür. Bunu temin etmemiz lazım. Türkiye'de Türk kelimesi herkesi kapsayan bir nokta olmaktan çıkmışsa buna rağmen Türkçülüğe devam edemeyiz. Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan yani Cumhuriyetçi Türk kavramının bugün Türkiye'nin sorunlarını çözmediği konusunda ben şahsen bir inanç sahibiyim" dedi.

-YENİ ANAYASA-

Arınç, NTV'nin canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Arınç, yeni anayasa çalışmaları sürecinin neredeyse 1 buçuk yıldır devam ettiğine değinerek, "Yeni anayasa konusu 4-5 yıl boyunca tartışılacak bir konu değildir. İstenilirse 1 ayda yeni bir anayasayı yazabilecek noktadayız. Bu konuda Başbakanımızın tavrı çok nettir. Mart sonuna kadar bitirin, yoksa bu anayasa taslağına yardımcı olabilecek siyasi partiler ile görüşürüz. 330'un üzerinde oy alacağını düşündüğümüz zamanda da Meclis'e getiririz. Sonra da halka referanduma götürürüz. Önce BDP'den başlamayız, bunu çok net söyledik. Önce CHP'ye gideriz ardından MHP'ye gideriz daha sonra BDP'ye gideriz. Kapılar kapanırsa, millete döneriz, "Ey millet ben sizin için yeni bir anayasa yapmak istedim. Netice alamadım. Kendi taslağımı götürdüm, bana hayır dediler. E sen bilirsin. Ben senin için yeni bir anayasa istedim ama bu partiler bana yardımcı olmadılar. 2015'te seçim var, sen beni öyle yüksek bir milletvekili sayısı ile iktidar yap ki şu anayasayı kendi başıma yapayım' deriz. Yeni anayasada vatandaşlık kavramının etnisiteye vurgu yapmadan yeniden yazılması konusunda CHP'nin de BDP'nin de bir yumuşak tavır içinde olduğunu biliyorum. Biz de etnisiteye güçlü bir vurgu yapmayan, yeni bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kavramının daha kuşatıcı olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.

-MİLLİYETÇİLİK TARTIŞMALARI-

Bu günlerde milliyetçilik tartışmalarının daha çok kavramın yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını savunarak, şöyle devam etti:

"Milli olan şeyi reddetmek mümkün değil. Milliyetçilik de reddedilecek bir duygu değil. Hepimiz farklı gruplardan gelmiş olabiliriz. Ama Türkiye öyle haller yaşadı ki Kürt demenin yasak olduğu zamanlar vardı. Herkesin otomatikman Türküm deme mecburiyeti vardı. Milliyetçilik derken birbirini reddetmeyen bir anlayışı düşünmemiz lazım. Bu etnisite vurgusu olmazsa bu milli ve milliyetçilik kavramı daha kuşatıcı olur diye düşünüyoruz. Reddedilmesi gereken ırkçılık diye tabi edilen kendi ırkından başka bir ırkı tanımayan bir düşüncedir. Birgül Ayman Güler'in sözüyle tabir edilirse; biz yukarıdayız, siz aşağıdasınız anlayışıdır. Biz bunu reddediyoruz. Türkçülükle, Kürtçülükle bir yere varmak mümkün değil. Farklılıkların bir arada yaşaması özgürlüktür. Bunu temin etmemiz lazım. Türkiye'de Türk kelimesi herkesi kapsayan bir nokta olmaktan çıkmışsa buna rağmen Türkçülüğe devam edemeyiz. Cumhuriyetin kuruluşuyla başlayan yani Cumhuriyetçi Türk kavramının bugün Türkiye'nin sorunlarını çözmediği konusunda ben şahsen bir inanç sahibiyim. Başbakanın, "Benim önüme Türkçülükle, Kürtçülükle gelmeyin' demek istediğini, ama konuşma süreci içerisinde bunu farklı bir şekilde ifade ettiğini düşünüyorum ama konuşma bütünüyle itibariyle doğrudur. Kimse kendi milliyetinden, etnik kökeninden dolayı bir utanç duyamaz, aksine iftihar duyar. Herkesin Türk olması gerektiğini, Türkçülük yapmasını kabul edemeyiz. Buna uygun bir anayasa yapmamız gerekir."

-SİYASİ PARTİLERE BİLGİLENDİRME-

MİT'in ya da Başbakan Erdoğan'ın İmralı sürecine ilişkin siyasi partileri bilgilendirmesinin henüz söz konusu olmadığını kaydeden Arınç, bunun ileride olabileceğini belirtti.

-1 MART TEZKERESİ-

1 Mart tezkeresinin 10. yılının yaklaşması üzerine Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendi başkanlığımda gerçekleşen bir oturumdu. Hiçbir hakikat gizli kalmamalı. Tutanakların yayınlanmasından da hiçbir endişe duymamak lazım. AK Parti grubu bu konuda ne düşünüyor test etmedim. Hem 1 Mart 2003'ün tutanakları, hem de ondan önceki kapalı oturumlara ait ne kadar açıklanmamış tutanaklar varsa hepsinin yayınlanmasını isterim. Mesela 1996 yılında ilk hükümet ortağı olduğumuz dönemde "çekiç güçle' ilgili olarak bir kapalı oturum yapılmıştı. Ben de Refah Partisi'nin görüşlerini Meclis'te söylemiştim. Üzerinden 16 yıl geçti üzerinden. Onlar da yayınlansa memnun kalacağım. Çünkü çok iyi bir hazırlık yaparak, çekiç gücün gitmesi gerektiğini savunanlardan birisi olmuştum. Nitekim çekiç güç 6 ay sonra gitti. Çekiç güç, Irak'ın işgali, Irak- İran savaşı, bunlar birbirine bağlantılı şeylerdi. Ben 1 Mart 2003'te Meclis Başkanı olarak tarafsızlığımı koruyordum. Oy hakkım yoktu ama gönlümde geçenler de bu teskerenin kabul edilmemesi noktasıydı. Görüşmeler çok uzun sürdü, çok önemli konuşmalar yapıldı. Bunların tarihe ışık tutması bakımından, tutanaklar açıklanırsa herkes bilgi sahibi olur diye düşünüyorum. Sonuçları nasıl oldu derseniz, bu konu tartışmalıdır. Ama kendi düşüncemde iyi ki olmadı ve biz ABD'nin şu kadar asker, şu kadar uçak, şu kadar helikopterine Irak'a kuzeyden bir kapı açacak bir şekilde iyi ki yol vermedik diye düşünüyorum. Kendime göre bazı sebeplerim var. Terör biterdi, PKK yuvalanması olmazdı, Kuzey Irak bölünmezdi bunların hepsi tartışılabilir. Ama ben büyük portreye baktığım zaman TBMM'nin o anda verdiği kararın çok doğru olduğunu düşünüyorum." (ANKA/SON)

(ÖZK/OE) - Ankara

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Başbakan Yardımcısı Arınç(3/son): Türkçülüğe Devam Edemeyiz - Son Dakika


Advertisement