
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, " Filistin'in bu hakkını teslim eden bu insanlık vicdanına rağmen BM'nin bu yöndeki, özellikle de BM Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi'nin onlarca kararı varken, bugün hala Filistin halkı kendi özgür devletinde yaşayamıyorsa, burada bir vicdan çelişkisi var" dedi.
Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Birleşmiş Milletler Zemininde Filistin Meselesi" konulu konferansın açılışına katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, "Birleşmiş Milletler Zemininde Filistin" denildiğinde insanlık vicdanı, uluslararası hukuk, bölgesel ve uluslararası düzen olmak üzere üç kavramın zihinlerde çağrıştığını kaydetti.
FİLİSTİN HALKININ DİĞER HALKLAR GİBİ DEVLET KURMA HAKKI VAR
Birleşmiş Milletler'in (BM) ortak insanlık vicdanını siyasal hayata yansıtmak için kurulan en geniş kapsamlı örgüt olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "İnsanlığın vicdanından kopan bir BM'nin veya BM işleyişinin bir gelecek vizyonu çizmesi de mümkün değildir. Çok basit bir meydan okumayla şöyle bir soru sorsak; 'Filistin halkının devlet sahibi olması barış içinde insanlık onuruna sahip olarak, kendi topraklarında yaşaması konusunda ne düşünürsünüz?' Herhalde Latin Amerika'dan Pasifiklere, İskandinavya'dan Güney Afrika'ya kadar her yerde bütün bir insanlık gür bir sesle, 'Evet Filistin halkının da diğer halklar gibi devlet kurma hakkı vardır. Kendi topraklarında özgür, onurlu bir şekilde yaşama hakkı vardır' sonucu çıkacaktır. İnsanlık vicdanı bunu söyler. Filistin'in bu hakkını teslim eden bu insanlık vicdanına rağmen BM'nin bu yöndeki, özellikle de BM Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi'nin onlarca kararı varken, bugün hala Filistin halkı kendi özgür devletinde yaşayamıyorsa, burada bir vicdan çelişkisi var. Bu çelişkinin giderilmesi lazım. Bu çelişkiyi giderecek olan makam da BM'dir. Eğer BM insanlık vicdanını bundan sonra da temsil etme kabiliyeti taşıyacaksa öncelikle Filistin meselesini çözmek, BM sisteminin üzerindeki en büyük sorumluluktur, bundan kaçınmak da mümkün değildir" diye konuştu.
BİZ İSRAİL'E KARŞI GÜR BİR SESLE KONUŞURUZ
Davutoğlu, BM'nin Filistin konusunda mutlaka harekete geçmesi gerektiğine işaret ederek, "Biz her zeminde bu vicdanın sesi olduk. İnsanlık vicdanının sesi olmaya da devam edeceğiz. Elimizdeki bütün imkanları, kudreti kullanarak da Filistin meselesinin hiçbir zaman unutulmaması ve her yerde insanlık vicdanının sesi olarak gündeme getirilmesi konusunda da öncülük yapmaya devam edeceğiz. Bu konuda durmadan, bıkmadan çalışacağız. Ta ki, Filistin halkı onurlu bir şekilde hayatlarını idame ettirecekleri kendi devletleri kurana kadar" dedi.
Hiçbir devletin ve uluslararası örgütün, İsrail'in sürdürdüğü "işgali" meşru görmediğini söyleyen Davutoğlu, "Neden 64 yıl başka bir yerde benzer bir durum olsaydı şu ana kadar çoktan bu mesele çözülmüş olurdu da İsrail söz konusu olduğunda uluslararası hukuk duruyor. Biz, İsrail'e karşı gür bir sesle konuşuruz. Uluslararası hukuk ihlallerini açıkça yüzlerine vururuz, dünya kamuoyunda gündeme getiririz. İnsanlık vicdanına aykırı düşen uygulamalarını tenkit ederiz. Çünkü biz, İsrail'e ve Yahudilere karşı suçluluk duygusu hissetmiyoruz. Onlara hiçbir zaman zulmetmedik, onların zulmünü de engelleme hakkına sahibiz. Başkaları zulmetmiş olabilir. O zulmedenler, şimdi suçluluk duygusuyla İsrail'in uluslararası hukuk ihlallerine karşı seslerini yükseltemiyor olabilirler" diye konuştu.
KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI VURGUSU
Davutoğlu, şunları söyledi: "Mavi Marmara konusunda da, Filistinli kardeşlerimizin hakları konusunda da İsrail uluslararası hukuka saygı gösterene kadar, kendilerini başka milletlerin üstünde görmeyip, eşit bir şekilde yaşamaya hazır olana kadar da uluslararası hukuk alanındaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Filistin meselesi sadece İsrail ve Filistin arasındaki bir mesele değildir. Bugün Filistin meselesi uluslararası hukuku savunanlarla İsrail arasındaki bir meseledir. İnsanlık vicdanı ile İsrail arasındaki bir meseledir. Filistin devleti kurulana kadar uluslararası ve bölgesel düzenden bahsetmek imkanı yoktur. Öyle bir kritik dönemden geçiyoruz ki, bölgemiz yeniden şekilleniyor. 64 yıldır Ortadoğu insanlarına hakaret ediliyor. Onuruyla oynanıyor bölgenin, artık buna bir son verilmesi lazım. Nasıl Mısır halkı kendi kaderine sahip çıkmışsa, nasıl bugün Suriye halkı kendi kaderine sahip çıkma hakkını arıyorsa, onlar kadar ve belki de onlardan evveliyetle Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı vardır ve mutlaka gerçekleşecektir. Ortadoğu'da bir düzen ancak ve ancak yaşayabilir, sınırları içinde özgür bir şekilde Filistin halkının kendi iradesine sahip çıkmasıyla mümkün olabilir. ve bir gün bu gerçekleşecek. Her şeyden önce sınır bütünlüğü korunmuş bir Filistin, tam egemen bir Filistin, yarım egemen değil. ve kesinlikle bu Filistin'in baş şehrinin Doğu Kudüs olmasını istiyoruz. Bu da bir lütuf değildir. Bir gün gelecek inşallah UNESCO'da dalgalandığı gibi Filistin bayrağı da BM gönderine çekilecek" - İstanbul
Son Dakika › Güncel › Davutoğlu: Filistin Halkı Kendi Özgür Devletlerinde Yaşamıyorsa, Burada Bir Vicdan Çelişkisi Var - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.