Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Kısa dönemli bizim en önemli hedefimiz, şimdi ve seçim sonrasında olabilecek dalgalanmalar karşısında ülkenin mali ve finansal makro göstergelerini sağlam bir zeminde tutmak. Bu birinci hedefimiz ve bu konuda hiçbir şekilde popülist politika takip etmedik, etmeyeceğimizi de sizlerle bir kez daha paylaşmak isterim" dedi.
Davutoğlu, Shangri La Bosphorus Otel'de iş adamlarıyla bir araya geldiği toplantıda, AK Parti'nin seçim taahhütlerinin bütçe dengelerini sarsmayacağını, aksine genç istihdamı üzerinden orta ve uzun vadeli birçok sosyal sorunun da çözümüne vesile olacağını ifade etti.
Bütçenin bu anlamda sağlam olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Özellikle bugünlerde tabii parasal, finansal dengeler itibarıyla şu anda dünyanın en sağlam, en dirençli bankacılık sistemlerinden birine sahibiz. Bütün oynaklıklar, kırılganlıklar içerisinde sermaye yeterlilik oranımız hala yüzde 15'in üzerinde ve dünyada en iyi durumdaki ülkelerden biriyiz" şeklinde konuştu.
Ahmet Davutoğlu, geri dönmeyen alacaklar konusunda ise yüzde 2,8 gibi hala düşük düzeylerde, bankacılık performansı bakımından son derece iyi bir noktada olunduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Dolayısıyla mali yapı dışında, finansal yapıda da küresel şokların Türkiye üzerindeki etkilerini absorbe edebilecek bir yapıya sahibiz. Ayrıca son 3-4 haftada gelen rakamlar da bu konudaki direncimizi ve ümidimizi artıracak mahiyettedir. Türk Lirası son günlerde yüzde 5, dolar karşısında değer kazandı. Doların oynaklığı karşısında Türk Lirası, genel, pozitif anlamda da ayrıştı diğer gelişmekte olan ülkelerden. Bir ara neredeyse bir panik havasında 'dolar nereye kadar yükselecek', internet sayfalarında 'dolar yine rekor kırdı' başlıklarının aslında sağlam bir finansal altyapıya sahipseniz dünyadaki oynaklıktan ve kırılganlıktan daha az etkilendiğinizin çarpıcı bir göstergesi. Hazine borçlanma faizlerinde, 2 yıllık borçlanma faizleri de yüzde 1,2 oranında düştü. Ayrıca 5 yıllık kredi temerrüt takas primi de 56 baz puan düştü. Bu da Türkiye'nin risk priminin düştüğünü açık şekilde gösteriyor. Bu da dikkat ediniz, Türkiye seçime giderken yaşanan gelişmeler."
"Hiçbir şekilde popülist bir politika takip etmedik, etmeyeceğiz"
Davutoğlu, İstanbul Borsası'nın yüzde 6,24 oranında yükseldiğini dile getirerek, "Ağustos ayındaki sanayi üretimi artışıysa hepimiz için bir doping etkisi yaptı. Şimdi bu anlamda büyüme rakamlarına baktığımızda da tabii biz tatmin olmuyoruz, yüzde 3 civarındaki büyümeden. Ama şunu da göz önüne alırsanız bu biraz önce söylediğim gibi Çin ve Hindistan dışındaki ülkelerin büyüme rakamlarının 1,5 katıdır" dedi.
Meksika, Brezilya gibi ülkelerde yaşananların geçmişte büyük, önemli başarı örnekleri olarak zikredildiğini vurgulayan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Dolayısıyla kısa dönemde bizim en önemli hedefimiz, şimdi ve seçim sonrasında olabilecek dalgalanmalar karşısında ülkenin mali ve finansal makro göstergelerini sağlam bir zeminde tutmak. Bu birinci hedefimiz ve bu konuda hiçbir şekilde popülist bir politika takip etmedik, etmeyeceğimizi de sizlerle bir kez daha paylaşmak isterim. İkincisi Türkiye'nin orta ve uzun dönemli dönüşümleri bağlamında yeni bir reform hamlesini başlatmak. Bunun da iki ayağı var açık söyleyeyim, birisi siyasi reformlar. Son gelişmeler de gösterdi ki demokratik istikrarla ekonomik istikrar arasında bir ilişki var. Sürdürülebilir kalkınma ancak ve ancak demokratik istikrarla mümkün olabiliyor. Antidemokratik bir istikrar, yani düşüncenin, insan hak ve özgürlüklerinin hiçe sayıldığı, girişim özgürlüklerinin sınırlandığı, diktatöryal rejimlerin nasıl çökmekte olduğunu yanımızdaki ülkelerde görüyoruz. Bunun yanında kaosun da nasıl bir yıpratıcı etki yaptığını görüyoruz. Bugün bizim için en önemli kavram bence, demokratik istikrar. Demokrasi içinde istikrar. Demokrasiyle birlikte istikrar. Özgürlüklerle birlikte güven. Siyasete güven, yargıya güven ve toplumun genel güven endeksinin ve genel güven yaklaşımının sürekli belli bir ivmeyle yüksekte tutulması."
"Büyümenin arkasında demokratik istikrar var"
Başbakan Davutoğlu, 90'lı yıllara bu anlamda bakıldığında hemen her şeye güvensizlik duyulan yıllar olduğunu belirterek, "Dünya ekonomisi büyüyordu ama Türkiye'de siyasete güven yoktu, hükümetlere güven yoktu, 1,5 yıllık ortalama ömrü olan hükümetlerin plan yapması söz konusu bile olamazdı" değerlendirmesinde bulundu.
Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Biz 13 yıl içinde eğer gayri safi milli hasılamızı 250 milyar dolarlardan 800 milyar dolarlara çıkarmışsak, eğer tarımda Avrupa'nın en büyük, dünyanın 6. büyük ülkesi olmuşsak, turizmde dünyanın en büyük 6, 7. ülkesi olmuşsak, İstanbul, destinasyonda dünyanın en önemli şehirlerinden biri haline gelmişse, Türk Hava Yolları dünyanın yükselen yıldızı haline gelmişse, hangi kaleme alırsanız alın sağlık sektöründeki reformlar, eğitim, bunların arkasında demokratik istikrar var. Yani 4 yıl iş başına gelen bir hükümetin atacağı her adım, 4 yıl süreyle iş başında kalacaksa anlamlı ve tutarlı bir çerçeveye oturur. Ama kırılgan hükümetler ya da pazarlık üzerine kurulan hükümetlerin bunu yürütme şansı kalmaz. Bu anlamda koalisyon karşıtlığı yapmak için bunları zikrediyor değilim."
Dışişleri Bakanlığı görevindeyken enerji politikasını belirlerken, Enerji Bakanıyla Nabucco imzasını atmadan önce birçok problemin olduğunu ifade eden Davutoğlu, bürokrasinin kendi içinde farklı görüşlerinin bulunduğunu aktardı. TANAP Projesinde de Enerji ve Dışişleri Bakanlıklarının ortak hareket ettiğini, böylece bütün pürüzlerin çok kısa zamanda aşıldığını söyledi.
Şimdi Schengen yoluna gidildiğini hatırlatan Davutoğlu, 2009'da ilk müzakereyi yaptıklarında Avrupa Birliği Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili bürokrasinin genel temayülünün vizelerin kolaylaştırılması yönünde olduğunu dile getirdi.
Bu sayede bütün bakanlıkların vize muafiyetine odaklanmasını sağladıklarını vurgulayan Davutoğlu, bir koalisyon hükümeti olursa, Enerji, Dışişleri, Ekonomi gibi bakanlıkların başka partilerden olduğunda dış ticaretin koordinasyonun nasıl sağlanacağını sordu.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Yüksek düzeyde iş birliği konseyleri kurduk, serbest ticaret anlaşmaları yaptık ama dış ticareti yürüten Ekonomi Bakanlığıyla Dışişleri Bakanlığı ayrı telden çalsaydı mümkün olur muydu? ya da komşu ülkeler tıkandığında Afrika pazarlarına açıldık, 12'den 39'a çıkardık, büyükelçiliği aynı anda da DEİK ve birçok dış ticaret mekanizmalarını harekete geçirdik" şeklinde konuştu.
(Sürecek)
Son Dakika › Güncel › Davutoğlu İş Adamlarıyla Bir Araya Geldi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.