(ANKARA) - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Milli Eğitim Bakanlığı'na seslenerek, "Protesto hakkı anayasal bir haktır ve böylesi bir zamanda insanlar protesto haklarını kullanmayacaklarsa ne zaman kullanabilecekler? Bugüne kadar bu protesto hakkı hep bazı insanlara, bazı kesimlere yasaklandı. Anayasal hakkın kullanımı önündeki bariyerleri, engelleri kaldırın. İnsanların böyle bir günde bu haktan yararlanmalarını engellemeyin. Artık aynı yöntemlerde ısrardan vazgeçin" dedi.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarına ilişkin şunları söyledi:
"Üzgünüz, öfkeliyiz yine ne yazık ki. Aslında bu öfke de bu acı da bu keder de yeni değil. Ama giderek katlanıyor, giderek artıyor. Bugün okullarda yaşanan şiddetle yeniden karşımıza çıktı. Önce Siverek'te, sonra Maraş'ta yaşanan saldırılarda öncelikle hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza, öğrencilere, öğretmenlere, partimiz adına Allah'tan rahmet diliyoruz. Ailelerine, sevenlerine, sevdiklerine gerçekten dayanma gücü, kuvveti diliyoruz. Çok zor, çok acı bir durumla karşı karşıyayız. Hepimizin başı sağ olsun, tüm Türkiye'nin başı sağ olsun. Şiddet sarmalı adeta toplumun her bir hücresine kadar yayılmaya, inmeye başladı."
Yıllardır bu konuda uyarılarda bulunuyoruz. Türkiye'de hiç kimsenin hayatının artık güvende olmadığını söylüyoruz. ve bunun nelerden kaynaklandığını da aslında hem ifade ediyoruz hem bunlarla ilgili alınması gereken tedbirlerden bahsediyoruz hem bu proaktif siyaset yoksunluğunun nedenlerine işaret ediyoruz hem de bunların yapısal meseleler olduğunu da söylüyoruz. Çoğu ne yazık ki bugün okullara kadar varan 'çocuk şiddeti' olarak ifade etmek durumunda kaldığımız şey tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Dolayısıyla tek bir nedenden kaynaklanmayan, yapısal nedenleri de olan bir mevzuyu ele aldığımızda ve bunun sonuçlarını ortadan kaldırmak istediğimizde yalnızca günlük birtakım açıklamalar, kurulan komisyonlar, bu komisyonların araştırmaları, raporları yetmiyor, yetersiz kalıyor.
Bugün yaşadıklarımızla birlikte görüyoruz ki yalnızca okullarda yaşanan şiddet değil, her alana yayılmış olan, adeta -bunu daha önce yeni doğan skandalı olarak ortaya çıkan bebek ölümlerinde de ifade etmiştik- sapır sapır bir dökülme hali var Türkiye'de. Ahlaki olarak bunu değerlendirmek gerekiyor. Nasıl bu günlere varıldı, nedenleri üzerinde bir geniş tartışmaya ihtiyaç var ve bu sonuçları ortadan kaldırmak için bundan sonra kısa, orta, uzun vadeli ne tür politikalar geliştirmek gerektiğini de konuşmak gerekiyor. Toplumsal kutuplaşma, şiddetin normalleştirilmesi, ne yazık ki kullanılan siyasal dil ve bunun topluma yansıması, antidemokratik uygulamaların artıyor olması, dolayısıyla hukukun üstünlüğünden yoksun kalmış bir toplumsal gerçekliğin ortaya çıkması, eğitim kurumlarını da sağlık kurumlarını da hayatın her alanını böyle etkiliyor. O sebeple bu yalnızca şundan kaynaklıdır deyip geçiştiremeyiz. Geniş bir toplumsal ve politik iklimin yansıması olarak değerlendirmek gerekiyor bu konuyu.
Elbette DEM Parti olarak eğitimin güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyoruz, bunun için mücadele ediyoruz, eşitlikçi olması gerektiğini düşünüyoruz, kapsayıcılıktan bahsediyoruz, özgürlükçü bir eğitim öğretim anlayışının Türkiye'de neden gerekli olduğunu yıllardır anlatmaya çalışıyoruz. Ancak şunu da görmek gerekir: Bu tür zamanlarda siyasi sorumlular hiçbir zaman sorumluluklarını kabul etmediler. Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu en kritik noktalardan biri budur işte. Siyasi sorumluların burada siyasi sorumluluklarını kabul etmesi.
Güvenlik tedbirlerini artırmak tabii ki önemli. O olanları korumak elbette önemli ve değerli ve bunlar zaten yapılması gerekenler. Ama bunlar yetmez tek başına. Esaslı politik değişimlere ihtiyaç var. Yapısal sorunları ortadan kaldırmak için yapısal dokunuşların mutlaka ortaya çıkması gerekir. Bunun için de öncelikle siyasi sorumluluğu kabul etme erdemini göstermeliyiz. Bugün televizyonları izleyenler hakim bir şiddet dilinden başka ne görüyorlar? ya da sosyal medya platformları… Ancak bunları da tek etken olarak gösteremeyiz. Çoklu etkeni olan ve pek çok parametre üzerinden değerlendirilmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız."
Siyasi ve idari sorumluluğu bulunan herkesin hesap vermesi gerektiğini ifade eden Doğan, "Tabii ki bu olayın tüm boyutlarının araştırılması, ortaya çıkarılması, bağımsız ve şeffaf bir soruşturmanın yürütülmesi gerekiyor. Biz, DEM Parti olarak bu konuya dair bir rapor hazırlığı içindeyiz. Aynı zamanda acılı ailelerin kederlerini paylaşmak, orada, sahada yaşananları da görmek, yakından gözlemleyebilmek, bunu kamuoyuna aktarabilmek, bundan sonra benzer şiddet olaylarının yaşanmaması için gerekenleri yapmak, bu tespitleri de doğrudan şeffaf bir biçimde kamuoyuna ulaştırmak için Grup Başkanvekilimiz Sezai Temelli ve Merkez Yürütme Kurulu Üyemiz İlknur Birol'dan oluşan bir heyetimiz, milletvekili arkadaşlarımızla birlikte Maraş ve Urfa'ya giderek yaşanan şiddetin nedenlerini, önleyici tedbirlerinin neden olabileceğini sizlerle de paylaşmak üzere oradalar" diye konuştu.
Milli Eğitim Bakanlığı'na seslenen Doğan, "Protesto hakkı anayasal bir haktır ve böylesi bir zamanda insanlar protesto haklarını kullanmayacaklarsa ne zaman kullanabilecekler? Bugüne kadar bu protesto hakkı hep bazı insanlara, bazı kesimlere yasaklandı. Anayasal hakkın kullanımı önündeki bariyerleri, engelleri kaldırın. İnsanların böyle bir günde bu haktan yararlanmalarını engellemeyin. Artık aynı yöntemlerde ısrardan vazgeçin. Eğitim kurumları güvenli alanlar olmak zorunda ve buraların güvenli alanlara dönüştürülmesi için insanlar itirazlarını açık bir biçimde ifade etmek istiyorlar. Biz bu mücadelenin yanında duruyoruz ve bunu sonuna kadar destekliyoruz. Buna kurulan bariyerlerin, barikatların da kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz" dedi.
Doğan, Gülistan Doku soruşturmasındaki gelişmelere ve Narin Güran cinayeti davasına ilişkin de şunları söyledi:
"Birkaç saat önce Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, özellikle bu ülkede kadınlara yönelik şiddet, şüpheli ölümler, 'intihar' diyerek geçiştirilen vakalar, yıllardır kadınların, kadın kurumlarının, kadın örgütlerinin, bazı siyasi partilerin ısrarlı mücadelesi sayesinde vazgeçmedikleri için bugün farklı boyutları açığa çıkan Gülistan Doku'dan başlayarak bugün duruşması görülen Narin Güran'a kadar genişçe partimizin politikalarını içeren bir basın toplantısı yaptı. Bunlar birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceği gibi cezasızlık politikalarından da ayrı değerlendirilemez. Biz de buradan tekrar sesleniyoruz: Ucu kime ve nereye dokunursa dokunsun, bu olaylar aydınlatılmalı ve karanlıkta bırakılmamalı artık. 6 yılda geçse, 10 yılda geçse, 16 yılda geçse bu adalet mücadelesi, bugün Gülistan Doku isminde simge hale gelen adalet mücadelesi bizim mücadelemizdir ve biz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Bu olayın failleri kim olursa olsun mutlaka bunun ortaya çıkarılmasını sağlayacağız."
Son Dakika › Güncel › DEM Partisi'nden Protesto Çağrısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?