Emep Genel Başkanı Aslan: "Tüm Emek ve Demokrasi Güçlerini Yan Yana, Omuz Omuza Mücadele Etmeye Davet Ediyoruz" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

Emep Genel Başkanı Aslan: "Tüm Emek ve Demokrasi Güçlerini Yan Yana, Omuz Omuza Mücadele Etmeye Davet Ediyoruz"

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
 Güncelleme: 

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, 2025 yılı değerlendirme toplantısında, “Başta işçi sınıfı mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz. Parti üyelerimiz, çevremiz, çeperimiz, gençler, kadınlar olarak saray düzenine son verecek mücadeleyi büyütmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz. Tüm emek ve demokrasi güçlerini yan yana, omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz" dedi.

(ANKARA) - Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, 2025 yılı değerlendirme toplantısında, "Başta işçi sınıfı mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz. Parti üyelerimiz, çevremiz, çeperimiz, gençler, kadınlar olarak saray düzenine son verecek mücadeleyi büyütmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz. Tüm emek ve demokrasi güçlerini yan yana, omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz." dedi.

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İstanbul İl Başkanlığı binasında yaptığı basın açıklamasında, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partisinin 2026 yılına ilişkin talep ve dileklerini de paylaşan Aslan, şunları kaydetti:

"2025 yılı saray düzeninin başta işçi ve emekçiler olmak üzere bütün halk kesimlerine karşı sömürü ve baskı politikalarını artırdığı; özgürlük, demokrasi, barış, insanca yaşam, can güvenliği, hak, hukuk, adalet isteyenlere yönelik her türden baskı ve şiddetin kullanıldığı bir yıl oldu. Soruşturmaların, tutuklamaların peş peşe geldiği muhalefet 2025 yılını adliyelerde, cezaevleri önünde ve sokakta direnerek geçirdi. 2025, halkı saray rejimi eliyle yoksullaştırmanın yılı oldu. 2025 yılında saray rejimi politikaları tam bir çürüme ve yozlaşmayı beraberinde getirmiştir. Çeteleşme sokaklara kadar inmiş, uyuşturucu kullanımı yaygınlaşmış, kumar ve bahis rutin hale gelmiş, mafya her alanda düzen kurmuş, iktidar içinde güç savaşları belirmiş, çeteler, mafya, uyuşturucu tacirleri, kaçakçılar görmezden gelinmiş, mızrak çuvala sığmayınca operasyonlar yapılmıştır. Yapılan operasyonlar gerçekleri açığa çıkarmadığı gibi, esas bu çürümenin arkasındaki büyük güçlere yönelmemiştir. Çürüme ve yozlaşma derinleşerek sürmektedir."

Aslan, asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Geçen yıl belirlenen asgari ücret, 2025 yılının Şubat ayından itibaren açlık sınırının altında kalmıştı. Çalışanlar sadece bir ay açlık sınırının üzerinde asgari ücret alabilmişti. 2026'da ise işçiye, emekçiye bu bile çok görüldü asgari ücret daha açıklandığı anda ve Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa açlık sınırının altında kaldı. Utanmadan, sıkılmadan ülkede en çok ödenen maaş durumundaki asgari ücreti açlık sınırının altına sabitlediler. Bitirdiğimiz 2025 yılında, aynı zamanda saray rejiminin emriyle TÜİK tarafından ücretleri baskılamak için sahte enflasyon raporları üretilerek, halkın açıkça soyulduğuna tanıklık ettik. Asgari ücretin belirlenme sürecinde, asgari ücret tespit komisyonunun demokratik olmadığı gerekçesini öne süren Türk-İş ve Hak-İş, komisyon toplantılarına katılmayarak iktidarın ekonomik politikalarının dayanağı oldular.

"2025 yılında ne ücrette ne de vergide adalet sağlandı"

Sadece asgari ücrette değil, 2025'teki kamu sözleşmeleri sürecinde de benzer bir durumu yaşadık. Saray ve onun hizmetindeki sendikal bürokrasi yüzbinlerce kamu işçisinin sözleşmelerini enflasyonun çok altında bir oranla imzalayarak yoksulluk içinde yaşayacakları iki yılın kapılarını açmış oldu. Kamu emekçileri de aynı akıbetle karşılaştı. Saray düzeninin arka bahçesi haline gelen kimi sendikalar, Şimşek programına teslim olup, kamu emekçilerine sormadan milyonları sefalete sürükleyen sözleşmelerin altına imza attı. Açlık sınırının altında belirlenen asgari ücret, yoksulluk ve sefalet ücreti olarak imzalanan kamu işçileri ve kamu emekçileri sözleşmelerinin sonuçları milyonlarca işçi ve emekçi için 2026 yılının daha zor geçeceği anlamına geliyor. Emekliler ise adeta yok sayılıyor, insan olarak görülmüyor. 2025 yılında ne ücrette adalet ne de vergide adalet sağlandı.

"Sermaye, saray düzeni hem sömürüyor hem yoksullaştırıyor hem öldürüyor"

Milli Eğitim Bakanlığı'nın hayata geçirdiği Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) programının çocukların hayatına mal olduğunu söyleyen Aslan, "İşçi sınıfı sadece yoksullaşmıyor, düşük ücret almıyor, canından oluyor. 2025 yılında iş cinayetlerinde hayatlarını kaybedenlerin sayısı İSİG meclisinin kesinleşmeyen verilerine göre 91'i çocuk, en az 2 bin 100 iş cinayeti yaşandı. MESEM programı başladığı günden 2025 Ocak sonuna kadar eğitimden uzaklaştırılan, haftanın 4-5 günü günde 10 saat çalıştırılan en az 17 MESEM'li çocuk hayatını kaybetti. Sermaye, saray düzeni hem sömürüyor hem yoksullaştırıyor hem öldürüyor" dedi.

2025 yılında yaşanan kadına yönelik şiddet olaylarına da dikkati çeken Aslan, "2025'te kadınların da can güvenliği yoktu. 2025'in 11 ayında en az 527 kadın katledildi. Kadınlar her alanda ayrımcılığa uğruyorlar. İş yerinde, sokakta, evde her an ölümle yüz yüze geliyorlar. Kadın katillerine 'iyi halleri' nedeniyle indirimler hatta 'ödül gibi' cezalar veriliyor. Kadınlar devlet tarafından korunmuyor, yüzlerce kadın yaşanan şiddet politikalarının sonucunda hayatını kaybediyor. Saray rejimi ise sözde 'aile yılı', 'aile on yılı' kutluyor. Saray politikaları kadını giderek bağımlı hale getirirken, İstanbul Sözleşmesi'nden imzasını çeken iktidarın kadınlara dönük politikalarının altında yatan gerçek, kadını eve hapsetmek ve cinsiyeti nedeniyle eşitsizliğini derinleştirmekten başka bir şey değildir" diye konuştu.

"Gayrisafi milli hasıladan ayrılan yüzde 1 destekleme oranı ancak binde iki olarak gerçekleşiyor"

Aslan, çiftçiye ve üreticiye yeterli destek verilmediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

"Üretici köylüler ürünlerini maliyetin altında fiyatlara satamazken, çiftçilere kamu kaynaklarından verilen destek son yıllarda en düşük seviyeye indi. Destekleme primi verilmedi. Gübre, mazot, tarım sigortası desteği zaten yok. Fındıktan çaya, buğdaydan arpaya hiçbir tarımsal ürüne, canlı hayvan besiciliğine destek yok. Aslına bakarsanız çiftçiye, üreticiye, köylüye yaşam hakkı yok. Gayrisafi milli hasıladan ayrılan yüzde 1 destekleme oranı ancak binde iki olarak gerçekleşiyor. Ama sorsanız kendileri 'ekonomist'... Halk bu yüzden ucuz gıdaya ulaşamıyor ama umurlarında değil" dedi.

"Gerçeklerden uzak haberciliği için her olanak seferber edildi"

Basın özgürlüğü konusuna da değinen Aslan, "2025 yılı gazetecilik mesleğinin yargılandığı, adli kontrol altına alındığı, RTÜK cezaları ile durdurulmak istendiği, ilan kesme tehditleri yöneltildiği bir yıl oldu. Saray halkın haber alma hakkının da üzerinde tepindi. Tutuklanan gazeteciler, ceza yağdırılan gazete ve televizyonlar. Tele1'e kayyım atandı, Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ casusluk suçlamasıyla tutuklandı. Basın ve yayın organlarına 36 kez idari para cezası verilirken, 8 farklı karar ile 28 kez yayın durdurma cezası verildi. Cezaevinde 11 gazeteci tutsakken, 2025 yıl içerisinde en az 94 gazeteci hakkında gözaltı kararı verildi. 28 gazeteci tutuklanıp tahliye edildi. En az 55 gazeteci hakkında adli kontrol tedbiri kondu. Evrensel gazetesine, basın ilan kurulu tarafında ilan vermeme tutumu 2025 yılında sürdü. Yandaş gazeteciliğin, havuz medyasının tüm muhalefete dönük pervasızca gerçeklerden uzak haberciliği için de her olanak seferber edildi" ifadelerini kullandı.

"Başta Ekrem Başkan olmak üzere halkın oylarıyla seçilmiş onlarca belediye başkanı gözaltına alındı, tutuklandı"

Türkiye'de uygulanan hukuk politikalarını eleştiren Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tutuklamalarla, hukuksuzlukla, adaletsizlikle geçen bir yıl. Yargı saray rejiminin muhalefeti ezme, kriminalize etme aracı olarak kullanıldı. AKP döneminin yetiştirdiği ve atadığı, hakim, savcılar eliyle tüm halka, muhalif kesimlere gözdağı verildi. 19 Mart'ta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun diplomasının iptali ile başlayan süreçle, başta Ekrem Başkan olmak üzere halkın oylarıyla seçilmiş onlarca belediye başkanı gözaltına alındı, tutuklandı, yerlerine kayyım atananlar oldu. Daha önce DEM Parti belediyelerinde yapılan görevden alma ve kayyım atamalar 2025'te CHP belediyelerine kadar genişletildi.

"Bugün Kürt sorununda bir 'süreç' konuşulurken AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları halen uygulanmıyor"

İBB Başkanının gözaltına alınması, tutuklanması karşısında, gösteri yasaklarına rağmen milyonlarca insan iradelerine sahip çıkmak, saray düzenine dur demek için antidemokratik uygulamalara karşı sokaklara döküldü. Kitlesel olarak gelişen bu güçlü hareketin en dinamik kesimi ise üniversite gençliği oldu. Uyuşturucu baronları, çete, mafya kol gezerken demokrasi mücadelesinde yerini alan onlarca, yüzlerce genç gözaltına alındı, tutuklandı, şiddete maruz kaldı. Adaletsizlik her gün biraz daha derinleşti. Bugün Kürt sorununda bir 'süreç' konuşulurken AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları halen uygulanmıyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobane tutsakları, Gezi tutsakları, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Osman Kavala, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Selçuk Kozağaçlı, tutuksuz yargılanması gereken belediye başkanları siyasi rehine olarak tutulmaya devam ediliyor."

Aslan "mücadele çağrısı"nda bulunarak, "Başta işçi sınıfı mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz. Parti üyelerimiz, çevremiz, çeperimiz, gençler, kadınlar olarak saray düzenine son verecek mücadeleyi büyütmeye ve örgütlenmeye çağırıyoruz. Tüm emek ve demokrasi güçlerini yan yana, omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz. 2025 yılının 27 Eylül günü açıkladığımız bildirgemizi hatırlatarak, saray rejimine karşı mücadele çağrımızı yineliyoruz. Saray rejimine karşı; ekmek, barış, özgürlük için birleşmeye ve mücadeleye" dedi.

Kaynak: ANKA