Hüseyin Çelik'ten Terör Örgütü Değerlendirmesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Hüseyin Çelik'ten Terör Örgütü Değerlendirmesi

Hüseyin Çelik\'ten Terör Örgütü Değerlendirmesi
22.11.2012 14:11  Güncelleme: 14:09

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bölücü örgütün silah bırakması konusundaki girişimlerini değerlendirdi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, bölücü örgütün silah bırakması konusundaki girişimleri değerlendirirken, "Kan dursun, şiddet bitsin, gözyaşı dinsin, evlatlarımız heba olmasın ama kim etkili olacaksa olsun"dedi.

Çelik, parti genel merkezindeki basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi.

Cezaevlerindeki açlık grevlerinin sona erdiği süreçte taviz verildiği eleştirilerine tepki göstererek, "Bu iddialar gerçekle kesinlikle bağdaşmamaktadır"dedi.

Açlık grevlerinin sona ermesi için 3 talepte bulunulduğunu hatırlatan AK Parti Sözcüsü Çelik, " Abdullah Öcalan'a tecridin sona erdirilmesi, anadilde savunma ve anadilde eğitim hakkı istiyorlardı. Biz, Öcalan'a tecrit uygulanmadığını başından beri söylüyoruz. Orada aynı suçtan mahkum olmuş başkaları da var. Tek başına dünyadan izole edilmiş değil. Ayrıca ailesinden kim istiyorsa gidip görüşebiliyor" diye konuştu.

Hakkındaki hüküm kesinleşmiş olan mahkumların, avukatlarıyla görüştürülmediğini hatırlatan Çelik, "Aslında Öcalan'ın şu anda AİHM'de açılmış olan bir davası var. Özellikle avukatlarla görüşme sağlansın diye eften püften, çerden çöpten davalar açılıyor. Bugüne kadar bu manada bir iyi niyet gösterisinde bulunulmuştur, hükümet tarafından, devlet tarafından. Avukatlar maalesef... Bu iyi niyetten, kötü niyet, bu iyi niyetten maraza çıkmıştır. İş kuryelik meselesine dönüşmüştür. Dolayısıyla bu konuda bir tavır ortaya konulmuştur" dedi.

Çelik, Öcalan'ın bugün itibarıyla avukatlarıyla görüşmesinin söz konusu olmadığını kaydetti.

Anadilde savunma konusunda ise açlık grevi yapan çevrelere bir taviz verilmediğini ifade eden Çelik, açlık grevleri öncesinde Eylül ayında yapılan AK Parti 4'üncü Büyük Kongresi'nde açıklanan vizyon kitapçığında da bu konuya yer verildiğini anımsattı. Çelik, şöyle devam etti:

" PKK'nın, BDP'nin şöyle bir propaganda yöntemi var; Hükümet, AK Parti demokratikleşme anlamında ne yaparsa, ne yapmak isterse, onlar önce bunu kendi iddiası olarak ortaya atıyorlar ve 'hükümet aslında bunu yapmak istemiyordu biz dayattık yaptı' şeklinde bunu kendi lehlerine çevirmek istiyorlar.

Anadilde savunma meselesinde, PKK memnun olsun diye, BDP bundan hoşnut olsun diye veya başka birilerine bir taviz olsun diye gündeme getirilmemiştir. Bu karar alındığında Türkiye'nin gündeminde açlık grevi diye birşey yoktu."

-"Anadilde savunma taviz değil"-

Hüseyin Çelik, anadilde eğitim konusunda ise şunları söyledi:

"Anadilde eğitim de şu anda Türkiye'nin gündeminde değildir, AK Parti'nin gündeminde de değildir. Herkesin ana dili anasının ak sütü kadar helaldir. Bu bir haktır aynı zamanda. Biz anadil meselesine MHP gibi inkarcı olarak da yaklaşmıyoruz, BDP gibi istismarcı olarak da yaklaşmıyoruz. Biz bunu en tabii insan hakkı olarak görüyoruz. AK Parti gelinceye kadar bu konuda takınılmış olan tavrı da gayriinsani olarak buluyoruz. AK Parti, inkar, ret ve asimilasyon politikalarını Türkiye'nin gündeminde çıkarmıştır. Bu konuda ne yapılması gerekiyorsa, yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. 'Bu nereye kadar gidecek-' İleri demokrasi nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidecek. İleri demokrasiye sahip olan ülkeler nereye kadar gitmişse biz de oraya kadar gideceğiz. İnsana saygının gereği olarak bunu yapmak zorundayız."

Demokratikleşme adımlarının zaman içinde atılması gerektiğini ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, "Zamanın ruhu diye bir şey vardır. Zaman en iyi ilaçtır. 2003'te yapılacak bazı şeyler darbe sebebi sayılırdı. Ben Milli Eğitim Bakanlığım esnasında '19 Mayıs gösterilerini stad dışına çıkaralım' dediğimde, bu konu parti kapatma sebebi yapıldı. Bizim demokrasi standartlarımız emekleyen bir demokrasi standardı olmayacak. Bu anadil tabusundan kesinlikle kurtulmamız gerekiyor"diye konuştu.

Kamu hizmetlerine erişimde anadil konusunda ise Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala'nın başkanlığında bir çalışma yürütüldüğünü açıklayan Hüseyin Çelik, "Kamu hizmetlerine erişimde bunun boyutlarının nasıl olacağı şeklinde bir çalışma yapılıyor. Bu, sabahtan akşama hayata geçirilecek konular değildir. Kısa, orta ve uzun vadede gerçekleşecekler var. Türkiye, ayrımcılıkla, ırkçılıkla mücadele edecekse, kendisini bu ayıptan kurtarmak zorundadır. Gündeminden, mevzuatından çıkarmak, ders kitaplarından temizlemek durumundadır. Hastanede, vakfa müracaat ederken, karakola müracaat ederken, bir yerde bir vatandaş eğer anadil problemi yaşıyorsa bu ayıptır, yaşamamalıdır" dedi.

-"Tam zamanı bu"-

Başkanlık sisteminin içeriğine ilişkin sorusu üzerine Çelik, şunları kaydetti:

"Bugün Türkiye'de anayasa tartışması yapılıyor, yeni bir anayasa yapılıyor. Yeni bir anayasa yapılırken sistemle ilgili bir teklifte bulunmayacaksınız da ne zaman bulunacaksınız- Mesela Hal Yasası görüşülürken bu sistemi teklif edelim mi biz veya gümrükle ilgili bir şey görüşülürken- Tam zamanı bu. Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda yasamayla ilgili, yasama meclisiyle ilgili bölüme gelindi. Peki bu yasama meclisi parlamenter demokratik sisteme göre mi olacak, başkanlık sistemine göre mi olacak- Tabii ki AK Parti, başkanlık sisteminin Türkiye için daha faydalı olacağına inandığı için yasama bölümüyle ilgili sadece metni gönderdi oraya.

Başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi veya partili cumhurbaşkanı bizim olamazsa olmazımız değil. Eğer bunu kabul etmezse Uzlaşma Komisyonu'ndaki diğer partiler, biz masadan kalkarız gibi bir iddiamız yok. 'Biz küstük oynamıyoruz' demeyeceğiz. Bizim teklifimiz bu. Zaten eğer Uzlaşma Komisyonu'nda herkes, diğer siyasi partiler bunu kabul etmezse, orada maddeler oybirliğiyle kabul ediliyor, kabul edilmeyecek demektir."

Çelik, "Başkanlık sistemi, yarı başkanlık sistemi veya partili cumhurbaşkanlığı taleplerimiz kabul edilmediği zaman biz bu Uzlaşma Komisyonu'ndan çekileceğiz, biz yeni anayasa yapmayız gibi bir tavrımız olmadı, olmayacak. Ama talebimiz bu" dedi.

Çelik, konuyla ilgili başka bir soru üzerine kendilerinin getireceği başkanlık sisteminde kontrol ve karşı kontrol mekanizmalarının olmasının önerildiğini de söyledi.

-"Amca, dayı, bey demek bile yasak"-

Başka bir gazetecinin tekke ve zaviyelerle ilgili Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın sözlerini ve yaşanan tartışmaları hatırlatması üzerine Çelik, bazı unvanların kullanılmayacağına, bazı kıyafetlerin giyilmeyeceğine dair devrim kanunlarının olduğunu hatırlattı.

Bu kanunlara göre başta kendisi olmak üzere salondaki tüm erkeklerin başlarında şapka olmamasından dolayı suç işlediğini vurgulayan "Bu devrim kanununa göre böyle. Arkadaşınıza 'Ahmet Bey, Mehmet Bey' diye hitap ediyorsunuz, generallerimize 'Paşam' diye hitap ediyoruz. 'Amca, dayı, bey' demek bile yasak. Öyle mi değil mi- Bunun şu anda pratikte bir uygulaması var mı- Yok" dedi.

Mevlevilik ve Bektaşilik'in de söz konusu kanuna göre yasak olmasına rağmen fiili olarak serbest olduğuna işaret eden Çelik, "Bu çelişkileri bu toplum düzeltmelidir" dedi

-"Evlatlarımız heba olmasın ama kim etkili olacaksa olsun"-

AK Parti Sözcüsü Çelik, bir gazetecinin, "Açlık grevlerinin ardından PKK'nın ateşkes için de adres olarak İmralı'yı göstermesi, uluslararası bir hamle olarak değerlendiriliyor. Ateşkes için, teröristbaşının çözüm denklemi içinde yer alması Türkiye için hayırlı mıdır-" sorusuna şu karşılığı verdi:

"Biz, dağlarda eli silahlı birer ölüm makinesi haline getirilen PKK'lı gençlere sürekli çağrıda bulunduk. Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve bizler.

'İnsan öldürmeyi bırakın, siz de ölmeyin' dedik. Sonuç itibarıyla 'hem ölüyorsunuz hem öldürüyorsunuz bundan vazgeçin' dedik. Bu insanlar silahı bıraksınlar. Terörle değil, medeni yollarla herkes taleplerini dile getirsin ama bunu kim sağlarsa sağlasın. Yani Ahmet mi devreye girer, Mehmet mi devreye girer, şu mu etkili olur, bu mu etkili olur. Bizim derdimiz üzüm yemektir, bağcıyla ilgili bir derdimiz yok. Habur bu iyi niyetle atılmış bir adımdı, yol kazasına dönüştürüldü. Tekrar altını çiziyorum. Türkiye'de demokratik yollar açıktır. Herkesin demokratik değerler platformunda kendini ifade etme yolu açıktır. Şiddet, kaba kuvvet ve terör, artık bir çözüm aracı olamaz, insanların kendini ifade etme biçimi olamaz. Geçmişte birileri bu mazeretlere sığınabilir, 'başka çarem kalmadı' diyebilir ama bugün bu mazeretlere sığınamazlar. Dolayısıyla kan dursun, şiddet bitsin, gözyaşı dinsin, evlatlarımız heba olmasın ama kim etkili olacaksa olsun. Fakat şunun da bilinmesi gerekiyor. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hiçbir teröristle, hiçbir teröristbaşıyla oturup, bunun üzerinden bir pazarlık yapmaz. Birileriyle temas şu veya bu düzeyde, istihbarat örgütleri düzeyinde veya belli devlet memurları düzeyinde temaslar olabilir ama bunu birileri pazarlık olarak değerlendirirse bu yanlış olur. Biz böyle bir pazarlık içinde değiliz."

-Büyükşehir Yasası-

AK Parti Sözcüsü Çelik, muhalefet partilerinin Büyükşehir Yasası'na yönelik eleştirilerini de cevapladı.

Fransa'da 36 bin belediye bulunduğuna ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu söyleyen Çelik, "Bizde köy muhtarlığı dediğimiz şey Fransa'da belediyedir. Köy muhtarlarının bugüne kadar belediyenin yapması gereken işleri yaptığına kimse şahit olmuş mudur- Bizim öyle beldemiz var ki binası vardır, ötesinde de bir şeyi yoktur. Hatta binası olmayan da vardır. Köylerimizin temizliğinden memnun musunuz- Köylerimizde çöp toplanmıyor, köylerde çöp toplanmasından kim rahatsız olabilir"dedi.

Belediye Yasası'nın TBMM'de bekletildiği ve bunun gerekçelerine yönelik iddialara ilişkin soru üzerine Çelik, "TBMM yönetiminin de 'bunu biraz daha burada tutalım' diye bir eğiliminin olacağı kanaatinde değilim" diye konuştu.

Çelik'in "Kanun, Sayın Cumhurbaşkanımıza intikal etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından incelenmektedir" demesi üzerine gazeteciler Çelik,

"Kanun Cumhurbaşkanı'na gönderildi mi" diye sordu. Bunun üzerine Çelik, şunları kaydetti:

"Ben gönderildi diye biliyorum. Eğer TBMM tarafından Cumhurbaşkanı'na gitmediyse. CHP'li heyet ayrı gidiyor, Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Partili heyet ayrı gidiyor. Niçin gidiyor onu da ben... Siz gitmedi diye mi biliyorsunuz- Doğrusunu isterseniz ben gitti mi gitmedi mi o tarafını bilmiyorum. Eğer gitmediyse de bu teknik zaruretlerden kaynaklanmıştır. Eninde, sonunda, 5 gün sonra, 10 gün sonra, Sayın Cumhurbaşkanımız gerekli incelemeleri de yaptıktan sonra, Sayın Cumhurbaşkanının takdirinin tabii nasıl olacağını bilmiyoruz. 5 gün, 10 günlük bir gecikme kimseye bir şey sağlamaz. Ben burada bir kötü niyet olacağı kanaatinde değilim ama dediğim gibi o işin detayını da bilmiyorum."

Hüseyin Çelik, bir gazetecinin, bazı AK Parti üyelerinin CHP'nin de üyesi olduğunun ortaya çıktığına ilişkin iddiaları anımsatması üzerine, "Üye sahtekarlıkları hiç bize göre değil. Bunu kim yaparsa bedelini ona pahalıya ödetiriz. Kim olursa olsun, hangi düzeyde olursa olsun" dedi.

(Bitti)

Muhabir: Hasan Öymez-Sarp Özer-Mehtap Yılmaz

Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Hüseyin Çelik'ten Terör Örgütü Değerlendirmesi - Son Dakika


Advertisement