ÖMER ÜRER - 12 Kasım 1999 Düzce depreminin gerçekleştiği hafta sonu düğünleri olan Ayşe ve Mustafa Keleş çifti, depremin hemen ardından kurdukları deprem çadırında hayatlarını birleştirerek hüznü mutluluğa çevirdi.
Merkez üssü Kaynaşlı olan ve ilçenin adeta yerlebir olduğu 12 Kasım 1999 Düzce depreminde acı hikayelerin olduğu kadar, o günkü acılarını unutup "hayat devam ediyor" dedirten hikayeler de olmuştu.
Bu hikayelerden biri Ayşe (33) ve Mustafa Keleş (39) çifti. Şuanda biri 13 biri ise 4 yaşında iki çocukları bulunan çift, deprem öncesi evliliğe karar vermiş, nişan törenlerini gerçekleştirip düğün tarihi için gün belirlemişlerdi.
Deprem sonrası aileleriyle çarıdlarda kalan Keleş çifti, nikah salonun yıkılması ve yaşanan acılar nedeniyle mutluluklarını erleme kararı almıştı.
Evlilik hayalleriyle ilgili ellerinde tek anı olarak düğün davetiyeleri kalan çift, tüm bu acıları, hüznü mutluluğa çevirmek için harekete geçerek deprem sonrası kurulan çadırlardan birini düğün evi olarak belirlemiş ve "dünya evi" tabirini "dünya çadırı"na çevirdiler.
O günlerde yaşadıkları güçlükleri AA muhabirine anlatan Mustafa Keleş, 12 Kasım depremi öncesi Marmara bölgesini sarsan 17 Ağustos depreminden çok etkilenmediklerini ve deprem sonrası nişanlandıklarını, hemen ardından da düğünü yapmaya karar verdiklerini söyledi.
"12 Kasım depreminden bir kaç gün sonra düğünümüz vardı" diyen Keleş, şöyle konuştu:
"Salonu kiralamıştık . Cuma akşamı deprem olduğu için düğünü ertelemek zorunda kaldık. Bizim için sevinç içinde gerçekten hüzünlü anlardı. 12 Kasım'da hem hüznü hem sevinci yaşadık. Düğünü ya çok erteleyecektik ya da hemen yapacaktık. Düğün salonlarının açılması iki seneyi bulacaktı. Zaten o dönemde herkes çadırda kaldığı için farklılık olmayacaktı. Eşim de çadır da kalıyordu, benim ailem de çadırda kalıyordu. Gelini çadırdan aldık çadıra götürdük."
-"Deprem sonrası kurduğumuz çadırı düğün çadırına dönüştürdük"
Bu olayların kendilerine çok şey öğrettiğini anlatan Keleş, "Depremden önce, önceliklerimiz farklıydı. Çok eşyamız ve güzel bir evimiz olsun istiyorduk. 13 Kasım'a uyandığımıza bizim için en önemli şey çadırdı. Depremin etkisiyle eve çıkamıyoruz. Zenginin de fakirin de o esnada istediği tek şey Kızılay çadırının olmasıydı. Babam köye bir çadır yapmıştı. Biz de süsledik onu. Lüks geliyordu bize. Evlendikten sonra bir süre çadırda kaldık. Daha sonra prefabrik eve geçtik" diye konuştu.
Keleş, yeni evli oldukları için kendilerine prefabrik ev verildiğini anlatarak, "Zorluk yaşadığımız anlarda dönüp geriye bakıyoruz ve o günler bize güç katıyor. Evlendiğimizden itibaren çok sıkıntılar yaşadık. Bugün şükrediyoruz. İşin en güzel yanı ise düğünün masrafsız olmasıydı. Çünkü alsak bile koyacak yer yoktu. Çadıra ne sığarsa onu aldık" ifadesini kullandı.
- "Çocukalrımıza anlatıp bilinçlendiriyoruz"
"Çocuklarımıza o günleri anlatıyoruz" diyen keleş, "Özellikle kızım eski hikayeleri dinlemeyi seviyor. Biz ne kadar anlatsak da depremi yaşamadıkları için ki, Allah da yaşatmasın, tam tehayül edemiyorlar. Yeni nesil çok daha bilinçli. Deprem esnasında ben ne olduğunu anlayamadım. Şimdi ev yaptırırken kızımız bizi uyarıyor. Zamanında bunları yaşayıp kayıplar vermişsiniz, şimdi daha sağlam yapalım diyor" diye konuştu.
Keleş, o dönemde büyük bir kargaşanın yaşandığını anlatarak. "Ancak hayat devam ediyor, yapacak çok da birşeyimiz yoktu ve herkes benzer acılar yaşıyordu. Ancak o dönemde demek ki acı sınırımız hayli yüksekti ki oradan da bir mutluluk çıkardık" dedi.
- "Çadıra gelin gitmek biraz hüzünlüydü"
Ayşe Keleş ise çadıra gelin gitmenin asla aklına gelmeyecek bir durum olduğunu anlatarak, " Hafızamda beni yaralayan tek şey düğünümün olmamasıydı. Çadırda kına gecesi yaptık. Çevremizdekilerin çoğunun kayıpları vardı. Kimisi eşini, kimisi çocuğunu kaybetmişti. O mutluluğun tadına varamadık. Kına gecem oldu, ertesi gün gelin almayla çadıra gittik" diye konuştu.
Genelde evliliklerin ilk aylarının tadının başka olduğunu vurgulayan Ayşe Keleş, şunları söyledi:
" Evliliğin ilk aylarında kimse size dokunmaz, istediğiniz gibi gezer tozarsınız. Biz sıkıntıyla evlendik zaten. Çadırda kalıyoruz. Eşim işsizdi. Düzce'de herkes işsizdi. O günlerde sıkıntıları göğüslemek bugün bize yarıyor. Daha önce de yaşadık diyoruz. Kötü günde birbirimizin yanında olmayı biliyorduk."
Son Dakika › Güncel › Hüzünle mutluluğu aynı anda yaşadılar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.