Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - İBB Davası'nda savunma yapan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, "Milyonlarca kişinin oyuyla seçilmiş bir belediye başkanına örgüt lideri demek, İstanbullulara da hakarettir" dedi. Soruşturmanın adil bir yargısal süreçten çok algı operasyonu olarak yürütüldüğünü savunan Ongun, "Boy boy fotoğraflarımız servis edildi, iftira bültenleri yayımlandı. Bu süreç soruşturmadan çok algı operasyonu olarak yürütüldü. Açıkça görüyorum ki bu dosyada özel hedeflerden biri Murat Ongun'dur" ifadelerini kullandı.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası'nın duruşması İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediyor.
Duruşmada savunmasını sürdüren tutuklu sanık Murat Ongun, iddianamenin "örgüt" kurgusunu hedef aldı. Ongun, iddianamede yer alan örgütsel süreklilik, gizlilik, paralel yapı ve hiyerarşi iddialarının hem hukuk hem de mantık bakımından çöktüğünü savundu.
Ongun, iddianamede suç işleme amacının 2015 yılından itibaren kesintisiz sürdüğünün ileri sürüldüğünü belirterek, bunun seçim sonuçlarını kriminalize eden bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Ongun, "İddianame diyor ki suç işleme amacı kesintisiz sürüyor. İddia konusu eylemler ancak seçim kazanılınca edinilecek yetkilerle yapılabilir. Bu durumda burada suç olarak değerlendirilen şey seçim kazanmak oluyor. Çünkü bu mantıkla İstanbul'un tüm seçmeni de üç defa sözde suçların kesintisiz işlenmesine yardımcı olmuş oluyor. Yani 10 milyon İstanbullu seçmen sözde örgüte yardımcı olmuş. Milyonlarca İstanbulluyu zan altında bırakan bir metindir bu" dedi.
İddianamede telefon görüşmeleri, baz kayıtları ve kamera görüntülerinin örgütsel sürekliliğin delili olarak sunulduğunu belirten Ongun, şunları söyledi:
"İddianame diyor ki örgüt mensupları sürekli görüşmüş, iletişim tespit tutanakları, telefon incelemeleri, baz çakışmaları ve kamera görüntüleri ile bu sabitmiş. Aynı iş yerinde çalışan insanların telefonla görüşmesini suç sayan bir iddia olabilir mi? Biz telepati ile iletişim kuramayacağımıza göre elbet bir araya geleceğiz. İster otelde buluşuruz, ister Beyaz Köşk'te, ister Saraçhane'de. O da bizim paşa gönlümüzün keyfine bakar."
Savunmasında örgütsel gizlilik iddialarını da hedef alan Ongun, iddianamenin kendi içinde çeliştiğini söyledi.
Ongun, "İddianame diyor ki, örgüt deşifre olmasın diye gizlilik prensibine riayet etmiş, kamu binaları dışındaki özel yerlerde toplanmış. Şimdi soruyorum, gizlilik prensibiyle hareket eden insanlar yüzlerce güvenlik kamerası olan otellerde mi toplantı yapar? AK Merkez'e girerken kameraya gülümseyerek giriyorsunuz, kayıt deskine kimlik veriyorsunuz, saatiniz kayıt altına alınıyor, asansör kameraları eşliğinde ofise çıkıyorsunuz. O kadar gizli ki AK Merkez'in kayıt defteri ek dosyalarda var. İsimlerimiz ayna gibi sayfalarda parlıyor."
İBB'ye ait çok sayıda daha korunaklı alan bulunduğunu belirten Ongun, "Sarı Köşk var, Fethi Paşa Korusu var, Kemerburgaz Kent Ormanı var, Kartal'daki İBB binası var. İBB'nin gözlerden uzak onlarca güvenli alanı varken, gizli toplantıyı halka açık otelde yapmak ancak avanaklık olur" dedi.
Ongun, iddianamede sözde örgüte ilişkin anlatılanların kendi içinde tutarsız olduğunu savunarak, "Yakın akraba ilişkisi olmayan güvenilir biri üzerinden ofis hazırlayın, yeni hat alın, akıllı telefon kullanmayın, internete bağlanmamış bilgisayar kullanın deniyor. Sonra aynı örgüt halka açık otellerde toplantı yapıyor, herkes akıllı telefon kullanıyor, ortada gizli bilgisayar da yok. Buna örgüt değil, olsa olsa avanaklar takımı denir" diye konuştu.
İddianamede kamuda görevli olmayan kişilerin İBB personeline talimat verdiği yönündeki iddiaları da reddeden Ongun, "Belediye iştirakleri kamu kurumu değil, özel hukuk tüzel kişisidir. Danıştay bunu açıkça söylüyor. Yönetim Kurulu Başkanı olduğum Medya AŞ'de istediğimiz personeli işe alma yetkimiz zaten var. Dolayısıyla dışarıdan gizli bir yapı kurup içeridekilere talimat verdirmek mantıksız. İhtiyaç varsa kişi doğrudan işe alınır. Paralel yapı iddiası safsatadır" dedi.
Örgüt kavramının esas unsurunun irade teslimiyeti olduğunu söyleyen Ongun, Ekrem İmamoğlu ile ilişkisi üzerinden kurulan hiyerarşi iddiasını reddetti. Ongun, "Örgüt demek sadece ast-üst ilişkisi değildir. Aynı zamanda irade teslimiyetidir. Talimatların sorgusuz yerine getirilmesidir. Bu irade teslimi iddiasını reddediyorum. Ekrem İmamoğlu'na duyduğum saygıyı herkes bilir ama bu irademi ona teslim ettiğim anlamına gelmez. Değil Ekrem İmamoğlu, önderim Mustafa Kemal Atatürk dahi gelse sorgusuz sualsiz irademi teslim etmem" ifadelerini kullandı.
İddianamede Ekrem İmamoğlu'nun "tartışılmaz ve karşı konulmaz tek söz sahibi" olarak gösterilmesine de tepki gösteren Ongun, İBB yönetim modelinin tam tersine katılımcı olduğunu savundu.
Ongun, "Vallahi de billahi de Ekrem İmamoğlu'nun böyle biri olmasını çok isterdim ama tam tersi. Bizim kendisinden en çok duyduğumuz cümle şudur; 'Masa kurun.' Yani herkes toplansın, herkes konuşsun, herkes fikrini söylesin. 15-20 kişiyle toplantılar yapıyoruz. Açık söyleyeyim, aşırı demokrasi ve katılımcılığa maruz kaldık. Ne tek söz sahibi var ne karşı konulmaz lider" dedi.
Ongun, İBB'nin iddianamede topyekün kriminalize edildiğini savundu.
"Milyonlarca insanın oyuyla seçilmiş bir belediye başkanına örgüt lideri demek, İstanbullulara da hakarettir" diyen Ongun, şöyle devam etti:"
"Onun atadığı yöneticilere örgüt yöneticisi demek, işe alınanlara örgüt üyesi demek doğrudan İBB'yi suç örgütü ilan etmektir. Bu kabul edilemez. Bizler yasa ile belirlenmiş görevlerde çalışan, ataması yasal şekilde yapılmış kişileriz. Örgüt değiliz. Bu yapının adı suç örgütü değil, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yönetim şemasıdır."
Savunmasının devamında kendisine yönelik özel bir hedefleme yapıldığını savunan öne süren Ongun, soruşturmanın en başından itibaren aleyhine sistematik algı üretildiğini öne sürdü.
Ongun, "Ceza Muhakemesi Kanunu çok açık. Savcı yalnızca aleyhe değil, lehe delili de toplamak zorunda. Peki bana bu hak uygulandı mı? Hayır. Lekelenmeme hakkımız korundu mu? Hayır. Lehe delil toplandı mı? Hayır. Lehime toplanmış tek bir delil gösteremezsiniz" dedi.
Soruşturmanın adil bir yargısal süreçten çok algı operasyonu olarak yürütüldüğünü savunan Ongun, "Boy boy fotoğraflarımız servis edildi, iftira bültenleri yayımlandı. Bu süreç soruşturmadan çok algı operasyonu olarak yürütüldü. Açıkça görüyorum ki bu dosyada özel hedeflerden biri Murat Ongun'dur" ifadelerini kullandı.
Son Dakika › Güncel › Ongun'dan İBB Davası'nda çarpıcı savunma: 'Algı operasyonu' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?