Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "Türkiye olarak bilgiyi hakikatten, hakikati varlıktan, gücü hak ve adaletten, hikayeyi ve anlatıyı anlam ve istikametten ayırmadan yolumuza devam edeceğiz. Temel çabamız, gayretimiz hikayemizi evrensel bir dille anlatmak ama hikayemizin sadece şu grubun, bu hizbin, bu bölgenin, bu şehrin değil bütün coğrafyamızın, bütün insanlığın da bir hikayesi olduğunu fark ederek, kavrayarak bize kulak vermeye gönlü olan, aklı olan, kulağı olan herkesle paylaşmak olacaktır." dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından "Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM), "İletişimde Yeni Paradigma: Bilgi, Güç ve Anlatı" başlıklı oturumunda konuşan Kalın, postmodernizmin büyük anlatılar çağının sona erdiğini ilan etmesinin üzerinden yaklaşık yarım asır geçtiğini belirtti.
Kalın, 1970'li yıllardan itibaren postmodernist düşünürlerin kendilerine akıl, bilim, aydınlanma, ilerleme, din ve toplum gibi büyük anlatıların döneminin geçtiğini, artık kimlik, cinsiyet, etnik kimlikler ve sosyal sınıflar gibi daha mikro ilişkiler ve tarihler üzerinden insanlığın akışının devam edeceği tezini ileri sürdüğünü ifade etti.
İbrahim Kalın, ancak akıl, aydınlanma ve bilim gibi büyük anlatıların yerine neyin konulduğuna bakıldığında, postmodernistlerin tahminlerinin tersine yeni bir anlatıdan ziyade, tüketime dayalı kapitalist üretim biçimlerinin ve teşhir kültürünün söyleme ve eyleme hakim olduğunu gördüklerini söyledi.
Postmodernizmin klasik moderniteye dönük eleştirilerinin, onun keskin uçlarının törpülenmesi anlamında önemli katkılar sağladığını ifade eden Kalın, şunları kaydetti:
"Fakat postmodernizmle birlikte tedavüle sokulan kavramlara baktığımızda yeni bir sorun yumağı ile karşı karşıya kaldık. Hakikatin inkarı, bilginin araçsallaştırılması, gerçekliğin sanal hale getirilmesi, varlığın artık eğilen, bükülen, biçilen bir meta haline gelmesi, bilginin anlamsızlaşması, siyasetin anlamını yitirmesi gibi kavramların kullanılmasıyla birlikte bir kargaşa dönemine girmiş bulunuyoruz. Bütün bunlar dünyayı daha rasyonel, daha özgür, daha adil kılmadı. Tam tersine irrasyonel, özgürlük karşıtı, daha karanlık güçlerin öne çıktığı, adeta Freud'un bilinçaltı tahminlerini doğru çıkartan bir karanlık döneme girdik. Öyle bir noktaya geldik ki bazıları bugün buna artık 'karanlık aydınlanma' diyorlar."
Kalın, bilmenin tek başına hiçbir zaman yeterli olmadığını kaydederek, "Bilmenin yanına muhakemeyi, bilginin yanına hikmeti koymak zorundayız. Çağımızın en büyük yanılgılarından bir tanesi 'bilgi çağı' diye ifade ettiğimiz şeyin aslında bir enformasyon, malumat çağı olduğu. Malumatın bol olduğu, bilginin giderek azaldığı, hikmetin ise ortadan kalktığı bir çağda yaşıyoruz. Her gün milyonlarca, milyarlarca bilgi verisinin, datanın üretildiği ama manasının, mahiyetinin, istikametinin bilinmediği, anlaşılamadığı, sorunlarımıza deva olmayan, çare olmayan bir bilgi yığınıyla, bir enformatik felaket dönemiyle karşı karşıya bulunuyoruz. Zira tek başına malumat, enformasyon üretmek insanın hedefine ulaşması için yeterli değil. Tek başına bilgi de yeterli değil, bilmek de yetmiyor, hikmete de sahip olmak gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
"Bilginin varlıkla ilişkisini, hakikatin bilgiyle ilişkisini kuramıyoruz"
Hakikatin, eşyanın mahiyetini olduğu gibi aktaran bilgi olduğunu belirten Kalın, bu kritere uymayan her ifadenin bir iddia, ispatlanması gereken bir sav olduğunu, bilginin, eşyanın hakikatiyle bütünleşen bir tasavvur haline gelmesiyle hakikate dönüştüğünü söyledi.
Kalın, eşyanın hakikatinden ayrı bir bilginin tasavvur edilemeyeceği için hakikat ile varlık arasında çok yakın bir ilişki olduğuna dikkati çekerek, "Fakat modernizm ve postmodernizm süreçlerinin bizi getirdiği noktada bilgiyle hakikat, hakikat ile varlık arasındaki bağı da kopartmış durumdayız. Artık bilgiyi araçsallaştırdığımız, hakikati keyfileştirdiğimiz, varlığı da kendi tasarruflarımıza göre inşa ve imar ettiğimizi düşündüğümüz bir çağda yaşıyoruz. Bunun neticesi olarak da bilginin varlıkla ilişkisini, hakikatin bilgiyle ilişkisini kuramıyoruz." diye konuştu.
Varlık tasavvurunun metaya indirgenmesinin modernitenin her şeyi kontrol altına alma arzusuyla doğrudan ilgili olduğunu ifade eden Kalın, şöyle devam etti:
"Modern dünyanın bizi getirdiği yer, hipermodernitenin bize empoze ettiği varlık tasavvuru kontrol edilebilir varlıktır. Kontrol etmek için de her şeyi niceliksel hale getirip, hesaba kitaba tutulur bir biçime dönüştürmeniz beklenir. Bunu yapamadığınız yerlerde o şey sizin için bir varlık olmaktan çıkar. Kontrol edebildiğiniz kadar varlığa hakimsiniz demektir. Dolayısıyla bilginin amacı da giderek kontrol etmek haline gelmiş bulunmaktadır. Bu bağlam içerisinde bizim hakikat kavramını yeniden kuşanmamız, bilgiyi tekrar doğru bir zemine oturtmamız, varlık tasavvurumuzu da doğru bir çerçevede yeniden ifade etmemiz gerekiyor."
Özellikle postmodernizmin antirealist hakikati ve gerçekliği inkar eden eğilimlerine karşı, bugünün hakikat sonrası eğilimlerine karşı biz hakikati savunmaya devam edeceğiz. İrrasyonalizme karşı aydınlanmış ama ayakları sağlam zemine basan aklı köleleştirmeye karşı özgürlüğü, makineleşmeye karşı insanı, karanlık aydınlanmaya karşı da derin aydınlanmayı savunmaya devam edeceğiz. Bunların izafi, keyfi, bağlamsal, sınıfsal, politik değil mutlak bağlayıcı, evrensel değerler olduğunda ısrar edeceğiz."
"Temel çabamız, gayretimiz hikayemizi evrensel bir dille anlatmak"
İbrahim Kalın, iletişimin sadece bir bilgi ve mesaj aktarım çabasından ibaret olmadığını, aynı zamanda bir anlam inşa etme, yön ve istikamet verme çabası olduğunu belirterek, "İlahi mesajlar, vahiy şeklinde bize gelen kutsal kitapların her biri bir mesajdır, bir ilahi iletişim yöntemidir. Ama onların nihai amacı, anlamı inşa etmek ve bize hayatımıza ilişkin bir takım yönlendirmelerde bulunmaktır. İnsanın iletişim kurmasının da öncelikli amacı hiç şüphesiz anlamı inşa etmek ve bir yön verebilmektir. Dolayısıyla iletişim aynı zamanda bir anlam inşa etme, bir istikamet çizme, kendimize bir yön bulma çabasıdır." ifadelerini kullandı.
Uzun yıllardır Türkiye dahil olmak üzere İslam dünyasının temel sorunlarından bir tanesinin de kendi hikayesinin farkında olmaması olduğunu dile getiren Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İsmini koymadığınız şey sizin değildir. Adını koymadığınız hikaye sizin hikayeniz değildir. Başkalarının gramerini kullanarak, kendi kelimelerinizi kullandığınız zaman bile kendi dilinizi kullanmış olmazsınız. Başkasının sentaksı üzerinden, başka bir dil evreni içerisinde kendi kelimelerinizi sadece yorarsınız. Halbuki kendi sentaksınızı, dil bilginizi, semantiğinizi de aynı anda inşa etmeniz gerekir. Kelimeleri o sentaksın içine sıkıştırmaya çalışmak size daha iyi, daha otantik, daha gerçekçi bir ifade imkanı sunmaz. Hikayesini anlatmadığınız şey ise hadise olmanın ötesine geçmez. Yaşanan hadiseler ancak hikayeleştirildikleri zaman kalıcı birer anlatı haline gelirler." şeklinde konuştu."
Kalın, karanlık aydınlanmanın bütün saldırılarına, kapitalist tüketim modellerine ve teşhir kültürünün bütün saptırmalarına karşı, aklı ve kalbi korumaya, özgürleştirmeye devam edeceklerini dile getirdi.
Düşman yaratma oyunlarına karşı her an teyakkuzda olup onların oyunlarını boşa çıkartacaklarını belirten Kalın, "Türkiye olarak bilgiyi hakikatten, hakikati varlıktan, gücü hak ve adaletten, hikayeyi ve anlatıyı anlam ve istikametten ayırmadan yolumuza devam edeceğiz. Temel çabamız, gayretimiz hikayemizi evrensel bir dille anlatmak, ama hikayemizin sadece şu grubun, bu hizbin, bu bölgenin, bu şehrin değil bütün coğrafyamızın, bütün insanlığın da bir hikayesi olduğunu fark ederek, kavrayarak bize kulak vermeye gönlü olan, aklı olan, kulağı olan herkesle paylaşmak olacaktır. Bu yüzden de biz hikayemizi inşa edeceğiz, anlatacağız, paylaşacağız ki başkalarının hikayeleriyle bizim hikayemizde zenginleşsin." diye konuştu.
Son Dakika › Güncel › Kalın: Bilgi ve Hakikat Arasındaki Bağı Yeniden Kurmalıyız - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?