Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) Başkanlar Konseyi Toplantısı Ordu'da yapıldı. Ordu Kültür Sanat Merkezi'ndeki toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, "Ülkelerin ve dünyanın siyasi liderliğe en çok ihtiyacı olduğu anda önemli bir irade boşluğu ile karşı karşıyayız. Ülkemiz için önümüzde gerekli koşullar sağlandığında fırsatlarla dolu bir dönem var" diye konuştu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'de yaptığı konuşmada "Ekonomi yorumcuları, ekonomi yorumcusu değil mübarek savaş muhabiri sanki. Herkesi paniğe sevk etmenin ekonomi yorumcusunun işinin olmadığını bilmek lazım. Ekonomi soğukkanlılıkla yönetilecek bir iştir. Ekonominin yüzde 60'ı psikolojidir" dedi.
Ordu Kültür ve Sanat Merkezi'nde Ordu Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (OrduSİAD) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Ordu Valisi Orhan Düzgün, Ordu Belediye Bakanı CHP'li Seyit Torun, AK Parti Ordu Milletvekili Fatih Han Ünal, CHP Ordu Milletvekili İdris Yıldız, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz ve Doğu Karadeniz Sanayi ve İşdünyası Federasyonu (DOKASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Zeyyat Kafkas katıldı. Yaklaşık 150 kişnin yer aldığı toplantıda konuşan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, içinde bulunduğumuz küresel ekonomik krizin, 2008 yılının başından beri çeşitli evrelerini yaşandığını ve tanıklık edildiğini söyleyerek, "Bu kriz ilk defa tüm küre tarafından çeşitli ölçütlerde hissediliyor, yani bu aslında ilk küresel kriz. Dolayısıyla bu süreci çeşitli tarihi krizler ile karşılaştırmanın hiçbir faydası yok" diye konuştu.
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, küresel krizin etkilerine değinerek, " Yunanistan'ın ihtiyacı olan destek ve alması gereken önlemler, ABD'nin ihtiyacı olan mali düzeltme veya Çin Merkez Bankası'nın rekabetçi kur politikasının sürdürülemezliği; bu çözüm önerilerinin her biri, küresel işbirliği ve eşgüdümü sağlayacak bir mekanizma olmaz ise sadece teorik tespitler olarak kalıyor. Dolayısıyla sorunun ikinci boyutu, ülkeler düzeyinde politik sorunların yanısıra, yeni bir küresel yönetime olan acil ihtiyaç. Krizden çıkış çok uzun sürebilir. Nitekim her geçen gün 2012 dünya büyümesini aşağı doğru revize ediyoruz" dedi.
"DÜNYA'DA SİYASİ İRADE BOŞLUĞU İLE KARŞI KARŞIYAYIZ"
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, dünyada yaşanan küresel krizin dünya ülkelerinin en çok lidere ihtiyacı olduğu bir dönemde yaşanan irade boşluğundan kaynaklandığının da altını çizerek şöyle devam etti:
"Ülkelerin ve dünyanın siyasi liderliğe en çok ihtiyacı olduğu anda önemli bir irade boşluğu ile karşı karşıyayız. Kısa aralıklar ile değişen politika tercihleri ve sürekli başa dönme görüntüsü bunun en temel göstergesi. Ayrıca özellikle bu piyasalardaki güven bunalımı parasal genişleme ile verilen destekleri de yetersiz kılıyor. Güven duymayan, işini kaybetmekten korkan tüketici harcamıyor, yatırımcı yatırım yapmıyor, istihdam ve büyüme sorunu çözülemiyor. Yapılan hesaplamalar, 2050 yılında şu anki refah seviyemizi korumak için 2.3 dünyaya ihtiyacımız olacağını gösteriyor. Böyle bir ihtimal imkansız olduğuna göre, ya kontrolsüz bir şekilde bu düzeltme yapılacak ve ciddi eşitlizlikler yaşayacak dünya, ya da tüm üretim, tüketim ve mekan anlayışımızı sürekli yenilenebilir bir anlayışla hemen şimdiden dönüştürmeye başlayacağız ve bunu eşgüdümle yapmak zorundayız."
"2023'TE SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİYLE KALKINILABİLİR"
TÜSİAD'ın 40. yılının kutladıklarını söyleyen Ümit Boyner, 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında olma hedefinin, ancak kalkınmanın sürdürülebilir kılınmasıyla mümkün olabileceğini dile getirdi, Bu konuda iş dünyasına, hükümetlere, sivil topluma ve uluslararası kuruluşlara çok önemli sorumluluklar düştüğünü kaydeden Boyner, " Türkiye'nin sosyal ve ekonomik refahını arttırmak için yıllık yüzde 5-6 civarında büyümesi gerekmektedir. Ancak, büyümeyi sağlarken kalkınmayı sağlayamazsak büyüme sürdürülebilir olmuyor. 2050 yılı Türkiye'sine baktığımızda, nüfusu 100 milyona ulaşan, çalışma çağındaki nüfusu 2000 yılında yüzde 64.5'luk seviyeden 2020'de 68.6 ile en yüksek seviyesine ulaşan, bu tarihten sonra azalmaya başlayarak 2050'de yeniden yüzde 64.5 değerine ulaşan bir Türkiye resmi var önümüzde. Bu dönemde eğitim çağındaki nüfusta ise yüzde 8'e yakın bir azalma olacak ki, bu da eğitim yükünü azaltacak. Doğru yönlendirildiğinde çok büyük bir fırsat olabilecek bu gelişme, ancak ciddi bir eğitim politikası ile birlikte, istihdamı teşvik edici, yeni istihdam alanları açan, kayıtdışı istihdamı önleyen politikalar uygulandığı takdirde bizi başarıya götürecek" dedi.
"ÖNÜMÜZDE KOŞULLAR SAĞLANIRSA FIRSATLARLA DOLU BİR DÖNEM VAR"
Sürdürülebilir büyümenin, bir diğer önemli bir boyutunun kentleşme olduğunu söyleyen TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, "2050'de Türkiye için yaklaşık yüzde 80'lik bir kentleşme oranı hesaplanıyor. Bu, hem ekonomik hem de toplumsal yapıda önemli değişikliklere neden olacak. Kentlere olan talep, hızla yeni yaşam alanları yaratmamızı gerektiriyor. Ancak, burada da dikkate almamız gereken bir sürdürülebilir kentler kavramı ile karşı karşıyayız. Ülkemiz için önümüzde gerekli koşullar sağlandığında fırsatlarla dolu bir dönem var. Bu dönemdeki küresel gelişmelerden faydalanmamız ve fırsatlara odaklanmamız için uzun yıllardır enerjimizi ve kaynaklarımızı tüketen, çözümsüzlüğün bizlere hiç bir şey kazandırmadığı, aksine rekabet içinde olduğumuz ülkelerin çok daha gerisinde kalmamıza neden olan sorunlarımızın azami uzlaşı ile çözülmesi konusunda mutabık kalmamız şart" diye konuştu.
"AVRUPA LİDERLİK KRİZİ YAŞIYOR"
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ise konuşmasında 2008'in son çeyreğinden sonra yaşanan krizin 2010 yılında önemli bir toparlanma sürecine geçtiğini vurgulayarak, "Ancak şimdi yeni bir resezyon ihtimali ile ilgili tartışmalar Dünya genelinde gündemi meşgul etmektedir. Özellikle Avrupa ülkelerinde bütçe açıkları ve kamu borçları ciddi bir risk oluşturmaya devam ediyor. Ekonominin görünümü bir şekilde düzeltilebilir ancak ne yazık ki Avrupa'da siyasetçilerin genel olarak bu iradeye sahip olduklarını söylemek son derece zordur. Avrupa bir liderlik krizi yaşıyor aynı zamanda. Sadece bir ekonomik bunalım yaşamıyor, bir liderlik sorunu yaşamaktadır. Sorunların aşılmasında önündeki en önemli engel Avrupa'da yaşanan liderlik sorunudur. Dün Almanya'da Avrupa Finansal İstikrar Fonu'nun güçlendirilmesiyle ilgili yapılan kritik oylama, kamouyunun bir nebze olsun rahat nefes almasına yol açmıştır" dedi.
Türk ekonomisinin son derece sağlam ve güvenilir bir liman haline geldiğini söyleyen Bakan Ergün, "Küresel kriz ortaya çıktığında Sayın Başbakanımızın ifadeleri söylendiğinde bazı çevrelerce ağır eleştirilere maruz bırakılmıştı. Özellikle IMF anlaşması söz konusu olduğunda Türkiye'nin yoluna IMF ile yeni bir anlaşma yapmadan devam etmesinin çok olumsuz sonuçlar doğuracağını zikredenler de olmuştu. Biz ise ısrarla Türkiye ekonomisinin sağlam dinamiklere sahip olduğunu, Türkiye'nin bu krizden güçlenerek çıkacağını ifade etmiştik. Kriz ortamında IMF ile anlaşma imzalayan ülkelerle Türkiye'nin durumunu mukayese ettiğimizde ne kadar doğru bir adım attığımız çok iyi anlaşılmaktadır" dedi.
Ekonomik sıkıntılar olduğu zamanlarda günübirlik değerlendirmeler yapanların çok olduğunu da sözlerine ekleyen Bakan Ergün, "Ekonomi yorumcuları, ekonomi yorumcusu değil mübarek savaş muhabiri sanki. Savaş muhabiri gibi ekonomik gelişmeleri anlatıyor. Şuraya bomba düştü, burada patladı, şurada adam ölecek. Yani ne oluyor herkesi paniğe sevk etmenin ekonomi yorumcusunun işinin olmadığını bilmek lazım. Ekonomi soğukkanlılıkla yönetilecek bir iştir. Ekonominin yüzde 60'ı psikolojidir. Dolayısıyla birçok hadiseye soğukkanlı ve iyimser bakmak daha doğrudur. Ne olacak kötümser bakacaksın da? Siz ziyaret ettiğiniz hastaya ne kadar kötü görünüyorsun, yarına çıkmazsın sen. Böyle mi diyorsunuz? Hiç olmazsa umut vermek lazım" diyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Böyle yaklaşmak varken, dermisiniz ne kadar kötü görünüyorsunuz yarına çıkmazsın diye. Ekonomi yorumcularında böyle bir tablo görüyoruz. Bunun iş dünyasına, ülkeye hiçbir katkısı olmaz. Savaş muhabiri gibi ekonomi yorumu yapılmaz. Kötümser bir yaklaşımla olaylar ele alınarak kimse bişey kazanmaz. Onun için işin soğukkanlılıkla idaresi her zaman önemli. Türkiye ekonomisi dünyada yaşanacak her gelişmeye cevap verebilecek, yaşanan her sürece lehine çevirebilecek enstrümana sahiptir. Dünyadaki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Yaşanması muhtemel gelişmelere karşı da hazırlıklı bulunuyoruz."
Güncel gelişmeleri de takip ettiklerini söyleyen Bakan Nihat Ergün, "Bizim için en önemli husus ekonomide ve reel sektörde yapısal reformları hayata geçirmeye devam etmektedir" dedi.
OTOMOTİV ÜRETİCİLERİNİ YATIRIMA ÇAĞIRDI
Türkiye'de üretilen otomobillerin yüzde 30'unu Türk tüketicisinin kullandığını söyleyen Bakan Ergün, "Demek ki tatmin etmiyor. 600 binden fazla otomobil satılacak 2011'de. geçen yıl 510 bin satıldı. Yüzde 70'i ithalat. Bu tatminsizliği ithalatla gidermeye devam mı edelim? Onun için biz diyoruz ki diğer firmalara gelin yeni yatırım yapın. Pazar büyüyor, birkaç yıl içerisinde Türkiye'de 1 milyon otomobil satılacak. Bundan yerli otomobil yüzde 30 pay alırsa 300 bin satarlar. 700 binini oluşturur. O pazardan en az 200 bin pay alabilecek imkan ve kabiliyete sahibiz. Otomotivle ilgili 50 yıllık birikimimiz var. Büyük güçü sanayimiz, sermayemiz var. Bir otomobil yatırımının artık Türkiye'deki yatırım başlangıç maliyeti 2, 5-3 milyon Avroluk gibi bir rakamla ifade edilmesi gerçekçi değil. Daha az yatırımlarla bunlar gerçekleştirilebilir. 250 milyon dolarlık, 500 milyonluk bir yatırım yaparak bu işleri gerçekleştirecek bir bilgi birikimine, bir potansiyele, bir yan sanayiye sahip olduğumuz çok açık. Dolayısıyla 2, 5-3 milyonluk rakamlar otomotiv işine girecek olanları ürkütmesin. Çok daha farklı rakamlar olacaktır" diye konuştu.
"TÜRKİYE'NİN AYAĞINDAKİ EN ÖNEMLİ PRANGA TERÖRDÜR, TÜRKİYE BU SON PRANGA'DAN KURTULACAKTIR"
Türkiye ekonomik istikrarsızlık, siyasi yetersizlik ve pasif dış politika gibi ayağına pranga olan ve hızını yavaşlatan birçok yükten kurtulmuştur. Artık son önemli yüklerden kurtulacağımız günlerinde eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Türkiye'nin ayağındaki en önemli pranga terör prangasıdır. Türkiye bu prangayla adeta yavaşlatılan, bu prangayla önü kesilmeye çalışılan bu prangayla hızı ortadan kaldırılan ve bölgesinde dünyada etkinliğinin artmasına engel olunmaya bir ülkedir. Terörün, izahı için kullanılan argümanların önemli bir bölümü Türkiye'de ortadan kalkmıştır. Türkiye'de artık terörün insan haklarıyla, özgürlüklerle, demokratik alanın genişletilmesiyle izahı, mümkün değildir" dedi.
Toplantının ardından Bakan Nihat Ergün Giresun'a giderken TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'de Samsun'a geldi. SAMSİAD'ı (Samsun Sanayici ve İşadamları Derneği) ziyaret eden TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, burada yeni kurulan İş Kadınları Derneği yöneticileriyle sohbet etti. Kritik bir dönemden geçtiklerini hatırlatan Boyner, "Her zaman kritik dönemler oluyor. Bu kez küresel boyutta çok ciddi değişimlerin yaşandığı bir sürecin başındayız. Avrupada olanları takip ediyoruz. ABD'nin yaşadıkları ortada. Bu bir şekilde tabiki krüsel bir kriz olduğu için bizi de etkileyecek. Bizi etkileyecek derken bir takım fırsatlar yaratabiliriz buradan. Avrupa ülkelerinde olmayan bir şey var bizde. O da güven. Biz sorunlarımızı halledebilirsek, bu ülkeler arasından sıyrılabiliriz. Bu güvenin devam etmesi, onun için karar vericilerinin söylemlerinde tutarlı olmaları gerekir. Türkiye'nin para politikalarında belli bir başarı var. Fiyat istikrarı için çalışan bağımsız Merkez Bankası var. Bu çok önemli bir kazanımdır" dedi. Konuşmasının ardından Ümit Boyner özel uçakla İstanbul'a döndü.
Son Dakika › Güncel › Ordu2bakan Ergün: Avrupa Liderlik Krizi Yaşıyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.