TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nun Uludere Alt Komisyonu'nun hazırladığı rapora verilen muhalefet şerhlerinde dikkat çeken ayrıntılar yer aldı.
MHP İstanbul Milletvekili Atila Kaya'nın raporla ilgili muhalefet şerhinde, "Elim bombalama hadisesinin sonuçları, Türk Millet ve Devleti açısından şüphesiz ki hiç hayırlı olmamıştır. Şayet bu hadise, bir ihmal veya kaza sonucu değil de, bazı şer güçlerin kastı ile vuku bulmuşsa, Hükümet'in de süreci yönetmedeki başarısızlığı ile birlikte, Türk Milleti aleyhinde gerçekleştirilen bu derin operasyon başarıya ulaşmıştır" ifadeleri yer aldı. Olayda hayatını kaybedenlerin mensup olduğu ailelerin, bölücü örgüt saflarında yer almadığı, mensupları arasında Türkiye Cumhuriyeti'ne hizmet eden korucuların bulunduğunun bilindiğini ifade eden Kaya, "Bu bağlamda, gerçekleşen hadise, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yanında yer alan yöre insanını bir anlamda küstürmüş, güvensizliğe itmiştir" dedi. Yaşanan olay sonucu, bir taraftan da bölücü örgüt ile örgüt yanlısı olmayan yöre insanı arasında duygu birliği için uygun zemini hazırlandığını, bölücü terör örgütünün, bu hadiseyi, bölgede yaşayan vatandaşlara, Türkiye Cumhuriyeti'nin "zalim, faşist ve Kürt düşmanı" bir siyaset yürüttüğü görüntüsü şeklinde propaganda yapma aracı olarak kullandığını belirten Kaya, "Bu propaganda ile bölücü örgüt yöre halkı üzerindeki etkinliğini ve saygınlığını artırma çabası içine girmiştir. Bir anlamda Devlet ile millet arasında soğukluk oluşmuş, vatandaşların aidiyeti ve bağlılık duygusu azalmıştır" ifadelerini kullandı.
-MHP'Lİ KAYA: "BU KANAATE NASIL VARILDI?"-
Kaya, İHA ile alınan görüntülerde bir kafile belirlendiğini, bunun bir terörist kafilesi olduğu kanaatine varıldığını hatırlatarak, "Bu kanaate kim varmıştır? İHA'lardan alınan ham görüntüleri kim değerlendirmiştir? İHA'lardan alınan görüntülerin, gurubun terörist olduğunu belirlemede tek başına yeterli olduğuna kim karar vermiştir? Grubun yurt içine sızarak bir eylem gerçekleştirme amacı güttüğü istihbaratına nasıl ulaşılmıştır?" sorularını yöneltti. Kaya, şerhinde şunlara değindi:
"Milli İstihbarat Teşkilatı, istihbarat oluşum sürecinde dahli olmadığım ifade etmektedir. Benzer şekilde, yerel komutanlık da kendilerine sorulmadığını, olaydan bilgilerinin olması halinde gurubun terörist değil kaçakçı grubu olduğunu bildirebileceklerini ifade etmiştir. Resmi açıklamalara göre istihbarat "milli kaynaklar" dan alınmıştır, fakat bu milli kaynakların neresi olduğu açıklanmamış, maalesef alt komisyonumuzca da üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu arada ABD'deki Wall Street Journal Gazetesi, gurubun terörist olduğuna yönelik istihbaratın ABD tarafından, gözlem uçakları Predatorlardan alınan bilgiler ışığında verildiği iddia edilmiştir. Bu iddia da, açıklanmaya ve üzerinde durulmaya muhtaçtır. Alt komisyon çalışmalarında anlaşılan odur ki, yerel bürokrasi bu hava operasyonu sırasında tamamen devre dışı bırakılmış, askeri ve sivil yerel bürokratlar, istihbaratı değerlendiren ve operasyonu gerçekleştiren irade tarafından bilgilendirilmemiştir. Sonuç olarak, alt komisyon tarafından hazırlanmış bulunan rapor, kamuoyunu tatmin etmekten uzak, sorumluların kim olduğu hakkında fikir dahi oluşturmayan, sorunları tespit etmede başarısız ve kayda değer hiçbir gerçeği ortaya çıkarmayan bir rapor olarak akamete uğramıştır."
-BDP'Lİ KÜRKÇÜ: "GENELKURMAY BAŞKANLIĞI SORUMLULUĞUNU KABUL ETTİ"-
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de muhalefet şerhinin "Sorumluluk kimde ve nerede?" başlıklı kısmında, "29 Aralık 2011 tarihli Genelkurmay Başkanlığı bildirisi, yukarıda da belirttiğimiz gibi eldeki belge ve bilgilerden en yüksek askeri sorumluluğun kimde olduğunu hem de yetki aşımına yönelerek açıklamaktadır; "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ötesi harekatı, TBMM tarafından 17 Ekim 2007 tarihinde kendisine verilen ve birer yıllık sürelerle yenilenen yetki gereği sürdürülmektedir.' Bu beyan Genelkurmay Başkanlığı'nın süreçteki sorumluluğunun kendi ağzından itirafı olup başka bir açıklama gerektirmiyor. Zaten mantıken, hukuken ve siyasetten başka türlü olmasına imkan olmadığı için İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Genelkurmay Başkanı'nın bu sorumluluğunun gereği olarak yargılanmayı hak ettiğini tespit etmekle yükümlüdür" ifadeleri yer aldı.
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nun doğru bir adım atarak kendisini "Hakikat Komisyonu" derecesine yükseltebileceğini belirten Kürkçü, "İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, çatışmalı bir dönemden çıkış çabalarının süre gittiği bir dönemde insanlığa karşı bir suç niteliğindeki bu katliamın çözümlenmesi ve adalet arayışlarının güçlü bir şekilde ilerlemesi ve barışçıl bir geleceğin inşa edilebilmesi amacına hizmet edecek şekilde Roboski katliamını genişliğine ele alacak şekilde mevcut alt komisyonun yerine bir başka iyi tasarlanmış kurul oluşturabilir" önerisinde de bulundu.
-CHP'Lİ GÖK: "ASKERİ SORUMLU GENELKURMAY BAŞKANI, SİYASİ SORUMLU BAŞBAKAN"-
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök ise yaşanan olayla ilgili olarak, "Yaşam hakkının en ağır ihlalidir" değerlendirmesinde bulunduğu muhalefet şerhinde, devletin yaşanan olay için özür dilemesi gerektiğini, olayın siyasi ve askeri sorumlularını şöyle sıraladı:
"Askeri sorumlular: 1- Genelkurmay Başkanı, 2- Hava Kuvvetleri Komutanı, 3-Genelkurmay 2. Başkanı, 4- Genelkurmay 1. Başkanı, 5-Genelkurmay Harekat Merkezi Başkanı, 6-23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı.
Siyasi sorumluluk: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üzerinde olmak üzere müştereken ve müteselsilendir." - Ankara
Son Dakika › Güncel › Uludere Raporuna Muhalefet Şerhleri - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.