Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Kim ülkemize, milletimize, milletimizin misafirlerine dönük terör eylemine karışırsa bilsin ki her türlü tedbiri alır ve gerekli mukabelede bulunuruz. Şu anda dahi bu mevzilere dönük kara atış taarruzuyla cezalandırma uygulamalarımız devam ediyor. Gerektiğinde hava kuvvetlerimiz de devreye girecek" dedi.
Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen Büyükelçiler Konferansı Yemeği'nde yaptığı konuşmada, DAEŞ terör örgütü Türkiye sınırlarından tümüyle ayrılıncaya kadar ve bölgede, dünyada mübarek İslam dinini lekeleyecek davranışları sürdürdükçe, bütün bu etkisini kaybedene kadar da en kararlı mücadeleyi göstermeye devam edeceklerini vurguladı.
"Kim ülkemize, milletimize, milletimizin misafirlerine dönük terör eylemine karışırsa bilsin ki her türlü tedbiri alır ve gerekli mukabelede bulunuruz. Şu anda dahi bu mevzilere dönük kara atış taarruzuyla cezalandırma uygulamalarımız devam ediyor. Gerektiğinde hava kuvvetlerimiz de devreye girecek" ifadelerini kullanan Davutoğlu, "Her zaman ifade ettiğimiz gibi uluslararası toplum da ortak bir irade sergilemelidir. Kimse terörün şu veya bu kısmını diğerinden ayırarak bir kısmına müsamahakar, diğer kısmına ise cezalandırıcı davranmamalıdır. İnsanlığın vicdanını kanatan bu alçak saldırılar güvenlik endişesi oluşturmamalı, tedirginlik kaygı ve korku değil ortak akıl, ortak vicdan ve terör karşısında ortak tutum egemen olmalıdır. Elbette önleyici tedbirleri en üst seviyede alcağız. Elbette teröre karşı en doğru yöntemlerle mücadele edeceğiz. Terörle mücadele dünyanın neresinde olursa olsun daha az demokrasi, daha az hukuk ve daha az özgürlüğü beraberinde getirmemelidir. Türkiye bu mücadelesini demokratik hukuk devleti kuralları içinde sürdürecek" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, dünya milletler ailesi olarak bu konuda zaafiyet gösterdikleri takdirde bilmeden ve istemeden tam da terörün istediğini yapmış olacaklarını ifade ederek, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Terörü yapan, Suriye menşeili bir DEAŞ'lı diye düşünüp, bütün Suriyeli mültecileri, mağdurları, mazlumları tehdit olarak görürsek, DEAŞ'ı yapan, yüce dinimizi istismar eden bir grup olması sebebiyle bütün Müslümanları yerkürede potansiyel tehdit gibi görüp, onları uçaklardan indirmeye kalkarsak, işte o zaman tam da terörün istediği tuzağa düşülmüş olur. Bizim, Türkiye olarak onlarca yıldır teröre karşı mücadeleden aldığımız bir sonuç var. Teröristleri vatandaşlarımızdan, insanlık ailesinin diğer fertlerinden, şimdi de DEAŞ terörünü Suriyeli masum insanlardan ayırarak onların tuzaklarını bozabiliriz. Zira, terör örgütlerinin bu insanlık dışı yöntemle birinci gayeleri makul, masum insanları, karar vericileri terörize etmektir, endişe ve kaygıya sevk etmek, panik halinde karar almalarını teşvik etmektir."
Davutoğlu, terörün, demokrasinin nefesinin kesildiği ortamlarda kendisine iyi gelen zehirli, kirli havayı soluyarak daha da palazlandığını dile getirdi.
"Alman misafirimizin canı azizdir"
Temmuz ayından itibaren DAEŞ, DHKP-C ve PKK'nın düğmesine basıldığını, hepsinin birden Türkiye'ye saldırdığını ifade eden Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Belli ki bu eli kanlı güruh, Türkiye'nin huzurunu bozmak için yeni bir ihale yönetti. Belli ki bu taşeron örgütler bir yerlerden 'tam da vaktidir Türkiye'yi kaosa sürüklemek, diğer ülkelerde görülen istikrarsızlığı Türkiye'yi de ateş çemberinin içine de alarak yaymak gerekir' deyip bu terör örgütlerine farklı niyetlerle de olsa birtakım işaretler verdiler. Düşünün, dün bizim misafirlerimizin, Alman dostlarımızın acısını DEAŞ sebebiyle yaşarken bütün bir gün o acıyla dünyaya seslenirken, gece geldiğimizde bu çerçevede yaptığımız güvenlik toplantısı esnasında, Diyarbakır Çınar'da 5 aylık bebeğin de içinde olduğu lojmanlara yapılan saldırılarda, vatandaşlarımızın ve lojmanların kenarında yaşayan sivil vatandaşlarımızın öldüğü, yaralandığı haberi geldi. Bu terör olaylarını mazur göstererek, devleti katil veya katliam yapan konumda gösterenlere sesleniyorum. İstanbul'da Alman misafirlerimizi öldüren o terörist ile Çınar'da 5 aylık bebek ve annesini öldüren, o adi ve alçak saldırgan arasında ne fark vardır. Alman misafirimizin canı azizdir, Çınar'da kaybettiğimiz daha çınar olamamış bir fidan olarak dünyaya gelmiş olan o 5 aylık bebeğin canı da azizdir. Neden ses verilmez? Neden terör olayları karşısında hep beraber omuz omuza duramayız?"
Teröristlerin bir taraftan şehirleri, ilçeleri tehdit altına almaya çalıştığını, şehirlerde çukurlar kazarak vatandaşların günlük hayatını etkilemeye gayret ettiğini, diğer taraftan da vatandaşların canına kastettiğini belirten Davutoğlu, terör örgütünün barikat, çukur ve pusu, her türlü alçaklıkla, Cizre, Silopi ve Sur'da vatandaşların canına, malına, huzuruna kastettiğinin altını çizdi.
Davutoğlu, "Dünyanın her yerinde, her devlet, her demokratik yönetim bu maharetteki bir sokak şiddetine ve teröre hak ettiği cevabı, karşılığı verir. Teröre karşı vereceğimiz mücadele, her hukuk devletinin vereceği bir mücadeledir. Bu mücadele aynı zamanda, her hukuk devletinin masum vatandaşlarına karşı bir zorunluluğu ve vazgeçmeyeceği bir görevidir. Güvenlik güçlerimiz bu çetelere karşı canla, başla mücadele ediyor" dedi.
"İfade özgürlüğü kendi içinde bir tutarlılık gerektirir"
Teröre, şiddete kategorik olarak karşı durması gereken akademik çevrelerden gelen bazılarının da bu haklı ve meşru mücadeleyi kamuoyuna yanlış lanse etmenin peşinde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "Üniversitelerin, akademik dünyanın özgürlüğünden yana olduğumu burada izah etmeyi bile zait görürüm. Hayatım boyu hiçbir zaman, hiçbir otorite karşısında düşüncemi söylemekten çekinmedim" diye konuştu.
Başbakan Davutoğlu, "Hiçbir zaman hiçbir üniversite öğretim üyesine de başbakan ve daha önce bakan olarak, görüşünü söylemesi konusunda zihninde bir sınır oluşturması gerektiği gibi bir şeyi ima dahi etmedim. Dışarıdan gelen bilim adamlarıyla, iki hafta önce buluştuğumuzda lütfen yanlış gördüğümüz her şeyi eleştirin, bize bildirin dedim. Biz bundan kormayız. İfade özgürlüğü benim en çok önem verdiğim değerdir. İfadesini dahi gündeme getirme konusunda özgür olmayanların, özgür bir toplum kurmaları ve kendi ülkelerinin istiklalini savunmaları mümkün değildir. İfade özgürlüğü aynı zamanda kendi içinde bir tutarlılık gerektirir. İfade özgürlüğü altında kimse gayri meşru çizgide olanı, organize suç işleyeni, terör örgütlerini omuzlayamaz, onlara destek olamaz. Bu haksızlıktır" ifadelerini kullandı.
(Sürecek)
Son Dakika › Politika › Başbakan Davutoğlu Büyükelçilerle Buluştu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.