İlker Başbuğ'dan 'Savunma'ma Resti - Son Dakika
Son Dakika Logo

İlker Başbuğ'dan 'Savunma'ma Resti

İlker Başbuğ\'dan \'Savunma\'ma Resti
27.03.2012 10:15  Güncelleme: 17:27

İnternet Andıcı davasında tutuklu yargılanan emekli Orgeneral İlker Başbuğ savunmasını 5 dakikada bitirdi.

İnternet Andıcı davasında tutuklu yargılanan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, şahsıyla ilgili yapılacak bir yargılamanın yerinin, Yüce Divan olduğunu belirterek "Bu inançla bugün burada savunma yapmayacağım ve hiçbir soruya da cevap vermeyeceğim" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunmasını yapmak için kürsüye gelen İlker Başbuğ, "dünyanın hiçbir ülkesinde hem ülkenin Silahlı Kuvvetleri'nin komutanı hem de bir silahlı terör örgütünün yöneticisi olan Genelkurmay Başkanı görülmediğini" ileri sürdü. 

"HAYATIMIN SON 20 YILINI TERÖRLE MÜCADELEYLE GEÇİRDİM"

Türkiye Cumhuriyeti'nin 26'ncı Genelkurmay Başkanı olduğunu hatırlatan Başbuğ, hayatının son 20 yılını terörle mücadele ile geçirdiğini vurguladı. Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genelkurmay Başkanı olduğu yıllarda da birilerinin düşündüğü ve iddia ettiği şekilde değil bütün maddi ve manevi varlığını ortaya koyarak ülkenin başına bela edilen terör sorununun ortadan kaldırılması için var gücüyle çalıştığını söyledi.

"BANA TERÖR ÖRGÜTÜ YÖNETİCİSİ DİYENE ŞAŞARIM"

Başbuğ, "Bu çalışmalarıma da çok kişi tanıklık etmiştir. Şimdi bana terör örgütü yöneticisi diyenlere şaşarım. Bu suçlama hiçbir zaman kişisel suçlama olarak kabul edilemez. Bu suçlama, gerçekte şahsım üzerinden Türk Silahlı Kuvvetleri'ne de yöneltilen ağır bir suçlamadır. Bu suçlama ile bir Genelkurmay Başkanı'nın görev süresinin, iddianamede hukuken bu şekilde tarif edilmesi, siyasi açıdan da özel olarak düşünülmesi gereken bir sıra dışı durumu ifade etmektedir. Bu suçlama aynı zamanda siyaseten devletimize de yöneltilen son derece ağır ve haksız bir ithamdır" diye konuştu.

"TSK PERSONELİNİN MASUMİYET KARİNESİ HİÇE SAYILDI"

"Bu karmaşa, ülke yönetimini devredeceğimiz genç nesillere nasıl anlatılacaktır? Tarihe nasıl not düşülecektir?" diyen Başbuğ, hayatında hiçbir zaman hukuksuz davranmadığını ifade etti. Başbuğ, şunları söyledi: "Bu durum, kamuoyu ve beni yakinen tanıyanlar tarafından da çok iyi bilinmektedir. Bütün bunlara rağmen belirli amaçlara hizmet etmek için şimdi kalkmışlar; dünyanın en güçlü ordularından birisinin komutanı iken iddia edilen bir terör örgütünün istekleri ve yönlendirmesi doğrultusunda internet yoluyla ve yaptığım konuşmalarla darbeye teşebbüs ettiğimi iddia ediyorlar.

"BENİ SUÇLAYANLAR..."

Beni suçlayanlar, komutanlık dönemimde tek bir internet sitesi bile açılmadığını, mevcut olanların da tarafımızca kapatılmış olduğunu bilmiyorlar mı? Beni suçlayanlar, söz konusu internet andıcının gerçekte herhangi bir suç unsuru taşımamasına rağmen varsayımlar üzerinden bu andıca suç unsuru yüklenilmesinin hukuken doğru olmayacağını bilmiyorlar mı?

Beni suçlayanlar, eğer söz konusu internet andıcında herhangi bir suç unsuru görse idim, tereddütsüz soruşturma emri vereceğimi bilmiyorlar mı? Beni, darbe ortamı oluşturmak amacıyla psikolojik harekat faaliyetlerini yönetmekle suçlayanlar, Genelkurmay Başkanlığı görevini devraldığım ilk günlerde Bilgi Destek Dairesi'nin, bir süreçte öncelikle küçültülmesini, daha sonra da lağvedilmesi direktifini verdiğimi, bu daireye ait dört bilgi destek taburundan ikisinin hemen, dairenin ise 11 Ağustos 2009'da lağvedildiğini bilmiyorlar mı? Beni suçlayanlar, yapmış olduğum bu konuşmaları Genelkurmay Başkanlığı görevim ve sorumluluğum gereği olarak yaptığımı bilmiyorlar mı? Ne yapmalıydım? Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin masumiyet karinesi hiçe sayılarak medyada haksız ithamlarla yıpratılmasına ve itibarsızlaştırılmasına sessiz mi kalmalıydım?

"BU İDDİALAR YETERSİZLİĞİN KOMEDİSİDİR"

Başbuğ, hakkındaki bu iddialar ve suçlamaların yersiz olduğunu belirterek, böyle bir iddianameyle bir kişinin suçlanmaya çalışılmasının sadece yetersizliğin bir komedisi olduğunu söyledi. Bu nedenlerle iddianameye hiçbir itibarı olmadığını anlatan İlker Başbuğ, "Karşı karşıya bırakıldığımız bu davaya bir bütün olarak bakıldığında sivil ve asker, sorumluluk taşıyan ve vicdan sahibi olan herkesin de kendilerinden beklenildiği gibi dürüstçe davranacaklarına inanıyorum. Genelkurmay Başkanlığı, devletin en önemli makamlarından biridir ve bu nedenle Anayasa'nın 148'nci maddesi bu makama da özel bir statü tanımıştır" dedi.

"BU KONUŞMAM SAVUNMA DEĞİLDİR"

Bu davranışının mahkemeye karşı bir tavır alma şeklinde algılanmaması gerektiğini anlatan Başbuğ, şunları söyledi:

"Bu davranış, Anayasa'ya, hukukun üstünlüğüne ve kendime karşı olan saygımın ve taşıdığım sorumluluğun bir gereği ve doğal sonucudur. Hizmetinde bulunmaktan her zaman şeref ve gurur duyduğum aziz milletime bugün kişisel olarak hiçbir endişe taşımıyorum. Tek endişem, sağduyu sahibi pek çok kişinin de ifade ettiği gibi güzel ülkemin ve güzel insanlarının çeşitli nedenlerle bir bölünmeye ve kutuplaşmaya doğru sürüklenmekte olmasıdır. Türk ordusunun üniformasını onur ve gururla taşıdığım 53 yıl boyunca vatanıma, milletime, devletime ve orduma sadakatle hizmet ettim. Aksini iddia edenleri bugün benim, yarın ise tarihin affetmeyeceğine inanıyorum"

SALONU TERK ETTİ

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, İkinci Ergenekon davasının sanıklarından İbrahim Şahin ile Fatma Cengiz arasında geçen telefon konuşmalarını duruşma salonunda dinleterek Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'a sorular yöneltti.

Başbuğ, susma hakkını kullandı ve "Duruşma iyice magazinleşti, Şahin ve Cengiz'i sizler benden daha iyi biliyormuşsunuz" dedi. Bu sözler üzerine izleyiciler, Başbuğ'u alkışladı. Bunun ardından mahkeme başkanı izleyicileri uyararak "Burada ciddi bir yargılama yapılıyor. Uyarımı dikkate almazsanız sizi dışarıya çıkarırım" diye konuştu.

Başbuğ da "Bu mu ciddi? Çıkartın efendim çıkartın... Bunların burada dinlemesi bile ciddiyet değildir efendim" şeklinde konuştu. Mahkeme başkanı da "Size savunma hakkı vermek için bunları dinletiyorum" karşılığını verdi. Başbuğ ise "İsmi geçenleri de buraya çağırın o zaman" dedi. Mahkeme başkanı Özese tekrar Şahin ve Cengiz arasında geçen telefon konuşmalarını duruşma salonunda dinletti. Bunun üzerine sanık sandalyesinden kalkan Başbuğ, duruşma salonunu terk etti. Bu sırada mahkeme başkanı "Nereye gidiyorsunuz efendim" diye seslendi. Başbuğ'un salondan çıkması üzerine duruşmaya 1 saat ara verildi.

BAŞBUĞ, HEYETİN SORULARINA CEVAP VERMEDİ

Duruşmanın başlamasından sonra da Mahkeme Başkanı Özese, sanık Başbuğ'un izinsiz olarak duruşma salonunu terk ettiğini ve duruşma disiplini konusunda kendisinin uyarıldığını tutanaklara geçirdi. Duruşmanın başlamasının ardından Mahkeme Başkanı Özese, Başbuğ'a tekrar sorular sordu. Başbuğ ise "Sorularınıza cevap vermiyorum" dedi. Özese de "Başka sorular da soracaktım ama susma hakkınızı kullandığınız için sormayacağım" diye konuştu.

AĞLAMA DUVARI SORULDU

Sanık Başbuğ'un avukatı İlkay Sezer ise üye Hakim Hüsnü Çalmuk'un, 51 No'lu DVD'de yer alan 'Ağlama duvarı' başlıklı fotoğrafa ilişkin soru somasını eleştirdi. Sezer, "Bu konu, müvekkilimin etnik kökenine kadar götürülüyor. Tamamen yalan ve müvekkilimi itibarsızlaştırmak için kullanılıyor. Müvekkilimin camiye yaptığı ziyarete ilişkin görüntüler de var. Ama kullanılmıyor. Bu iddiaların tamamını reddediyoruz. İbrahim Şahin'in kullanmış olduğu kulaklık, kadın ve erkek sesini ayırt edemeyecek şekildedir. Sadece mekanik bir ses tonunu iletecek şekildedir. Müvekkilimin tamamen dışında üçüncü şahıslar tarafından yapılan bu telefon görüşmelerinde başka kişilerin de ismi geçmiştir? Aynı zan bunlar için de geçerli mi? Hangisinin ifadesi alınmış? Mahkemenin bu konudaki tutumunu biliyoruz. Onlar için de geçerli olabilirdi. Bu konuşma içeriklerinin, müvekkilimle kesinlikle irtibatı yoktur" dedi.

Daha sonra da tutuksuz sanık Yarbay Altınay Şahin, kürsüye çağrıldı. Ancak Şahin, avukatının ve savunmasının hazır olmadığını belirterek ek süre verilmesini istedi. Bu sırada tutuklu sanık Dursun Çiçek'in avukatlığını yürüten kızı İrem Çiçek, bir tanıkları olduğunu ve tanık koruma programından faydalanmak istediğini söyledi. Talebi değerlendirmek üzere duruşmaya yarım saat ara verildi.

BAŞBUĞ, GAZETECİLERLE SOHBET ETTİ

Ara karar için verilen arada basın mensuplarının bulunduğu alana yaklaşan Başbuğ, "Bu kısım da basın ordusu mu? Neler yazdınız?" diye sordu. Basın mensuplarının, "Dediğiniz her şeyi yazdık" cevabı üzerine Başbuğ da "Ne dedim ben? Yazdıklarınız şu anda televizyonda çıkıyor mu?" diye sordu. Basın mensuplarının "Sabahki konuşmanızı, salondan çıkışınızı ve eski genelkurmay başkanlarına sitemleriniz yazdık" demesi üzerine Başbuğ, başı ile onaylayarak "Ben dışarı mı çıkmışım?" diye sordu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tanık dinletilmesine ilişkin talep konusunda Cumhuriyet Savcısı tarafından mütalaa verildiğini açıkladı. Özese, bu tanığın kimler ve hangi konular hakkında ifade vereceğini, hangi gerekçe ile tanık koruma programından faydalanmak istediğini belirtmesi durumunda sanık savunmalarının tamamlanmasından sonra bir değerlendirme yapılabileceğine karar verdiklerini belirtti.

Duruşma, tutuksuz sanıklar Altunay Şahin'in savunmasının alınması için 29 Mart'a ertelendi.

Kaynak: AA

Son Dakika Politika İlker Başbuğ'dan 'Savunma'ma Resti - Son Dakika


Advertisement