Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, "Biz Suriye yönetimine, halkının taleplerine şiddetle karşılık verdiğinde desteğimizi çektik ve Suriye halkının yanında olduğumuzu da açıkça belirledik. Suriye halkını bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyoruz" dedi.
Yılmaz, TBMM Genel Kurulu'nda, Lübnan'da BM Geçici Barış Gücü (UNIFIL) kapsamında görev yapan Türk askerinin görev süresinin 1 yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresinin görüşmelerinde, Ortadoğu'daki gelişmelere değindi.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde son 1.5 yıldır sancılı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşandığına dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'nin bölgede barış ve istikrarın tesis edilmesine önem atfettiğini ve bu amaca hizmet eden girişimlere destek verdiğini söyledi. Bu tezkerenin de bu girişimlerden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Türkiye olarak biz başından itibaren bölgemizdeki değişim sürecinde halkların yanında yer aldık ve tüm ülkelerde halkların meşru ve demokratik haklarına sahip olmaları gerektiğini vurguladık" diye konuştu.
Bu çerçevede bölge ülkelerindeki yönetimlerin halkların meşru talepleri doğrultusunda demokratik reformlar yapmasını desteklediklerini de ifade eden Yılmaz, Türkiye'nin bu politikasını sürdürmekte kararlı olduğunu söyledi.
Lübnan'ın, Türk dış politikasının öncelikli ilgi alanı haline gelen Ortadoğu bölgesinin önemli aktörlerinden birisi olduğuna işaret eden Yılmaz, Lübnan'ın sosyo politik yapısının hassas dengeler üzerine kurulu bir ülke olduğunu kaydetti.
Lübnan'ın, bölgenin istikrarı açısından kilit ülkelerden birisi olduğunu vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
"Bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler Lübnan'ın barış ve istikrarının korunması konusundaki kaygıları artırmış bulunmaktadır. Bu kapsamda Lübnan'da barış, istikrar ve huzurun korunmasına ve Suriye'deki olayların Lübnan'a sıçramamasına büyük önem atfetmekteyiz. Tüm ülkelerin ve ilgili tarafların bu konuda hassas davranmalarını ve Lübnan'ın bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelerini beklemekteyiz. Özellikle Suriye'deki sorunların Lübnan'a sıçraması ve bu ülkede barış ve huzurun bozulması ihtimali ciddi bir endişe kaynağımızdır. Ayrıca Suriye rejiminin Lübnan'ın egemenliğine yönelik tutumu ile sınır ihlallerinden Hizbullah'ın rejim safında Suriye'deki çarpışmaların doğrudan müdahili olması ve bilfiil araziye inmesi bu yöndeki kaygıları da artırmaktadır."
Yılmaz, Lübnan hükümetinin, ülkeyi Suriye'deki sorunların dışında tutma politikasını doğru bulduklarını ve desteklediklerini ifade ederek, Suriye hükümeti de dahil olmak üzere bölgedeki tüm aktörlerin Lübnan hükümetinin bu politikasına saygı duyması ve buna göre hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
Tüm bu gelişmeler ışığında, içinde bulunulan bu dönemde Lübnan'da barış ve istikrarın korunması bakımından UNIFIL'in oynadığı rolün daha da bir önem kazandığına işaret eden Yılmaz, "Türkiye, Lübnan halkının birlik ve beraberliği ile iç barışın muhafazasına atfettiği önem doğrultusunda 2006 yılında yaşanan geniş bir bölgeye yayılma ve ciddi boyutlar kazanma emareleri gösteren Lübnan- İsrail savaşına son verilmesi ve ateşkes sağlanmasında yoğun çaba sarfetmiştir" diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti ve TSK'nin geçmişte olduğu gibi bundan sonra da barışı destekleme harekatlarına katkıda bulunarak, bölgesinde ve dünyada istikrar ve barışın tesisinde rol almaya devam edeceğini söyledi.
Lübnan'ın Ortadoğu coğrafyasının en zor bölümünde yer aldığını vurgulayan Yılmaz, "Suriye'deki yaşanan gelişmeler ve Mısır'da meydana gelen son olaylar Lübnan'ın mevcut durumunu etkileme potansiyeline sahiptir. Bu nedenle bölgede bir yeni sorunun baş göstermemesi bölge barışı açısından önem arz etmektedir" dedi.
-"Ülkemizin görünürlüğü açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir"
İstikrarlı bir Lübnan'ın bölgede barışın tesis edilmesine katkı sağlayacağını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"Önümüzdeki dönemde de UNIFIL harekatına deniz görev kuvvetinde görevli unsurlarımız UNIFIL karargahında görev yapan subaylarımızla katkı sağlamaya devam etmemizin ülkemizin görünürlüğü açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir. UNIFIL'ınn ülkemizin askeri kuvvet katkısında bulunduğu tek BM barış gücü harekatı olması ve Türkiye'nin 2015-2016 yılınra BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği'ne adaylığımızın söz konusu olması nedeniyle UNIFIL'e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiğini vurgulamak isterim. UNIFIL harekatına katkımızın Türkiye'nin görünürlüğüne ve etkinliğine de ayrıca bir katkıda bulunduğunu da belirtmek isterim."
-Türkiye'nin dış politikası
Yılmaz, Türkiye'nin dış politikasının Atatürk'ün belirtiği, "yurtta sulh cihanda sulh" esasına dayandığını belirterek, Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana da bu ilkeden zerre kadar sapmadan devam edildiğini söyledi. Yılmaz, şöyle devam etti:
"Suriye halkıyla halkımız kardeştir. Bunun aksini söyleyen var mı? Akrabadır. Bunun aksini söyleyen var mı? İki halkın kardeş ve akraba olduğunu görmek için bayramlarda sınırlardaki bayramlaşmayı görmek lazımdır. Suriye ile ortak Bakanlar Kurulunu yapan da bizim hükümetimiz, Suriye ile stratejik anlaşmayı yapan da bizim hükümetimiz, Suriye'yi uluslararası toplantılarda destekleyen de bizim hükümetimiz. Biz bunları yaparken Suriye'deki rejimin inancını, mezhebini, düşüncesini, partisini bilmiyor muyduk? O zaman da biliyorduk. Ne Beşar Esed değişti, ne biz değiştik. Bizim politikamız Suriye'yi desteklerken de halkının yanında olan bir iradenin yanında olmasıdır. Biz Suriye yönetimine halkının taleplerine şiddetle karşılık verdiğinde desteğimizi çektik ve Suriye halkının yanında olduğumuzu da açıkça belirledik. Suriye halkını bundan sonra da destekleyeceğimizi belirtiyoruz.
Demokrasiye aşık bir milletin bireyleri olarak bundan doğalı da bundan bir başkası da bizden beklenemez. Biz her zaman her yerde demokratik teammüllerin geçerli olmasını istiyoruz. Bu talep Tunus için de Libya için de Yemen için de Suriye için de Mısır için de geçerlidir. Bu ülkelerin demokratik bir yönetimle hukukun üstünlüğünü esas alan bir çerçevede halkın talepleri doğrultusunda yönetilmesi ortak talebimizdir. Hiçbir ülke, halkının taleplerine kayıtsız kalamaz ve kalmamalıdır. Bir yıl önce halkının yüzde 52'sinin desteğini alarak ülkesinin meşru cumhurbaşkanının yönetimden uzaklaştırılması asla meşru görülemez. Demokratik ülkelerde hükümetlerin değişim şekli bellidir. O da hepinizin bildiği gibi halkın iradesinin yansıdığı sandıktır."
-"Mısır halkının iradesine saygı duyulmalı"
Bütün demokrasilerde seçimle iş başına gelen yöneticilerin yine seçimle görevden ayrılmasının evrensel bir gerçek olduğunu ifade eden Yılmaz, Mısır halkı ve yönetiminin mevcut krizi aşmak için yine demokratik kurallar çerçevesinde bir yol haritası belirleyebilecek kudrette olduğunu söyledi. Yılmaz, "Anayasal meşruiyet içerisinde kalınarak Mısır halkının iradesine saygı duyulması, Mısır'daki demokratik sistemi de güçlendirecektir" şeklinde konuştu.
Geçmişinde hiçbir demokratik mücadele içinde yer almayanların halkın demokratik taleplerini anlamalarının da mümkün olmadığını dile getiren Yılmaz, değişim ve dönüşümün kaçınılmaz hale geldiği Kuzey Afrika ve Ortadoğu'da sürdürülebilir bir istikrarın ancak halkın huzur, güvenlik ve refahının güvence altına alınmasıyla sağlanabileceğini kaydetti. -
Son Dakika › Politika › TBMM Genel Kurulu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.