İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: "Su Krizi Bütüncül Bir Dönüşümle Yönetilebilir" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Yerel

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: "Su Krizi Bütüncül Bir Dönüşümle Yönetilebilir"

13.01.2026 17:35  Güncelleme: 20:16

ESİAD ev sahipliğinde düzenlenen “Su Konferansı”nda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Su krizi, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum: Su krizi bireysel alışkanlıklarla değil, ortak akılla ve planlı politikalarla çözülebilir" dedi.

(İZMİR) - ESİAD ev sahipliğinde düzenlenen "Su Konferansı"nda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Su krizi, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum: Su krizi bireysel alışkanlıklarla değil, ortak akılla ve planlı politikalarla çözülebilir" dedi.

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Ticaret Borsası'nın (İTB) katkılarıyla  "Su Konferansı" düzenlendi.  İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi'nde düzenlenen konferansa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, ESBAŞ Genel Müdürü Yusuf Kılınç, EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, kamu, özel sektör ve akademi temsilcileri ile oda-sivil toplum üyeleri katıldı.

Tugay: Su, kentlerin güvenliğinin temelidir

Su Konferansı'nda açılışında bir sunum yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, dünyadaki su varlığının dağılımına dikkat çekti. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısının yılın en az bir döneminde ciddi su kıtlığı yaşadığını ifade eden Başkan Tugay, "Bilimsel projeksiyonlara göre küresel sıcaklık artışı 2 dereceye ulaştığında 800 milyon ile 3 milyar insan, 4 dereceye ulaştığında ise yaklaşık 4 milyar insan su kıtlığıyla karşı karşıya kalacak. Bu tablo bize şunu söylüyor: Su yalnızca çevresel bir başlık değil; ekonomik istikrarın, toplumsal iyi olma halinin ve kentlerin güvenliğinin temelidir" dedi.

İzmir'de altyapı yatırımlarıyla uyum sağlanıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu yeni iklim gerçekliğine uyum sağlamak için altyapı yatırımlarına öncelik verdiklerini belirten Tugay, sel ve taşkın riskine karşı yapılan çalışmaların önemine dikkat çekti. Kordon hattı boyunca hayata geçirilen taşkın koruma bariyerlerinin, geçtiğimiz günlerde yaşanan yoğun yağış ve fırtınanın bir felakete dönüşmesini önlediğini hatırlatan Tugay, "İklim krizi aynı anda hem su kıtlığı hem de afet riski demektir. Dirençli kentler yaratmaya yönelik yerel politikalar artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Türkiye'de su meselesi artık tek bir kentin ya da idari sınırın sorunu olmaktan çıktı. Havza ölçeğinde derinleşen bölgesel bir yönetişim meselesine dönüştü. Türkiye'de su potansiyeli açısından mutlak su kıtlığı yaşayan beş havza bulunuyor. Marmara, Küçük Menderes, Akarçay, Burdur ve Gediz havzaları. Bu havzaların ikisi doğrudan İzmir'i ilgilendiriyor. Gediz ve Küçük Menderes havzaları, İzmir'in hem içme suyu hem de tarımsal üretimi açısından stratejik öneme sahip. Üstelik bu havzalar, Türkiye'nin en önemli tarım alanlarını da barındırıyor" şeklinde konuştu.

Talep baskısı ve su kullanım tablosu

Su potansiyelini zorlayan en önemli unsurun artan talep olduğunu belirten Tugay, Türkiye ve İzmir'deki su kullanım oranlarını da paylaştı. Türkiye genelinde suyun yüzde 77'sinin tarımda, yüzde 12'sinin sanayide, yüzde 11'inin evsel kullanımda tüketildiğini ifade eden Tugay, İzmir'de ise tarımın yüzde 70, sanayinin yüzde 20, evsel kullanımın ise yüzde 10–11 seviyelerinde olduğunu söyledi. İzmir'de sanayide kullanılan suyun yüzde 57,7'sinin yüzeysel su kaynaklarından, yüzde 42,3'ünün ise yeraltı kuyularından sağlandığını belirten Tugay, tarımın İzmir'de de en büyük su tüketicisi olmaya devam ettiğini vurguladı.

"Su krizi bireysel alışkanlıklarla çözülemez"

Su krizinin bireysel tasarruf çağrılarıyla çözülemeyeceğini vurgulayan Başkan Tugay, "Su krizi, tarım, sanayi ve kent politikalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir dönüşümle yönetilebilir. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum: Su krizi bireysel alışkanlıklarla değil, ortak akılla ve planlı politikalarla çözülebilir. Suyu her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak ele alan yeni bir yönetim anlayışı artık bir zorunluluk. Bugün attığımız adımlar, yarının İzmir'ini ve gelecek kuşakların yaşam koşullarını belirleyecek" dedi.

Başkan Cemil Tugay, su krizinin tarım politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, "Mesele tarımı desteklemekten vazgeçmek değil; hangi ürünleri, hangi havzada, hangi suyla desteklediğimizi yeniden düşünmektir" dedi. Sanayide de dönüşüm ihtiyacına dikkat çeken Tugay, İzmir'de suyu en çok tüketen sektörlerin aynı zamanda ekonominin omurgasını oluşturduğunu belirtti. Bu noktada yaklaşımın "sanayiyi durdurmak" olamayacağını vurgulayan Tugay, çözümün sanayide suyu verimli ve akıllı uygulamalarla yönetmek olduğunu söyledi.

Verimlilik, altyapı ve kayıp-kaçakla mücadele

"Peki, tüm bunlar bize ne söylüyor" diyerek yol haritasını özetleyen Tugay, ilk şartın verimliliği artırmak olduğunu söyleyerek, "İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 2024–2025 döneminde kayıp-kaçak oranını düşürmek için altyapı yatırımlarına odaklandık. Bir yılda 5,6 milyon metreküp suyu kaybetmemiş olduk. İzmir, kayıp-kaçak oranında Türkiye'nin en iyi 5 şehri arasında. Bu başarıyı sürdürmek ve işletme verimliliğini daha da artırmak için çalışmalarımız devam edecek" dedi.

"Planlamayı birlikte yapmalıyız"

Merkezi idareyle iş birliğinin önemine dikkat çeken Başkan Tugay, su sorununun çözümünde Devlet Su İşleri (DSİ) ile ilişkilerin son derece uyumlu olması gerektiğini vurguladı. Yetki paylaşımı ve İzmir il sınırları dışında yapılacak yatırımlar nedeniyle planlamanın DSİ ile birlikte yapılmasının zorunlu olduğunu belirten Tugay, "Planlamayı, tasarrufu ve geleceği birlikte tasarlamalı ve birlikte korumalıyız" dedi.

Bilimsel ve ortak akla dayalı yönetim: Su Kurulu

Teknoloji ve inovasyonun su yönetimindeki rolüne de değinen Tugay, üniversitelerin bilgi birikimi ve yenilikçi katkılarının sürece dahil edilmesi amacıyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Su Kurulu'nun kurulduğunu hatırlattı. Su yönetiminde iş birliğinin aynı zamanda yasal bir zorunluluk olduğunun altını çizen Tugay, Türkiye'de görev paylaşımının net olduğunu vurgulayarak "DSİ su kaynağı sağlar; belediyeler bu suyu alır ve dağıtır. 1053 sayılı Kanun, büyük yatırımların DSİ tarafından yapılacağını, yerel yönetimlerin ise protokollerle sürece dahil olacağını açıkça tanımlar" dedi. Tugay, bu düzenlemenin, merkezi idare ile yerel yönetimler arasında sağlıklı bir denge kurduğunu belirtti.

"Deniz suyu arıtma konusunda DSİ ile çok uyumlu olmamız gerekir"

Başkan Tugay, bulut tohumlama sistemine dair de adım attıklarını belirterek, "Tüm bunların yanında, iklim koşullarına uyum sağlayan yenilikçi çözümleri de gündemimize alıyoruz. Uygun koşullarda bulut tohumlama yöntemleriyle yağış potansiyelini değerlendiriyoruz. Bulut tohumlamadan bahsedebiliriz. Deneyimler genel olarak yüzde 25 oranında artırdığı söyleniyor. Üniversiteden rapor aldık. Henüz çalışmalara başlamadık. Deniz suyu arıtma konusunda DSİ ile çok uyumlu olmamız gerekir. Yetki olarak İzmir dışında yapılacak işler de var. İzmir'in su sorununu mutlaka bilmeli ve beraber plan yapmalıyız. Teknoloji ve inovasyona destek olan bir tavrımız olmalı" ifadelerini kullandı

Kime ne görev düşüyor? Vatandaş, çiftçi, kurumlar

"Su meselesi hepimizin meselesi" diyen Tugay, sorumlulukları şöyle özetledi:

"Vatandaşlara: Suyu tasarruflu kullanmak, yeniden kullanım ve geri dönüşüm altyapılarını kurmak, bilinçli tüketim alışkanlıklarını yaygınlaştırmak. Tarım sektörü ve çiftçilere: Suya göre ürün desenine geçmek, basınçlı ve akıllı sulama yöntemlerini yaygınlaştırmak, iklime uyumlu tarım uygulamalarını benimsemek. Kurumlara: Mevcut hukuki çerçeveye uygun biçimde, suyu en kritik ihtiyaçlar için birlikte koruma ve yönetme iradesini ortaya koymak."

"İzmir halkı için çalışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz"

Tugay, sözlerinin sonunda şunları kaydetti:

"Burada birbirimizle dayanışmayı hissettiğimiz çok kıymetli bir buluşma gerçekleşti. Bu süreç İzmir için ortak bir sorumluluğun başlangıcı. Su meselesinde kolektif aklın ve iş birliğinin en önemli paydaşlarından biri olmaya devam edeceğiz. Bu yolda birlikte yürüyecek, İzmir halkı için çalışmayı kararlılıkla sürdüreceğiz"

Ürün: "Gelecek nesillerin su hakkını korumak bir sorumluluk"

EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, "Birleşmiş Milletler'in 2025 Su Raporu'na göre; yaklaşık 4 milyar insan, yani dünya nüfusunun yarısı, yılın en az bir bölümünde ciddi su kıtlığı yaşıyor. İşte bu nedenle, bugünlerin yarınlarını da düşünmek zorundayız. Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre; dünya genelinde toplam su çekimlerinde tarım sektörü yüzde 72 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu sanayi yüzde 15 ve evsel veya belediye kullanım yüzde 13 takip ederken, Türkiye özelinde de benzer bir dağılım söz konusu. Bu da aslında nereden başlanması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Temiz suya erişimin sağlık, ekonomik fırsatlar ve siyasi istikrarı belirleyeceği bir sürece girdiğimiz aşikar. O nedenle, her ne yapacaksak bir an evvel harekete geçmemiz gerekiyor. Unutmayalım ki, gelecek nesillerin su hakkını korumak bir tercih değil, ortak bir sorumluluktur" diye konuştu.

Uçak: "Su, artık sadece çevresel bir başlık olmaktan çıkarak stratejik bir mesele"

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak, "Su, artık sadece çevresel bir başlık olmaktan çıkarak stratejik, ekonomik ve toplumsal bir mesele haline geldi. Küresel su kullanımı son yirmi yılda yüzde 25 oranında artmışken, bu artışın önemli bir kısmı zaten su stresi yaşayan bölgelerde gerçekleştiği asla göz ardı edilmemeli. Yeryüzündeki toplam su varlığının sadece yüzde 3'ünün tatlı su olduğu ve bunun da çok kısıtlı bir kısmına erişebildiğimiz gerçeği, suyun korunması gereken en stratejik varlık olduğunu hemen her gün bizlere hatırlatıyor. Evet; su kıt bir kaynaktır. Üstelik küresel iklim değişikliği de su döngüsünü kökten değiştirmektedir. Yağış rejimleri farklılaşıyor, kuraklık ve taşkınlar daha sık ve daha şiddetli yaşanıyor. Bunu hepimiz görebiliyoruz. Aşırı hava olayları tarımsal verimliliği, gıda güvencesini ve nihayetinde ekonomileri olumsuz etkiliyor. Dolayısıyla su kıtlığı, sadece bir çevre sorunu değildir. Tarımsal üretimin azalması, gıda güvencesi ve ekosistem risklerini barındıran çok boyutlu bir etkiden bahsediyoruz. Bu nedenle, bu risklere karşı hazır olmalı ve iyi bir planlama yapmalıyız" dedi.

Zorlu: "Suya yaklaşımımızda köklü bir zihinsel dönüşümü zorunlu"

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu ise şunları kaydetti:

"Bugün dünyamızı tehdit eden iklim değişikliği karşısında sürdürülebilir kalkınma ile yeşil ve döngüsel ekonomiyi birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. Yeşil ve döngüsel ekonomi, birbirini tamamlayan bir bütün haline geldi. ve bu bütünün tam merkezinde 'su' yer alıyor. Su yönetimi, artık doğrudan, kalkınma, rekabet gücü ve risk yönetimi meselesi haline gelmiştir. Türkiye'nin, ciddi su stresi altında olduğunu biliyoruz. Bu gerçek, suya yaklaşımımızda köklü bir zihinsel dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Suyu sadece bir kaynak olarak değil; her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görmeliyiz. Su yoksa üretim yoktur. Su yoksa sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir. Su yoksa kentlerde yaşam son derece zordur.

"Teknoloji ve inovasyona yatırımı her noktada ön plana çıkarmalıyız"

Suyu doğru yönetebilmek için; bilgi ve veri temelli karar alma süreçlerine, teknoloji ve yenilikçi uygulamalara, uzun vadeli ve entegre planlamaya, şeffaf ve kapsayıcı yönetişim modellerine, paydaşlar arası güçlü iş birliğine, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Su, tek bir kurumun görev ve yetki alanına sığmayacak kadar büyük ve çok boyutlu. Bu nedenle merkezi ve yerel yönetimler, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun ortak amaç doğrultusunda eş-güdümlü hareket etmesi kritik önemde. ESİAD olarak su konusunda çalışmaya devam edeceğiz. İzmir ve hinterlandını ele alacağımız kapsamlı bir rapor hazırlığı içindeyiz. Raporda iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkilerini; tarımda, sanayide ve kentlerde verimli su yönetiminin yollarını ele alacağız. 2026 yılı içinde kamuoyuyla paylaşmayı hedeflediğimiz raporumuzla, iş dünyasına ve karar alıcılara su yönetimi konusunda destek olmayı amaçlıyoruz. Mevcut durumu en doğru ve şeffaf şekilde ortaya koymak zorundayız. Geleceğe yönelik stratejik planlama yapabilmenin yolu sağlam verilerden geçiyor. Suyumuzu bütüncül bir bakış açısıyla koruma altına almak ve tarımda, sanayide, kentlerimizde yeni teknolojiler kullanarak geleceğe hazırlanmak zorundayız. Bu noktada hepimize önemli sorumluluklar düşmektedir. Üretim süreçlerinde su verimliliğinin artırılması, kayıp oranlarının düşürülmesi, döngüsel su kullanımı uygulamalarının yaygınlaştırılması ve alt yapının iyileştirilmesi şart. Teknoloji ve inovasyona yatırımı her noktada ön plana çıkarmalıyız."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Yerel İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: 'Su Krizi Bütüncül Bir Dönüşümle Yönetilebilir' - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement