Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Erkan Demir, 1970'li yıllarda Türkiye'de özellikle liselerde jeoloji bilimi dersi okutulurken, daha sonra bu dersin müfredatlardan kaldırıldığını belirterek, jeoloji biliminin tekrar ders müfredatlarına konulması gerektiğini söyledi.
Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilciliği ve Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ortaklaşa yürüttüğü "Deprem ve Jeoloji Bilgilendirme Konferansları" programı çerçevesinde İleri İlköğretim Okulu öğrencilerine "Deprem öncesi ve sonrası alınması gereken önlemler" anlatıldı. Konferansa Jeoloji Mühendisleri Odası Mersin İl Temsilcisi Erkan Demir, Mersin Üniversitesi (MEÜ) Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fulya Yücesoy Eryılmaz ve çok sayıda öğrenci ile öğretmen katıldı. Jeoloji mühendisleri olarak, jeoloji biliminin tekrar ders müfredatlarına konulması için çalışmalar yaptıklarını belirten Demir, "1970 yılında Türkiye'de özellikle liselerde jeoloji bilimi dersi okutulmakta iken 1970 yıllından sonra ders müfredatından kaldırıldı. 1970'li yılların sonrasında bu durumun tersine döndüğünü öne çıkarmak için özellikle geçtiğimiz yıllarda, jeoloji bilimi dersinin tekrar müfredata alınması konusunda Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık üzerinden gerekli yerlere başvurarak bu süreci tekrar başlatma girişiminde bulunduk" dedi.
Gençleri bilgilendirmek amacıyla konferans düzenlediklerini söyleyen Demir, ABD, Almanya, İngiltere ve Japonya'da uygulanan ilköğretim dersi müfredatlarında zorunlu ders olarak jeoloji bilimine önem verildiğini kaydetti. Türkiye'de özellikle 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 tarihlerinde Kocaeli ile Düzce'de yaşanan depremlerden sonra jeoloji bilimi dersinin ders müfredatı olarak olmazsa olmaz haline geldiğini vurgulayan Demir, "Jeoloji Mühendisleri Odası olarak işbirliği halinde jeoloji bilimi dersinin tekrar ders müfredatlarına alınması için çalışacağız" şeklinde konuştu.
Doğada yaşanan olayların gerçekte kader olmadığını savunan MEÜ Jeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fulya Yücesoy Eryılmaz ise, doğa olaylarının insanların yaptıkları yanlışlar doğrultusunda afete dönüştüğünü söyledi. İnsanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran ve normal yaşam faaliyetlerini durdurarak toplulukları etkileyen olayların afet olarak nitelendirildiğini belirten Eryılmaz, "İnsan kaynaklı afetler Türkiye'de çok yaşanmaktadır. Bunlar endüstrinin paralelinde artan afet gruplarıdır. Nükleer, biyolojik ve kimyasal kazalar bu afet gruplarına örnektir" dedi.
Yerin derinliklerinde birikmiş olan enerjinin aniden boşalmasının deprem olarak adlandırıldığını ifade eden Eryılmaz, deprem enerjisinin dalga dalga yayıldığını belirtti. Deprem dalgalarının 2 grupta incelendiğini kaydeden Eryılmaz, "Bunlar cisim ve yüzey dalgalarıdır. Cisim dalgaları primer ve sekonder dalgaları olarak 2'ye ayrılır. Primer ilk olarak gelen ve en hızlı olan dalgadır. Bu dalgaların odak noktaları çok önemlidir. Primer dalgaları saniyede 8 kilometre ilerlerler. Diğeri ise sekonder dalgalarıdır. Bu dalgaların hızı saniyede 4.5 kilometreyi bulmaktadır" diye konuştu.
Deprem sırasında en çok zararın binaların içerisinde oluştuğunu belirten Eryılmaz, deprem olmadan önce mobilyaların sabitlenmesi, odada bulunan dolapların da duvara sıkıca monte edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yangın nedeni oluşturan maddelerin de güvenlik altına alınması gerektiğini vurgulayan Eryılmaz, "Deprem anında sakin olunmalı. Deprem anında dışarıda bulunuyorsak elektrik direklerinden ve köprülerden uzak durmalıyız. Özellikle baş ve boyun kısımlarımızı korumalı ve yere yatarak cenin pozisyonu almalıyız. Depremden en kolay korunulabilecek pozisyon, cenin pozisyonudur" dedi.
(HK-MT-Y)
19.04.2007 17:24 TSİ
Son Dakika › Yerel › Öğrenciler, Deprem ve Jeoloji Eğitimi Hakkında Bilgilendirildi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.