Enflasyon Raporu.-Başçı. - Son Dakika
Son Dakika Logo

Enflasyon Raporu.-Başçı.

Enflasyon Raporu.-Başçı.
31.10.2013 12:24

Merkez Bankası Başkanı Başçı, önümüzdeki dönemde para politikasına dair sağlamış oldukları "öngörülebilirliği" kademeli olarak artıracaklarını ve ek parasal sıkılaştırma uygulama günleri haricinde Bankalararası Repo Pazarı'ndaki faizlerin yüzde...

Merkez Bankası Başkanı Başçı, önümüzdeki dönemde para politikasına dair sağlamış oldukları "öngörülebilirliği" kademeli olarak artıracaklarını ve ek parasal sıkılaştırma uygulama günleri haricinde Bankalararası Repo Pazarı'ndaki faizlerin yüzde 6.75 düzeyine yakın seyretmesini temin edeceklerini söyledi. Başçı, fonlama stratejisine ilişkin olarak, öngörülebilirliği artırmak amacıyla, yüzde 4.5 seviyesinden miktar ihale yöntemi ile yaptıkları haftalık vadeli fonlamanın stok miktarını yıl sonuna kadar 10 milyar TL'yi geçmeyecek şekilde sınırlandıracaklarını bildirdi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2013 yılının 4. Enflasyon Raporu'nu İstanbul'da açıkladı. Küresel ekonomiye dair gelişmelerin Merkez Bankası politikalarının üzerinde önemli rol oynamaya devam etmesi nedeniyle konuşmasına küresel iktisadi görünüme değinerek başlayan Başçı, yılın üçüncü çeyreğinde küresel para politikalarına dair gelişmelerin finansal piyasalar üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Bu dönemde, küresel büyümeye ilişkin kaygıların devam ettiğini söyleyen Başçı, ABD Merkez Bankası'nın varlık alımlarını yakın dönemde azaltacağına dair beklentilerin önce oluşturulması ve sonra ötelenmesi nedeniyle, küresel risk iştahı dalgalı bir seyir izlediğinin altını çizdi. Başçı, "Varlık alımlarının azaltılabileceğine dair ilk sinyalin verildiği Mayıs ayından itibaren gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları gözledik. Bu dönemde küresel düzeyde tüm finansal varlıklarda bir yeniden fiyatlama yaşandı" dedi.

-"KÜRESEL PARA POLİTİKASINA DAİR BELİRSİZLİKLERİN BİR SÜRE DAHA DEVAM ETMESİNİ BEKLİYORUZ"-

Küresel iktisadi faaliyet zayıf seyrini korurken küresel para politikalarına dair belirsizliklerin bir süre daha devam etmesini beklediklerini söyleyen Başçı, ABD ekonomisindeki toparlanma eğiliminin henüz istikrar kazanmazken yaşanan finansal dalgalanmalar ile bütçe tartışmaları ekonomide finansal koşulları sıkılaştırarak toparlanma üzerinde olumsuz riskler oluşturduğunu bildirdi. Euro Bölgesi ekonomilerinde bazı olumlu sinyaller gözlemelerine rağmen hem yüksek işsizlik oranları hem de kredi aktarım mekanizmasındaki problemler ekonomik görünümün zayıf kalmasına sebep olduğunun altını çizen Başçı, "Küresel para politikalarının yüksek frekansta açıklanan verilere ve ekonomik toparlanmanın gidişatına bağlı olması ve söz konusu verilerin oynak bir seyir izlemesi, küresel para politikalarındaki belirsizliklerin devam etmesine sebep oluyor" diye konuştu.

-EK PARASAL SIKILAŞTIRMAYA DEVAM-

Mayıs ayından itibaren küresel düzeyde para politikalarına ilişkin artan belirsizlik karşısında gerek enflasyon göstergelerini gerekse küresel belirsizliklerin yarattığı makro finansal riskleri gözeterek temkinli bir para politikası uyguladıklarını söyleyen Başçı, bu doğrultuda hedefin üzerinde seyreden enflasyon göstergelerinin fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla ek parasal sıkılaştırma uygulamasına devam ettiklerini kaydetti. Ağustos ayında ek parasal sıkılaştırmanın etkinliğini artırmak amacıyla gecelik borç verme faiz oranını yüzde 7.25'ten yüzde 7.75'e arttırarak faiz koridorunu yukarı yönlü genişlettiklerini dile getiren Başçı, ayrıca, etkin likidite yönetimi ile kısa vadeli faizlerin koridorun üst sınırına yakın gerçekleşmesini sağladıklarını kaydetti.

-FONLAMA STRATEJİSİ-

Önümüzdeki dönemde para politikasına dair sağlamış oldukları öngörülebilirliği kademeli olarak artıracaklarını ve ek parasal sıkılaştırma uygulama günleri haricinde Bankalararası Repo Pazarı'ndaki faizlerin yüzde 6.75 düzeyine yakın seyretmesini temin edeceklerini ifade eden Başçı, fonlama stratejisine ilişkin olarak, öngörülebilirliği artırmak amacıyla, yüzde 4.5 seviyesinden miktar ihale yöntemi ile yaptıkları haftalık vadeli fonlamanın stok miktarını yıl sonuna kadar 10 milyar Türk lirasını geçmeyecek şekilde sınırlandıracaklarını bildirdi. 2014 yılından itibaren miktar ihale yöntemine dair uygulama esaslarına ve bu yöntemle yapılacak fonlama tutarına ilişkin konuları Aralık ayında yayımlayacakları 2014 Yılında Para ve Kur Politikası metninde açıklayacaklarını söyleyen Başçı, "Öngörülebilirliğin kademeli olarak artırıldığı bu çerçevede, enflasyon görünümü orta vadeli hedeflerle uyumlu olana kadar para politikasındaki temkinli duruşumuzu koruyacağımızı da burada hatırlatmak istiyorum" dedi.

-"FAİZLER BİR ÖNCEKİ RAPOR DÖNEMİNE GÖRE DÜŞERKEN, GETİRİ EĞRİSİ EĞİMİ ARTTI"-

Yılın üçüncü çeyreğinde faizlerin, kısa vadelerde daha belirgin olmak üzere, tüm vadelerde bir önceki rapor dönemine göre düşerken, getiri eğrisi eğiminin artış gösterdiğini vurgulayan Başçı, şunları kaydetti:

"Bu durum, küresel risk algılamalarında sınırlı düzelme ve Türkiye'nin risk primindeki düşüşün yanı sıra faiz belirsizliğini azaltıcı para politikası stratejimizin kısa vadeli faizleri daha fazla etkilemesinden kaynaklandı. Aynı dönemde nominal faizlerdeki düşüş ve enflasyon beklentilerindeki artış ile iki yıl vadeli reel faizler de düşüş gösterdi. 2013 yılının ilk yarısında aşağı yönlü hareket eden kredi faiz oranları yılın üçüncü çeyreğinin başından itibaren yukarı yönlü bir eğilim gösterdi. Dönem boyunca devam eden bu seyir küresel finansal gelişmeler ile Temmuz ve Ağustos ayında faiz koridoru aracılığıyla gecelik borç verme faiz oranlarında gerçekleştirdiğimiz sıkılaştırmayı yansıtıyor. Öte yandan, bankaların Türk lirası fonlama maliyetini temsil eden mevduat, para takası ve TCMB ortalama fonlama faizi ile bankalarca ihraç edilen bono veya tahvil faizleri de aynı dönemde yükseliş gösterdi."

-KREDİ BÜYÜME EĞİLİMİ AĞUSTOS'TAN İTİBAREN GEÇMİŞ YILLAR ORTALAMASINA DÖNDÜ"-

Başçı, yılın ilk yarısında geçmiş yıllar ortalaması üzerinde seyreden kredi büyüme eğiliminin Ağustos ayından itibaren geçmiş yıllar ortalamasına döndüğünü belirtti. Son dönemde yaşanan finansal dalgalanmaların ve temkinli para politikası duruşunun sonucunda yükselen kredi faizlerinin bu yavaşlamada rolü olduğunu kaydeden Başçı, "Bununla birlikte yılın üçüncü çeyreğinde kredilerin yıllık büyüme oranı yüzde 25 gibi yüksek bir düzeyde seyretti. Temkinli para politikası duruşumuzun, alınan makro-ihtiyati önlemlerin ve zayıf seyreden sermaye akımlarının etkisiyle önümüzdeki dönemde kredi büyüme hızlarının kademeli olarak daha makul düzeylere geleceğini öngörüyoruz" şeklinde konuştu.

-"REEL KUR VE KREDİ GELİŞMELERİ ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE EKONOMİDEKİ DENGELENME SÜRECİNİ DESTEKLEYECEK"-

Oluşturdukları politika çerçevesinin cari işlemler dengesini olumlu yönde etkilemeye devam ettiğini belirten Başçı, 2011 yılı sonunda tarihi yüksek seviyelerine ulaşan cari işlemler açığının 2012 yılında önemli bir düzeltme gerçekleştirdiğini vurguladı.

Başçı, "2013 başından itibaren 12 aylık birikimli cari açıkta bir bozulma görsek de bu geçici bir faktör olan altın ticareti dinamiklerinden kaynaklanıyor. Altın hariç cari işlemler dengesine baktığımızda 2012 yılında başlayan düzeltmenin yavaşlayarak da olsa 2013 yılında da devam ettiğini görüyoruz. Reel kur ve kredi gelişmelerinin önümüzdeki dönemde ekonomideki dengelenme sürecini desteklemelerini bekliyoruz" diye konuştu.

-"CARİ DENGEDEKİ DÜZELMENİN DEVAM ETMESİNİ BEKLİYORUZ"-

Reel efektif döviz kurunun son dönemdeki nominal kur gelişmeleri sonrasında değer kaybettiğini ve aşırı değerli olarak nitelendirilebilecek düzeylerden önemli ölçüde uzaklaştığını vurgulayan Başçı, daha makul seviyelerde seyretmesini bekledikleri kredi büyümesinin, ılımlı nihai yurt içi talep büyümesinin ve reel döviz kurundaki gelişmelerin katkılarıyla cari dengedeki düzelme sürecinin önümüzdeki dönemde de devam etmesini beklediklerini dile getirdi. Bu gelişmenin küresel belirsizliklerin yüksek olabileceği önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisini finansal istikrar açısından güçlendireceğini ve dengelenme sürecini destekleyeceğini kaydeden Başçı, 2013 yılının üçüncü çeyreğinde finansal piyasalarda belirsizlikler devam ederken finansal koşulların sıkılaştığını belirtti. Bu sıkılaşmada temel olarak sermaye akımlarındaki zayıflığın, kredi faizlerindeki yükseliş ve piyasa faizlerindeki artış etkili olduğunu vurguladı.

-"TL'DEKİ EK DEĞER KAYBININ ENFLASYON ÜZERİNDEKİ ETKİSİ 0.4 PUAN ARTIRICI YÖNDE OLDU"-

Başçı, konuşmasında tahminlerie temel oluşturan makroekonomik görünüme ve varsayımlarına değindi. 2013 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık tüketici enflasyonu yüzde 7.9 oranına düştüğünü ancak Temmuz Enflasyon Raporu tahminlerinin bir miktar üzerinde gerçekleştiğini vurgulayan Başçı, bu gelişmede, Türk lirasında gözlenen değer kaybı ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artışın etkili olduğunu ifade etti. Başçı, temel enflasyon göstergelerinin de bu gelişmeler çerçevesinde yükseldiğini vurguladı.

Geçen çeyrekte enflasyonun Temmuz tahminlerine göre daha yüksek gerçekleşmesindeki temel nedenin Türk lirasında gözlenen ek değer kaybı olduğuna dikkat çeken Başçı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu noktada Enflasyon Raporu'ndaki döviz kuru varsayımlarının nasıl oluşturulduğuna dair bilgi vermekte fayda görüyorum. Enflasyon tahminlerini üretirken konvansiyonel olarak, Rapor ayındaki kur gerçekleşmelerini, içinde bulunduğumuz çeyrek için veri olarak kabul ediyoruz. Sonrasında ise kurların içsel olarak para politikası duruşu ile diğer iktisadi gelişmelere tepki verdiği bir çerçeveyi dikkate alıyoruz. Bu doğrultuda, Temmuz Enflasyon Raporu'nu yayımladığımızda üçüncü çeyrek döviz kuru için Temmuz ayı ortalamasını temel aldık. Ancak takip eden dönemde Türk lirasında ek değer kayıpların yaşanması enflasyonun üçüncü çeyrek tahminine göre daha yüksek gerçekleşmesine yol açtı. Ek değer kaybının 2013 yılsonu enflasyon tahmini üzerindeki etkisi yaklaşık 0.4 puan artırıcı yönde oldu. Döviz kuru gelişmelerinin çekirdek enflasyon üzerindeki etkisi daha çok temel mal grubu fiyatları üzerinden gerçekleşiyor. Üçüncü çeyrekte hizmet enflasyonu da bir miktar yükselmekle birlikte göreli olarak daha istikrarlı bir seyir izledi. Bu gelişmeler çerçevesinde temel enflasyon göstergeleri de yükseliş sergiledi."

-"STOK DEĞİŞİMİ BELİRLEYİCİ OLDU"-

2013 yılının ikinci çeyreğinde iktisadi faaliyet Temmuz Enflasyon Raporu'nda belirtilen görünümden daha olumlu gerçekleştiğini söyleyen Başçı, iktisadi faaliyetin beklenenden daha güçlü gerçekleşmesinde stok değişiminin belirleyici olduğunu bildirdi. Bu dönemde özel tüketim talebinde belirgin bir canlanma gözlenirken, kamu talebindeki yavaşlama ile nihai yurt içi talep yataya yakın bir seyir izlediğini kaydeden Başçı şunları kaydetti:

"Diğer yandan, ithalat güçlü oranda artarken, zayıf seyreden küresel talep neticesinde ihracat artışı daha sınırlı oranda gerçekleşti. 2013 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin veriler, iktisadi faaliyetin ikinci çeyreğe kıyasla daha ılımlı bir artış göstereceğine işaret ediyor. Temmuz-Ağustos döneminde tüketim malları üretimi bir önceki çeyreğe göre azalırken, tüketim malları ithalatındaki artış eğilimi devam etti. Yatırımlara ilişkin göstergeler ise tüketim talebine kıyasla daha zayıf bir görünüme işaret ediyor. Bu dönemde ihracat yatay seyrederken, ithalatta belirgin bir düşüş gördük. Dolayısıyla, net ihracatın büyümeye verdiği negatif katkının yılın üçüncü çeyreğinde azalmasını bekliyoruz. İhracat ağırlıklı küresel büyüme endeksi ise bir önceki Enflasyon Raporu'na göre kayda değer bir değişiklik göstermiyor."

-"İKİNCİ YARIDA NİHAİ YURT İÇİ TALEPTEKİ TOPARLANMANIN ILIMLI BİR ŞEKİLDE SÜRMESİNİ BEKLİYORUZ"-

Yılın ikinci yarısında nihai yurt içi talepteki toparlanmanın ılımlı bir şekilde sürmesini beklediklerini söyleyen Başçı, "Bu çerçevede, 2013 yılı için çıktı açığı tahminlerini bir miktar yukarı yönlü güncelledik. Öte yandan, son dönemdeki finansal gelişmelere bağlı olarak toparlanma eğilimi üzerindeki aşağı yönlü riskler arttı. Bu bağlamda, 2014 yılı için çıktı açığı tahminlerini aşağı yönlü güncelledik. Bu değerlendirmeler ışığında, yurt içi talep gelişmelerinin önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşüş sürecine ve cari açıktaki iyileşmeye destek vermesi bekliyoruz. İç ve dış talep gelişmelerini birlikte değerlendirdiğimizde, tahminlerimizi üretirken toplam talep koşullarının 2013 yılsonu enflasyonuna katkısının bir önceki rapor dönemine kıyasla sınırlı ölçüde arttığı bir görünümü esas aldık. Bu güncelleme 2013 yılsonu enflasyon tahminimizi 0.1 puan artırıcı yönde etkiledi" şeklinde konuştu.

-"ENFLASYON TAHMİNLERİNDE GIDA, ENERJİ VE İTHALAT FİYATLARI ÖNEMLİ ROL OYNADI"-

Başçı, enflasyon tahminlerinde gıda, enerji ve ithalat fiyatları da önemli rol oynadığını söyledi. Yılın üçüncü çeyreğinde ithalat fiyatlarının Temmuz Enflasyon Raporu'ndaki varsayımların altında seyrettiğini belirten Başçı, petrol fiyatlarının ise öngörülerin bir miktar üzerinde gerçekleştiğini vurguladı. Bu çerçevede, Temmuz Enflasyon Raporu'nda 107 dolar olarak belirledikleri 2013 yılı ortalama petrol fiyatı varsayımlarını Ekim ayının ilk üç haftasındaki vadeli fiyatların ortalamasıyla uyumlu şekilde güncelleyerek 109 dolara yükselttiklerini dile getiren Başçı, bu güncellemenin 2013 yılsonu enflasyon tahminini 0.1 puan artırıcı etkide bulunduğunu ifade etti.

Gıda fiyatlarının yıllık artış oranına dair varsayımlarını ise bir önceki Rapor'da olduğu gibi yüzde 7 olarak koruduklarını ifade eden Başçı, "Diğer bir ifadeyle, son dönemde işlenmemiş gıda fiyatlarında gözlenen olumsuz seyrin geçici olacağı varsayımını esas aldık" dedi.

-"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE MALİ DİSİPLİNİN SÜRECEĞİNİ VARSAYDIK"-

Başçı, kamu maliyesine dair varsayımlara da değindi. Orta vadeli tahminlerimizi üretirken yılın kalanında tütün ve enerji ürünlerine yönelik ek vergi ayarlaması yapılmayacağını varsaydıklarını dile getiren Başçı şöyle devam etti:

"Öte yandan, her zaman olduğu gibi, diğer vergi ayarlamaları ve yönetilen veya yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleri ve otomatik fiyatlama mekanizmaları ile uyumlu olacağı bir görünümü esas aldığımızı belirtmek isterim. Yılsonu enflasyon tahmininde maliye politikasından kaynaklanan bir değişiklik olmadı. Maliye politikasının duruşu için ise her zaman olduğu gibi yakın dönemde güncellenen Orta Vadeli Program projeksiyonlarını temel aldık. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde mali disiplinin süreceği ve önümüzdeki yıldan itibaren faiz dışı harcamaların GSYİH'ye oranının kademeli olarak azalacağını varsaydık."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Ekonomi Enflasyon Raporu.-Başçı. - Son Dakika


Advertisement