Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel
Müdürü Kemal Öztürk, "Biz Arakan'ın, Burma'nın, Japonya'nın, Çin'in ya da başka
bir ülkenin, fark etmez, mağdur olmuş insanlarının haberini yapmak zorundayız. Bu
bizim taşıdığımız kanın, sahip olduğumuz inancın bir gereğidir" dedi.
AA Yönetim Kurulu üyeleriyle çalışanlar, iftarda bir araya geldi. Öztürk,
iftarın ardından yaptığı konuşmada, ramazanın bütün çalışanlara, ailelerine,
sevdiklerine hayırlı olmasını ve bereket getirmesini temenni etti.
İslam dünyasının çeşitli coğrafyalarında sıkıntı ve acı çeken Müslümanlara
Allah'tan acil yardım isteyen Öztürk, Suriye'de, Irak'ta, Burma'da acı çeken
Müslümanlara Allah'ın yardım etmesini, sofralarını bereketlendirmesini, dualarını
kabul etmesini diledi.
Öztürk, "Bizim üzerimize düşen bu kardeşlerimizin acılarının haberini
yapmaktır. Onu da hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. İnşallah bunlar bir
hayra vesile olur. Oradaki Müslüman kardeşlerimizin sıkıntıları, sorunları refaha
kavuşur" diye konuştu.
Bugünkü iftarda gülen yüzler, neşeli, mutlu insanlar görmekten duyduğu
memnuniyeti dile getiren Öztürk, "Çalışan arkadaşlarımın iş ortamının huzurlu ve
çalışanlarımızın mutlu olmasını çok önemsiyorum. Bunun iş verimini çok
artıracağına inanıyorum" dedi.
Geçen bir yılın, AA'nın marka olma yönünde hızla ilerlediğini gösterdiğini
vurgulayan Öztürk, "Anadolu Ajansı, gerçekten şimdiye kadar çalıştığım kurumlar
içinde kendimi çok verimli, yararlı ve üretken hissettiğim bir çalışma ortamı"
diye konuştu.
AA çalışanlarının motivasyonunun kendisini çok etkilediğini dile getiren
Öztürk, şöyle devam etti:
"Bu motivasyonun sebebi de 92 yıllık, Türkiye'nin en köklü kurumuna
inancımızdan kaynaklanıyor. Hepimiz bu kurumun hak ettiği yerde olmadığını
biliyoruz. Hepimiz bu kurumun dünyanın en saygın ve en iyi ajanslarından biri
olması gerektiğine de inanıyoruz. İşte bu nedenle önümüze koyduğumuz 100. yıl
hedefimize hep birlikte koşmaya başlıyoruz. Bu inanç herkesin içinde öylesine
derinlere işlemiş ki birçok arkadaşımızın, hiçbir şey söylemeden, güçlü
motivasyonunu ve güçlü enerjisini her yerde hissediyoruz. Son bir yıl içinde bu
denli hızlı büyüyen, hızlı gelişen, düşük, kısıtlı bütçesine rağmen bu kadar çok
adından söz ettiren başka bir kurum şu anda yoktur."
AA'nın geçirdiği bir yıllık dönemin son derece verimli olduğuna işaret eden
Öztürk, AA'nın bu tempoyla çalışmalarını sürdürmesi durumunda 100. yıl
hedeflerine 8 yıldan önce ulaşmış olacağını vurguladı.
-"Bu ajans herkesin sustuğu bir dünyada insanlık için ses verecek bir
ajanstır"-
Geçen bir yılda kat edilen yolun, geçmiş dönemlerle kıyaslanmaması
gerektiğini belirten Öztürk, şunları kaydetti:
"Ajansın bu dönem içinde kat ettiği yol, gelecekte varacağı hedefi de çok
iyi gösteren bir yoldur. O yüzden sizlerin emekleri çok büyük. Burada olmayan,
Anadolu'nun, dünyanın dört bir köşesinde çalışan arkadaşların emekleri çok büyük.
Şu anda Halep'te, Bağdat'ta patlamaların ortasında bulunan arkadaşımız var.
Burma'da sefaletin, yağmurların ortasında bulunan arkadaşlarımız var. Dünyanın
her yerinde AA'nın çalışanları, ülkesi, milleti ve insanlık için haber yapmaya
çalışıyor. Bu dünyada insanlığın sesi olmaya aday bir ajansız. Bugün Burma'da
Arakan Müslümanlarının o küçücük, daracık bölgelerde binlerce insanın dramını
anlatan tek ajans AA'dır. Bununla gurur duyuyorum. Bu ajans herkesin sustuğu bir
dünyada insanlık için ses verecek bir ajanstır. Dünyanın her yerinde olacak bir
ajanstır ve hiçbir zaman da ayrım yapmayacak bir ajanstır. Bizim misyonumuz,
hedefimiz, dünyanın neresinde olursa olsun insanlık adına yaşanmış bir dramı
dünyanın gündemine taşımaktır."
Burma'daki drama ilişkin görüntülerin AA yoluyla dünyaya ulaştırıldığına
dikkati çeken Öztürk, "Bugün dünyada 5 dilde yayın yapan, Burma'daki mağdur
insanların dramını anlatan tek kurum biziz. Bu yüzden aslında vebalimiz ve
sorumluluğumuz çok büyük. Bizden başka bu kadar yüksek duyarlılık gösteren bir
ajans yoksa bu demektir ki bizim görevimiz, çok zor bir görev. O yüzden hepimizin
biraz daha fazla duyarlılık gösterip daha fazla çalışması gerekiyor" dedi.
-"Bu kadar güçlü bir motivasyonla çalışan ekibin önünde kimse duramaz"-
Yükselen bir marka değeri olarak AA'nın, gelecekte bütün dünyada adından söz
ettirecek bir ajans olması gerektiğini ifade eden Öztürk, "AA, dünyada adını
duyuran bir ajans olmak zorundadır. Sahip olduğu misyon, tarih, içinde bulunduğu
coğrafya nedeniyle bunu yapmak zorundadır. Biz buna mecburuz. Biz Arakan'ın,
Burma'nın, Japonya'nın, Çin'in ya da başka bir ülkenin, fark etmez, mağdur olmuş
insanlarının haberini yapmak zorundayız. Bu bizim taşıdığımız kanın, sahip
olduğumuz inancın bir gereğidir. O nedenle Türkiye içindeki başarımız, Türkiye
içinde adımızdan çok söz ettirmek bize yetmez" diye konuştu.
Anadolu Ajansı'nın hedefinin çok büyük olduğuna işaret eden Öztürk, New York
Times, The Guardian gazetelerinin, internet sitelerinin AA'nın fotoğraflarını
kullandığını ve bunun her gün yaşanması gerektiğini belirtti.
"Bu kadar güçlü bir motivasyonla çalışan ekibin önünde kimse duramaz" diye
konuşan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bugün internet sitemizi açtığınızda 5 dil birden görüyorsunuz. Şu anda
100'e yakın Arapça çalışanımız var. Artık Arap ülkelerinin hemen hemen tamamında
ekiplerimiz var. Şu anda Ortadoğu'nun hiçbir ülkesinde olay yok ki biz bundan
haberdar olmayalım. Neredeyse Balkan gazetelerinin tamamını Anadolu Ajansı'nın
Dış Haberler servisi çıkarıyor. Balkanlar'daki gazeteler başka türlü haber
alamazlardı. Halep'te katliamdan, bombardımandan kaçan kamyonun üzerindeki o
çocuğun yüz ifadesi sadece bizim fotoğraflarımızda vardır ve sadece bizim
sayemizde Balkanlarda yayınlanıyor, görülüyor, hissediliyor. İşte misyonumuz bu
kadar güçlü ve önemli."
Gelecekten çok umutlu olduğunu vurgulayan Öztürk, "Ben foto muhabiriyle
fotoğraf çeken, kameramanla görüntü çeken, haberciyle haber yazan bir genel müdür
olacağım. Ben bir haberciyim, bir genel müdür değilim. Muhabirliğin en alt
düzeyinden başladım bu mesleğe ve şu an kendimi hala bir muhabir gibi
hissediyorum" diye konuştu.
Öztürk, tüm editörlerin aynı haberci heyecanını taşıdığını vurgulayarak, bu
nedenle AA'nın çok hızlı büyüdüğünü kaydetti.
-"Ajansın sahibi gibi davranılmasını istiyorum"-
Anadolu Ajansı'nda çalışan her bir bireyin, ajansın sahibi gibi davranmasını
isteyen Kemal Öztürk, "Çünkü öyle. Bu ajans hiç kimsenin şahsi malı değil.
Milletin malı. Milletin mücadelesini duyurmak için kurulmuş bir ajans. Şimdi de
Türkiye bir mücadele içinde. Dünyaya söyleyecek sözü var ve biz de bu sözü
dünyaya yayacak olan ajansız. Ekonomisinden yurt haberlerine kadar,
istihbaratından, montajcısına, ışıkçısına, kameranına, idari işlerine,
sekretaryasına kadar herkesin bir fert olarak bu ajansın sahibi olarak kendini
hissetmesini istiyorum" dedi.
"Ajansta fırsat verildiğinde, toprağını bulduğunda bir bitkinin, ağacın
nasıl hızlı büyüdüğünü gördük. Yeter ki o toprağı verelim" diyen Öztürk,
üretkenlikteki artışa dikkati çekti.
Anadolu Ajansı'nın, hiçbir kuruma nasip olmayacak kadar yüksek fırsatlara
sahip olduğunu ifade eden Öztürk, yardımcı muhabir olarak giren bir çalışanın,
kurumda ulaşabileceği noktaya ilişkin kariyer planlamasının internet sitesinde
görülebileceğini belirtti.
-"Spekülasyonlara herkes kulaklarını tıkasın"-
Kişilerin inancına değil ürettiklerine baktığını belirten Öztürk, "AA'da
çalışan herkesin hakkının teminatı benim. Bu kurumda hiç kimsenin sahip olduğu
haktan, bir adım dahi geri adım atılmasına izin vermem, herkesin kazandığı haklar
benim teminatım altındadır" dedi.
Bu konuda endişe duyulmamasını ve konuyla ilgili yapılacak spekülasyonlara
herkesin kulaklarını tıkamasını isteyen Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:
"Kemal Öztürk bu kurumun başında olduğu sürece hiç kimsenin hakkını
yedirmez. Bunu ifade etmemin bir sebebi var. Ben büyük bir hedefe kilitlenmiş
ajanstan bahsediyorum. Çalışanlarının sosyal hakları teferruattır bana göre. Bu
teferruatla ilgili hiç kimsenin aklının orada takılı kalmaması gerekir. Dünyanın
en büyük 5 ajansından biri olma hedefinden bahsediyorum. Böyle bir ajansın
çalışanlarının aklında soru işareti olmamasını istiyorum.
Hiç kimsede bir şüphe olmasını istemiyorum. Hakkınız ne ise onu
alacaksınız. O yüzden kafaları karıştırmak isteyen, fitne çıkarmak isteyen
arkadaşları uyarıyorum. Lütfen bizim heyecanımızı paylaşmıyorsanız bile köstek
olmayın. Bizimle beraber koşmanızı arzu ediyoruz ama koşmuyorsanız size
söyleyecek bir sözüm yok. Burada büyük bir hedefe doğru koşan bir ekibin hiç
olmazsa aklını karıştırmayın."
Büyük bir ajans hayalinin tek bir kişinin çabasıyla başarılmasının mümkün
olmadığını vurgulayan Öztürk, bu yükün hep beraber kaldırılması gerektiğini ifade
etti.
Tüm ajans çalışanlarının kurumun başarılarıyla gurur duyması gerektiğini
belirten Öztürk, "Bu ailenin bir ferdinin üzülmesine asla müsaade etmem. Ben bu
ailenin bir ferdi olarak çok mutlu bir çalışma ortamında olduğumu düşünüyorum"
diye konuştu.
Muhabir: Esra Altınmakas-Duygu Can
Yayıncı: Eda Ay - ANKARA
Son Dakika › Güncel › AA Çalışanları İftarda Bir Araya Geldi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.