AA Çalışanları İftarda Bir Araya Geldi - Son Dakika
Son Dakika Logo

AA Çalışanları İftarda Bir Araya Geldi

26.07.2012 08:42  Güncelleme: 09:49

AA Yönetim Kurulu Başkanı "Biz Arakan'ın, Burma'nın, Japonya'nın, Çin'in ya da başka bir ülkenin, fark etmez, mağdur olmuş insanlarının haberini yapmak zorundayız." dedi.

Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel

Müdürü Kemal Öztürk, "Biz Arakan'ın, Burma'nın, Japonya'nın, Çin'in ya da başka

bir ülkenin, fark etmez, mağdur olmuş insanlarının haberini yapmak zorundayız. Bu

bizim taşıdığımız kanın, sahip olduğumuz inancın bir gereğidir" dedi.

AA Yönetim Kurulu üyeleriyle çalışanlar, iftarda bir araya geldi. Öztürk,

iftarın ardından yaptığı konuşmada, ramazanın bütün çalışanlara, ailelerine,

sevdiklerine hayırlı olmasını ve bereket getirmesini temenni etti.

İslam dünyasının çeşitli coğrafyalarında sıkıntı ve acı çeken Müslümanlara

Allah'tan acil yardım isteyen Öztürk, Suriye'de, Irak'ta, Burma'da acı çeken

Müslümanlara Allah'ın yardım etmesini, sofralarını bereketlendirmesini, dualarını

kabul etmesini diledi.

Öztürk, "Bizim üzerimize düşen bu kardeşlerimizin acılarının haberini

yapmaktır. Onu da hakkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. İnşallah bunlar bir

hayra vesile olur. Oradaki Müslüman kardeşlerimizin sıkıntıları, sorunları refaha

kavuşur" diye konuştu.

Bugünkü iftarda gülen yüzler, neşeli, mutlu insanlar görmekten duyduğu

memnuniyeti dile getiren Öztürk, "Çalışan arkadaşlarımın iş ortamının huzurlu ve

çalışanlarımızın mutlu olmasını çok önemsiyorum. Bunun iş verimini çok

artıracağına inanıyorum" dedi.

Geçen bir yılın, AA'nın marka olma yönünde hızla ilerlediğini gösterdiğini

vurgulayan Öztürk, "Anadolu Ajansı, gerçekten şimdiye kadar çalıştığım kurumlar

içinde kendimi çok verimli, yararlı ve üretken hissettiğim bir çalışma ortamı"

diye konuştu.

AA çalışanlarının motivasyonunun kendisini çok etkilediğini dile getiren

Öztürk, şöyle devam etti:

"Bu motivasyonun sebebi de 92 yıllık, Türkiye'nin en köklü kurumuna

inancımızdan kaynaklanıyor. Hepimiz bu kurumun hak ettiği yerde olmadığını

biliyoruz. Hepimiz bu kurumun dünyanın en saygın ve en iyi ajanslarından biri

olması gerektiğine de inanıyoruz. İşte bu nedenle önümüze koyduğumuz 100. yıl

hedefimize hep birlikte koşmaya başlıyoruz. Bu inanç herkesin içinde öylesine

derinlere işlemiş ki birçok arkadaşımızın, hiçbir şey söylemeden, güçlü

motivasyonunu ve güçlü enerjisini her yerde hissediyoruz. Son bir yıl içinde bu

denli hızlı büyüyen, hızlı gelişen, düşük, kısıtlı bütçesine rağmen bu kadar çok

adından söz ettiren başka bir kurum şu anda yoktur."

AA'nın geçirdiği bir yıllık dönemin son derece verimli olduğuna işaret eden

Öztürk, AA'nın bu tempoyla çalışmalarını sürdürmesi durumunda 100. yıl

hedeflerine 8 yıldan önce ulaşmış olacağını vurguladı.

-"Bu ajans herkesin sustuğu bir dünyada insanlık için ses verecek bir

ajanstır"-

Geçen bir yılda kat edilen yolun, geçmiş dönemlerle kıyaslanmaması

gerektiğini belirten Öztürk, şunları kaydetti:

"Ajansın bu dönem içinde kat ettiği yol, gelecekte varacağı hedefi de çok

iyi gösteren bir yoldur. O yüzden sizlerin emekleri çok büyük. Burada olmayan,

Anadolu'nun, dünyanın dört bir köşesinde çalışan arkadaşların emekleri çok büyük.

Şu anda Halep'te, Bağdat'ta patlamaların ortasında bulunan arkadaşımız var.

Burma'da sefaletin, yağmurların ortasında bulunan arkadaşlarımız var. Dünyanın

her yerinde AA'nın çalışanları, ülkesi, milleti ve insanlık için haber yapmaya

çalışıyor. Bu dünyada insanlığın sesi olmaya aday bir ajansız. Bugün Burma'da

Arakan Müslümanlarının o küçücük, daracık bölgelerde binlerce insanın dramını

anlatan tek ajans AA'dır. Bununla gurur duyuyorum. Bu ajans herkesin sustuğu bir

dünyada insanlık için ses verecek bir ajanstır. Dünyanın her yerinde olacak bir

ajanstır ve hiçbir zaman da ayrım yapmayacak bir ajanstır. Bizim misyonumuz,

hedefimiz, dünyanın neresinde olursa olsun insanlık adına yaşanmış bir dramı

dünyanın gündemine taşımaktır."

Burma'daki drama ilişkin görüntülerin AA yoluyla dünyaya ulaştırıldığına

dikkati çeken Öztürk, "Bugün dünyada 5 dilde yayın yapan, Burma'daki mağdur

insanların dramını anlatan tek kurum biziz. Bu yüzden aslında vebalimiz ve

sorumluluğumuz çok büyük. Bizden başka bu kadar yüksek duyarlılık gösteren bir

ajans yoksa bu demektir ki bizim görevimiz, çok zor bir görev. O yüzden hepimizin

biraz daha fazla duyarlılık gösterip daha fazla çalışması gerekiyor" dedi.

-"Bu kadar güçlü bir motivasyonla çalışan ekibin önünde kimse duramaz"-

Yükselen bir marka değeri olarak AA'nın, gelecekte bütün dünyada adından söz

ettirecek bir ajans olması gerektiğini ifade eden Öztürk, "AA, dünyada adını

duyuran bir ajans olmak zorundadır. Sahip olduğu misyon, tarih, içinde bulunduğu

coğrafya nedeniyle bunu yapmak zorundadır. Biz buna mecburuz. Biz Arakan'ın,

Burma'nın, Japonya'nın, Çin'in ya da başka bir ülkenin, fark etmez, mağdur olmuş

insanlarının haberini yapmak zorundayız. Bu bizim taşıdığımız kanın, sahip

olduğumuz inancın bir gereğidir. O nedenle Türkiye içindeki başarımız, Türkiye

içinde adımızdan çok söz ettirmek bize yetmez" diye konuştu.

Anadolu Ajansı'nın hedefinin çok büyük olduğuna işaret eden Öztürk, New York

Times, The Guardian gazetelerinin, internet sitelerinin AA'nın fotoğraflarını

kullandığını ve bunun her gün yaşanması gerektiğini belirtti.

"Bu kadar güçlü bir motivasyonla çalışan ekibin önünde kimse duramaz" diye

konuşan Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün internet sitemizi açtığınızda 5 dil birden görüyorsunuz. Şu anda

100'e yakın Arapça çalışanımız var. Artık Arap ülkelerinin hemen hemen tamamında

ekiplerimiz var. Şu anda Ortadoğu'nun hiçbir ülkesinde olay yok ki biz bundan

haberdar olmayalım. Neredeyse Balkan gazetelerinin tamamını Anadolu Ajansı'nın

Dış Haberler servisi çıkarıyor. Balkanlar'daki gazeteler başka türlü haber

alamazlardı. Halep'te katliamdan, bombardımandan kaçan kamyonun üzerindeki o

çocuğun yüz ifadesi sadece bizim fotoğraflarımızda vardır ve sadece bizim

sayemizde Balkanlarda yayınlanıyor, görülüyor, hissediliyor. İşte misyonumuz bu

kadar güçlü ve önemli."

Gelecekten çok umutlu olduğunu vurgulayan Öztürk, "Ben foto muhabiriyle

fotoğraf çeken, kameramanla görüntü çeken, haberciyle haber yazan bir genel müdür

olacağım. Ben bir haberciyim, bir genel müdür değilim. Muhabirliğin en alt

düzeyinden başladım bu mesleğe ve şu an kendimi hala bir muhabir gibi

hissediyorum" diye konuştu.

Öztürk, tüm editörlerin aynı haberci heyecanını taşıdığını vurgulayarak, bu

nedenle AA'nın çok hızlı büyüdüğünü kaydetti.

-"Ajansın sahibi gibi davranılmasını istiyorum"-

Anadolu Ajansı'nda çalışan her bir bireyin, ajansın sahibi gibi davranmasını

isteyen Kemal Öztürk, "Çünkü öyle. Bu ajans hiç kimsenin şahsi malı değil.

Milletin malı. Milletin mücadelesini duyurmak için kurulmuş bir ajans. Şimdi de

Türkiye bir mücadele içinde. Dünyaya söyleyecek sözü var ve biz de bu sözü

dünyaya yayacak olan ajansız. Ekonomisinden yurt haberlerine kadar,

istihbaratından, montajcısına, ışıkçısına, kameranına, idari işlerine,

sekretaryasına kadar herkesin bir fert olarak bu ajansın sahibi olarak kendini

hissetmesini istiyorum" dedi.

"Ajansta fırsat verildiğinde, toprağını bulduğunda bir bitkinin, ağacın

nasıl hızlı büyüdüğünü gördük. Yeter ki o toprağı verelim" diyen Öztürk,

üretkenlikteki artışa dikkati çekti.

Anadolu Ajansı'nın, hiçbir kuruma nasip olmayacak kadar yüksek fırsatlara

sahip olduğunu ifade eden Öztürk, yardımcı muhabir olarak giren bir çalışanın,

kurumda ulaşabileceği noktaya ilişkin kariyer planlamasının internet sitesinde

görülebileceğini belirtti.

-"Spekülasyonlara herkes kulaklarını tıkasın"-

Kişilerin inancına değil ürettiklerine baktığını belirten Öztürk, "AA'da

çalışan herkesin hakkının teminatı benim. Bu kurumda hiç kimsenin sahip olduğu

haktan, bir adım dahi geri adım atılmasına izin vermem, herkesin kazandığı haklar

benim teminatım altındadır" dedi.

Bu konuda endişe duyulmamasını ve konuyla ilgili yapılacak spekülasyonlara

herkesin kulaklarını tıkamasını isteyen Öztürk, sözlerine şöyle devam etti:

"Kemal Öztürk bu kurumun başında olduğu sürece hiç kimsenin hakkını

yedirmez. Bunu ifade etmemin bir sebebi var. Ben büyük bir hedefe kilitlenmiş

ajanstan bahsediyorum. Çalışanlarının sosyal hakları teferruattır bana göre. Bu

teferruatla ilgili hiç kimsenin aklının orada takılı kalmaması gerekir. Dünyanın

en büyük 5 ajansından biri olma hedefinden bahsediyorum. Böyle bir ajansın

çalışanlarının aklında soru işareti olmamasını istiyorum.

Hiç kimsede bir şüphe olmasını istemiyorum. Hakkınız ne ise onu

alacaksınız. O yüzden kafaları karıştırmak isteyen, fitne çıkarmak isteyen

arkadaşları uyarıyorum. Lütfen bizim heyecanımızı paylaşmıyorsanız bile köstek

olmayın. Bizimle beraber koşmanızı arzu ediyoruz ama koşmuyorsanız size

söyleyecek bir sözüm yok. Burada büyük bir hedefe doğru koşan bir ekibin hiç

olmazsa aklını karıştırmayın."

Büyük bir ajans hayalinin tek bir kişinin çabasıyla başarılmasının mümkün

olmadığını vurgulayan Öztürk, bu yükün hep beraber kaldırılması gerektiğini ifade

etti.

Tüm ajans çalışanlarının kurumun başarılarıyla gurur duyması gerektiğini

belirten Öztürk, "Bu ailenin bir ferdinin üzülmesine asla müsaade etmem. Ben bu

ailenin bir ferdi olarak çok mutlu bir çalışma ortamında olduğumu düşünüyorum"

diye konuştu.

Muhabir: Esra Altınmakas-Duygu Can

Yayıncı: Eda Ay - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel AA Çalışanları İftarda Bir Araya Geldi - Son Dakika


Advertisement