AİHM'in Geleceği İzmir'de Tartışılıyor - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

AİHM'in Geleceği İzmir'de Tartışılıyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
AİHM\'in Geleceği İzmir\'de Tartışılıyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) geleceği, dünyanın dört bir yanından 47 dışişleri ve adalet bakanının yanısıra ülke temsilcilerinin katıldığı İzmir'deki toplantıda tartışılıyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) geleceği, dünyanın dört bir yanından 47 dışişleri ve adalet bakanının yanısıra ülke temsilcilerinin katıldığı İzmir'deki toplantıda tartışılıyor. Toplantıda AİHM'in dava yüküne dikkat çekildi, AİHM'e gelen 10 başvurudan 9'unun kabul edilemez nitelikte olduğu bunun için halkların bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Üye ülkelerin hak ihlalleri konusunda yükümlülüklerini yerine getirmelerinin gerekliliğine dikkat çekildi.

'Avrupa İnsan Hakları Mahkamesi'nin (AİHM) Geleceği' konulu yüksek düzeyli konferans, Swissotel Grand Efes Convention Center'da başladı. Konferansa, Avrupa Konseyi (AK)Bakanlar Komitesi Dönem Başkanı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Adalet Bakanı Ahmet Kahraman, AK Parlamenterler Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Jean- Paul Costa, AB Adalet, Temel Haklar ve Vatandaşlıktan sorumlu komiser Vivane Redding, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg'in yanısıra yaklaşık 47 ülkenin dışişleri ve adalet bakanları ile temsilcileri katıldı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanı Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İzmir Konferansı'nda işbirliği ve uzlaşı çerçevesinde adımlar atılacağını, herkes tarafından kabul edilebilir bir ortak zemin bulunmaya çalışılacağını bildirdi.

AİHM'İN DAVA YÜKÜNE ÖNLEM ALINMALI

Konferansın açılışında konuşan Davutoğlu, Türkiye'nin Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden olduğunu hatırlatarak, konferansa ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını bildirdi. Davutoğlu, Türkiye'nin Şubat 2010 tarihinde Bakanlar Komitesi'nin ve daha sonraki dönem başkanlarının Interlaken Deklarasyonu'nun davetiyesine uyduğunu söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin AİHM için son derece önemli bir rol oynadığını belirterek, Davutoğlu, "Hepimizin ortak değeri olan insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi değerlerin korunmasının güvencesidir ve bu değerlere saygı gösterilmesine dair ortak standartlar yerleştirmektedir. 800 milyon Avrupalı'nın şikayet merci olarak görev yapması, başlı başına bir başarıdır. Bu başarının beraberinde büyük beklentiler getirmektedir" dedi. Davutoğlu, bu beklentilerin en üstünde mahkemenin başvuruları makul sürede ele alması olduğunu, mahkemenin hem bireyler, hem de devletler için hukuki güvence getirdiğini ve tutarlı bir içtihat oluşturduğunu dile getirdi. Davutoğlu, tıkanıklıkların giderilmesi için üye devletlerin sözleşmeye dair kararlığını göstermesi gerektiğini vurguladı.

"BAŞVURU ÜCRETİ ÖDENMESİ DAA YÜKÜNÜ AZALTIR"

İzmir Konferansı'nda iki ana hedefin bulunduğunu anlatan Davutoğlu, ilkinin Interlaken Eylem Planı Sözleşmesi'nde değişikliğe gerek olup olmadığı, ikincisinin de son gelişmeleri dikkate alarak önemli adımların atılması olduğunu bildirdi. Davutoğlu, özellikle mahkemenin dava yükü ve mahkemeye erişim konularında önlem alınması gerektiğine işaret ederek, 14. protokolün ve mahkemenin son zamanlarda aldığı önlemlerin gerekli olmakla birlikte yeterli olmadığını dile getirdi.

Interlaken Deklarasyonu'nun, Bakanlar Komitesi'ne ilave önlemler alma görevini verdiğini aktaran Ahmet Davutoğlu, başvuru ücretinin ödenmesinin dava yükünün azaltılması yönünde önemli bir adım olabileceğini, zorunlu temsilin devreye sokulabileceğini söyledi. Davutoğlu, mükerrer başvuruların dava yükü için önemli bir sorun teşkil ettiğini, iç hukuk çözüm yollarının bulunması gerektiğini, bu şekilde başvuru yükünün azaltılabileceğini bildirdi.

"AİHM'İN ROLÜ GÜÇLENMELİ"

Ahmet Davutoğlu, 14'üncü protokolde vurgulanan yeni kabul edilebilirlik kriterlerinin yenilenmesi gerektiğini, bu kriterlerin nasıl daha etkin bir şekle getirilebileceğinin ve yeni kriterlerin gerekli olup olmadığının tartışılması gerektiğinin altını çizdi.

Interlaken Konferansı'ndan bu yana 39. kuralla ilgili olarak çalışmalar yapıldığını, bu konuda somut adımların atılmasının benimsendiğini kaydeden Davutoğlu, İzmir Deklarasyonu'nda da ara kararlarla ya da yeni kararlarla sürecin hızlandırılmasının öngörüldüğünü söyledi.

Davutoğlu, AB'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olmasının, Avrupa genelinde insan haklarının korunmasına yönelik çok büyük bir adım olacağını, birlikte çalışıldığı sürece ortak iradenin gelişeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, İzmir Konferansının, AİHM'nin geleceğine çok büyük katkı getireceğini, gelecekteki dönem başkanlıklarının bu süreci devam ettirmesini umduğunu sözlerine ekledi.

"EYLEM PLANININ HAYATA GEÇİRİLMESİNİ ÖNEMSİYORUZ"

Adalet Bakanı Ahmet Kahraman, Avrupa Konseyi yetkililerini İzmir'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirterek 'İnsan haklarına saygının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni imzalamış devletler tarafından garanti edilmesi' şeklinde özetlenebilecek amacı çerçevesinde bireysel hakların korunmasına yönelik ortak standartlar oluşturma konusunda çok önemli görev üstlendiğini anlattı. Bakan Kahraman, şunları söyledi:

"AİHM'nin hayati görevini etkin şekilde yürütmesi amacıyla planlanan reformları Adalet Bakanlığı olarak önemsiyor ve bu kapsamda İsviçre'de geçen yıl kabul edilen eylem planının hayata geçirilmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Mahkemenin etkinliğinin artırılmasını olumlu karşılamakla birlikte mahkemeye yapılan başvuruların ülkelerin iç hukuklarında geliştirilecek iyileştirmeler ile önlenmesi ve alternatif çözüm yollarıyla sonuçlandırılması gereği kanaatindeyiz. "

TÜRKİYE ÖNEMLİ ADIMLAR ATTI

Türkiye'nin hak ihlallerinin önüne geçmek için çok önemli adımlar attığını ifade eden Bakan Kahraman, son 10 yılda ceza yasalarından ticaret yasalarına kadar birçok yasada reformlar gerçekleştirildiğini ifade etti. Gelecek yıl tamamlanması planlanan yeni anayasayla çalışmaların çok daha sağlam güvencelere kavuşturulacağını ifade eden Kahraman, şöyle devam etti:

"Bu dönemde ülkemiz yargı kadrosu içinde birçok yeniliklere imza atmış, özlük haklarını iyileştirdiği yargı mensuplarının eğitimini de kurulan adalet akademisiyle desteklemiştir. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulunun yapısında gerçekleştirdiği reform ile kurulu daha bağımsız ve demokratik yapıya kavuşturmuştur. "

Ahmet Kahraman, ülkede ortaya çıkan hak ihlallerinin AİHM'ye taşınmadan çözülebilmesi için Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkının tanındığını da dile getirdi. Türkiye'nin AİHM kararlarını kendine rehber edinerek sistemde reformlar yapmayı ve Türkiye'yi insan hak ve onurunun her şeyin üzerinde olduğu bir ülke yapmak üzere ilerlemeyi kendine şiar edindiğini de söyleyen Kahraman, "Biz bu yolda daha katedecek çok mesafe olduğunun farkındayız. Bununla birlikte azim ve kararlılığımız odur ki çok da uzak olmayan bir gelecekte Türkiye, AİHM'de korunan hakların en iyi şekilde güvence altına alındığı bir ülke olacaktır" dedi.

MAHKEMENİN YÜKÜ AĞIR

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, AİHM için yeni bir sistem oluşturulması gerektiğini belirterek, "Bundan kaçınamayız. Hiç bir şey yapmamak gibi bir seçeneğimiz yok" dedi. Jagland, yaptığı konuşmada, AİHM'in son 50 yılda dünya genelinde en büyük ve en etkili insan hakları mahkemesi olarak görev yaptığını ve üye tüm ülkelerde içtihadıyla insan hakları standardını yükselttiğini söyledi.

AİHM'nin başarısız olması durumunda insan hakları sözleşme sisteminin zarar göreceğini, bunun da Avrupa Konseyi'nin başarısız olduğu anlamına geleceğini ifade eden Jagland, mahkemenin üzerindeki başvuru yükünün çok ağır olduğunu kaydetti. Jagland, her 10 başvurudan 9'unun kabul edilemez nitelikte olduğunu, bunun yanında çok sayıda mükerrer başvuruların bulunduğunu belirterek, özellikle mükerrer başvurular konusunda üye ülkelerden çözüm beklediklerini ifade ederek, "Sorun üye ülkelerde mahkemelerinde değil. Bu tür mükerrer ya da kabul edilemez başvurular mahkemenin asıl amacı olan insan hakları standartlarının yükseltilmesi amacına yönelik çalışmasını zorlaştırıyor" dedi.

Jagland, en önemli önceliklerinin mükerrer ve kabul edilemez nitelikteki başvurular yapılmasını engellemek olduğunu belirterek, 11 aydır yürürlükte olan 14. protokol ile birlikte mahkemenin daha karmaşık davalara zaman ayırmasının amaçlandığını ancak 11 aydır biriken dava sayısının azalmadığını, protokolün tek başına yeterli olmayacağının görüldüğünü söyledi. Mahkemenin görevlerinin iyi anlatılması, davalarda bir harç sistemi getirilmesi gibi konularının görüşülmekte olduğunu ifade eden Jagland, şöyle konuştu:

"Mutlaka yeni bir prosedür hayata geçirmek zorundayız. Mahkemede yeni bir filtre sistemi oluşturulması konusunda yeni bir sistem oluşturmamız lazım. Bundan kaçınamayız. Hiç bir şey yapmamam gibi bir seçeneğimiz yok. Değişiklikler konusunda teknik hazırlıklar çok dikkatli şekilde yapılmalı. Ancak tüm bunların ardında siyasi bir kararlılık olmalı. "

Jagland, İnterlakend konferansında subsidiarite (yerindenlik) ilkesine önemli vurgu yapıldığını hatırlatarak, insan haklarının korunması konusunun ve ülkelerin kendi hukuk sistemlerinde başlatılması gerektiğinin önemine dikkati çekti. Bu konuya örnek olarak yargılamada makul sürenin ayrılmasının örnek gösteren Jagland, her yıl bu konuya ilişkin binlerce başvurunun mahkemenin önüne geldiğini, bu sorunun üye ülkelerin kendi sistemleri içinde çözülmesi durumunda, bu konuya ilişkin başvuruların mahkemede birikmesinin önüne geçileceğini ifade etti. Jagland, "Üye ülkelerin mahkeme kararlarına ihtiyaç duymazsızın yükümlülüklerini yerine getirmesi, Avrupa Konseyi'nin temel amacıdır" diye konuştu.

MAHKEME KARARLARINA UYULMASI DENETLENMELİ

Avrupa Konseyi Parlametenterler Meclisi Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu da AİHM reformunun Avrupa Konseyi'nin genel reform sürecinin bir parçası olduğunu söyledi. Parlamenterler Meclisi'nin Avrupa Konseyi üyelerinin insan hakları standartlarına uyumu konusunda önemli rol oynadığını ifade eden Çavuşoğlu, parlamentonun yakın geçmişte AİHS'de belirtilen hakların yerel düzeyde uygulanmasının önemini vurgulayan 1726 sayılı kararı kabul ettiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, parlamenterlerin ulusal parlamentolarında AİHS'ye uygun mevzuatın oluşturulması ve geliştirilmesi konusunda, aktif görevler üstlenmenin yanısıra, mahkeme kararlarının uygulanmasının denetiminde de etkili oldukları gerektiğini söyledi. AİHM'ye en sık gelen şikayetlerin 4 ana konuda olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, bunların yargı süresinin uzunluğu, iç hukuk yollarının kronik şekilde tüketilememesi, kolluk kuvveterinin kötü mualemesi ve duruşma öncesi tutukluluk sürelerinin uzunluğu olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, "Parlamenterler bu alanlarda ülkelerindeki yasal düzenlemelere önem vermeli" diye konuştu.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı Jean Paul Costa, İnterlanken Konferansı'nın ardından AİHM reformunun yol haritasının belirlendiğini ifade ederek, yerindenlik ilkesinin devreye girdiği 14. protokolün 11 aydır çalıştığına dikkat çekti. Üye ülkeleri içtihatlar konusunda bilgilendirmek için çalışmalar yapıldığını belirten Costa, AİHM'ne hakim seçimi konusuna da çok önem verdiklerini, her ülkenin sunduğu üç adayın da belirtilen kriterlere sahip olması gerektiğini ifade ederek, parlamenterler meclisinin bu üç aday arasından birini seçtiğini hatırlattı ve üye ülkelerin kriterlere tam olarak uygun aday göstermeleri gerektiğini söyledi. Costa, dairelerdeki hakim sayısının 7'den 5 e düşürülmesi konusunu çok temkinli şekilde incelenmesi gerektiğini de belirterek, yeni düzenlemelerle başvurulara çok daha hızlı cevap verdikleri halde 14. protokolün tek başına yeterli olmadığını, 140 bin davanın görüşülmeyi beklediğini ifade etti. Costa, "14. protokol tek başına işe yaramayacaktır. Bunun ötesine geçmek gerekir" dedi.

Costa, devletlerin etkili temyiz mekanizmaları geliştirmesi ve AİHM kararlarına etkin ve hızlı şekilde uygulaması gerektiğini belirterek, harç sistemine yönelik girişimlerin de çözümsüzlük getireceğini düşündüğünü söyledi.

ROMAN ÇOCUKLARIN EĞİTİM HAKKI

AB Adalet Temel Haklar ve Vatandaşlıktan sorumlu Komiser Vivane Redding de insan hakları konusunda Avrupa Konseyi üye ülkelerde ciddi yapısal problemlerin devam ettiğini söyledi. 14. protokolün yeterli olmayacağını, Dublin mekanizmasının da revize edilmesi gerektiğini ifade etti. Ancak sorunların üye ülkelerin kendi içinde çözülmesi durumunda başvuru sayısının azalmasının mümkün olacağını belirten Hammerberg, üye ülkelerin çoğundan özellikle Roman çocukların eğitime erişim haklarının ihlallerinin bulunduğunu, üye devletlerin metropollerde bazı tedbirler almalarına karşın, metropol dışında eğitim erişim konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşanabildiğini söyledi. Hammerberg, AİHM'nin çok önemli olduğunu, ancak tek başına çalışmadığını, AİHM'ye destek ve çok sayıda hukukçu ve sivil toplum kuruluşu bulunduğunu belirterek, bu desteklerin devam etmesi gerektiğini ifade etti ve "En önemlisi de siyasi irdelerin verdiği destektir" dedi.

Toplantı, yarın sona erecek. - İzmir

Kaynak: DHA