AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik."Eğer Barış ve Demokrasi Kelimeleri Partinizin Adında... - Son Dakika
Son Dakika Logo

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik."Eğer Barış ve Demokrasi Kelimeleri Partinizin Adında...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik."Eğer Barış ve Demokrasi Kelimeleri Partinizin Adında...
23.01.2013 15:07

"Eğer barış ve demokrasi kelimelerini partinizin adında bulunuyor kimseyi tehdit etmeyeceksiniz, efelenmeyeceksiniz, silahların gölgesinde siyaset yapmayacaksınız, terörü kutsamayacaksınız, terörü meşru görmeyeceksiniz, kan dökülmesini hiçbir"...

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik,

"Eğer barış ve demokrasi kelimelerini partinizin adında bulunuyor kimseyi tehdit etmeyeceksiniz, efelenmeyeceksiniz, silahların gölgesinde siyaset yapmayacaksınız, terörü kutsamayacaksınız, terörü meşru görmeyeceksiniz, kan dökülmesini hiçbir şekilde meşru görmeyeceksiniz, demokratik değerler platformunda siyaset yapmaya devam edeceksiniz" dedi.

Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Doğu Anadolu Bölgesi milletvekilleriyle yaptığı istişare ve değerlendirme toplantısına 8 ilin milletvekilleri, AK Parti il başkanları, partili belediye ve il genel meclisi başkanları ile kadın ve gençlik kolları başkanlarının katıldığını belirten Çelik, toplantıda Başbakan Erdoğan'ın sadece İmralı ile görüşme süreciyle değil genel olarak bu konuda AK Parti ne yaptığı konusunda katılımcılara yaklaşık 40 dakika süren sunum yaptığını söyledi.

Hüseyin Çelik, bir soru üzerine de şu an İmralı'ya yeni görüşme için kimin gideceğiyle ilgili kesinleşen bilgi olmadığını ifade ederek, şöyle devam etti:

"BDP'lilerden yapılan müracaatlar var, ancak şunu da özellikle belirtmek isterim, daha önce biz kendilerine 'bu konuda çözüme katkı olarak siz ne diyorsunuz' dediğimizde, silahların susması, terör örgütünün silahları bırakması, en azından Türkiye dışına çıkması gündeme geldiğinde, BDP'lilerin hepsinin söylediği şuydu; 'bunun muhatabı biz değiliz, bunun muhatabı Öcalan'dır' diyorlardı. Sonra Öcalan ile MİT görüşmeler yaptı, bir süreç başladı. Bu sefer de

'BDP olarak, kurumsal olarak biz sürecin içinde olmalıyız', 'DTK'da içinde olsun, KCK'da içinde olsun' dediler. Bu işi sulandırmaktır, işi ciddiyetsiz tarafa götürmektir.

Sonuç itibarıyla Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızın durumuyla ilgili her bir siyasi partinin söz söyleme hakkı vardır. BDP'nin de CHP'nin de AK Parti'nin de vardır. En fazla Kürt vatandaşlarımızdan oy alan parti de AK Parti'dir. Kürt aydınlar var ama PKK çizgisinde olmayan Kürt aydınlar var, onların ne dediği de bizim için önemlidir. Bir Kürt aydını, PKK çizgisinde değilse ya tehdit ediliyor ya halk nezdinde sıkıntılı duruma düşürülmek için özel bir gayret sarf ediliyor. Eğer barış ve demokrasi kelimeleri partinizin adında bulunuyorsa kimseyi tehdit etmeyeceksiniz, efelenmeyeceksiniz. Silahların gölgesinde siyaset yapmayacaksınız, terörü kutsamayacaksınız, terörü meşru görmeyeceksiniz, kan dökülmesini hiçbir şekilde meşru görmeyeceksiniz, demokratik değerler platformunda siyaset yapmaya devam edeceksiniz."

Çelik, İmralı'ya kimin gitmesi gerektiğiyle ilgili kararın hükümet ve Adalet Bakanlığı tarafından verileceğini vurgulayarak, henüz Ahmet Türk veya bir başkasıyla ilgili alınmış bir karar alınmadığını söyledi.

-İmralı görüşmeleri-

"Şu ana kadar birilerinin ikinci kez İmralı'ya gitmemiş olması gitmeyeceği anlamına gelmez. Bu sürecin tıkandığı anlamına hiç gelmez" diyen Hüseyin Çelik, AK Parti olarak hiçbir zaman süreci tıkayıcı olmadıklarını ve olmayacaklarını vurgulayarak, daha önce Habur konusunda attıkları iyi niyetli adımın sabote edildiğini söyledi.

Çelik, "Bu sürecin başlamasından beri hepimizin hassasiyetle üzerinde durduğu şey şudur; kimse bunu sabote etmesin, herkes söylemlerine de eylemlerine de dikkat etsin ve yapıcı katkıda bulunsun. Yapıcı katkıda bulunmuyorsa hiç olmazsa sussun" diye konuştu.

Paris'te 3 kadının öldürülmesiyle ilgili bir soru üzerine de Çelik, gerekli açıklamaların Fransız savcıları tarafından yapıldığını anımsatarak, "Bunun çok daha netleşmesi gerekiyor. Netleştikten sonra sizinle bu meseleyi tekrar paylaşacağım, o zaman da bize akla, hayale gelmedik hakaretleri edenlerle bir kez daha yüz yüze gelmiş olacağız" değerlendirmesinde bulundu.

-Başbakan Erdoğan'ın 3 çocuk isteği-

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin'in 3 çocuk ve üzerinde çocuğu bulunanlara bazı teşvikler verileceği yönünde açıklamalarının olduğunun hatırlatılması üzerine de Çelik, şunları söyledi:

"Sayın Başbakanın her nikah merasiminde asgari 3 çocuk diye damada, geline tavsiyede bulunması bir istek, temennidir ve bir arzudur. Bu bir zorunluluk, mecburiyet değil. Sayın Başbakan, '3 çocuğa ulaşmayana ceza verin' falan demedi,

'2 çocuğu olanlar suçludur' hiç demedi. Sayın Başbakanın ne isteyeceğine ya da ne istemeyeceğine başkası karar veremez. Ben buna katılıyor muyum- Yüzde yüz katılıyorum, benim de 3 çocuğum var, keşke daha fazla olsaydı.

Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki 'tamam da vatandaş nasıl bunu yetiştirsin'. Türkiye'de çocuğu olmayanlar zenginlerdir, fakirler değil. Terslik burada. Bir bakıyorsun fakir fukara vatandaşın, bir ekmeğe muhtaç vatandaşın bir düzine çocuğu var fakat çocuğunu eğitebilecek, okutabilecek, ona maddi imkanları temin edebilecek insanların çocuğu yok. Bunu görmeniz lazım. Çocuk parasını 2 çocuğa kadar vereceksiniz üçüncü çocuğa vermeyeceksiniz bu yanlış. Şartlı nakil transferinde anneye para öderken, '2 çocuğa para veriyor, fazlasına vermiyoruz' demiyoruz. 7 çocuğu da okula gidiyorsa hepsine destek veriyoruz. Bizim en büyük sermayemiz genç nüfusumuzdur. Nüfusu büyük olmayan ülke maddi düzeyi ne kadar büyük olursa olsun büyük değildir. Büyük ülke aynı zamanda büyük nüfus demektir. Eğer suçu nüfusunuza yıkarsanız bu toplumun geleceğini bitirirsiniz. Yaşlı nüfus Avrupa'nın en büyük problemidir. Sayın Başbakanın söylediği aykırı geliyor birilerine, çünkü bugüne kadar hep duyduğu nüfus planlamasıdır, neredeyse çocuk doğmasına engel olmaktır. Deliliğin standart olduğu yerde akıllılık sapmadır. Başbakanın söylediğini aykırı bulanlar kendilerini check ederse fena olmaz."

-Kabine revizyonu iddiaları-

Hüseyin Çelik, revizyon iddialarına ilişkin soruya da "Kulislerden sızan habere göre, yakınlarından alınan bilgilere göre, AK Parti Genel Merkezi'nde üst düzey bir yetkilinin bildirdiğine göre bunların hepsi hikayedir. Bugüne kadar hiç birisi tutmamıştır" yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan'ın bu konuda çok ketum olduğunu vurgulayan Çelik, "Köşke liste gidip Sayın Cumhurbaşkanı onaylayıncaya kadar bir tek Allah'ın kulu bilmez. Ben de Milli Eğitim Bakanı olduğumu televizyondan öğrenmiştim" dedi. Çelik,

"kabine değişikliği olacak" iddiaları sürdükçe de Başbakan Erdoğan'ın revizyonu geciktirebileceğini belirtti.

-Öğretmen atamaları-

Öğretmen atamalarına ilişkin soru üzerine de Çelik, "Sayın Başbakan, kanun hükmünde kararnamede bir yılda bir kereye mahsus atama yapıldığının ifade edildiğini, buna göre maliyenin, devlet personelinin bir planlaması olduğunu söyledi ve bu yıl şubatta atama yapılmayacağını söyledi. Ben de bunu arkadaşlarla paylaştım" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın Gaziantep ziyareti sırasında bir kişiyle arasında yaşanan diyaloğa da değinen Çelik, seslenen kişinin tarz ve tavırın son derece nezaket dışı olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Sayın Başbakan da 'al o zaman oyun senin olsun' dedi. Sonuç itibarıyla arkadaşlar, gidip de hükümetlerle 'şunu yaparsan oy veririm, yapmazsan...' Biz popülizme hiçbir zaman prim vermedik. Ama eş durumu atamalarıyla ilgili Gaziantep'te Sayın Başbakan kürsüden de söyledi. Bu özellikle ailelerin birleşmesi anlamında. Sayın Başbakan bu konuda ciddi bir hassasiyet gösteriyor ve

'bu konuyla ilgili çalışmamız var' dedi. Ümit ediyorum ki bütün beklentileri karşılamasa bile ama en öncelikli, elzem olanların yapılacağına dair bir ümit olduğunu ifade edebilirim."

-Başkanlık sistemi-

Başkanlık sistemiyle ilgili bazı anketlerin vatandaşı yanılttığını, konuyu çarpıttığını iddia eden Çelik, "Başkanlık meselesinin ne olduğunu bu toplum yeteri kadar bilmiyor. Vatandaşa 'parlamentonun hükümet üzerindeki denetimi artacak, milletvekilleri bakan olmayacak, dolayısıyla milletvekilleri hükümeti daha fazla denetleyecek' diye sorarsanız, vatandaşın yüzde 90'ı falan 'bu iyi bir şeymiş' der. Ama başka türlü sorarsanız farklı sonuçlar alabilirsiniz" diye konuştu.

Türkiye için başkanlık sistemini istikrar açısından önemsediklerini belirten Çelik, "TBMM'deki siyasi partiler bunu istemiyor. Bizim de bunu tek başına gerçekleştirecek sayımız yok. Sayımız olsa bunu zaten hallederdik şimdiye kadar, yapardık bunu bilmenizi isterim. Ama bugün olmazsa yarın, bu işten vazgeçmiş değiliz" değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa çalışmalarında "Başkanlık sistemini kabul etmezseniz biz yokuz" demediklerine işaret eden Çelik, şöyle konuştu:

"Bakın CHP'nin, MHP'nin de bu konuda samimiyet problemi var. Bize 'bunu derhal geri çekin' diyor. BDP resmen eyalet sistemi teklif ediyor. Hiç CHP'den, MHP'den 'BDP bunu geri çeksin' duydunuz mu- Onun için arkadaşlar biz sadece birilerini meşgul etmek, kamuoyunu meşgul etmek için, can sıkıntısından bunları gündeme getirmiyoruz. Sayın Başbakan 'partili cumhurbaşkanı olsun' dedi. Niye olmaz- Atatürk partili cumhurbaşkanı değil miydi- İsmet Paşa partili cumhurbaşkanı değil miydi- Celal Bayar partili cumhurbaşkanı değil miydi- 60'a kadar oluyordu. Peki 24 Anayasası'nın, 61 Anayasası'ndan daha antidemokratik olduğunu söyleyecek bir adam var mı içinizde- Olabilir. Bunları tartışalım arkadaşlar. Tabu değil. Yani bunu tartıştığınız zaman zülfüyare dokunmuş falan olmazsınız."

(Bitti)

Muhabir: Kadir Karakuş - Hasan Öymez

Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik.'Eğer Barış ve Demokrasi Kelimeleri Partinizin Adında... - Son Dakika


Advertisement