Başbakan Ahmet Davutoğlu, " Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da yaşananlara karşı sessiz ve kayıtsız kalmak sadece bu ilk kıblenin bilincine sahip olmamak değil, aynı zamanda insanlık bilincine de sahip olmamak demektir. Mescid-i Aksa'da bu olaylar yaşanırken sesini bütün zorluklara rağmen en yüksek gür seda olarak yükselten tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti oldu" dedi.
Davutoğlu, Dedeman Otel'de gerçekleştirilen AK Parti İl Teşkilatının akşam yemeği ve bayramlaşma programına katıldı.
Eşi Sare Davutoğlu ile Konya sokaklarında dolaşırken "ne kadar huzurlu bir şehir" dediklerini belirten Davutoğlu, Şam ve Humus'un da bir zamanlar Konya kadar huzurlu olduğunu söyledi.
İslam dünyasının birçok beldesinin asırlarca huzuru yaşadığını vurgulayan Davutoğlu, "Kudüs, uzun Osmanlı asırlarında Müslüman'ın Hristiyan'ın, Yahudi'nin birlikte huzur içinde yaşadığı bir barış diyarı oldu ama geldiler, böldüler, parçaladılar, yüzyıl önce. Osmanlı'yı tasfiye ederken Türkiye, Suriye'den, Irak'tan, Filistin'den bütün bu toprakları birbirinden ayırırken düşmanlık tohumları ektiler. Eti tırnaktan ayırırken büyük acılar yaşandı ve o düşmanlık tohumları ile yüzyıl sonrasının hesapları yapıldı" ifadesini kullandı.
Yüzyıllar önce ekilen düşmanlık tohumlarının yeşertilmeye çalışıldığını dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Kurban Bayramı öncesinde belki bunlardan bahsetmemiz bayram sevincine biraz olsun gölge düşürebilir ama biz bayramları da sorumluluk içinde yaşarız. Bayramlarda da kardeşimizi unutmadan bayram yaparız. Şu an da hepimizin gönlünde Kudüs var. Kudüs'te, Mescid-i Aksa'da yaşananlara karşı sessiz ve kayıtsız kalmak sadece bu ilk kıblenin bilincine sahip olmamak değil, aynı zamanda insanlık bilincine de sahip olmamak demektir. Mescid-i Aksa'da bu olaylar yaşanırken sesini bütün zorluklara rağmen en yüksek gür seda olarak yükselten tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti oldu. Bize çelme takmak isteyenler, bizi sıkıntıya sokmak isteyenlerin temel hedefi buydu."
Başbakan Davutoğlu, "İstediler ki 7 Haziran'dan sonra Türkiye kendi içine kapansın, şefkat elini, merhamet elini, Suriye'den, Filistin'den, Somali'den uzak tutsun. Bilmezler ki bizim yüreğimiz kırk paredir, yüreğimizin bir kısmı Türkiye ile uğraşırken diğer kısmı Filistin'de, bir başka kısmı Somali'dedir. Yüreğimiz öyle derindirki her bir köşesine İslam coğrafyasının ve insanlık coğrafyasının bir bölümü sığar ve o bölüm orada yer alır. Unutmayız, durmayız, susmayız" diye konuştu.
-"Anayasal zorunluluk hükümetini de terk edip, kaçanlar oldu"
Zor siyasi süreçlerden geçerek koalisyon hükümetleri kurma çalışması içinde olduklarını anımsatan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Son olarak dün de gördüğünüz gibi Anayasal zorunluluk hükümetini de terk edip kaçanlar oldu. Bu ağır sorumluluğun altına, taşın altına elini koymayan CHP, MHP oldu ama bizki bu yola bir siyasi makam ve mevki için değil, bir adalet ve huzur, düzen yeni bir adil, adaletli bir yeni dünya düzeni arayışı için çıkmışız kim nereye, ne yapar diye sormaz elimizi değil taşın, kayaların altına tereddüt etmeden koyarız. İşte onun için bugün hepimizin bu kritik süreçte üzerimizde olan sorumluluk duygularını pekiştirmek adına dikkatlerinizi Filistin'e çekmek istiyorum. El Halil şehrinde bugün Hudeyl adında genç bir kızımız, 18 yaşında, hain ve işgalci İsrail askeri karşısında üzerindeki tesettür elbisesini çıkarması istenmesi ve buna karşı direnmesi nedeniyle vurularak, şehit edildi. Tesettürlü herhangi birisi sanki potansiyel bir intihar bombacısı görüldüğü için şehit edilen bu kardeşimizi rahmetle anıyoruz."
Türkiye'nin ve İslam ülkelerinin kritik bir süreçten geçtiğini dile getiren Davutoğlu, "İşte gün bugündür, tekrar ayağa kalkma, tekrar haydi 'bismillah' deme günüdür" dedi.
"Bismillahın olmadığı bir iş olur mu?"
Bismillahın herkesin dilinde olan bir kelime olduğunu ifade eden Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Bismillahtan da rahatsız olanlar var. Son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi'nin ideolojik bir takım tavırlardan uzaklaşıp milletin inancıyla diniyle daha az uğraştığı gibi bir kanaate sahip olmaya başlamıştı kamuoyu. Bir CHP milletvekili bizim 'Haydi Bismillah' şarkımızdan rahatsız olup bismillah kelimesi geçtiği için YSK'ya müracaat edip şarkımızı yasaklatmak için karar aldırmaya çalıştı ve maalesef bu karar da bugün çıktı. Allah aşkına ister inansın ister inanmasın, bismillah herkesin dilinde olan bir kelimedir. Bismillahın olmadığı bir iş olur mu? Bismillah demeden biz bir adım atar mıyız sanki. Bir şarkıda bismillah kelimesi geçti diye o şarkı yasaklanıyorsa bunun için de CHP devreye girmişse bu bizim gönlümüzdeki, yüreğimizdeki, dilimizdeki bismillahı söylememize engel olabilir mi? İşte söylüyorum; haydi bismillah..."
Bu tür yaklaşımlar üzerinden ideolojik kavga yapmak isteyenlerin milletle kavga yapacağını vurgulayan Davutoğlu, milletle kavga yapana milletin prim vermeyeceğini söyledi.
"Önemli olan YSK'yı böyle bir karara sevk etmek için CHP'nin harekete geçmiş olmasıdır"
Çağdaş bir devlet olmanın gereği olarak insan hak ve özgürlüklerini, hukuk kurallarını istisnasız ve kesintisiz olarak mutlak suretle ülkede egemen kılacaklarının altını çizen Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Bizim bu anlamda yolumuz, bismillah ile yola çıkan, evladını bismillah diye cepheye gönderen annelerin dilindeki o bismillahı bugüne taşımaktır. Bismillah diyerek konuşmaya başlayan ilim adamlarının, bismillah diye ilk kaşığı sofrada helal lokma niyetiyle aile içinde sallayan bütün aile fertlerinin dilindeki bu bismillahı kimse silemez. Tabii YSK kararlarına saygılıyız ama önemli olan YSK'yı böyle bir karara sevk etmek için CHP'nin harekete geçmiş olmasıdır. İşte gördüğünüz gibi bazen örtüler, öyle bir kalkıyor ki her şey ayan beyan ortaya çıkıyor. Kimin neyle kavgalı olduğu, kimin neyi savunduğu, kimin ne niyetle hareket ettiği ortaya çıkıyor. İşte aslında bu da gerek terörle mücadele bağlamında biraz önce zikrettiklerim kardeşliğimizi ikame etmek, 78 milyonu Rabbimizin eşit yarattıkları olarak bu ırkçılığı, Hazreti Peygamberin 'ayağımın altına aldım' dediği ırkçılığı Veda Hutbesi'ndeki o temel ilkeyi şiar edinerek yolumuza devam edeceğiz. Bırakın birileri şiddetin, terörün sözcülüğünü yapsın, bırakın birileri ırkçı yaklaşımları manşetlere taşıyıp Türk'ü Kürt'e düşman etmeye kalksın. Bunların karşısında biz Hazreti Mevlana'nın felsefesiyle düşüncesiyle 'gel' diyeceğiz, 'ne olursan ol gel' diyeceğiz. Yeter ki muhabbet eri ol, gönül eri ol gel ve yola çıkalım diyeceğiz."
"Konya eğer ayaktaysa Türkiye'nin ayakta olmasına bir işarettir"
Konya'nın herhangi bir şehir olmadığını dile getiren Başbakan Davutoğlu, "Konya siyasetin omurgasıdır, Konya medeniyetimizin bu topraklardaki ilk başkentidir. Konya eğer ayaktaysa Türkiye'nin ayakta olmasına bir işarettir. Konya rehavete düşerse Türkiye'de rehavete düşer. Konya eğer bir an tereddüt ederse sadece Türkiye değil, Konya'dan Rumeli'ye gitmiş olan o yiğit Rumeli erleri de tereddüde düşer. Onun için şimdi gün bugündür deme vakti. Gün bugündür, gün ayağa kalkma günüdür. Gün, 1 Kasım'a doğru bu milletin her ferdinin omuz omuza yeni bir geleceğe, yeni bir Türkiye'ye yürüme günüdür" dedi.
AK Parti'nin 14 yılda bir çınar gibi büyüdüğünü belirten Davutoğlu, "Başta Cumhurbaşkanımıza olmak üzere AK Parti hareketinin bütün kurucu öncülerine, bu yola emek vermiş bütün kardeşlerimize bir kez daha buradan minnetlerimi, şükranlarımı ifade ediyorum. AK Parti tek bir yürek halinde aynı hedefe, tek bir hedefe yönelecek. İnşallah 2 Kasım günü, aynen 3 Kasım 2002'de olduğu gibi haydi bismillah deyip tek başına iş başına diyeceğiz" şeklinde konuştu.
(Bitti)
Son Dakika › Güncel › Başbakan Davutoğlu Konya'da - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.