Başbakan Erdoğan'dan Suriye'de Yaşananlara Kerbela Benzetmesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Erdoğan'dan Suriye'de Yaşananlara Kerbela Benzetmesi

Başbakan Erdoğan\'dan Suriye\'de Yaşananlara Kerbela Benzetmesi
07.09.2012 13:01

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda Suriye'de zalim diktatör, acımasız bir rejim kendi halkına karşı en ağır silahlarla toplu katliam gerçekleştirirken, sırf mezhep taassubu nedeniyle bu zulme sessiz kalanlar, alkış tutanlar, çanak tutanlar"...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Şu anda Suriye'de zalim diktatör, acımasız bir rejim kendi halkına karşı en ağır silahlarla toplu katliam gerçekleştirirken, sırf mezhep taassubu nedeniyle bu zulme sessiz kalanlar, alkış tutanlar, çanak tutanlar var" dedi.

Suriye'de yaşananları Kerbela olayına benzeten Başbakan Erdoğan, " 'Bu masum çocuk, bizim mezhebimizden bizim dinimizden değil öyleyse bırakın öldürsünler'. Bu nasıl bir anlayıştır ' Bu nasıl bir yaklaşımdır. Bir insan kendi kaynaklarıyla kendi değerleriyle bunu kendisine nasıl izah edebilir' 1332 yıl önce Kerbela' da yaşanan neyse bugün Suriye'de yaşanan da odur" diye konuştu.

'Arap Uyanışı ve Yeni Ortadoğu'da Barış: Müslüman ve Hristiyan Perspektifleri ' konulu kongre Etiler Le Meridien Otel'de başladı. İslam Araştırmaları Merkezi ve Marmara Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen kongreye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez ile dini liderler ve kanaat önderleri katıldı.

"ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET DİLİYORUM "

Kongrenin açılışında bir konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına Afyonkarahisar'da askeri cephanelikte meydana gelen patlama sonucu şehit olan askerlere Allah'tan rahmet dileyerek başladı. Erdoğan, "Önceki gün Afyonkarahisar'da Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait bir mühimmat deposundaki kaza neticesinde ebediyete uğurladığımız şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine sabırlar diliyorum. 'Milletimizin başı sağolsun' diyorum. Aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimize de geçmiş olsun, temennisinde bulunuyorum " dedi.

"KONGRE HOŞGÖRÜYE VE KARŞILIKLI ANLAYIŞA KATKI SAĞLAYACAKTIR "

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kongrede atılacak adımların ve alınacak kararların örnek olması gerektiğine işaret ederek, " Burada alınacak kararlar ve çıkacak sonuçlar başta Ortadoğu olmak üzere diğer ülkelerde birbirine hoşgörü ve saygı anlayışına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu kadar farklı din ve mezheplerden din adamı ve kanaat önderlerinin tek bir şehirde, tek bir salonda böyle bir fotoğraf veriyor olması, biraraya geliyor olması bile tek başına son derece önemlidir. Hiç abartmadan ifade ediyorum burada şu salondaki tablo aslında bir birlikteliğin, bir hoşgörünün diyalog manzarasının tüm insanlığın özendiği hasretini çektiği bunun da ötesinde insanlıın az önce ifade edildiği gibi ekmek kadar su kadar ihtiyaç duyduğu bir tablodur" dedi.

Erdoğan, tüm dinlerde öldürmenin yasak olduğuna dikkat çekerek, "İslam dininin mezheplerinde sadece İslam dininin de değil yeryüzündeki tüm semavi ve kitabi dinlerde öldürmek haram yani yasaktır. Sünni için öldürmek nasıl haramsa Şii için de öldürmek haramdır. İslam dininde öldürmek nasıl yasaksa çok iyi biliyorum ki Hristiyanlıkta Musevilikte de öldürmek yasaktır. Kur'an - ı Kerim öldürmeyi kesin bir dille yasaklıyorsa biliyorum ki Tevrat da Zebur da İncil de öldürmeyi cana kıymayı kesin bir dille yasaklıyor. Peki öyleyse biz yaşadığımız trajedileri nasıl izah edeceğiz ? Tarihte ve bugün yaşanan acı hadiseleri katliamları kıyımları nasıl yorumlayacağız ?" diye sordu.

BİN 332 YIL ÖNCE KERBELA'DA YAŞANAN NEYSE BUGÜN SURİYE'DE YAŞANAN DA ODUR

Başbakan Erdoğan, Suriye'de yaşananların Kerbela olayına benzediğini de söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Dinler ve mezhepler tarihi acı olaylar olumsuz hadiseler üzerinden okunabileceği gibi biraz önce naklettiğim gibi olumlu hadiseler üzerinden de okunabilir. Başta Kerbela hadisesi olmak üzere acı hadiseleri elbette unutmayacağız. Peygamberin mübarek torununun katledildiği mefhum hadiseyi bir ayrılışın değil kardeşliğin vahdetin referansı olarak görmek zorundayız. Kerbela'da meydana gelen o acı hadise bütün Müslümanlar için bir ibret vesikası olmak zorundadır. Kerbela hadisesi üzerinden bölünmek en başta Hz. Hüseyin'in ruhunu rahatsız etmektedir. Şu anda Suriye'de zalim diktatör acımasız bir rejim kendi halkına karşı en ağır silahlarla toplu katliam gerçekleştirirken sırf mezhep taassubu nedeniyle bu zulme sessiz kalanlar, alkış tutanlar, çanak tutanlar var. Benim mensubu olduğum dinde ve mezhepte öldürmek zulmetmek hele hele masum çocukların canına kıymak nasıl insanlık dışı bir girişimse çok iyi biliyorum ki bu zulmü yapanların mensubu olduğu mezhepte de bu, insanlık dışı bir girişimdir. 'Bu masum çocuk bizim mezhebimizden bizim dinimizden değil öyleyse bırakın öldürsünler' . Bu nasıl bir anlayıştır ' Bu nasıl bir yaklaşımdır. Bir insan kendi kaynaklarıyla kendi değerleriyle bunu kendisine nasıl izah edebilir' 1332 yıl önce Kerbela' da yaşanan neyse bugün Suriye'de yaşanan da odur."

Erdoğan, " Mazlum değişik olabilir, zalim değişik olabilir ama yaşananlar yeni bir Kerbela'dır. İnançları o inancın tüm mensuplarını tamahla, karanlık siyasetle kirletmeye töhmet altında bırakmaya hiçkimsenin hakkı da hukuku da yoktur " dedi.

" HER DİNİ LİDER HER KANAAT ÖNDERİ, KENDİ ÖZELEŞTİRİSİNİ YAPSIN "

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hiçbir dine önyargılı olmadıklarını belirterek şöyle devam etti:

"Benim mensubu olduğum din ve bu dinin ana kaynakları inancına mezhebine bakmadan insana insan der, cana can der. İnsanı varlıkların en kutsalı olarak görür. Türkiye olarak ne Irak'ta ne Suriye'de ne Lübnan' da ne de diğer bölge ülkelerinde hiçbir dine hiçbir mezhebe karşı önyargılı değliz, mesafeli değiliz. Biz inançları mezhepleri etnik kökenleri bir referans olarak kabul edip insanın insanı öldürmesine zulmetmesine göz yummaktan Allah'a sığınırız. Yüzlerce yıldır yaşanan acı tecrübelerden bugün artık dersler çıkarmak tarihin tekerrür etmesini önlemek zorundayız. Tarihten ibret almak zorundayız. İslam içindeki mezheplerin tarihin acı hadiseleri üzerinden okumak nasıl yanıltıcıysa dinler arasındaki münasebetleri de tarihin acı hadiseleri üzerinden okumak yanıltızıdır. Bugün artık dinler arkasındaki münasebetlere, dünya savaşları, Filistin meselesi gibi acı olaylar değil birarada yaşamaya dair güzel örnekleri birlikte inşaa ettiğimiz medeniyetler gelişmelidir. 21. yüzyılın ilk yıllarında her dini lider her kanaat önderi kendi özeleştirisini samimi şekilde yapmalı ve hatalarıyla sevaplarını ortaya koymalıdır. Bizler Türkiye olarak tarihimizde yaşanmış acı hadiseleri açıkyüreklilikle gündeme taşıyor özeleştirisini yapıyor varsa hatalarımızı ifade ediyoruz."

YENİ YÖNETİMLERDEN AKŞAMDAN SABAH BAŞARI BEKLEMEK YANLIŞ OLUR

Konuşmasında Ortadoğu'da çeşitli ülkelerde yaşanan değişim sürecine de değinen Erdoğan, yeni yönetimlere başarılı olmaları için süre verilmesi gerektiğine de belirtti. Erdoğan, " Bazı Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde cereyan eden olaylar harici yönlendirmelerin bir neticesi olarak değil son derece tabii bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Bizde bir söz vardır. 'Dere yatağında akar' Dere yatağını bulmuştur. Halkın talep arzu ve isteklerini güçlü şekilde dile getirmesi meşru hak talebinde bulunması bu coğrafyanın geleneğidir ve son derece tabiidir. Tabii olmayan zulümdür, baskıdır kendi halkının arzu ve taleplerine duyarsız kalmaktır. Mukadder olan bu ülkelerde talih kendi tabii mecrasında akmaya başlamıştır. Başlayan bu değişim sürecini yönetmek de son derece önemlidir. Bütün bu süreçte halkların ne istediği son derece açık şekilde görülmüştür." şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, " Bugün tesis edilen yeni yönetimlerden bir anda akşamdan sabaha başarı beklemek yanlış olur. On yıllarca bu ülkelerde zulmedenler, otokratik bir rejim sürdürenler bunlar nasıl izlendiyse bu yeni yönetimlere biraz mühlet verilmesi lazım .Artık kendi iradeleri iktidar olmuştur. Bugün yeni yönetimlerin hak eşitlik ve adalet gözetme noktasında hassas olacaklarına biz yürekten inanıyoruz. Özellike azınlıkların dezavantajlı kesimlerin haklarının gözetilmesi bu bölgedeki halklar üzerindeki ağır bir sorumluluktur " dedi.

"ŞİDDET HİÇBİR DİNİN DİLİ OLAMAZ "

Kongrede konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de şunları söyledi:

" İnsan haklarına dayalı oluşan her hukuk devletinde inançlara dayalı baskıdan bahsedilemez. Ülkelerinde toplumsal barışı ve huzuru temin etmek isteyenler hukuku tesis etmelidirler. Haklar insanlara herhangi bir lütufla bahşedilmez. Haklar ancak ve ancak insan haklarına dayalı hukukun varlığıyla oluşur. Mirasçısı olduğumuz peygamberler geleneği şiddet toplumunu merhamete dönüştürmekteydi. Bizler modern zamanlardan beldelerimizi şiddetle anılır hale getirdik. Şiddet dili hiçbir dinin dili olmaz. Dinler bizi şiddete çağırmaz, bizi barışa ve sevgiye davet eder. Bugün şiddeti ve terörü enstrüman olarak kullanan hiçbir yapıyı İslamın temel olarak alması mümkün değildir. Bizlere düşen o kutlu önderleri izlemek olmalıdır.

Bizler bir damla insan kanının milyonlarca varil petrolden ne kadar değerli olduğunu çağdaş insana anlatabilmeliyiz. Biz din adamları ve dini kurumlar toplumla iç içe olmaktan uzaklaşıp mabetlerin içine kendimizi hapsettik. Toplumsal dinamiklerin kendini farklı şeylerle besleyip farklı tezahürler olmasına neden olundu. İnsanlığın geleceği için mabetlerimizden kurumlarımızdan dışarı çıkarak ahlakın egemen olmasını sağlamalı ve toplumsal hayatın oluşmasına katkı sağlamalıyız. Bizler dünyaya seslenmeliyiz ve demeliyiz ki hiçbir siyasi mühendislik çalışması tarih boyunca yaşadığımız beraberliğimize halel getiremez."

Konıuşmaların ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kongreye katılan dini lider ve kanaat önderleriyle aile fotoğrafı çekimine de katıldı.

PÇK (MK) - İstanbul/ Beşiktas

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Başbakan Erdoğan'dan Suriye'de Yaşananlara Kerbela Benzetmesi - Son Dakika


Advertisement