
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, yaptığı açıklamada eleştirdiği kesimin cemaat olduğuna yönelik bir soruyu, "Bütün bu sözleri söylerken, bunu cemaat ile karşı karşıya getirecek bir anlam yüklemek doğru değil. Dolayısıyla biz işin, fitnenin söndürülmesi noktasındayız. Cemaatin temiz olduğunu, Türkiye'ye hizmetler yaptığını, eğer başındaki insan söz konusu ise ona olan sevgimizin ne kadar büyük olduğunu, onun Türkiye sevdasından ve eğitim sevdasından başka bir şey düşünmediğini her yerde söylemiş bir insanız. Eğer bir alçaklık söz konusu ise bu alçaklığı onlara hamletmek bence çok büyük bir yanılgı olur. Lütfen bu sözleri konuşmayın. Bunları yazabilirsiniz ama bana bunu soru olarak sorarsanız, incinirim doğrusu. Bu sözlerimle cemaati hedef aldığım anlaşılamaz. Onlar, kendilerini hedef yaparlarsa, bazıları, onu ayrıca tartışırız" sözleriyle değerlendirdi.
Başbakan Yardımcısı Arınç, bürokrat, işadamı ve bakan çocuklarının da aralarında bulunduğu İstanbul merkezli yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasıyla ilgili olarak Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın başkanlığında AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen toplantının ardından, Başbakanlık Yeni Bina'da açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
"Bu soruşturmanın bugün cereyan ediyor olmasının, burada bir siyasi maksat olabilir mi "diyen Arınç, hükümet olarak siyasi bir noktada bu meseleye bakma hakları olduğunu belirtti. Çünkü üç-dört gün öncesinden başlayarak dört-beş ay öncesinden başlamaya kadar bu tür bir suçlamayla bazı insanların karşı karşıya gelecekleri çok açık bir biçimde yazıldığını anlatan Arınç, "Emniyetten atılma insanlar tweetlerinde dört ay önce, beş ay önce 'Güler mi, ağlar mı, barış mı' bilmem ne derken İçişleri Bakanımızın oğluyla ilgili birtakım işaretleri esasen vermişler. Biz bugün farkında oluyoruz. Çünkü biz iyi niyetliyiz ve Türkiye'de hukukun egemen olduğunu düşünüyoruz. Üç beş gün öncesinden "artık her şey bitti, bundan sonra savaşacağız, herkes için kötü olacak', bir yerlere telefonlarla 'şunlar bunlar tutuklanacak'tan, 'şunlar bunlar hakkında resimler, kasetler, fotoğraflar servise konacak' tehditlerini siz de duyuyorsunuz biz de duyuyoruz. Ama bu kadar alçalabileceğini bazılarının, bu kadar belden aşağı, insanların kişilik haklarına saygısızlık yapacağını gerçekten düşünmemiştik, saflığımıza verin."
-"6 AY ÖNCE DİNLEMELERİN KESİLDİĞİ"-
İstanbul merkezli soruşturma ile ilgili olarak bir birinden farklı konuların ve bir birinden farklı isimlerin bulunduğunu savunan Arınç, "Bir tarafta ismini de vermek istemiyorum, meşhur bir sanatçıyla evli olan bir işadamı diyelim, onunla birlikte bir grup var, TOKİ ile ilgili, emlakla veya arazilerin şirketlere peşkeş çekildiği şeklinde iddialar var belediyenin ve kurulların bir arada çalışarak bazı haksız kazanç temin ettikleri var. Birbirinden farklı konular ve isimlerin böyle bir operasyonda bir araya getirilmesinin amacı ne olabilir? Böyle bir şey görülmüş değil. Kaldı ki 14 aylık bir dinlemeyle bu işlerin takip edildiği ve şimdi sonuçlandığı iddia ediliyorsa yine bazı duyumlarımıza göre aslında 6 ay önce dinlemelerin kesildiği ama zamanlamasının bugüne bırakıldığı duyumları da var" diye konuştu.
-"SABAHIN BEŞİNDE "GEL' DENDİĞİ GELECEK ELİT İNSANLARIN EVİNE BASKIN YAPIYORSUNUZ?"-
Kötü şeyler duyduklarını ve hissettiklerini anlatan Arınç, "Şüphesiz bunların planlayıcılarını, ne amaçla yaptıklarını, az çok biliyoruz ama bunların kamuoyuna açıklanması da bir diğer soruşturmaya gölge düşürebilir inancıyla belki zamanı geldiğinde açıklayabileceğiz. Bu kadar elit kişi, 52 kişi birbirlerini görmemişler, aynı yerde bir arada olmamışlar, birbiriyle ilişki kurmamışlar niçin birini bir ay önce birini iki ay önce birini bugün yapmıyorsunuz da sabahın beşinde "gel' dendiği zaman gelebilecek insanların evlerine baskınlar yaparak bu operasyonu başlatıyorsunuz. Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu" değerlendirmesinde bulundu.
-"OĞLUNUN GÖZALTINA ALINDIĞINI BASINDAN ÖĞRENMESİ ACIKLI"-
Soruşturmayı yürütenlerin emniyetteki üstlerine bu durumu haber vermesi gerektiğine işaret eden Arınç, "Arkadaşlar şube müdürünün başlattığı operasyondan başındaki müdürün, İstanbul Emniyet Müdürünün, Ankara Emniyet Müdürü habersizdir. Haber verselerdi önlem alırlardı diyebilirsiniz. Arkadaşlar bir görev ifa ediliyor. En azından bir operasyon yapılacak. İsimleri gizli tutabilirsiniz. Bir İçişleri Bakanının oğlunun gözaltına alındığını basından duyması kadar acıklı bir şey olabilir mi?" dedi.
-"CANDAŞ-YANDAŞ DİYE KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMEYE ÇALIŞILIYOR"-
Arınç, soruşturmanın gizliliğinin esas olduğunu, ancak şu ana kadar da yayınlanmayan pek çok şeyi öğrendiklerini anlatan Arınç, " "Daha da şunlar var elimizde' diyerek bakanlar hakkında fezleke tanzim edileceği veya gönderileceği, bu operasyonun veya adli soruşturmanın UYAP'a bilgi vermeden gerçekleştirildiği de iddiaların içerisinde. Dolayısıyla çok planlı, psikolojik harp benzeri bir operasyonla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim" dedi.
Bunun amacının da hükümetin yıpratılması amacıyla yapıldığını söyleyen Arınç, "Bugüne kadar siyasetle, meşru usullerle yıpranmayan, 11 yıl içerisinde 3 genel milletvekili seçimi, 2 yerel seçim, 2 referandumdan başarıyla çıkmış olan bir hükümeti güçsüz muhalefet partileriyle yıpratamayacaklarını görenlerin önce Gezi'yle şimdi de bu tür olaylarla kamuoyu nezdinde yıpratma kampanyası olduğu çok açık biçimde görülüyor. Önümüz mahalli seçimler. Bu mahalli seçimlerin 1989'da ANAP için yapılanlardan farklı bir tarafı da yoktur ancak bütün bunlara karşı bilgili, bilinçli ve hazır olan bir hükümet o tarihlerde elbette söz konusu değildi. Sayın Başbakan ile birlikte hükümetimizin yıpratılması ve hükümete destek olan veya destek olduğu ilan edilen, birilerine göre yandaş, birilerine göre candaş isimleriyle küçük düşürülmeye çalışılan gazeteler, televizyonlar, gazetecilere yönelik tehdit ve karalama kampanyaları da atbaşı gitmektedir. İş adamlarına tehditler yağdırılmaktadır, çocuklarıyla ilgili kendileriyle ilgili bir kısım fotoğrafların, fotoşop da olsa montaj da olsa yayınlayabileceklerini söylemektedirler" ifadelerini kullandı.
-"SORUŞTURMANIN SELAMETİ BAKIMINDAN BULUNDUĞU YERDEN BAŞKA YERDE GÖREVLENDİRİLMESİ DE BİZİM İDARİ HUKUKUMUZUN BİR GEREĞİDİR"-
Yakın zamanda kabine revizyonu beklendiği hatırlatılarak soruşturma nedeniyle bir kabine revizyonu söz konusu olabilir mi sorusuna Arınç, yerel seçimlerde aday olan bakanların Başbakan Erdoğan'ın görevlerinden istifa etmesi gerektiğini düşündüğünü anımsattı. Kendisinin kabine revizyonu için Aralık ayı sonu için tarih verdiğini de söyleyen Arınç, "Yani Sayın Başbakanımızın takdiri o zaman öyleydi, şimdi ne düşünecek, nasıl bir karar verecek, onu Başbakanımızın takdirinden öğreneceğiz" şeklinde konuştu.
Görevden alınan şube müdürlerinin görev yerleri sayılarak hangilerinin hangi gerekçelerle görevden alındığı sorusuna Arınç, "Doğrusu hayret ediyorum. Kişinize saygım olmasa farklı düşüneceğim. Şube müdürlerinin hangilerinin olduğu, kimin kaldığı, kimin görevden alındığını emniyetle özel görevli bir arkadaş gibi soruyorsunuz, ben dahi kimin hangi şubede çalıştığını, hangi şubede çalışmadığını doğrusu bilmiyorum, merak da etmiyorum. Emniyet Genel Müdürlüğünün açıklamasını okudum. Gerek görmüştür, haklarında soruşturma açıldıysa bir insanın, soruşturmanın selameti bakımından bulunduğu yerden başka yerde görevlendirilmesi de bizim idari hukukumuzun bir gereğidir" diyerek cevap verdi.
-"BAKANLARIN NE YAPACAĞINI YAKINDA GÖRÜRSÜNÜZ"-
Soruşturmanın selameti açısından bazı bakanların görevden alınması ya da istifa etmesinin gerekip gerekmediğinin sorulması üzerine Arınç, "Bakanların ne yapacağını kişisel olarak, Sayın Başbakanımızın da Başbakan olarak, yakında görürsünüz. Bu konuyla ilgili kararı Sayın Başbakanımız verecek" diye cevapladı.
"Bu operasyonun 'hükümeti yıpratmak için yapıldığını düşündüğünüzü' söylediniz, devlet içindeki bir örgütten bahsettiniz, "varsa' dediniz. Bununla ilgili bir operasyon hazırlığı mı var? Soruşturmanın, şube müdürlerinin görevden alınarak zayıflatıldığını düşünüyor musunuz" şeklindeki soruyu Arınç, "İdari araştırmalardır, soruşturmalardır, bildiğiniz gibi Milli İstihbarat Teşkilatımız da Emniyet Genel Müdürlüğü de Başbakanlık Müsteşarlığımız da bizim bakanlıklarımız da bu konularda bir çalışma yaparlar. Biz operasyon makamı değiliz. Biz yargı da değiliz. Biz emniyetçilerin veya bir kısmının yaptığı gibi onu alıp buraya getirmek, bunu alıp oraya götürmek bizim işimiz değil. Bizim işimiz, yapacağımız idari soruşturmalarla incelemelerle bu işin içerisinde bir görev aşımı varsa, bir başka maksat için bu yapılmışsa bu kişileri tespit etmektir. Şu andaki kanaatimiz hükümetin yıpratılmasına yönelik planlı bir hareket olduğu, bunun bir psikolojik savaşa döndüğü şeklindedir. Dolayısıyla buna benzer operasyonları değil, aslında bizim kendi içimizde yapabileceğimiz, yani maksadın araştırılmasına matuf bir yapı varsa bu yapıyı ortaya çıkarabilmektir" diyerek cevaplandırdı.
Emniyet müdürleriyle ilgili konuya da değinen Arınç, "Bu olaydan sonra görevlerini kötüye kullandıkları veya ihmal edip etmedikleri noktasında. Bir ilin emniyet müdürü yapılacak bir işten haberdar değilse başındaki daire başkanı veya emniyet amiri veya müdür yardımcısı, kimin nereye gittiğinden ve ne yapılacağından habersizse ve özellikle bu yollar kesilmişse bu ne amaçla yapılmıştır? Burada bu yola niçin gidilmiştir diye bir araştırmaya yapılmasına herhalde ihtiyaç var" dedi.
-" 'BİZE MÜSAADE' DİYEBİLİRLER"-
"Başbakan Erdoğan'ın dinlendiğine yönelik somut bir görüşme yapıldı mı?" sorusuna Arınç, Erdoğan'ın dinlendiğine yönelik somut bir görüşme, konuşma yapılmadığını, genel olarak bu konular üzerinde durulduğunu söyledi.
"Soruşturmada çocuklarının ismi geçen bakanlar, hükümeti rahatlatmak için istifalarını sundular mı?" sorusuna Arınç, "Toplantıda bu konuda bu konuda ne konuşulduğunu söylemem ama bu konu da dahil olmak üzere yapılacak bir işlem, hareket varsa. Biz sayın bakanlarımızı seviyoruz. Masum olduklarına inanıyoruz. Bu bizim karakterimizin gereğidir. Ama biri suça karışmışlarsa veya çocuklarıyla ilgili iddialarda onların da dahli varsa bu onları koruyacağımız anlamına gelmez" dedi.
Bir insanın suçluluğu hükmen sabit olmadıkça kendileri nazarında masum olduğunu dile getiren Arınç, "Ancak siyaseten bu bakan arkadaşlarımız 'bize müsaade' diyebilirler veya Sayın Başbakanımız onlardan öyle bir talepte bulunabilir. Ne yapacaklarını yakın zamanda görürüz" diye konuştu.
-"SÖZLERİMLE CEMAATİ HEDEF ALDIĞIM ANLAŞILAMAZ"-
"Eleştirdiğiniz kesimden biz cemaati anlayabilir miyiz?" sorusu üzerine de Arınç, şunları söyledi:
" Ümit Yaşar Oğuzcan'ın bir şiir vardı, yedi kere yedi kırk dokuz, elde var Ayten. Beş kere beş yirmi beş, elde var Ayten. Bu kadar laf söyledikten sonra 'Siz cemaati mi kastediyorsunuz' derseniz zikriniz ve fikriniz hep sürekli bununla meşguldür anlamına gelebilir. Bütün bu sözleri söylerken, bunu cemaat ile karşı karşıya getirecek bir anlam yüklemek doğru değil. Dolayısıyla biz işin, fitnenin söndürülmesi noktasındayız. 15 gün evvel açıkladığım söze, bazıları burun kıvırmışlardı ama bu işin ne kadar doğru olduğunu gelinen noktada görebiliyoruz. Cemaatin temiz olduğunu, Türkiye'ye hizmetler yaptığını, eğer başındaki insan söz konusu ise ona olan sevgimizin ne kadar büyük olduğunu, onun Türkiye sevdasından ve eğitim sevdasından başka bir şey düşünmediğini her yerde söylemiş bir insanız. Eğer bir alçaklık söz konusu ise bu alçaklığı onlara hamletmek bence çok büyük bir yanılgı olur. Lütfen bu sözleri konuşmayın. Bunları yazabilirsiniz ama bana bunu soru olarak sorarsanız, incinirim doğrusu. Bu sözlerimle cemaati hedef aldığım anlaşılamaz. Onlar, kendilerini hedef yaparlarsa, bazıları, onu ayrıca tartışırız."
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç (2/son): Bir Alçaklık Söz Konusu İse Cemaate Hamletmek Yanılgı Olur - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.