CHP'den "Ege Yerel Medya Buluşması"… CHP'li Bulut: "10 Ocak Kutlanacak Değil, Sorunların Hatırlatıldığı Bir Gün" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

CHP'den "Ege Yerel Medya Buluşması"… CHP'li Bulut: "10 Ocak Kutlanacak Değil, Sorunların Hatırlatıldığı Bir Gün"

10.01.2026 11:53  Güncelleme: 13:32

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir’de düzenlenen “Ege Yerel Medya Buluşması”nda, “Biz sizlere gerçek gazetecilik yapma noktasında bir ortam yaratmak amacıyla yola çıktık. Umarım gelecek günlerde bu sorunları çözerek 10 Ocak’ı bir kutlama gününe çevirerek 10 Ocak’ı kutlarız” dedi.

(İZMİR) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, "Biz sizlere gerçek gazetecilik yapma noktasında bir ortam yaratmak amacıyla yola çıktık. Umarım gelecek günlerde bu sorunları çözerek 10 Ocak'ı bir kutlama gününe çevirerek 10 Ocak'ı kutlarız" dedi.

CHP Genel Merkezi, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla İzmir Tarihi Havagazı Fabrikası'nda "Ege Yerel Medya Buluşması" düzenledi. CHP'nin yerel medyayı güçlendirmek ve yerel-ulusal basın arasında kalıcı bir iletişim hattı oluşturmak amacıyla başlattığı "Bölgesel Yerel Medya Buluşmaları"nın ilk ayağı İzmir'de gerçekleştirildi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut etkinlikte yaptığı konuşmada, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Örgütünü temsilen İl Başkan Vekili Murat Aydın'ın yanı sıra Ege Bölgesi'ndeki illerden çok sayıda yerel medya temsilcisi, muhabir, köşe yazarı, basın örgütleri ve basın sendikalarının temsilcileri katıldı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut yaptığı konuşmada, buluşmaların yalnızca bir toplantıdan ibaret olmadığını belirterek, "Elbette 10 Ocak'ı anacağız ya da hatırlayacağız. Bazen eğer iyiyse o meslek alanında ya da konuya ilişkin ortam kutlayacağız. Ancak ne yazık ki kutlanacak bir gün değil sorunların hatırlatıldığı bir gün olarak anmak gerekiyor. Yerel medyayı evet buluşturacağız, bugün 8 ilin temsilcileri var aramızda. Bu seriyi devam ettireceğiz" dedi. Bulut, şunları söyledi:

"Biliyorsunuz CHP'nin hazırladığı parti programının hükümet programına evrilmesi lazım. Burada paylaştıklarımızdan aldıklarımızı da hükümet programına ekleyeceğiz. O yüzden bu bölgenin yerel aktörleri var. Bu isimler hepimizi temsilen olabildiğince buraya alınıyor. Ama sonuçta hepiniz de söz hakkı alacaksınız. Seçim sonrası, öncesinde vaat edilen şeyler unutuldu. Tüm yasama faaliyetlerinin saray tarafından yapılmasını normal karşılamaya başladık. Ben milletvekili olarak bir tane milletvekilinin kendi hazırladığı yasa teklifinin çıktığını görmedim. O çatının altında olan bir milletvekillerinin yasama faaliyetinde olmaması dünyada bir başlıktır. Ancak o da normalleşti. Yargıda son dönemlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ilişkin soruşturmalarda aynı dosyanın içinde bir başka dosya var. Adana ve Aydın Belediyesi'nin olduğu dosyada Adana'nın konusu kısaca geçerken, Aydın sayfalarca bahsediliyor. Ancak bir işlem yapılmıyor. Çünkü o artık Adalet ve Kalkınma Partisi'nden."

"Saray'a yaklaşan atanıyor"

Basına yönelik baskılardan bahseden Bulut, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nı ve RTÜK'ü eleştirdi. Muhalif gazetecilerin söz konusu kurumlar tarafından baskı sansüre maruz bırakıldığını kaydeden Bulut, Cumhurbaşkanı'nın, hükümetin, yerel yönetimlerin basın tarafından denetlenmesi gerektiğini belirten Bulut, şöyle devam etti:

"Basın kamu hizmeti yapıyor. Basında hakkaniyetlerin yansıması eğer bulanıksa o aynada siz toplumu bulanık görüyorsanız demokrasi de bulanık demektir. Denetim mekanizması azalmış demektir. Hele hele partili Cumhurbaşkanı'nın olduğu, Cumhurbaşkanı'nı denetleyen tek bir kurum olmadığı bir sistemde bari basın denetlesin diye bakıyorsunuz. Ancak havuz medyası da normalleşti. Bu bir gazetecilik faaliyeti değil bu bir tanıtım faaliyeti. Hükümetin yaptığı işleri kayıtsız şartsız destekleme, algı operasyonuna dahil olma işi. Televizyona çıkan arkadaşlar aynı cümleleri televizyonda söyler haline geliyor. Bunları bir denetleme mekanizması lazım değil mi? Bunları söylüyoruz, gazetecilerin basının özgür olması, cesur olması. Bunu söylüyoruz ama bunu bir mekanizmayla güvenli tutmak ve güçlendirmek gerekiyor. Anayasa'ya baktığınız zaman bir haber alma hakkı var. Bu söyledikleriniz teorik olarak Anayasa'da var. Bir tanesi İletişim başkanlığı. İletişim Başkanlığı'nın basının özgür olmasını sağlamak gibi bir görevi var. Örneğin, Dezenformasyon Yasası'nı da kontrol etmek iletişim başkanlığında. Ancak bakınca İletişim Başkanlığı değil, bunları yapan bunların aksine faaliyet içeresinde olan bir kurum. Burhanettin Duran siyasi parti temsilcisi gibi bir paylaşımda bulundu. Çünkü atanmasını eleştirenlere cevap verme ihtiyacı duyuyor. Çünkü bu atamalar liyakatin değil, iktidar yandaşlığının yansıması. İşini yapan değil, Saray'a yaklaşan atanıyor. Diğer bileşen RTÜK. RTÜK'ün de özellikle görsel medyada bir denetim mekanizması var. Ama bakın denetleme mekanizmasında, muhalif dediğimiz arkadaşlar RTÜK sopasından nasibini alıyor. Bir defa RTÜK'ün televizyon kapatma işine girmemesi gerekiyor."

"TRT, yapması gerekeni yapmıyor"

Basın İlan Kurumu (BİK) ve TRT'nin faaliyetlerine de eleştirilerde bulunan Bulut, sözlerini şöyle tamamladı:

"Televizyon kanallarında gazeteci kimliğiyle konuşan ancak yaptığının gazetecilik faaliyeti olmadığını bildiğimiz isimler var. Bunlardan biri de İBB soruşturmasında 2 milyon doların yakalandığın söylediler. Sonra bu iddianamede çıkmayınca bu konu sorulduğunda, 'Ne yapalım arada yalan atabiliyoruz' diyebildi. Bu sorgulanmadı. Bin 200 telefon dediler, onlar çıkmadı. O gün bin 200 telefon diye bahsedilen telefonların modelleri daha üretilmemiş bile. TRT'yi hiç konuşmayacağım bile, konuşulacak bir şeyi yok. Bizlerden kesiler paralarla, alınan vergilerle var olan bir kurum açıkça suç işliyor. Seçim döneminde ücreti karşılığı reklamımızı birle yapmadı. Ancak TRT iki tarafta bir kutuplaşma varsa, devlet adına gerçek haberciliği, gazetecilik yapma hakkını koruması gereken, bütçesi de çok büyük bir kurum yapması gerekeni yapmıyor. Bir de basın İlan Kurumu var. Birçok ilde kurumları yerel gazeteleri birleştiriyor. O yerel gazetelerin ne şekilde kurulduğu, kurum hafızası umurunda değil. BİK eğer bir usulsüzlük varsa soruşturma açabilir ancak yereli açıkça küçültelim dedikleri bir yapının içerisinde. BİK de bu otosansürün bir parçası oldu. Bunların hepsini yaşıyorsunuz. Bunlara itiraz etmek yalnızca bir siyasi partinin, toplum örgütlerinin değil, hepimizin itiraz etmesi gerekiyor ancak en başta mesleği yapan gazetecilerin itiraz etmesi gerekiyor. Biz sizlere gerçek gazetecilik yapma noktasında bir ortam yaratmak amacıyla yola çıktık. Umarım gelecek günlerde bu sorunları çözerek 10 Ocak'ı bir kutlama gününe çevirerek 10 Ocak'ı kutlarız."

"Burada konuşulanlar, katılımcı bir siyasetin parçası olacak"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da şunları kaydetti:

"Bizler CHP'mizin başlattığı bir buluşma serisinin ilk ayağındayız burada. İlk durak olarak İzmir'i seçti Sayın Genel Başkan Yardımcımız. Ege Bölgesini kapsayan bir yerel medya buluşması gerçekleştiriyoruz. İzmir yetiştirdiği gazetecilerle ulusal basında da güçlü sesler olarak yer alıyor. Biz basının gücüne bağımsızlığına duyduğumuz büyük ihtiyaç ortadayken yerel basını konuşuyoruz. Basın, demokrasinin temeli ve olmazsa olmazıdır. Yerel basın olmazsa kamu oluşumu olmaz. Dolayısıyla o vücut hayat bulmaz. Ulusal basın da demokraside yerel basın ayağı olmadan sağlıklı şekilde yaşayamaz. Demokrasi ancak bu birliktelikle ayakta kalabilir. Türkiye'de ilk gazetenin yayınlandığı, yerel basın geleneklerinin filizlendiği yerin adıdır İzmir. Bugün halen Türkiye'nin dört bir yanında da görev yapan pek çok İzmirli gazeteci var. Bu buluşma bir sürecin başlangıcı diye düşünüyorum. Kalıcı iletişim kurma iradesinin bir göstergesi. Yerel basının sorunlarını ve beklentisini dile getirecek burada ilgili taraflar. Gazetecilerin hem bugününü hem yarınını inanıyorum ki cesaretle ele alacak bugün herkes. İzmir medyasının deneyimli isimleri de bizimle bir arada olacak. Bugün burada konuşulanlar sadece burada kalmayacak, katılımcı bir siyasetin parçası olacak.

"Gazeteciler, özgürlüklerini kaybetmekle karşı karşıya"

"10 Ocak gazetecilerin aslında mesleki haklarının bir iş kanunu aracılığıyla ilk kez sağlandığı 1961 yılı. O kadar önemliyde ki sonraki yıllarda bir kutlama günü olarak kutlandı. Ancak 1971'de bu haklar geri alındı" diyen Tugay, sözlerini şöyle devam etti:

"Bugün gazeteciler yalnızca haklarını değil, mesleklerini yapma haklarını, özgürlüklerini kaybetmekle karşı karşıya. Gazetecilik her zaman zor olmuştur, risklidir ve bir bedeli vardır. Bu bedeli bazen hayatlarıyla ödeyen gazeteciler vardır. Ama ne olursa olsun değeri ve önemi asla küçültülemez. Toplumumuz ve demokrasi için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğu değiştirilemez. Gerçeğin peşine düşen gazeteciler hiçbir zaman rahat bırakılmadılar. Uğur Mumcular, Abdi İpekçiler, Metin Gürtepeler, Ahmet Taner Kışlalılar… Gerçeğin peşinde olmanın bedelini canlarıyla ödediler. Oysa güçlü bir demokrasinin sonucu bu mu olurdu? Hapse giren gazeteciler, susturulan gazeteciler, öldürülen gazeteciler… O yüzden basının özgürlüğünün demokrasinin parçası olduğunu bütün toplumumuz bilmeli. Özgür basın demokrasinin en temel unsurlarından biridir.

"CHP olarak basın özgürlüğünün ve demokrasinin tarafındayız"

Türkiye basın özgürlüğü endekslerinde, utanç verici düzeyde geriledi. Bu ülkemizde gazeteciler maruz kaldığı baskıların en net göstergesinden biridir. Biz her zaman CHP iradesi olarak hem de mensupları olarak basın özgürlüğü ve demokrasinin tarafıyız. Hep böyle olduk bundan sonra da böyle olacak. Demokrasiyi seçmek yaşamayı seçmek gibi bir zorunluluktur. Yerelde güçlenmeyen demokrasi ülkede ayakta duramaz. O nedenle sağlam bir demokrasi için yurttaşların bu sürece katılması, yöneticileri takip etmesi ve gerektiğinde itiraz etmesi gerekir. Bunu sağlayan en önemli güç yerel basındır. Yerel medya aidiyet duygusu yaratır ve hayatın kılcal damarlarına ulaşır. Ulusal medya kentleri aynı derinlikte göremez. Ancak yerel medya aracılığıyla bunları görebilir. Yerel basın halk ile yönetimler arasında da bir köprüdür. BU iki yönlü ilişki ne kadar şeffaf ne kadar adil ne kadar doğru olursa bu kentte de insanların refahı o kadar artar. Daha fazla adalet gerçekleşir. Biz denetlenmekten korkmadık. Çünkü bizler sadece kamu yararı için çalışan insanlarız. Bugün yerel medyamızın büyük bir sıkışmışlık içinde olduğunun farkındayız. O yüzden yerel basını desteklemek en önemli amaçlarımızdan birisi. Ben her koşulda kamu yararını savunan, etik değerlerden vazgeçmeyen, gerçeğin peşini bırakmayan gazetecilerimizin peşinde olduğumuzu tekrardan söylüyorum. ya basın özgür olacak ya demokrasi eksik kalacak."

"Türkiye'de bir hukuk devleti yoktur"

CHP İzmir İl Başkan Vekili Murat Aydın da 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nün tarihçesine ilişkin bilgi verdi. Aydın, "Bugün Türkiye'de gazetecilerin fikircilik, insanlarının, siyasetçilerin, yurttaşların ifade özgürlüğü yoktur. Bugün Türkiye'de bir hukuk devleti yoktur. Bugün Türkiye Anayasa Mahkemesi kararlarının bile uygulanmadığı, bırakın hukuku yönetmeyi, derin devletin bile uygulanmadığı bir ülke haline gelmiştir. Tablo karanlıktır. Ama tablo, 19 Mayıs 1919'da görünen manzara kadar karanlık değildir. 100 yıl önce başardık. Yine başaracağız. Bu günü, toplumun haber alma hakkını yeri geldiğinde biz siyasetçilere karşı da savunan, koruyan, belki bize rağmen de bu hakkı yerine getiren gazetecilerin Gazeteciler Günü kutlu olsun. İyi ki varsınız. Varlığınız bu topluluğu biraz daha ileriye götürmek için, daha demokratik bir ülke olmak için bir fırsattır. Gazeteci arkadaşlar, başınız öne eğilmesin, onurla işinizi yapmaya devam edin" diye konuştu.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel CHP'den 'Ege Yerel Medya Buluşması'… CHP'li Bulut: '10 Ocak Kutlanacak Değil, Sorunların Hatırlatıldığı Bir Gün' - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement