Yunanistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Evangelos Venizelos, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüşmelerinde iki ülkenin ortak alanına giren tüm konuların ele alındığını söyledi.
Davutoğlu ile ortak basın toplantısı düzenleyen Venizelos "sevgli dostum ve mevkidaşım" diye hitap ettiği Ahmet Davutoğlu ile önce Başbakan Andonis Samaras ve daha sonra da baş başa yapılan görüşmelerde Türk-Yunan ilişkileri ve Kıbrıs konusunun ayrıntılarıyla gündeme geldiğini belirtti.
Venizelos, görüşmelerde iki ülke arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi üçüncü toplantısının Yunanistan'da eylül ayında yapılması konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını açıkladı.
Yunanistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Venizelos, daha önceki Konsey toplantılarından zengin malzeme bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Daha önceki toplantılardan elimizde zengin malzeme bulunuyor. Birçok konvansiyonel sözleşmenin onaylanması gerekiyor. İşbirliğimizde ekonomik, ticari ve kalkınma konusunda başta enerji ve turizm konusu olmak üzere güçlü bir temel bulunuyor. Enerji konusunda, yeni doğalgaz boru hattı Türkiye'den gelerek Yunanistan ve Arnavutluktan geçen TANAP, çok önemli yeni bir veri, yeni inisiyafler üstlenmek için, sadece boru hatları konusunda değil, diğer konularda da inisiyatifler geliştirilmesi için olanak tanıyor. Akdeniz ayrıca sadece doğalgaz konusunda değil, yenilenebilir enerji konusunda işbirliğine imkan tanıyor. Türkiye'nin AB ile iade anlaşması imzalamaya hazır olması çok önemlidir. Ortak sorun olan yaşa dışı göçle mücadeleyi kolaylaştırması açısından önemli. İnsan haklarına ve mülteci statüsüne saygılı olarak."
Venizelos, öte yandan yasa dışı göçün sadece insani bir sorun değil, aynı zamanda Avrupa ülkeleri ve Türkiye için de bir güvenlik meselesi olduğunu belirterek, ayrıca terörle mücadelede çok iyi bir işbirliğinin bulunduğunu vurguladı.
Birkaç ay önce Ankara'ya yaptığı ziyarete karşılık olarak Atina'da bulunan Davutoğlu ile daha önce de New York ve Brüksel'de görüştüklerini, BM Genel Kurul toplantıs, NATO ve AB çalışmaları kapsamında bir araya geldiklerini hatırlattı.
Davutoğlu ile önce Başbakan Samaras ile ardından baş başa ve heyetled arasında yapılan görüşmelerde iki ülkenin ortak ilgi alanına giren tüm konuların ele alındığını belirten Venizelos, Davutoğlu'na Yunanistan'ın, AB dönem başkanlığındaki önceliklerini anlattığını, bu önceliklerin çoğunun Türkiye'yi de ilgilendirdiğini söyledi.
Kıbrıs'ta görüşmelerin ve müzakerelerin yeniden başlaması konusunda ise Venizelos, BM kararlarına, Kıbrıs için bir müktesebat oluşturan yüksek düzeyli anlaşmalara ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin AB üyesi olması nedeniyle AB müktesebatına saygılı yeni bir çerçeve oluşması konusunun ele alındığını söyledi. Venizelos, "Görüşmelerin ve müzakerelerin başlaması bizi ilgilendiren bir şey.. Bu, Başkan Anastasiadis'in inisiyatifleriyle bağlantılı. Bunda kritik nokta, herhangi bir anlaşmanın Kıbrıs halkı tarafından referandum aracılığıyla kabul edilmesidir. Bu, özlü ve nihai kriterdir" diye konuştu.
Kıbrıs halkı tarafından halk oyması ile kabul edilecek bir çözüm oluşmasına katkı yapmaya hazır olduklarını vurgulayan Venizelos, ayrıca ilişkilerdeki atmosferin, yanlış anlaşılmalar olmadan, yapıcı bir şekilde en yüksek düzeyde sürdürülmesi için her şeyi yapma konusunda da anlaşmaya varıldığını aktardı.
Venizelos, "Bu kapsamda, kültürel mirasların, Bizans ve Osmanlı anıtlarının korunması büyük önem taşımaktadır. Bu, BM ve Unesco üyesi medeni ülkeler olarak bizi birleştiren bir unsurdur" ifadesini kullandı.
Türkiye ve Yunanistan'ın ortak geleceğiyle bağlantılı olarak Kıbrıs'ta gerekli adımların hayata geçirilip geçirilmediğine ilişkin soruya karşılık Venizelos, Yunanistan'ın bu konudaki tezinin defalarca dile getirildiğini ve bunu Davutoğlu'nun da bildiğini belirtti.
Venizelos, şöyle konuştu:
"Yunanistan, Başkan Anastasiadis'in inisiyatiflerini destekliyor. Bu inisiyatifler, Ada'daki atmosferi kökte değiştirebilecek yeni tip daha cesur, daha radikal karşılıklı güven önlemleriyle ilgili öneriler içermektedir. Bu öneriler ayrıca sadece tipik olarak değil, müzakerelerin çerçevesini oluşturan ortak açıklama konusunda anlaşmaya varılması ihtiyacını içermektedir. Sonuçta, büyük konular, kritik konuların gündeme gelmesi, görülmesi ve anlaşmaya varılması gerekir. Güvenli bir çerçeve, süratli bir müzakere süreci olması için bunların ilk başta konuşulması daha iyidir. Kıbrıs sorununun çözümü, BM kararları, AB müktesebatı çerçevesinde, kurumsal açıdan işleyebilir, iki toplumlu, iki bölgeli bir federasyon şeklinde olmalı. Kıbrıs'ın, BM ve AB üyesi ve aynı zamanda Avro Kuşağı üyesi bir ülke olduğu gerçeğine saygılı bir çözüme ihtiyaç var. Buna göre de uluslararası bütün bir kimliğe, tek dış egemenliğe, ve tek vatandaşlığa dayanan çözüme ihtiyacımız var. Bunlar, çözümün temel unsurlarıdır."
Karşı tarafta da iyi niyetin hakim olmasını ve ortak açıklama konusunda anlaşmaya varılarak müzakerelerin başlamasını arzu ettiklerini belirten Venizelos, Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis'in, Samaras'a özel bir mektup göndererek, sürecin kolaylaştırılmasını, ortak açıklama konusunda anlaşmaya varılmasının ardından müzakerelerin başlamasıyla Türkiye'de de benzer şekilde olacağı gibi Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreterliği düzeyinde Kıbrıs Türk toplumu müzakerecisiyle görüşme yapılmasını istediğini hatırlattı.
Venizelos, "Başbakan ve ben, sürecin kolaylaştırılması, bu konudaki yapıcı ve iyi niyetimizi göstermek için Anastasiadisin bu önerisini kabul etmeye karar verdik. Burada özelikle vurgulamak istiyorum, iki müzakereci Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bugüne kadar olan şeklini belirleyen 1960 Anayasası'nda belirtildiği gibi, Kıbrıslı Türk ve Rum toplumlarını temsil etmektedir. Başka oluşumları temsil etmemektedirler ve tabii ki Yunanistan, sözde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımamaktadır. Bu, açıktır. Amaç, halk oylamasıyla kabul edilebilecek bir çözüm bulunmasıdır" diye konuştu.
Annan planının, halk oylamasının kabulü konusunda olumlu bir miras bıraktığını belirten Venizelos, buna göre, demokratik, anlaşmalı ve Kıbrıs halkının kararına sunulacak çözümlere ihtiyaç duyulduğuna işaret ederek "Bu konuda müzakerelerin özüne geçebilmemiz için iyi niyet göstergesi olarak ortak açıklama konusunda anlaşmaya varılmasını ümit emek istiyoruz" dedi.
AA muhabirinin, geri kabul anlaşmasının imzalanmasının ardından Türk vatandaşlarının vizesiz seyahat etmesi kapsamında Türkiye ile Yunanistan arasında özel bir ilişki olup olmadığı ve Yunanistan'ın AB dönem başkanlığında Türk-Yunan ilişkilerinin ne şekilde gelişeceği sorusu üzerine Venizelos, Türkiye ile turizm alanındaki işbirliğinin iyi ve daha büyük olanaklar içerdiğini, bu konuda Akdeniz'deki diğer ülkelerden de turistlerin bölgeye çekilmesi konusunda işbirliğine giderek Türk ve Yunan ekonomilerine büyük destek sağlanabileceğini söyledi.
İki ülke arasındaki turist sayısının gittikçe arttığını ve bunu desteklemek istediklerini dile getiren Venizelos, bu konuda uygulanan pilot programın daha büyük kalkınma olanaklarının bulunduğunu gösterdiğini vurguladı.
Yunanistan'ın, AB dönem başkanlığı sırasında genişlemeyle ilgili tüm süreçleri devam ettireceğine değinen Venizelos, şunları söyledi:
"Türkiye, çok eski bir AB adayı ülke. Altı aylık dönem başkanlığı süresince, Akdeniz ve Balkanlar'da, Orta Doğu'da ve Arap ülkelerinde ortak inisiyatif üstlenilmesi konularını görüştük. Üç buçuk yıllık bir atalet süresinin ardından, her iki ülkeyi yakından ilgilendiren bölgesel politika başlıklı çok önemli bir fasılla ilgili görüşmeler başladı. Bu fasıl ile ilgili müzakerelerin Yunanistan'ın başkanlık dönemi süresi içerisinde tamamlanmasını umuyoruz. Açılabilecek başka fasıllar da var. Örneğin bizi ilgilendiren toplumsal politikalarla ilgili. Demokrasi ve hukuk devletiyle ilgili başlıklar da var. Bu başlıklar konusunda Kıbrıs sorunuyla ilgili bir tutum değişikliği bize büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Ancak kesin olan bir şey var ki Türkiye AB ilişkileri konusunda çok işimiz olacaktır. Bu ortak güvenlik ve savunma konusuyla ilgili, NATO ve AB ile olan ilişkiler bizleri yakından ilgilendiriyor. AB ve NATO ilişkilerinin bütünleşmesi, AB üyesi 28 ülkeyi de kapsayacak şekilde."
Ayasofya'nın cami olması ve Atina'da cami bulunmamasıyla ilgili soruya karşılık da Venizelos, kültürel miras olan tarihi anıtların korunmasının tüm BM ve UNESCO üyesi ülkelerin görevi olduğunu ifade etti. Venizelos, "Ayasofya'nın, ikili ya da ulusal düzeyde değil, gerçek anlamda uluslararası anlamda korunması gereken uluslararası kültürel mirasa ait olduğu belli. Anıtların kullanımında çok dikkatli olmamız gerekir. Önemli anıtların özel içerikli filmlerin gösterildiği sinemalar olarak kullanılması anlaşılır değil. Bu, geçekten kabul edilebilir bir şey değil" değerlendirmesinde bulundu.
Ancak anıtların kabul edilemez şekilde kullanımlarıyla ilgili başka fenomenlerin de bulunduğuna işaret eden Venizelos, şöyle konuştu:
"İyi niyetli bir diyalog aracılığıyla UNESCO makamları olarak mabetlerin korunması kurallarına uyum sağlamak için büyük çaba gösteriyoruz. İnsan hakları konusunda tabii ki mütekabiliyet ilkesi geçerli değil. Türkiye ve Yunanistan, sadece BM'nin değil aynı zamanda Avrupa Konseyi'nin de üyesi. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne katılıyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını kabul ediyoruz. Ekümenik Türkiye'nin bir iç kurumu değil, uluslararası bir kurum. Ekümenik Patrikhane olmadan, Hristiyanlığını ekümeniklik anlamı oluşmuyor ve sadece Doğu Hristiyan değil, Batı Hristiyan kilisesi bile oluşmuyor. Çünkü bu da Doğu Kilisesiyle bağlantılı olarak oluşuyor" dedi.
Venizelos, "Yunanistan'da Trakya Müslüman azınlığıyla ilgili kutsal İslam yasası şeriat uygulandığını söylememiz önemli. Davutoğlu ile şeriatın uygulanması ve Yunanistan hukuk düzeninde müftülerin sadece din adamı olarak değil, aynı zamanda adalet dağıtan çift rollerini konuştuk. Bu konuda ayrıntılara girme fırsatımız oldu. Bu konudaki diyalog iyi niyetlidir ve insan haklarının korunmasına amacıyla uluslararası hukuk kurallarıyla belirlenmektedir" diye konuştu.
Atina'da Fethiye Camisinin restorasyonunun hangi aşamada olduğuna ilişkin soru üzerine Venizelos, belirli gecikmenin ardından büyük inşaat şirketlerinin cami inşası konusunda teklif sunmalarını çok önemli bulduğunu, caminin giderlerinin, Yunanistan tarafından korunan bir kurum olarak devlet bütçesinden karşılanacağını, ihaleyi üstlenen şirketlerin ciddiyetinin, restorasyonunun bir an önce ve güvenilir bir şekilde sonuçlanacağının güvencesi olduğunu söyledi. - Ankara
Son Dakika › Güncel › Davutoğlu-Venizelos Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.