Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "(ABD-İran) Müzakerelerin devam etmesini bütün dünya kamuoyu açıkçası istiyor. Bu konuda çok ciddi bir irade ve baskı var. Kimse savaşın tekrar başlamasını istemiyor." dedi.
Bakan Fidan, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026'nın kapanışında düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ABD ile İran arasındaki geçici ateşkesin uzatılmasına ilişkin takvim olup olmadığına ve Lübnan'daki ateşkese ilişkin soru üzerine Fidan, "Ateşkesin yapılmasının en önemli nedeni müzakerelere imkan tanınmasıydı. Şu anda ateşkes ortaya konarken İran'la Amerika arasındaki perspektif farklılığı Lübnan'daki işgalin devamına ve öldürmelerin devamına sebep oldu. Bu, ateşkesin ihlali olarak görüldü İran tarafından." değerlendirmesini yaptı.
Fidan, tarafların da devreye girmesiyle Lübnan'da 10 günlük ateşkesin ilan edildiğini belirterek, "Tabii bu genel ateşkesin bir parçası olarak ortaya konması içindi ki müzakerelere imkan verilsin." dedi.
Fidan, şöyle devam etti:
"Müzakerelerin devam etmesini bütün dünya kamuoyu açıkçası istiyor. Bu konuda çok ciddi bir irade ve baskı var. Kimse savaşın tekrar başlamasını istemiyor. (Savaşın) Enerji güvenliği üzerine ortaya koyduğu olumsuz etki ortada. Fiyatlar üzerindeki baskı ortada ve şu anda bazı ülkeler deklare ediyor, bazıları etmiyor ama birçok ülkenin bütçesinde ciddi sıkıntılara, tahribatlara şimdiden 2026 bütçesi için en azından öngörülemez bir telafi edilemez sıkıntı getirmiş durumda."
Ateşkes müzakerelerinin devam etmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, "Buradan oluşan baskıyla ben tarafların tekrar ateşkes konusunda barış müzakerelerine devam etmek için ateşkesin uzatılması konusunda bir problem görmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Çok daha farklı bir nokta olmazsa taraflar birbirlerine bir şey ispat etmek için başka bir zorlayıcı tedbiri hayata geçirmeye ihtiyaç hissetmezse ben buradan bir ateşkes sürecinin tekrar uzatılıp müzakerelerin devam etmesine imkan tanınacağını düşünüyorum. Belki de inşallah daha iyimser bir senaryo olur. O zamana kadar müzakerelerin ana hattı tamamlanmış olabilir." diye konuştu.
Antalya Diplomasi Forumu'nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in birlikte çektirdiği fotoğrafın dünyaya nasıl bir mesaj verildiğinin sorulması üzerine Fidan, "Bu aslında kardeşlerin dayanışmasının bir mesajı. Biliyorsunuz hem üç lider gerçekten yani kardeşten öte birbirlerini seviyorlar. Kader birlikteliği etmiş ve bunu defaatle ispat etmiş durumdalar. ve aynı zamanda temsil ettikleri devletlerin, milletlerin de hissiyatını yansıtıyorlar." ifadelerini kullandı.
Fidan, bu ülkelerin, bölgesel sahiplenmeyle bir araya gelmeleri, sorunlarını çözme gayreti göstermeleri, profesyonel bir şekilde işlerini halletmeleri, barışın, istikrarın, birbirine saygının esas olduğu bir düzenin ortaya çıkması için yakın işbirliğine ve samimi olmalarına ihtiyaç olduğunu belirterek, "Bizlerin yönetim sisteminden dolayı milletler iradeleri liderlere veriyorlar. Liderler bu iradeyi millet adına kullanıyorlar ve liderlerin bir araya gelip bu türden bir olumlu dayanışma içerisinde olmaları, kardeşlik gösterisinde bulunmaları tabii ki dünyaya örnek bir mesaj diye düşünüyorum ben." dedi.
"(Suriye son krizde) Hiçbir çatışmanın tarafında yer almadı"
Suriye ile ilgili soruya yanıt veren Fidan, "Suriye, dikkat ederseniz şu son krizde, birkaç ay içerisinde istikrar ve sükunet içerisinde kalan ender ülkelerden biri oldu. Hiçbir çatışmanın tarafında yer almadı, hiçbir ülkeye tehdit olmadı. Sadece kendi yaralarını sarma, halkın ihtiyacını giderme konusundaki çabalarını artırma gayreti gösterdi." değerlendirmesini yaptı.
Bakan Fidan, bunun tam da gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gerek bölgedeki diğer liderlerin Suriye'den beklediği "örnek davranış" olduğunu belirterek, "Biz hem Suriye'nin hem bölgenin menfaatinin açıkçası bu stratejinin devam ettirilmesinde görüyoruz. Bu istikrara, barışa, kalkınmaya yol açan bir strateji. Onun için Sayın (Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed) Şara'nın yönetiminde ortaya konan uygulamaların hem barışa hem kalkınmaya hizmet ediyor olması bölge güvenliği açısından da fevkalade önemli." ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla uzun yıllardır ertelenen, Türkiye'nin zaman zaman dile getirdiği bağlantısallık projelerine vurgu yapan Fidan, kargo veya deniz ulaştırması, Körfez'deki enerji kaynaklarının Suriye ve Türkiye üzerinden uluslararası piyasalara ulaşması ve bölge dışı ülkelerden bölgeye gelen kargonun sadece deniz üzerinden değil kara ve demir yolu taşımacılığıyla Türkiye, Suriye, Suudi Arabistan hattı üzerinde gidebilmesinin önemine işaret etti.
Fidan, bu konuda şu anda ülkeler arasında anlayış işbirliği olduğuna dikkati çekerek, "Ulaştırma bakanlarımız ve ekipleri bu konuda yoğun şekilde çalışıyorlar. Demir yolu şu anda önceliğimiz. Geçtiğimiz dönem içerisinde Suudi Arabistan Başbakanı Sayın Veliaht Prens ve Cumhurbaşkanımız bir araya geldiğinde de aynı konu gündeme getirildi." dedi.
"Bazı aktörler bölgemizin makus talihinin değişmesini istemiyorlar"
Liderler bir araya geldiğinde bağlantısallığı nasıl ileri götüreceklerini, enerji güvenliğini nasıl sağlayacaklarını, ortak projeleri, altyapı, hastane, daha iyi ulaştırma ve daha fazla kalkınmayı ele aldığını kaydeden Fidan, "Kimsenin savaştan, yıkımdan, işgalden, yayılmacılıktan, terörü beslemekten söz ettiği yok. Bu, bölge ülkelerinin, bölge ülke liderlerinin gerçekten ortaya koyduğu örnek davranış." diye konuştu.
Fidan, Türkiye'nin bu konuda fevkalade önemli bir öncü rol oynadığını vurgulayarak, "Fakat bazı aktörler maalesef bölgemizin makus talihinin değişmesini istemiyorlar. Sürekli çatışmaların, yıkımın, gözyaşının hakim olduğu bu tablodan hiç kurtulamadığı bir coğrafya olmasını arzu eden aktörler de var. Onların oyununun da farkındayız. Ama çok şükür bölge ülkeleri bir araya geldikleri zaman bu makus talihi yırtıp atıp kendi barışlarını, kalkınmalarını, refahını önceleyen projeleri hayata geçirecek iradeye ve güce sahipler." ifadelerini kullandı.
Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında hem liderler hem de teknik düzeyde görüşmelere hazır
Fidan, Rusya ile Ukrayna'nın Türkiye'de gelecek dönemde görüşme olasılığına ilişkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşmelerinde Türkiye'nin ev sahipliğine hazır olduğunu söylediğini aktardı.
Türkiye'nin hem liderler hem de teknik düzeyde yapılacak görüşmelerde ev sahipliği yapmaya her zaman hazır olduğunun altını çizen Fidan, "Bunda hiçbir sıkıntımız yok. Daha önce nasıl yaptıysak, bundan sonra da onu yapmaya hazırız. Başka yerde yapılan bütün görüşmelere de destek vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin. İyilik sadece bizim elimizle gelmek zorunda değil. Başkasının eliyle de gelse iyilik iyiliktir ve saygıya değerdir. Her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin." dedi.
Orta düzey güçteki ve bölgesel ülkelere kendi bölgelerinde sorumluluk alma konusunda ne mesaj verebileceğine ilişkin soruya yanıt veren Fidan, bunun önemli bir başlık olduğunu, Türkiye'nin geleneksel komşuluk ilişkilerinin, sınırların ötesine açılma politikası çerçevesinde ortaya konulan ilişkilerin bunun altyapısını çoktan hazırladığını dile getirdi.
Fidan, Türkiye'nin şu anda orta güç olan bütün ülkelerle iyi ilişkileri olduğuna işaret ederek, büyük güçlerin ortaya çıkardığı boşluktan dolayı orta güçteki ülkelerle ilişkilerde yaşanan duruma ilişkin, "Bu boşlukta orta güçler bir araya gelerek sadece ikili ilişkilerde değil, küresel sorunları çözmede nasıl bir dayanışma içerisinde olabilirler? Küresel sorunlar bu ülkelerin eliyle nasıl şekillenebilir? Ne türden bir katkı sunabiliriz? Bu şimdi giderek önemli bir hal kazanmaya başladı." diye konuştu.
Herkesin ait olduğu bir ittifak olduğuna ve bu ittifakta hem bölgedeki hem de ülkedeki menfaatlerin gözetilmeye çalışıldığına işaret eden Fidan, şimdi uluslararası sistemde ve ilişkilerde, ulus devlet tabanlı sistemde, büyük kırılmaların yaşandığı bu dönemde, kuralların yeniden tanımlanması gerektiğini anlattı.
Fidan, bu belirsizlik içerisinde artık kimsenin "otomatik pilotta" olmadığını vurgulayarak, herkesin şu anda yoğun bir iletişim, koordinasyon ve fikir alışverişiyle konularını yönetmek zorunda olduğuna dikkati çekti.
Bölgesel krizler tüm dünyayı etkiliyor
Tüm ülkelerin bölgesel sahiplenmeyle sorunlara dair sorumluluk almalarının önemine ilişkin Fidan, "Bugün Hürmüz Boğazı'nda olan bir tıkanma (Güney) Kore'yi, Japonya'yı, Çin'i nasıl etkiliyorsa, yarın Güney Çin Denizi'nde olacak bir sıkıntı gelip tekrar bizi etkileyecek. Aslında bölgesel manada olan krizlerin küresel etki üretmesi giderek daha yaygın bir husus haline geldi. Bu da artık bir sistemin kuralı haline geldi. Dolayısıyla bölgesel ve küresel kriz ayrımı da giderek kalkmaya başlıyor." ifadelerini kullandı.
Fidan, bu kadar bağlantısallığa dayalı ekonomi ve bilgi yapısının olduğu bu dönemde artık her krizde bölgesel-küresel kriz ayrımı kalmadığını söyledi.
Bütün krizlerin birbirlerini artan şekilde etkilemeye başladığını belirten Fidan, bu etkileşimin, geçmiştekinden daha farklı bir zihniyetle ve yaklaşımla yaklaşıp daha farklı yapısal çözümler getirmek zorunda olunduğu gerçeğini ortaya çıkardığını kaydetti.
Fidan, bu nedenle orta güçler arasındaki bu fikir alışverişine ve dayanışmaya önem verdiğini sözlerine ekledi.
(Bitti)
Son Dakika › Güncel › Dışişleri Bakanı Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun kapanış töreninde konuştu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?