Elaziğ - Tüsiad Başkanı Boyner: "Terör Ve Güvenlik Yatırımların Önünde Ciddi Engel Teşkil Ediyor" - Son Dakika
Son Dakika Logo

Elaziğ - Tüsiad Başkanı Boyner: "Terör Ve Güvenlik Yatırımların Önünde Ciddi Engel Teşkil Ediyor"

Elaziğ - Tüsiad Başkanı Boyner: "Terör Ve Güvenlik Yatırımların Önünde Ciddi Engel Teşkil Ediyor"
21.09.2010 15:54

Çağlayan Boyner' E Cevap Verdi

ÇAĞLAYAN BOYNER' E CEVAP VERDİ

ELAZIĞ'da bulunan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Doğu ve Güneydoğu'da gelişmesini engelleyen ciddi sorunlarla karşı karşıya olduklarını söyledi. Boyner, "Terör ve güvenlik sorunu çok önemli bir sorun ve yatırımların da önünde ciddi bir engel teşkil ediyor" dedi.

TÜSİAD ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu'nun (TÜRKONFED) Elazığ'da düzenlediği 'Bölgesel Gelişme ve İş Dünyasının Rolü' konulu toplantı Elazığ'da Sultan Sarayı Toplantı Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantıya Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, bölgedeki sanayi ve işadamları katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Doğu ve Güneydoğu'ya geldiğinde ayrı bir heyecan duyduğunu söyledi. Boyner, şöyle dedi:

"Bu topraklarda farklı bir enerji var. Ama bu topraklardaki heyecanın ve enerjinin önünde de, maalesef buraların gelişmesini engelleyen çok ciddi sorunlarla da karşı karşıyayız. Terör ve güvenlik sorunu çok önemli bir sorun ve yatırımların da önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Ama bunun sona ermesi bizim için çok önemli. Zira Doğu potansiyelini gerçekleştiremezse, Batı'nın ileri gitmesi diye bir şey söz konusu değil. Türkiye hep beraber kalkınmak zorunda, hep beraber yürümek zorunda. ve adil paylaşım hepimizin önceliği olmalı. O nedenle, bu bölgedeki güvenlik sorununun ve Kürt sorununun çözülmesi, bölgenin barışa kavuşması bizim için büyük önem taşıyor. Bununla birlikte bir takım eksik altyapı yatırımlarının yerine getirilmesi, vergi teşvik sisteminin tekrar gözden geçirilmesi ve yatırım ortamının daha elverişli hale getirilmesi en az bu bölgenin insanı için olduğu kadar, bizler için ve bütün Türkiye için çok önemli. Bu bölge bugünlere kadar çok çeşitli sorunlar yaşadıysa, bunun en başında aslında devletin vatandaşa, vatandaşın devlete bakışında bir problem de aramak lazım"

12 Eylül'de yapılan referandumunun ardından çözümesi gereken iki melese olduğunu söyleyen Boyner, "Birincisi, yeni anayasanın, yani vatandaşı devletin önüne koyan, vatandaşı devletten koruyan anayasanın geniş katılımlı ve toplumsal mutabakat sağlanarak hazırlanması. İkincisi, Kürt meselesinin çözümüyle ilgili yaratıcı, yapıcı ve birleştirici yaklaşımlar. Aslında yeni anayasanın, yapılış süreci ve yöntemi de bu derin soruna ilaç olabilme özelliği taşıyor. Referandum sürecinde yaşanan kutuplaşmanın geçmişte kaldığını ümit ediyoruz. Yeni anayasa için uzlaşmacı, hoşgörülü ve farklı görüşlerin ortak noktalarda buluşabildiği bir zemini oluşturmamız gerekiyor. Yeni sosyal sözleşmemizi mutlaka toplumun her kesiminde geniş bir mutabakata dayandırmamız şart. Demokrasi açığımızı kapatmadıkça, toplumsal barışı sağlamadıkça enerjimizi, kaynaklarımızı 21'inci yüzyılın ekonomik, siyasal ve sosyal anlamda gelişmiş bir toplumu olmak için harcayamıyoruz. İki adım attıkça, bir adım geriye çekiliyoruz; düşük demokrasi standardı, potansiyel büyüme ve gelişme arzumuzu sınırlıyor. Bireysel özgürlüklerin eşit vatandaşlık çerçevesinde güvence altına alındığı, toplumsal barışın sağlandığı bir toplumla, ülkemizi dünyanın ileri ülkelerinden haline getirebiliriz. Bugün, ilerleyebilmenin temelinde, bilim, teknoloji, yenilikçilik ve nitelikli eğitim bulunuyor. Ancak huzurlu ve toplumsal barışın sağlandığı bir ortam, bu şartları bize sağlayabiliyor.

Boyner, din ve vicdan özgürlüğü, kimlikler meselesi ve kuvvetler ayrılığını 3 birleştiren haline getiren yeni bir anayasa beklentileri olduğunu söyledi. Boyner, "Bu 3 konu aslında darbe anayasalarından üzerimize yıkılmış ve derinleşmiş sorun alanları. Bunları ancak ve ancak konuşarak, birbirimizi anlayarak, birbirimizin hak ve özgürlüklerine saygı duyarak çözebiliriz. Ötekileştirme, hor görme, toplumu kamplara bölme, kendinden olmayanları dışlama, hatta haritaları boyama ancak kendini geliştirememiş, ilkel toplumların ve çözüm değil, kavgayla beslenenlerin seçeceği yollardır. 21'inci yüzyıl Türkiye'sine yakışan anayasanın yenilikçi, bireyi merkeze alan, vatandaşlarıyla iletişimi yüksek ve elbette hazırlanış şekliyle katılımcı bir yapısı olması gerekir. Bu nedenle TÜSİAD olarak, yukarıda belirttiğim '3 bölen' konusuna iki konu daha ekledik. Anayasanın yapılış yöntemini ve temel ilke ve kurumları. Bu 5 temel konuyu farklı taraf ve görüşlerin bir araya geldiği, özgürce fikir ve değerlendirmelerini ortaya koyduğu ve toplumu besleyecek tartışma platformlarında ele almak, bizi, birbirine bağıran ve birbirini yok sayan değil, birbirini dinleyen ve anlayan Türkiye'ye ve o Türkiye'nin yeni, sivil, çağdaş anayasasına ulaştıracaktır. Artık ne seçkin bir azınlığın, ne de salt çoğunluğun hakim olduğu değil, çoğulculuk anlayışıyla her kesim ve düşüncenin temsil edildiği, ama kontrol denge mekanizmalarıyla yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlandığı, yasamanın çözüm ürettiği, yürütmenin de vatandaşına hesap verdiği bir sistem bekliyoruz" dedi.

Sivil toplum kuruluşları, gelişmiş demokrasinin en önemli araçlarından biri olduğunu söyleyen Boyner,

"Onların önemi ve etkinliklerinin kaynağı, objektif kriterler çerçevesinde, görüşlerini yetkili mercilere iletmeleri, gerektiğinde yapıcı eleştirilerini bir baskıya maruz kalmadan açıkça ortaya koymalarıdır. Sivil toplum kuruluşlarına bu özgürlüğü veren ise onların bağımsız ve gönüllü olmalarıdır. Sivil toplumun gönüllü olmasını, idari ve mali yönden bağımsız olmasını, şeffaf, hesap verebilir, siyasi partilere eşit uzaklıkta durabilmesini aramamız gerekiyor. Ancak bu yapıdaki bir sivil toplum örgütü, sürdürülebilir gerçek bir temsil niteliği taşıyabilir, katılımcı demokrasi açısından etkili olabilir ve o ölçüde de özel amaç ve hedeflerine ulaşabilir" dedi.

Boyner, son büyüme rakamlarının beklenenin üstünde gelmesinin herkesi sevindiğini kaydetti. Boyner,

"TÜSİAD olarak yüzde 5 civarında öngördüğümüz 2010 büyüme tahminimizi yüzde 7'ye revize ettik. Bununla birlikte, iş dünyası olarak, sürdürülebilir büyüme için bir politika çıpası niteliğindeki Orta Vadeli Program'ın disiplin içinde yürütülmesi ve artan ithalat talebine bağlı olarak cari işlemler açığı ve finansmanın kompozisyonuna ilişkin kırılganlıkların dikkatle izlenmesi gerekiyor. Dünya geneline baktığımızda çıkış yavaş. Ancak ikinci büyük bir dip konusunda ihtiyatlı olmakla beraber kötümser değiliz. Ayrıca Türkiye'nin kırılganlıklarının da önemli ölçüde azaldığını düşünüyoruz. Bu dönemi makro dengelerimizi gözeterek, Türkiye'nin rekabetçi gücünü artırarak mikro reformlara eğilmek için ideal bir zaman olduğunu düşünüyoruz. Bir başka nokta, büyümeden toplumun tümünün yararlanmasıdır. Ancak o zaman büyüme kalkınmaya dönüşmüş olabiliyor. Bu sebeple, bireysel gelir dağılımı çarpıklıklarının giderilmesi yanında, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması da en önemli gördüğümüz sorunlardan biri. Bu sorun, eğitimden sağlığa, yatırımlardan kentsel planlamaya ve ekonomik politikalara kadar farklı pek çok politikanın, yerel dinamikleri de planlama ve uygulamaya katarak çözülebilir" dedi.

Boyner, "İş dünyası olarak ülkenin gelişimi ve kalkınması yolunda üzerimize düşen sorumluluğu her zaman yerine getirmeye çalışacağımızı tekrar belirtmek isterim. Daha demokratik, daha rekabetçi ve gelirini daha adil paylaşan bir ülke için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz" dedi.

ÇAĞLAYAN, BOYNER'E CEVAP VERDİ

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, toplantıda yaptığı konuşmada, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in referandum sürecine yönelik eleştirilerine cevap verdi. Çağlayan, kendisinin uzun yıllar Türkiye'nin köklü sivil toplum kuruluşlarından olan Ankara Sanayi Odası Başkanlığı görevini yürüttüğünü, sivil toplum örgütlerinin demokrasi için ne derece önemli olduğunu bildiğini söyledi. Çağlayan, "Başkanlarımızın konuşmalarını can kulağıyla dinledim. Konunun iki tarafında da görev yapan biri olarak, değerli başkanlarımızın konuşmalarından çok faydalandım. Ancak değerli arkadaşlar, Türkiye eski Türkiye değildir. Geçmişte halının altına süpürülen, yokmuş gibi sayılan sorunları bu gün konuşuyoruz. Kürt meselesi, Güneydoğu meselesi bu güne kadar halının altına süpürülen yok sayılan bir sorun olarak gelmişti" dedi.

REFERANDUM BİR AKPARTİ PROJESİ DEĞİLDİR

12 Eylül'de yapılan referandum sürecini değerlendirdiği konuşmasında Devlet Bakanı Çağlayan, referandumla kabul edilen yeni anayasa değişikliğinin bir AK Parti projesi olmadığını söyledi. Bakan Çağlayan, şöyle dedi:

"Değerli arkadaşlarım Referandumla kabul edilen yeni Anayasa değişikliği bir AK Parti projesi değildir. evetin de başımızın üzerinde yeri vardır, hayırın da. 'Evet de bizim, hayır da, her ne olursa olsun, o sayfa kapanmıştır. Bugün Türkiye'de artık sivil bir anayasa yapılmasının önü açılmıştır. Referandum bu değişime imkan sağlamıştır. Ben ihtilallerden en çok mağdur olan bir ailenin çocuğuydum. Türkiye'nin önünde darbeci zihniyetler olmasın istiyoruz. Toplumun hiçbir kesimi ötekileştirilmemeli. Türkiye'miz, Türk'ü, Kürdü, Alevisi, Çerkezi ile bir bütündür, bir gök kuşağıdır. Biz insanları, insan oldukları için seviyoruz, Etnik milliyetçiliğe de karşı çıkıyoruz, dini milliyetçiliğe de. Kürt meselesi yokmuş gibi göstermeye çalıştılar. Kürt diye bir şey yoktur dediler ancak Türkiye'de bir terör örgütü vardır. Bu terör örgütü binlerce gencimizi şehit etmiştir. Bu bir realitedir. Türkiye'de artık sivil bir anayasa yapmanın önü açılmıştır. Bu referandum bu değişime imkan sağlamıştır. Yeni anayasa çalışmasında sizlerlerin getireceği çalışmaları önemsiyoruz"

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, hükümet olarak 7,5 yılık icraatları süresince Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kalkınması için 24, 5 milyar lira (24,5 katrilyon lira) yatırım yapıldığını ifade ederek, şöyle dedi:

"Türkiye istif almıştır, eski Türkiye değildir. Uygulamış olduğu ekonomik disiplin ve siyasal istikrar ile bu gün Avrupa ekonomisinde 6'ncı büyük ülke olmuştur. Türkiye OECD ülkeleri arasında Çin'le birlikte büyüyen ikinci ülke olmuştur. Bunun nedeni de ekonomik disiplin ve siyasi istikrardır. Çok rahat olun, hedefimiz Türkiye'yi Atatürk'ün vasiyet ettiği gibi muasır medeniyetler seviyesine yükseltmektir. Türkiye'yi talimat alan değil, yeni dünya düzeninde oyun kuruculardan yapmak istiyoruz. Çok rahat olun, bakanlar kurulunun ardından ekonomi koordinasyon kurulu toplantısına katıldık. Herkes yatarken biz dersimize çalıştık. Türkiye emin ellerde. Teşvik uygulamalarında da bölgeye şok destekler verilmesi gerekiyor. Yeni teşvik sistemiz yeniden değerlendirilmeye alınmaktadır. Şundan emin olunuz ki ne sayın Başbakanımız nede bakanlar kurulumuz, hiçbir şekilde seçim ekonomisi uygulanmasını, değil uygulamak onu çağrıştıracak hiçbir çalışmaya asla imkan vermeyecektir."

Konuşmaların ardından, Bölgesel Kalkınma ve İş Dünyasının rolü kolunulu panele geçildi. Panele, Prof. Dr Mustafa Tınar Yaşar (DÜ. Öğrt. Üyesi), Serkan Valandova (DTP Bölgesel Rekabet Edilebilirlik Daire Başkanı), Fethi Altunyuva (Fırat Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri), Turan Bulut (Akbank Şirket Bankacılığı Bölge Başkanı) konuşmacı olarak katıldı.

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Elaziğ - Tüsiad Başkanı Boyner: 'Terör Ve Güvenlik Yatırımların Önünde Ciddi Engel Teşkil Ediyor' - Son Dakika


Advertisement