Hacettepe'de Ölümle Sonuçlanan Organ Nakli - Son Dakika
Son Dakika Logo

Hacettepe'de Ölümle Sonuçlanan Organ Nakli

Hacettepe\'de Ölümle Sonuçlanan Organ Nakli
28.02.2012 17:14  Güncelleme: 17:50

Ankara Hacettepe'deki ekibin çift kol, çift bacak naklinin ölümle sonuçlanmasıyla tıp dünyasından birçok bilim adamı, söz konusu organların hasta ile uyum sağlamamasının önceden öngörülmesi gerektiğini ifade etti.

Antalya'da gerçekleşen Türkiye'deki ilk yüz naklinin sevincini yaşayan tıp dünyası, yine bir ilki başarmak için büyük bir operasyona girişen Ankara Hacettepe'deki ekibin çift kol, çift bacak naklinin ölümle sonuçlanmasıyla büyük bir hüsran ve hayal kırıklığı yaşadı.

Tıp dünyasından birçok bilim adamı, söz konusu organların hasta ile uyum sağlamamasının önceden öngörülmesi gerektiğini ifade etti.

Akdeniz Üniversitesi'ndeki organ nakil ekibinin Türkiye'de ilk defa gerçekleştirdiği yüz nakli operasyonundan sonra sevinç ve endişelerini anlatan Doç. Dr. Betül Gözel Ulusal, verdiği röportajda çok önemli tespitlerde bulunmuş, bu tür operasyonların taşıdığı riski açıkça dile getirmişti. Mikrocerrahi eğitimi için gittiği Amerika'daki Cleveland Clinic'te başında olduğu projede fareden fareye ilk yüz naklini başarıyla gerçekleştirip dünya tıp literatürüne giren Doç. Dr. Betül Ulusal, özellikle hayati gereklilik taşımayan kompozit doku nakillerinin çok gerekmedikçe yapılmaması gerektiğini ancak Türkiye'de özellikle yüz nakli gibi operasyonlara da ihtiyaç bulunduğunu söylemişti.

Fareden fareye ilk yüz nakli ile tıp dünyasında dikkatleri üzerine çeken, bu çalışmasıyla Türkiye'de yüz nakillerinin de önünü açan Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Gözel Ulusal, geçtiğimiz haftalarda verdiği röportajda, bu tür ameliyatlarda her organ alıcısının mutlaka bir risk altında olduğunu belirterek ameliyatın sonunda elde edilecek kazanç zararı karşılıyorsa bu riskin göze alınabilir olduğunu, aksi halde böyle operasyonların yapılmasının imkansız olduğunu söylemişti.

Antalya'daki yüz naklinde öncelikle nakledilen flep kısmının aktarılan dokunun hangi katmanlarını içerdiğini soran Ulusal, sinir onarımlarının ne şekilde yapıldığı gibi teknik konuları merak ettiğini anlatmıştı. Her organ alıcısı için mutlaka yan etki ihtimallerinin var olduğunu söyleyen Ulusal, "İç organ nakilleri (kalp, karaciğer, böbrek vs.) hayat kurtardığı için tartışılmadı. Bu ameliyatları yapmazsanız hasta bir şekilde yaşar gider. Ancak siz bu nakilleri yaparak hastaya bir şekilde zarar da vermiş oluyorsunuz, riske atmış oluyorsunuz. Biz hekimlik andında önce, 'Zarar verme' diye ant içeriz. Yani hastaya yaklaşırken bizim ilk yaptığımız zarar vermemektir" demişti.

"BU AMELİYATLAR KESİNLİKLE İHTİYAÇ ANCAK KRİTERLERİ VAR"

Kompozit doku nakillerinin (özellikle yüz gibi, kol ve bacak gibi) aynı zamanda psikolojik öneme de sahip olduğunu vurgulayan Ulusal, şu ifadeleri kaydetmişti:

"Kompozit doku nakilleri, hayat kurtarmaktan ziyade hayat kalitesini yükseltici ameliyatlardır. Kompozit doku nakli bir ihtiyaçtır fakat bundan önce bazı kriterler vardır. Plastik cerrahide konvansiyonel teknikler bazen rekonstrüksiyonda yetersiz kalabiliyor. Türkiye'de de bir gün bu yapılacaktı. Çünkü bizim konvansiyonel tekniklerle başaramadığımız bir şey. Hastanın yüzünde kaybettiği yapıları bire bir yerine koyamıyoruz ya da hastanın bu ameliyatlar sonrasındaki sosyal entegrasyonunu tam sağlayamıyoruz. Bu tür ameliyatlara Türkiye'de ihtiyaç vardı, dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi. Bu kesinlikle ihtiyaçtır. Hastanın topluma tekrar kazandırılması için, kendisiyle barışık yaşaması için bunlar önemli ameliyatlardır. Ancak kriterleri var, hangi hastalara yüz nakli yapılmalı? Yüzünde her deformite olan hastaya yapılmalı mı? Bu konuda etik tartışmalar gündeme geliyor. Hastanın deformitesi çok net açıklanmamış, net değil. Yönergede de bu net değil, dünyanın hiçbir yerinde net değil.

Ancak şu var, hastanın mevcut durumu sosyal izolasyonuna neden olabilecek kadar hastayı psikolojik açıdan etkilemiş olmalı. Kriterimiz bu."

"HASTANIN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ YOK EDİLİYOR, BU HAYATINA MAL OLABİLİR"

Ulusal, yüz nakli operasyonlarında sonucun hastanın uğrayacağı zararı karşılayacak derecede karlı olması gerektiğinin altını çizmişti. Bu ameliyatlarda hastanın bağışıklık sisteminin yok edildiğini, bunun sonucunda olaşabilecek yan etkilerin hastayı kaybettirebileceğini hatırlatan Ulusal, adeta uyarı niteliği taşıyan tespitlerinde şunları söylemişti:

"Yüz, kimliğimizin bir parçası, çok önemli bir organ. Biz neyiz, kimiz, nereden geliyoruz? Bizim genetik ve ırksal özelliklerimiz, cinsiyetimiz her şeyimizle ilgili kimliğimizi tanımlayan çok önemli bir organ. İnsanlar aynı yumurta ikizi olmadıktan sonra genetik olarak farklı yapılardadır. HLA dediğimiz kromozomlarda bu gen yapıları vardır. Karşılaştırmada 6 HLA dokusundan kaçı uyum sağlıyor, öncelikle bunun analizi yapılıyor. Daha sonra en uyumlu olan alıcı seçilerek organ vericisinin organı alıcıya naklediyor. Aynı yumurta ikizi olmadıktan sonra arada minör bir farklılık da olsa hasta bu dokuyu reddetme tehlikesiyle karşı karşıya. Çünkü gelen doku alıcınınkinden farklı. Reddetmemesi için bağışıklık sistemini durdurmak zorunda. Çünkü vücut onun yabancı olduğunu algılıyor ve onu vücuttan atmak için, organı parçalamak için çalışıyor. Vücut direniyor. Siz öyle şeyler yapmalısınız ki, bu organı vücut kabul etmeli. Yapacağınız tek şey, alıcının bağışıklık sistemini baskılamak oluyor. Hastaya ilaçlar vererek onu etkisiz hale getiriyorsunuz ki, reddedecek gücü kalmasın. Zorla entegre etmeye benziyor. Zaman içinde bu bağışıklık sistemini azaltan, baskılayan ilaçlar uzun dönemde çok ciddi yan etkilere sebep olabiliyor. Hatta bu yan etkiler hastanın hayatına mal olabiliyor. Bunlar ağır enfeksiyonlar olabilir. Hasta normal şartlarda baş edebileceği bir enfeksiyonla baş edemez duruma hastaya yaklaşırken bizim ilk gelebilir ve ağır enfeksiyon hastayı kaybettirebilir bile. ya da uzun dönemde kanserlere davetiye çıkarabilir. Bugün bağışıklık sistemi baskılanmış durumdaki hastaların ilerleyen dönemlerde kansere yakalanabildikleri ispatlanmış bilimsel bir gerçek ya da diyabet ve metobolik bozukluklar gibi birtakım kronik hastalıklara davetiye çıkarabilir. Kemik erimeleri yapabilir. Çok ciddi yan etkiler ortaya çıkarabilir. Kar-zarar oranının iyi hesap edilmesi gerekiyor bu hastalarda. Yani elde edeceğimiz kar, nakil sonrasındaki bu zarara değmeli. Çünkü bunlar hayatı kurtaran değil, sadece hayat kalitesini yükselten nakillerdir. Daha birçok ülkede hükümetler bu tür nakillere izin vermiyor. Fransa, Amerika, Çin gibi ülkelerde yapıldı. Türkiye ilk 5 ülkeden biri oldu. İngiltere'de çok tartışılıyor ama henüz yapılmadı."

Antalya Akdeniz Üniversitesi'ndeki lik yüz naklinin mimarı Prof. Dr. Ömer Özkan ve Ankara Hacettepe Üniversitesi'ndeki çift kol çift bacak naklini yapan ekibin başındaki Doç. Dr. Serdar Nasır ile yakın arkadaş olan Ulusal, operasyonlar ve sonuçlarıyla ilgili sorulara cevap veremeyeceğini, en azından şu an için kendisinin bir değerlendirme yapmasının etik bir davranış olmayacağını belirterek yöneltilen soruları geri çevirdi.

Bu arada, Doç. Dr. Serdar Nasır'ın da Amerika'daki Cleveland Clinic'te klinik çalışmalarına katıldığı öğrenildi.

"B PLANI İŞLEMEDİ"

Öte yandan, Hacettepe'deki çift kol, çift bacak kompozit nakil ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için Hacettepe Üniversitesi Rektörü, Tıp Fakültesi Dekanı ve ekipteki tıp adamları ile nakil ekibinin başındaki isim Doç. Dr. Serdar Nasır'ın katıldığı bir basın toplantısı düzenlenmişti. Hacettepe'deki basın toplantısında kendisine dokuların hastanın bünyesinin reddetmesi durumunda bir B Planı olup olmadığı sorulan Nasır, "B planımız olmasa buna kalkışmazdık" şeklinde cevap vermiş, nakil yapılan hasta Şevket Çavdar'a ameliyattan önce 10 sayfalık form imzalatıldığını, hastanın bütün riskleri ve "fırsatçı enfeksiyon riskini" de bilerek ameliyata girdiğini söylemişti. Ancak var olan B planı ile ilgili bir açıklama yapılmamıştı. Aynı basın toplantısında yaklaşık 16 buçuk saat sürdüğü bildirilen ameliyatta 52 kişinin aynı anda ameliyathanede bulunduğu, operasyonda 54 doktor ve 128 yardımcı personelin çalıştığı, ameliyatta 90 ünite kan, 50'den fazla ameliyat seti kullanıldığı bildirilmişti.

- BALIKESİR

Kaynak: İHA

Son Dakika Güncel Hacettepe'de Ölümle Sonuçlanan Organ Nakli - Son Dakika


Advertisement