Haber: Mehmet OFLAZ - Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL) - İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) ilişkin davanın duruşmalarını izleyen Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, İBB'ye yönelik dün çarşaf çarşaf "gizli tanık", "itirafçı" diye verilen haberlerin, yapılan yayınların hiçbirinin şimdi ortalıkta olmadığını belirterek, "Bir tane AKP'li yöneticinin veya Cumhur İttifakı'nın bir temsilcisinin de laf dışında, binlerce sayfalık -adeta kara kaplı Roma hukuku ciltleri gibi basılabilecek iddianame içerisinden bir tane belge çıkarıp 'bak' dediğine tanık olmadık" dedi.
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 23. gününde, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.
Duruşmayı izleyen EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ANKA Haber Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu. Bayhan, duruşmaları ilk gününden bu yana takip etmeye çalıştığını söyledi.
Ekrem İmamoğlu'nun duruşma başlamadan önce Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırısına ilişkin açıklamarına değinen Bayhan, "Çarpıcı açıklamalardı" diye konuştu. İmamoğlu'nun günlük, güncel politikaya dair mesajlar da verdiğini söyleyen Bayhan, "Bu mesaj da bugün o açıdan önemliydi. Yani Silivri'de de adalet yok, Urfa'da, Maraş'ta okullarda da adalet yok. Silivri'de de kurasızlık, keyfiyetin getirdiği bir saray düzeninin uzantısı olan bir mahkeme düzeneği var. Urfa'da, Maraş'ta da bunun uzantısı olan ve hatta bu açıdan çok daha acı sonuçlar doğuran, çeteleşmenin denebilir ki birçok açıdan memlekette yaşanan bozuşmanın, egemen saray siyasetinin yarattığı tahribatın, yıkımın ürünü olan bir tablo var. O ikisini birleştirerek bir mesaj verdi" diye konuştu.
Okul saldırılarına ilişkin olayları, "Bu siyasi değil" şeklinde ele almanın hatalı olacağını söyleyen Bayhan, şunları kaydetti:
"Çünkü iktidar büyük oranda, saray rejimi, Urfa ve Maraş'ta yaşananların siyasete malzeme edilmemesi üzerinden hemen kuruyor savunmalarını. Dolayısıyla 'siyasete malzeme edilmemeli' deyince kendini de bakanlığını da bütün sivil bürokrasiyi de Milli Eğitim bürokrasisinin kendisini de bunun dışına itiyor. Milli Eğitim programını da bunun dışına almış oluyor. Yeni yüzyılın maarif modeli iddialarını da bunun dışına almış oluyor. Dolayısıyla bunun da böyle olmadığını, aksine bunların, uygulanan eğitim politikalarının, ekonomik ve siyasal programın bir parçası olduğuna dair bir işaret olması açısından önemsiyorum bu vurguyu da. Tabii aynı zamanda bir başsağlığı dileği de vardı. Bu da bir anlamda aslında bakarsanız, buradaki adaletsizlik bizim açımızdan önemli, bununla mücadele ediyoruz; ama bu aynı zamanda oradaki adaletsizliklerle, Urfa'da, Maraş'ta yaşanan adaletsizliklerle ve acılarla da mücadelenin ortak olduğu vurgusunu içeriyordu. Bu açıdan önemliydi."
İBB Davası'nda, iddia makamının "iddiasını kaybettiğini, sanık sandalyesinde bulunanların açıklamalarının baskın hale geldiğini" söyleyen EMEP'li Bayhan, şunları kaydetti:
"Çünkü, iddia makamı ve yandaş medya açısından bakınca bu davayı normalde alıp iğdiş etmelerini beklersiniz, hiç öyle bir şey görmek mümkün değil. Salonda da göremiyorsunuz. Bakıyorsunuz, öyle bir takip de yok, davanın takibi de yok. Normalde ne beklersiniz? Bu davayı takip edip bunu bütünüyle Ekrem İmamoğlu'na, muhalefete, bu ülkede hak, hukuk, adalet diyen herkese karşı kullanmak gibi bir tutumla hareket etmelerini ve saray rejimini güçlendirecek bir yayıncılık yapmalarını beklersiniz. Vallahi gördüğüm kadarıyla öyle bir hazırlıkları da yok. Burada canlı yayın araçları da yok. Yani alıp İBB'yi duvara çivilemek gibi bir malzeme çıkarmaları gereken -böyle iddia ettiler, böyle başladılar- bir sürecin ters yüz olduğu bir tablo görünüyor. Onun için bu dava bundan sonra bir iddianamenin siyasi bir kumpas olarak geldiği ve Türkiye'de 19 Mart'tan başlayan, seçme-seçilme hakkına, kayyum siyasetine dair tartışmanın en kapsamlı, en çarpıcı örneklerinin sergilendiği bir dava olarak sürecek görünüyor."
Biz aylarca, aslında bakarsanız, saray rejiminin nasıl bir baskı, nasıl bir -yerel yönetimler açısından da ülke yönetimi açısından da seçme-seçilme hakkına karşı gerici, faşist bir rejim inşası anlayışıyla hareket ettiğinin örneklerini göreceğiz, izleyeceğiz. Türkiye'de yerel yönetim mekanizmaları gerçekten halktan yana, emekçilerden yana sorgulanacak olsa başka şeyleri tartışmamız gerekir bizim. Ama çok açık ki bu davanın böyle olmadığı, burada niyetin de bu olmadığı bir kez daha görüldü, ortaya çıktı.
Dün çarşaf çarşaf basılı gazetelerde, televizyonlarda 'gizli tanık', 'itirafçı' diye verilen haberler, yapılan yayınlar, Meclis kürsüsünde Erdoğan'ın kullandığı malzemelerin hiçbiri şimdi ortalıkta yok. Vallahi Erdoğan da daha bu davaya dair bir tane delili alıp Meclis'te gösterebilmiş değil. Bir tane AKP'li yöneticinin veya Cumhur İttifakı'nın bir temsilcisinin de laf dışında, binlerce sayfalık -adeta kara kaplı Roma hukuku ciltleri gibi basılabilecek iddianame içerisinden bir tane belge çıkarıp 'bak' dediğine tanık olmadık. Dolayısıyla sanıyorum bundan sonraki dava, iddia makamının iddialarını kaybedip, yargılananların yargıladığı bir dava olarak devam edecek."
Son Dakika › Güncel › İbb Davası'nda 23. Gün... Emep'li İskender Bayhan: 'Kimsenin İddianame İçerisinden Bir Tane Belge Çıkarıp 'Bak' Dediğine Tanık Olmadık' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?