Taşcıer, PISA 2025'teki sınıfsal uçurumu ve çocukların erken işçileşmesini eleştirdi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Taşcıer, PISA 2025'teki sınıfsal uçurumu ve çocukların erken işçileşmesini eleştirdi

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Taşcıer, PISA 2025\'teki sınıfsal uçurumu ve çocukların erken işçileşmesini eleştirdi

Gamze Taşcıer, PISA 2025'in eğitimde sınıfsal uçurumu ortaya koyduğunu belirterek alt ve üst yüzde 25 arasında matematikte 96 puan fark olduğunu aktardı. Taşcıer, 15-17 yaş istihdam oranının 2025'te yüzde 22,8'e çıktığını belirtip yoksul çocukların erken işçileşmesini eleştirdi.

(ANKARA) - YENİ Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, "Devletin görevi yoksul çocuğu iş gücü piyasasına daha erken hazırlamak değil; yoksulluğu ortadan kaldırmak, ailesinin gelirini güçlendirmek ve çocuğu nitelikli eğitimde tutmaktır. Bugünkü yönelim ise bunun tersidir. Yoksulluğu azaltmak yerine yoksulluğun ürettiği çocuk emeğini eğitim sisteminin içine yerleştiren bir düzen kurulmaktadır" dedi.

YENİ Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 2025 PISA sonuçlarına ilişkin yazılı değerlendirme yaptı. Taşcıer, şu görüşlere yer verdi:

"PISA 2025 sonuçları Türkiye'de eğitimdeki sınıfsal uçurumu bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. Sosyoekonomik açıdan en alt yüzde 25'lik gruptaki öğrencilerle en üst yüzde 25'lik gruptaki öğrenciler arasında matematikte 96 puan, fende 81 puan, okumada 73 puan fark bulunuyor. Matematikteki fark yaklaşık 4,8 yıllık öğrenme süresine karşılık geliyor. Daha 15 yaşında iki çocuğun arasına ailesinin geliri nedeniyle yaklaşık beş yıllık eğitim mesafesi girmiş durumda. Üstelik eşitsizlik yalnızca ortalamalarda görünmüyor. Dezavantajlı öğrencilerin yaklaşık yarısı matematikte temel yeterlik düzeyine ulaşamazken üst başarı düzeyine avantajlı her 100 öğrenciden 20'si, dezavantajlı her 100 öğrenciden yalnızca 2'si ulaşabiliyor. Türkiye'de başarı da başarısızlık da sınıfsal olarak dağılıyor. İktidarın uyguladığı sosyoekonomik politikalar sonucunda yoksulluk, gelir eşitsizliği, beslenme koşulları, yaşadığı çevre, okulunun niteliği ve kamusal hizmetlere erişimdeki eşitsizlik ülkemizde milyonlarca çocuğu dezavantajlı hale getirdi.

"ÇOCUKLARIN ÇALIŞMA HAYATINA KATILIMINDA OLAĞANÜSTÜ BİR ARTIŞ YAŞANDI"

Türkiye'de 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8'i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 34,3'ü maddi yoksunluk, yüzde 41,3'ü maddi veya sosyal yoksunluk yaşıyor. Bu yoksulluk okul kapısında sona ermiyor. 15-17 yaş grubunda istihdam oranı 2021'de yüzde 14 iken 2025'te yüzde 22,8'e çıktı. Erkek çocuklarda oran yüzde 33,1'e ulaştı. Dört yılda çocukların çalışma hayatına katılımında olağanüstü bir artış yaşandı. Aynı dönemde ne eğitimde ne istihdamda olan 15-17 yaş grubundaki çocukların oranı da 2023'te yüzde 9'dan 2025'te yüzde 11,5'e yükseldi. Kız çocuklarında bu oran yüzde 13,2. Yoksul çocukların bir bölümü giderek daha erken yaşta işçileşirken bir bölümü de eğitim sisteminin tamamen dışına düşüyor. Bu tablo geçim sıkıntısı yaşayan ailelerin çocuklarının iş gücü piyasasıyla ilişkisini giderek daha erken kuran eğitim sisteminin görünen sonucudur.

"AKP, ÇOCUKLARIN İŞÇİLEŞMESİNİ NORMALLEŞTİRİYOR"

Çocuk yoksulluğunun ve çocuk istihdamının arttığı bu dönemde mesleki yönlendirme yedinci ve sekizinci sınıflara kadar indirildi. Zanaat atölyeleri yaygınlaştırılırken sektör içi ve sektöre entegre okul modelleri kuruldu. MESEM bu yapının amiral gemisidir. Dokuz, 10 ve 11'inci sınıftaki öğrencilere net asgari ücretin yüzde 30'undan, kalfalık yeterliliğini kazanmış 12'nci sınıf öğrencilerine ise yüzde 50'sinden az olmamak üzere ücret ödeniyor. Yoksul bir hanede bu ücret çocuğun harçlığı olmaktan çıkıp aile bütçesinin parçasına dönüştü. Böylece yoksulluğun yarattığı çocuk emeği arzıyla işletmelerin emek talebi arasında kamu kaynaklarıyla desteklenen bir kanal kuruldu. Devlet aynı kaynakları ailelerin gelirini güçlendirmek, ücretsiz okul yemeği sağlamak, ulaşım ve kırtasiye giderlerini karşılamak, çocukların çalışmak zorunda kalmasını önlemek için kullanabilecekken yoksul çocukların iş gücü piyasasıyla bağını güçlendiren modeli genişletiyor. AKP'nin eğitim politikası, yoksul çocukların daha erken yaşta işçileşmesini normalleştiriyor.

"YOKSUL ÇOCUĞUN ÖNÜNE EĞİTİM DEĞİL, İŞÇİLİK KONUYOR"

PISA sonuçlarının gösterdiği eşitsizlikle çocuk istihdamındaki artışı, MESEM'i ve mesleki yönlendirmenin daha küçük yaşlara çekilmesini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Türkiye'de matematik başarısındaki farkın yüzde 67,5'i okullar arasındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. Türkiye bu göstergede 89 ülke içinde üçüncü sırada. Fen lisesindeki bir öğrenciyle meslek lisesindeki bir öğrenci arasında matematikte yaklaşık 10 yıllık öğrenme farkı bulunuyor. Yani çocukların hangi okul türüne yönlendirildiği zaten gelecekleri üzerinde son derece belirleyici. Böyle bir eğitim sisteminde mesleki ayrışmayı daha erken yaşlara çekmek, sınıfsal ayrışmayı da daha erken yaşlara taşımak anlamına geliyor. Yoksul çocuğun önüne daha uzun ve nitelikli bir eğitim yolu değil, daha erken işçilik konuluyor. Yoksul çocuk için daha erken meslek seçimi, daha erken işçilik ve daha kısa bir eğitim yolu kuruluyor. Bu model eğitimde fırsat eşitliği üretmiyor, aileden devralınan sınıfsal konumu yeniden üretiyor.

Eğitimin görevi çocuğun doğduğu ailenin ekonomik konumunu kaderi olmaktan çıkarmaktır. Çocuğun geleceğini ailesinin maddi durumu, eğitim süresini yoksulluk, mesleğini ise daha ortaokul çağında yapılan sınıfsal yönlendirme belirliyorsa orada eğitimde adaletten söz edilemez. Devletin görevi yoksul çocuğu iş gücü piyasasına daha erken hazırlamak değil, yoksulluğu ortadan kaldırmak, ailesinin gelirini güçlendirmek ve çocuğu nitelikli eğitimde tutmaktır. Bugünkü yönelim ise bunun tersidir. Yoksulluğu azaltmak yerine yoksulluğun ürettiği çocuk emeğini eğitim sisteminin içine yerleştiren bir düzen kurulmaktadır."

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement