"Türkiye-Ab İlişkileri ve Müzakere Süreci" Konferansı - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Türkiye-Ab İlişkileri ve Müzakere Süreci" Konferansı

"Türkiye-Ab İlişkileri ve Müzakere Süreci" Konferansı
07.12.2012 08:59

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Dayan Avrupa, Türkiye seni kurtarmaya geliyor" dedi.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,

"Dayan Avrupa, Türkiye seni kurtarmaya geliyor" dedi.

Budapeşte'de resmi temaslarda bulunan Bağış, Andrassy Üniversitesi Rektörü

Prof. Dr. Andras Masat'ı ziyaret etti.

Bağış, üniversitede verdiği "Türkiye-AB İlişkileri ve Müzakere Süreci"

konulu konferansta, üniversitenin kullandığı "Avrupa'ya uygun" sloganını çok

ilginç bulduğunu belirterek, "Bu, ülkemin AB üyelik süreci için

benimseyebileceğimiz bir slogan" dedi.

Bağış, söz konusu slogana atıfta bulunarak, "Türkiye de Avrupa'ya çok uygun

bir ülkedir" diye konuştu.

AB ile müzakere sürecinde muhataplarına sık sık tekrarladığı "Dayan Avrupa,

Türkiye seni kurtarmaya geliyor" sloganını yineleyen Bağış, şöyle konuştu:

"Avrupa perspektifimizin farklı olmaması bir tesadüf değildir. Ülkelerimiz

arasındaki köklü ilişkiler, ortak tarihe ve ortak değerlere dayanmakta, dostluk

ve işbirliğini esas almaktadır. Macaristan, Türkiye'nin müttefiki ve güvenilir

bir dostudur. Budapeşte'ye en son geldiğim Mart 2011'de önceki Cumhurbaşkanı

Schmitt bana Osmanlı yönetiminde kaldıkları 150 yıllık sürenin yararlarına

olduğunu ifade etmişti. Schmitt ayrıca 'ülkem başka bir ülkenin egemenliği

altında kalmış olsaydı, başka bir dine geçmeye ve başka bir dili konuşmaya

zorlanırdı ve böylece asimile olurdu' dedi. Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun

ülkesine barış ve hoşgörüyü getirdiğini belirtti."

Bağış, Türkiye ve Macaristan arasındaki dostluk ve müttefiklik bağlarının

daha da pekişeceğine inandığını anlatarak, Türk ve Macar halkının, bağımsızlık

mücadelelerinde ve yeni devlet kurma çabalarında hep birbirlerine destek olduğunu

bildirdi.

Macaristan Parlamentosu'nun 1922 yılında Türk halkının bağımsızlık zaferini

ilk kutlayanlar arasında yer almasını Türkiye'nin hiçbir zaman unutmayacağını

ifade eden Bağış, "Keza, Macar dostlarımızın, Atatürk'ün toprağa verildiği gün

tüm kamu kurumlarına ve evlerine siyah bayrak asmaları da hafızalarımızdaki

yerini hep koruyacaktır" ifadesini kullandı.

Bağış, dünyadaki ilk Türkoloji kürsüsünün 1870 yılında Macaristan'da

kurulduğunu anımsatarak, Ankara Üniversitesi'ndeki Hungaroloji kürsüsünün de 1935

yılında çalışmalarına başladığını belirtti.

Zamanın Sultanı Abdülmecid Han'ın, Macar göçmenlerin iadeleri yönünde

yapılan baskılar karşısında "Tacımı veririm, tahtımı veririm ama devletime

sığınanları asla geri vermem" diyerek Macar mültecilere sahip çıktığını

hatırlatan Bağış, şunları söyledi:

"Bu kapsamda gönlümüzü açtığımız en önemli isim şüphesiz Koşut Layoş'tur.

Layoş, Macaristan'ın modern anlamdaki ilk anayasasını esasen Kütahya'dayken

kaleme almıştır. Gördüğünüz gibi, Orta Asya bozkırlarına kadar uzanan bağlarımız,

iki ülkenin dillerinde ve kültürlerinde de kalıcı izler bırakmıştır. Bu bağlar,

bugün de iki ülke arasındaki siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal işbirliğinin

geliştirilmesi için sağlam bir zemin teşkil etmektedir."

Bağış, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 1997 yılında sadece 240 milyon

dolar olduğunu bildirerek, 15 yıl sonra bugün ise ticaret hacminin neredeyse 2

milyar dolara ulaştığını kaydetti.

Yine de bu rakamın gerçek potansiyeli yansıtmaktan oldukça uzak olduğunu

anlatan Bağış, "Ekonomik ilişkilerimizi siyasi ilişkilerimizin seviyesine

taşımak için daha fazla işbirliği yapmak zorundayız" dedi.

Bağış, bölgede önemli sosyal, ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurmaya devam

eden küresel ekonomik kriz ve Arap Baharı ile tetiklenen hızlı bir dönüşüm

sürecinden geçildiğini anlatarak, Arap Baharı'nda oynadığı rolden de anlaşılacağı

üzere, "Türkiye'nin uluslararası barışa katkısının her geçen gün arttığını"

kaydetti.

-"Türkiye için hedef her zaman Batı medeniyeti olmuştur"-

Türkiye ve AB'nin pek çok politika alanında aynı safta yer almadıklarını

ifade eden Bağış, "Bu nedenle de Türkiye'nin bu konularda AB'nin desteğini

beklediğini" vurguladı.

Bağış, Türkiye'nin bugünün Avrupası'na katkıda bulunmuş olan önemli

medeniyetlerin beşiği olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca Türkiye, Doğu ve Batı yaşam tarzlarının eşsiz birlikteliğini

sağlamış olan ve her iki kıtayı birbirine bağlayan önemli bir stratejik konuma

sahiptir ve bu nedenle de çoğunlukla bir köprü olarak nitelendirilmektedir.

Türkiye'nin Avrupa ile olan tarihi bağları, Avrupa Birliği'ne üyelik sürecimizin

de ötesine dayanmaktadır. AB'nin 2012 yılı Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesi,

birliğin barış ve refahı artırmada sahip olduğu tarihi rolün takdir edildiğinin

bir göstergesidir. Ancak bu ödül AB'ye, muhtemel başarısızlığının aşırı akımlara

dönüşebileceğini hatırlatan bir uyarı olarak da görülmelidir.

Türkiye'nin AB'ye üyelik perspektifi, AB'nin Nobel Barış Ödülü'ne layık

görülmesine katkı sağladığı kayda değerdir ve bu tarihi gelişme, Türkiye'nin

üyelik müzakerelerinde adalet ve eşitliğin hakim olması için bir fırsata

dönüştürülmelidir. Türkiye'nin üyeliği, kıtasal barış projesini

küreselleştirebilecek eşsiz bir fırsattır."

"Atatürk'ün muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedefi

doğrultusunda, Türkiye için hedef her zaman Batı medeniyeti olmuştur" diyen

Bağış, şunları söyledi:

"AB'ye üyelik sürecinde kararlılığımızı muhafaza etmekteyiz. Aynı şekilde,

reform gündemimizi Kopenhag siyasi kriterlerine tam uyum hedefi doğrultusunda

sürdürmeye kararlıyız. Reform süreci, Türk vatandaşlarının yaşam standartlarını

yükseltmeye devam etmektedir. Hükümetimiz kapsamlı siyasi reformlar

gerçekleştirmeye devam ederken, AB tarafından da yeni bir anlayışa dayanan farklı

bir yaklaşım ve daha fazla işbirliğine dayanan girişimler beklenmektedir."

-"Siyasi blokajlar kalkmalıdır"-

Bağış, bu anlamda, adil olmayan tüm siyasi blokajların ortadan kaldırılması

ve Türkiye'nin katılım sürecinin yeniden canlandırılmasının büyük önem taşıdığına

işaret ederek, şöyle konuştu:

"Sadece geçtiğimiz yıl 248 adet birincil ve ikincil mevzuat çıkarılmıştır.

Daha da önemlisi Türkiye, 2001 yılından beri mevzuatının AB müktesebatıyla

uyumlaştırılması için 320 adet kanun ve bin 555 adet ikincil mevzuat çıkarmıştır.

Türkiye ve AB'nin ortak çıkarları bulunduğunu ve Türkiye'nin ortak bir geleceğe

ilişkin potansiyel katkısından faydalanılmasına hazır olduğumuzu her daim

vurgulamaktayız.

Ne yazık ki Türkiye'nin AB'ye katılım müzakerelerinde mevcut durumunda, 13

fasıl müzakerelere açılmış ancak bunlardan bir tanesi geçici olarak

kapatılmıştır. Geriye kalan 20 fasıldan 17'si, AB Konseyi ve bazı üye devletlerin

siyasi nitelikli engellemeleri nedeniyle bloke edilmiş durumdadır."

"Türkiye'den bakıldığında, AB ciddi bir biçimde güvenilirlik sorunu

yaşamakta ve AB üyeliğiyle ilgili olarak Türkiye'de mevcut olan çifte standarda

tabi olunduğu düşüncesi de Türk kamuoyunu olumsuz yönde etkilemektedir" diyen

Bağış, şunları ifade etti:

"Avrupa Komisyonu'nun çalışmalarını takdir etmekteyiz ve Avrupa Komisyonu

ile birlikte özellikle siyasi nedenlerle bloke edilen fasıllarda olmak üzere

katılım sürecini hızlandıracak somut adımların atılmasını sağlayan Pozitif

Gündem'i başlattık. Pozitif Gündem ile Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir ivme

kazandırılması, işbirliği mekanizmalarının güçlendirilmesi ve Türkiye'nin reform

sürecine yeni bir dinamizm getirilmesi amaçlanmaktadır."

-"Türkiye ve AB birlikte güçlüdür"-

Bağış, Türkiye'nin Avrupa'nın 6, dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip

olduğunu anımsatarak, Türkiye'nin 2011 yılındaki yüzde 8,5'lik büyüme oranıyla

Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi ve dünyanın en hızlı büyüyen ikinci

ekonomisi olduğunu söyledi.

AB üyesi 16 ülkenin dışişleri bakanları tarafından hazırlanan ve bu yıl

haziran ayında yayımlanan ortak bir makalede, ekonomik zorlukların yaşandığı bu

sıkıntılı zamanlarda Türkiye ile artan ticaretin AB işletmelerine fırsatlar

sunduğunu iddia ettiklerini anlatan Bağış, "Avrupa'daki Türk girişimciler, yarım

milyon kişiye istihdam sağlayan işletmeler çalıştırmaktadır. Son on yılda,

Türkiye yabancı yatırım bakımından bir cazibe merkezi olmuştur. Makroekonomik

politikalar ile kapsamlı yapısal reformlar, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi ve

işsizliğin daha düşük seviyede olmasını sağlamıştır" ifadesini kullandı.

Bağış, Türkiye'nin, Avrupa enerji güvenliği bakımından çok önemli olduğunu

ve Hazar Havzası, Orta Doğu ve AB ülkeleri arasında doğal bir enerji köprüsü

oluşturduğunu anımsatarak, "Enerji transferinin kablosuz yapılmasına ilişkin bir

teknoloji icat edilmediği sürece, Türkiye ile işbirliğinin bir zorunluluk

olduğunu" kaydetti.

Bağış, "bazı üye devletler tarafından enerji faslının açılmasının

engellenmesinin AB'nin çıkarlarına aykırı olduğunu" söyledi.

Bakan Egemen Bağış'ın verdiği konferansı, Macaristan'da görevli bazı

ülkelerin büyükelçileri ve diplomatları da izledi. Filistin'in Budapeşte

Büyükelçisi Ahmed Abdelrazek, konferansın ardından Bakan Bağış ile bir süre

görüşerek, ülkesinin BM'e yaptığı "gözlemci üye devlet" başvurusuna verdiği

destekten dolayı teşekkür etti.

Bağış, daha sonra Budapeşte Film Haftası'na katılan Türk filmlerinin tanıtım

gecesine katıldı.

Muhabir: Ali H. Yurtsever

Yayıncı: Tarkan Demir - VIYANA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel 'Türkiye-Ab İlişkileri ve Müzakere Süreci' Konferansı - Son Dakika


Advertisement