Yunanistan'da deniz çeşitliliği ve balıkçılığa zarar veren balon balığıyla mücadele edilmesine yönelik tartışmalar gündemdeki yerini koruyor.
Süveyş Kanalı'nın 19'uncu yüzyılın sonunda açılmasının ardından, Kızıldeniz'de yaşayan canlı türlerinin geçişiyle Akdeniz'e yeni türler gelmeye başladı. "İşgalci" olarak adlandırılan bu türlerden biri de etindeki zehir nedeniyle yendiğinde ölümcül olabilen, çok güçlü diş ve çene yapısına sahip balon balığı oldu.
Yunan basını yaz başından bu yana sık sık balon balığına dair haberlere yer verdi. Balıkçıların bu işgalci türe ilişkin şikayetleri, sahilde yüzen vatandaşların balon balığı tarafından ısırıldığına ilişkin haberler ve basında sıkça başvurulan uzman görüşleri balon balığını hem halkın hem de hükümetin gündemine taşıdı.
Balıkçılar, soruna dikkati çekmek için kendi inisiyatifleriyle balon balığı avlayan amatörlere her hafta ödül veren bir yarışma başlattı.
Hükümet ise balon balıklarının daha sık görüldüğü Girit Adası ve Güney Ege bölgelerinde devletin yakalanan balon balığının kilosuna 5,33 avro destek vereceğini duyurdu.
Yunan ana muhalefet partisi Panhelenik Sosyalist Hareketin (PASOK) Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili Sakis Arnautoğlu'nun inisiyatifiyle balon balığı sorunu, AP'de balıkçılık komisyonunun da gündemine alındı.
Arnautoğlu, yaptığı açıklamada balon balığı başta olmak üzere Kızıldeniz'den Akdeniz'e giren işgalci türlerle mücadele için ortak bir Avrupa stratejisi oluşturulması gerektiğine işaret etti.
Balon balığı sorununa dikkati çekmek amacıyla yarışma başlatan balıkçılardan Mihalis Karpodinis ve Helenik Deniz Araştırmaları Merkezi eski müdürü, deniz biyoloğu Antonis Magulas, AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Akdeniz'i balon balığından tamamen arındırmak mümkün değil
Karpodinis, balon balığı nüfusunun son yıllarda Yunanistan sularında arttığını belirterek, bu yıl birbiri ardına gelen birtakım olaylar ve balıkçıların inisiyatifiyle daha çok gündeme geldiğini söyledi.
Balon balığı yakalamaya ilişkin başlattıkları yarışmanın amacının balon balığını ülke sularından temizlemek olmadığını, zaten bu yöntemle bunu başarmanın olası olmadığını vurgulayan Karpodinis, "Doğa kendiliğinden gereken dengeyi sağlayacaktır ancak doğanın bu dengeyi sağlayabilmesi için bizim de doğayı rahat bırakmamız gerekiyor." dedi.
"Zargana ve lambuka gibi balon balığı yiyen türlerin avının yasaklanması gerek"
Karpodinis, "Denizlerde canlı dengesinin sağlanabilmesi için balon balıklarını yiyen türlerin aşırı avlanması durmalı ki bu türler çoğalabilsin ve doğa yapması gerekeni kendiliğinden yapabilsin." diye konuştu.
Deniz kaplumbağası, zargana, lambuka gibi deniz canlılarının yavru balon balıklarını yediğine değinen Karpodinis, balon balığı sayısının aşırı artmaması için özellikle zargana ve lambuka balıklarının yenmesi ve satılmasının engellenmesi gerektiğini dile getirdi.
"Balon balığı deniz altındaki çoğu canlıyı ve yavrusunu yiyor"
Karpodinis, kendisinin de balıkçı olduğunun altını çizerek, "Balıkçılara ne yaptığı beni çok ilgilendirmiyor. Balık ağlarına, avlanma malzemelerine verdiği zarara takılmıyorum. Beni ilgilendiren bu balığın her şeyi yemesi. Çevrede balıkların büyümesine izin vermiyor. Yavru balıkları yiyor. Ahtapotları, kalamarları, sübyeleri yiyor. Bir balığın her yıl yaklaşık 1 milyon yumurta yaptığını düşünecek olursak, balık sayısına nasıl bir zarar verdiği anlaşılabilir." ifadelerini kullandı.
Kendi başlattıkları, ülke genelinde amatör ve profesyonel balıkçıların tuttukları balon balıklarına ait fotoğraf ve videoların gönderilmesine dayalı yarışmanın amacının bu konuya dikkati çekmek olduğu kadar balon balığı yaşam alanlarının da belirlenmesine ilişkin bir arşiv oluşturmak olduğunu kaydeden Karpodinis, eldeki verilere göre balon balıklarının en çok görüldüğü bölgelerin Girit Adası, Oniki Adalar ve Saron Körfezi olduğunu aktardı.
Karpodinis, yarışma kapsamında kendisine Taşoz ve Sakız gibi kuzeydeki adalardan da fotoğraf geldiği ve bu bölgelerde su sıcaklığının düşük olmasına rağmen balon balığının çok olmasa da buralara kadar vardığını tespit ettikleri bilgisini verdi.
"Balon balığı yaşam alanını yıldan yıla genişletiyor"
Deniz biyoloğu Magulas ise her ne kadar balon balığı Akdeniz'de yıldan yıla yayılmaya devam etse de sayısında bu yıl geçen yıla göre aşırı bir artış görülmediğini belirterek, bu yıl bu sorunun bu kadar çok gündeme gelmesinin nedeninin özellikle basının konuya eğilmesi olduğunu söyledi.
Balon balığının balıkçılara verdiği zararlar gibi sorunların ise var olmaya devam ettiğine işaret eden Magulas, işgalci bir tür olması nedeniyle yaşam alanını genişletmeye çalıştığını ve denizde "düşmanı" olmaması nedeniyle varlığının büyümeye devam ettiğini kaydetti.
"Yendiğinde zehirli, ısırdığında zehirlenme yaşanmıyor"
Magulas, balon balığının yendiği takdirde zehirli olduğunu, ısırma halinde yılanlardakine benzer bir zehirlenme yaşanmadığının altını çizdi.
Geçmiş yıllarda bir kadının ayak parmağını ısırıp koparmasının dışında balon balığının insanlara saldırmasına ilişkin vakanın pek olmadığını ifade eden Magulas, tüm hayvanlarda olduğu gibi bu türün de kendini tehlikede hissettiğinde saldırdığına dikkati çekti.
Magulas, balığın, kuma gömülmüş parmağı yiyecek bir deniz canlısı sanarak ısırmış olabileceği değerlendirmesinde bulunarak, "Deniz kaplumbağalarının saldırılarına ilişkin rakamlarımız olsaydı belki de çok daha fazla olduğu ortaya çıkardı." diye konuştu.
Yunanistan sularında ilk balon balığının yaklaşık 20 yıl önce görüldüğüne değinen Magulas, bu türün en büyük zararının balıkçı ağlarını hasara uğratmak, ağda tutulmuş balıkları yemek olduğunu aktardı.
"Bu, dünyanın başına ilk kez gelen bir şey değil"
Magulas, bugün deniz suyunun Akdeniz'e göre daha soğuk olduğu Taşoz Adası'na kadar bu türün ulaştığına işaret ederek, "Bu türü yok etmek mümkün mü diye soracak olursanız cevabım hayır. Yapabileceğimiz tek şey sayılarını mümkün olduğunca sınırlandırmak." şeklinde konuştu.
Balon balığını yakalayıp öldüren balıkçılara devletin maddi destek vermesi ve zargana gibi türlerin avlanmasının yasaklanmasının, balon balığı sayısını sınırlandırma açısından önemli bir çözüm olacağını belirten Magulas, şöyle devam etti:
"Bu, dünyanın başına ilk kez gelen bir şey değil, bunu görmemiz lazım. Doğa ve dünya milyonlarca yıldır bazı balık türlerinin bir denizden başka denize geçtiğine veya bir denize giriş kapandığı için bazı türlerin yok olduğuna şahit oluyor. Dünyanın yapacağı yeni bir ekosistem inşa etmek, ekosistemde yeni bir denge kurmak olacak. Yeni denge ekosistem için zararlı olmayacak. Ekosistemin bugünkü dengesine alışmış insan için zararlı olacak. Balon balığının zararı insana göre zarar. Ekosistemin bize sağladığı imkanlara göre hayatımızı belirliyoruz ve buna alışıyoruz. Ekosistem bize temiz su veriyor, turizm sağlıyor. Sevdiğimiz balıkları yeme imkanı veriyor. Balon balığı bunları olumsuz etkiliyor."
Magulas, denizde balon balığıyla karşılaşacakların panik yapmasına gerek olmadığını, hem kumda hem de kayalık alanda bulunabilecek bu balıktan sakince uzaklaşmanın yeterli olacağını ifade etti.
Son Dakika › Güncel › Yunanistan'da Balon Balığı Krizi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?