Kılıçdaroğlu Pekin'de (2) - Son Dakika
Son Dakika Logo

Kılıçdaroğlu Pekin'de (2)

Kılıçdaroğlu Pekin\'de (2)
13.01.2013 14:34

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çin gezisine, çok sayıda gazeteci, işadamı ve milletvekilinin de yer aldığı heyette Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak, Emrehan Halıcı ve Faruk Loğoğlu'nun yanısıra TBMM Grup Başkanvekili Muharrem...

Kılıçdaroğlu PEKİN'DE (2)

"ÇÖZÜMÜN YAKIN OLDUĞUNA İHTİMAL VERMİYORUM"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Çin gezisine, çok sayıda gazeteci, işadamı ve milletvekilinin de yer aldığı heyette Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak, Emrehan Halıcı ve Faruk Loğoğlu'nun yanısıra TBMM Grup Başkanvekili Muharrem İnce de katıldı. Uçakta soruları yanıtlayan CHP lideri, Paris'te PKK'lı 3 kadının öldürüldüğü olayın aydınlatılmasını beklediklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle dedi:

"Olay kamuoyuna yansıdıktan sonra dikkatli izliyor, dışarıdan ve içeriden bilgi alıyoruz. Değişik kanallardan, sonuçta olayın aydınlığa kavuşturulmasını hep beraber bekliyoruz. Bu konuda asıl görev Fransız hükümetine düşmektedir. Olayın olduğu yer, Fransız istihbarati ve polisinin sürekli gözetim altında tuttuğu bir yer olduğu biliniyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte olayın aydınlığa kavuşması gerektiğini düşünüyorum."

Suikastin İmralı sürecinin etkileyip etkilemeyeğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Öncelikle olayın gerekçelerini bilmek gerekir. Bir infaz olduğu belli ama hangi gerekçe ile bu infazın yapıldığının ortaya çıkması gerekiyor. İmralı süreci kendi içinde gelişmeli ve yürümeli. 'Bir yerde bir cinayet oldu, bir infaz oldu dolayısıyla süreç aksadı' diye bakmak doğru değil. Süreç kendi içinde eğer hükümetin böyle bir kararalılığı varsa kendi içinde yürümeli" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümete kredi verdiklerine ilişkin sözlerine Başbakan Erdoğan'dan gelen tepkinin hatırlatılması üzerine Başbakanın uzlaşma aramadığını, hükümetin çözüme yönelik bir stratejisinin olmadığını savundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"Benim yaptiğim açıklamadan sonra sayın Başbakan tavrı, doğrusunu isterseniz bende de şaşkınlık yarattı Türkiye'nin en temel sorununu çözme konusu noktasında ana muhalefet partisinin olaya olumlu yaklaşımına, olumsuz tepki vermek aslında sorunu çözmemek gibi bir iradeyi dolaylı yoldan ortaya koymak anlamına geliyor. Ben öyle yorumluyorum. Süreci büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Bu sorunlar bazen geniş, bazen dar tüm kesimleri ilgilendiriyor. Sorun kronikleştikçe sorunun yayıldığı alan sınırlarını aşabilir. 30 yıldır bir sorun çözülemiyorsa, bu sorunun çözülmesi noktasında herkesin sorumluluk ortaya koyması gerekiyor. CHP olarak biz bu sorunun bilincinde hareket ediyoruz. Sorunun çözülmesine katkı vermek istiyoruz. 'Eğer çözülecekse niye sorunu çözüyorsunuz' diye tepki göstermenin hiç bir anlamı yok. İnsanınızı, ülkenizi seviyor, bu ülkede herkesin barış, huzur içinde yaşamasını isterseniz, bizim beklentimiz ve talebimiz bu. 'Biz bu ülkeye barışı getireceğiz, bu ülkede barış içinde herkesin mutlu olabileceği ortamı yaratacağız' derlerse, bundan mutluluk duyarız. Bilgi verip- vermemek onların takdiri. 'İlla bize gelin bilgi verin' diye bir talebimiz yok. Söylemimiz şu; Eğer CHP'den bu sorunun çözümü için katkı bekliyorsanız, gelişmeleri sağlıklı işleyen bir demokraside ana muhlaefet partisine gelir, bilgi verir. Dolayısıyla o gelişmelerden bizim de bilgimiz olsun. Ama bize bilgi vermeleri şart değil. Parlamentoya da bilgi verebilirler. Parlamentoya bilgi vermiş olurlarsa, bize de bilgi verilmiş olur. Siz sorunun çözümünde gerçektende bir toplumsal uzlaşma arıyor musunuz, aramıyor musunuz? Benim gördüğüm, bizim çıkışımıza karşılık hükümetin bir toplumsal uzlaşma aramadığı, öyle bir niyeti olmadığı."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sorunun çözümüne yönelik hükümetin oluşmuş net bir stratejisi olduğuna inanmadığını, içeriği belli olmayan bir konuda yüzde 100 destek veremeyeceklerini anlattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"O süreç bizim dışımızda; bunu yapan hükümet. Biz ona dahil olmak istemeyiz. Hükümet, 'Sorunu çözeceğim' diyor. Sorunu çözecekse, biz bundan memnuniyet duyarız. Hükümete kredi açarken 4 şart öne sürdük. Bunları yaptığı takdirde elbetteki o görüşmelerden bizim anlayışımıza uygun bir çözüm yakalanmışsa ona destek vereceğiz ama boyutları, içeriği belli olmayan bir konuda bizim kalkıpta 'Yüzde 100 size her konuda destek vereceğiz' dememiz söz konusu olamaz. Millete hesap verilemeyecek angajmanlar nedir? Halkın duyarlılığıdır, yani bir siyasal iktidar Türkiye'nin en kritik sorununu çözerken halkın duyarlılıklarını dikkate almalıdır" dedi.

Başbakan Erdoğan'ın Fransa Cumhurbaşkanı Hollande'nin öldürülen PKK'lılardan biri ile görüştüklerini açıklamasına ilişkin "Ne görüştüklerini" sordunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, " Aziz Nesin olsaydı çok güzel cevap verirdi ona. Kalkıyorsunuz 'efendim niye onunla konuşuyorsunuz' diyorsunuz. Sormaz mı, 'Sen kiminle konuşyorsun' diye. Ağzınızdan çıkanı, eyleminizin ne olduğunu düşünerek konuşacaksınız. Bir eylemde bulunmuşsunuz, görüşmeler sürdürüyorsunuz, öbür tarafa diyorsunuz ki 'niye görüşüyorsun, sen niye görüşüyorsunuz' diye sorarsa ne yanıt vereceksiniz Recep Tayyip Erdoğan. Komedi yani" diye devam etti.

CHP Genel Başkanı, Öcalan'la görüşmeler noktasında parti içinde farklı seslerin olup olmadığının sorulması üzerine, şöyle konuştu:

"Herhangi bir farklı ses yok. Bu olayın 30 yıldır silahla çözülemeyeceğini herkes biliyor, kabul ediyor. O zaman biz hep sorunun çözümüne yönelik farklı stratejiler ve yol haritlari belirlememiz gerekiyor. Olay çok boyutlu. Toplumsal uzlaşmadan söz etmemizin gerekçesi bu. Toplumun yüzde 1'lik kesiminin bile önemli katkılarının olacağına inaniyoruz. Çünkü biz 'bir toplumsal uzlaşmayla bu kadar kritik köklü bir sorunu çözelim' dedik."

İktidarın, toplumsal uzlaşmayı yanlış anladığını kaydeden Kılıçdaroğlu, yeni anayasa çalışmalarını değerlendirdi. İktidarın önerdiği şekilde çalışılması durumunda toplumun değil çoğunluğu anayasasının ortaya çıkacağını ifade eden Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

"4 siyasal partinin parlamentoda bir araya gelmesi, parlamento dışında da kanaat önderlerinden oluşan bir komisyonun oluşturulması bizim talebimizdi. Sayın Başbakanın toplumsal uzlaşmanın farklı birşey olduğunu öğrenmesi lazım. Toplumsal uzlaşma oy çokluğu ile bir sorunun çözelmesi değildir. Yani; AKP ile CHP'nin oyu yüzde 75, 'Biz istediğimizi yaparız.' Hayır, demokrasi bu değildir. Sizden 3, bizden 3 kişi geldik yan yana neyi çözeceğiz? Toplumsal uzlaşma bu sorunun çözümünde kilit sözcüktür. Ben merak ediyorum 3 milletvekili yanyana geldi, neyi konuşacaklar? 2 parti bir araya gelip anayasayı değiştirebilir mi? O anayasa değişirse, o anayasanın bu ülkenin ve toplumun anayasası olduğunu kabul edebilir miyiz? Çoğunluğun anayasası olur. Toplumsal uzlaşma kavramının sayın Başbakan'ın ve ekibinin çok iyi anlaması lazım. Başbakan uzlaşmadan kaçış yolu olarak 'Sizde 3 kişi seçin, biz de 3 kişi seçelim otursunlar bu sorunu çözsünler' diyor. Eğer bu sorunun çözümü 2 partinin bir araya gelmesi ile çözülecek olsaydı, çoktan çözülmüştü. Baştan çözülemeyecek bir konuda, halkı kandırmanın, umut vermenin anlamı var mı? Yazık günah değil mi bu halka."

"SORUMLU BAKANLAR GÖREVLERİNDEN AYRILMALI"

Zonguldak'taki maden faciasıyla ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, söz konusu ocakla ilgili birçok kez tutanak tutulduğunu ancak gerekli denetimlerin yapılmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Sağlıklı çalışan bir demokraside Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Enerji Bakanlarının koltuklarından ayrılması lazım. 1, 2, 3, 4 değil 6 kez o patlamanın olduğu maden ocağında 'çalışma koşulları yoktur' diye tutanak tutulup, her seferinde bakanlık önüne konuldu ama 'siz çalışmanıza devam edin' denildi. O işçiler yaşamlarını yitirdiler, hesabını veren yok. Denetimlerin gereği yapılmıyor.

Kaynak: DHA

Advertisement