Balıkesir Alperen Ocakları merhum Muhsin Yazıcıoğlu'nu etkinliklerle yad etti. Anma panelinde Yazıcıoğlu ile cezaevinde birlikte kalan ve birlikte işkence yaşayan isimler anılarını anlatırken duygulu anlar yaşandı.
Balıkesir Esnaf ve Sanatkarları Odası Salonunda düzenlenen panelde merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve tüm şehitler için Kuran-ı Kerim okundu. Yazıcıoğlu'nun hayatını anlatan filmin gösterildiği panelde konuşmacılardan Ahmet Ulu, merhum Muhsin Yazıcıoğlu ile Mamak Cezaevinde geçirdikleri yıllardan bazı anılarını paylaştı. BBP'nin eski GİK üyelerinden olan Balıkesirli Ülkücü Ahmet Ulu, anılanrını anlatırken duygulandı. Mamak'ta 30 Gün isimli kitabı bulunan Ahmet Ulu, bu kitabını Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaşadıklarını not etmesi için verdiği tlimat doğrultusunda aldığı günlük notlara dayanarak hazırladığını söyledi. Ahmet Ulu'nun referandum sürecinde Balıkesir'e gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a da hediye ettiği kitabın önümüzdeki günlerde ikinci baskısının piyasaya çıkacağı belirtildi. Ahmet Ulu7nun gözyaşları arasında anlatıtğı Muhsin Yazıcıoğlu'lu cezaevi günlerindeki hatıralar salondaki dinleyenleri de derinden etkiledi. Çarpıcı ifadeler kullanan Ahmet Ulu, sözlerini şöyle sürdürdü;
"Muhsin abiyi 15 dakikalara sığdırmak mümkün değil. Hasan abi kader arkadaşı, işkenceyi beraber yaşadılar. Türkiye'nin değişik yerlerinde o dönem beraber yaşadık ama Hasan abi Muhsin başkan ile aynı yeri paylaştı. Filistin askısına önce Hasan başkan sonra Muhsin başkanı astılar. Elektriğe önce Hasan başkan verildi, sonra Muhsin başkan verildi. Zalimlere beraber direndiler. Muhsin başkanı bizim anlatmamız çok zor. Ona tevekkül ile bağlıydık. Çünkü onu tanıyan, temasını alan insanların bağlılığına şahittik. Geçmiş yıllarda biz Ülkücü denilen nesli tanıdığımızda Muhsin başkan ile tanıştık. Onun gelecekte bu kadar tanınıp sevileceğini bilemezdik. Sizinle ufak bir el, göz teması yaşaması yeterdi. Çok güçlü bir teşkilatçılık yapısı vardı. Gençlerin silahlı mücadelesine her zaman karşı çıktı. Türkiye'de silahların patlamasını engellemek için elinden gelen herşeyi yaptı. Ama ne yazıkki silahlar patladı, arkasından da düdükler çalındı. Muhsin başkan ve Hasan başkanımızla ranzaları birlikte paylaştık. Muhsin başkan tahliye olduğunda da onu karşılayan birkaç kişiden biri Hasan başkandı. Annesine ve annelere çok değer verirdi. Cezaevinde sabah sopayla kalkıp, sopayla yüzümüzü yıkadığımız, sopayla yemek yediğimiz, sopayla sayım verdiğimiz, her adımı sopayla attığımız günlerimiz oldu. Muhsin başkan bizlere hep moral vermeye çalışırdı. Mamak Cezaevi Hüseyin Gazı dediğimiz yüksek tepede kurulu cezavidir. Mamak, çok soğuk olurdu. Annelerimiz, bacılarımız o soğukta ziyaretimize geldiğinde bizimle görümek için uzun süre bekletilirmiş, gardiyanların düdük çalmasıyla hepsi en önce sıraya geçmek için fırlarmış yerinden. Bir anne ayağındaki ayakkabısının soğuktan donduğunu farketmeden düdüğü duyunca koşmuş. Oğlu ile görüşürken ayağının birinin yalınayak olduğunu farketmiş. Böyle günler yaşandı. Cezaevinde görevli bir komutan Joe adın verdikleri köpeklerinin ıslanmaması için çaba harcarken sıra bekleyen anneler ise bilerek yağmurun altında bekletildi. O, benim başkanım, eşimin abisi, çocuklarımın amcası, rahmetli annemin de karaoğlanıydı."
BALYOZ VE ERGENEKON OPERASYONLARI
Ahmet Ulu, Muhsin Yazıcıoğlu ile yaşadıkları, beraber paylaştıkları çileli günleri anlatırken, Balyoz ve Ergenekon operasyonlarına da Muhsin Yazıcıoğlu ile ilgili atıfta bulundu. Türkiye'nin bugünlere öyle kolayca gelmediğini vurgulayan Ahmet Ulu, "Türkiye bugünlere öyle kolay gelmedi. Beraber yürüdük bu yolları da yürürken bizler bayağı bir ıslandık. O yüzden bu günlerin bilinmesi lazım. Muhsin Yazıcıoğlu'nun 28 Şubat sürecini de çok iyi değerlendirmek gerekir. Günümüzdeki o Balyoz, Ergenekon gibi operasyonların öyle hemencecik gökten zembille inmediği yada hemen insanlarda bir cesaret yumağı oluştuğunu hiç zannetmesin kimse.
Bunun temelleri çok eskiye dayanmıştır, dik olmak, hep dik durabilen, yeteneklerini bu insanlara verenleri unutmamak gerekir. 28 Şubat sürecinde TBMM'deki odasına gelip omuzu kalabalık bazı görevlilerin, 'öyle silahlar gelişmişki Muhsin bey, karşı apartmanlardan, taa 2-3 kilometreden, 10 kilometredeen tek kurşunla bir insanı vuruyorlar' diyecek kadar tehditkar olabilen ve cesaret gösterebilenlere karşı Muhsin Yazıcıoğlu'nun verdiği cevaplar bugün yapılan operasyonlarda da tetikleme hükmü taşımıştır, cesaret hükmü taşımıştır. Unutmamak gerekir. Bunun bir sürü örnekleri var. Namlusu halka dönen tanka ben selam vermem diyen bir liderdi o. Türkiye'nin sağlıklı geleceği için yetiştirmeye çalışırdı bizleri" diye konuştu.
ALLAH TÜRK MİLLETİNE O GÜNLERİ BİR DAHA YAŞATMASIN
Muhsin Yazıcıoğlu'nu anma paa nelinin önemli misafirlerinden olan Ülkücü hareketin de sembol isimlerinden Hasan Çağlayan, "Allah bir daha Türk milletine o günleri (12 Eylül öncesi) yaşatmasın. Allah'tan bunu niyaz ediyorum" diye dua etti.
Muhsin Yazıcıoğlu ile nasıl tanıştıklarını ve daha sonra beraber yürüdükleri yol haritasını ve bugün devam ettirdikleri davasürecini hatıralarıyla özetleyen Hasan Çağlayan, panele ilgi gösterenlere teşekkür etti. İhtilal olduğunda aynı gün aynı evden birlikte alındıklarını söyleyen Hasan Çağlayan, Yazıcıoğlu ile götürüldükleri işkencehanede bibirlerinin eryat ve yakarışlarını içleri sızlayarak acı içerisinde dinlediklerini anlattı. Hasan Çağlayan zaman zaman duygulandığı konuymasında sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sanki böyle bir elim kazada vefat edecğini bilerek konuşmuş. Yılları, ömrü mücadele ile geçen bir insanın veda konuşmasıydı sanki. İster istemez duygulanıyoruz. 1973 üniversite yıllarında tanıştık, okullarımız ayrı olmasına rağmen birbirimizin gıyabında Ankara'ya yeni gelmiş Hasan Çağlayan ismini duymuş, ben Muhsin Yazıcıoğlu ismini biliyorum. Tanıştık, görür görmez birbirimizi ziyadesiyle sevdik. Tavrı o kadar hoşuma gidiyordu ki sanki bir derviş ile sohbet ediyor gibiydim. Ben Muhsin Yazcıoğlunu kucaklardım, aynı idealleri paylaşan gönül dostlarının kucaklaşması gibiydi. Okul yıllarında aynı evi paylaşmaya başladık, ziyarete gelen anne ve babalarımız da bizimle kalırken ailelerimizde birbirini tanıdı ve aynı ailenin iki evladı gibiydik. Netice itibariyle o bizim Ülkü Ocakları Demeği genel başkanımız oldu, ben genel başkan yardımcısı oldum. O görevi bıraktıktan sonra ben genel başkan olarak görevi aldım. Hayatın her anında ki ta evlilik anına kadar yemeğimizi, aşımızı, dertlerimizi, sıkıntılarımızı, cüzdanımızdaki paramızı beraber paylaştık. İhtilal oldu, ihtilalde aynı gün aynı yerden, evden alındık. İşkencehaneye beraber gittik. Birbirimizin feryadını ve yakarışını içimiz sızlayarak acı duyarak dinledik. Hiçbir zaafiyet göstermeden oradaki işkencelere direnişle ilgili bir destan şeklinde mücadele verildi. Nihayetinde cezaevine gidildi, çıktıktan sonra hayat mücadelesine yeniden beraber devam ettik. Evlendikten sonra evlerimizi ayırdık. Belli bir zaman sonra Muhsin başkan aktif siyasetin içine girdi ben onun kurup belli bir seviyeye getirmiş olduğu Selçuklu Vakfının başındaydım. Sonra MHP'den ayrılma sürecinde beni de partide görev almam için çağırdı, vakıf hizmetinde kalmak için ısrar ettim, ancak onun ısrar etmesi sonucu partide kurucu olarak beraber hareket ettik. Ben 12 Eylül öncesinin acısını ve sıkıntısını hala yüreğinde hisseden bir kardeşinizim. Bu memleket, bu millet. O dönem kardeşin kardeşi kırdığı, öldürdüğü çok acılı bir dönemdi. Allah bir daha Türk milletine o günleri yaşatmasın diye dua ediyorum, Allah'tan niyaz ediyorum. Biz siyaseti kurduğumuzda birinci önceliğimiz insan dedik. Tek amacımız insana hizmet olsun dedik. Çünkü insan yaratılanların en kutsalı. Dini bir vecibe olarak siyasetin içerisine girdik. Düsturumuz da Allah'ın emri ve resülünün risaleti dışında herşeyi tartışacağız. İnsan yanlış yapar, hata yapar, noksanlıkları olabilir hepsini tartışacağız, sadece bunu tartışmayacağız derdi. Prensip olarak insana hizmet; Yol olarak da Allah'ın emirleri ve resülunun risaletinin dışında herşeyi tartışabilen en güzeli bulmak için herşeyi konuşacağımız bir zeminde siyasi faaliyette bulanacağımız bir yapı oluşturacağız diye yola çıktık. Ülkenin milli birlik ve beraberliği gibi meselelerde biz bir kilimin desenleri gibiyiz."
Eğitimci ve yazar Yusuf Akgül'ün yönetti panel geç saatlere kadar sürdü. Katılımcılar sonuna kadar büyük bir dikkatle dinlediği konuşmacılarla panelden sonra da sohbet etme imkanı buldu.
(YU)
24.03.2013 18: 05: 55
TSI
NNNN - BALIKESİR
Son Dakika › Yerel › Balıkesir Alperen Ocakları Muhsin Yazıcıoğlu'nu Andı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.