
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu
(Ucube tartışması) "Bu, Türkiye içindeki bir tartışmadır. Türkiye içinde yapılan değerlendirmeler Türkiye Ermenistan ilişkileriyle kesinlikle alakalı değildir"
( Lübnan'da 11 bakanın istifa süreci) "Sayın Başbakanımızın bazı bölge liderleri ile ilgili ülkelerle görüşmeleri olacak. Ben de muhataplarımla görüşeceğim. Bu çerçevede Lübnan'daki krizin biran önce aşılması için atılacak adımları gözden geçireceğiz"
"Bölgemizde bir tansiyon yükselmesinin önüne geçmeye çalışacağız. Önümüzdeki günlerde bu konuda birçok faaliyetin, birçok girişimin içinde olacağız. Çok kararlı bir şekilde Lübnan'daki tansiyon yükselmesinin önüne geçebilmek için elimizden gelen ne varsa yapmaya kararlıyız"
"Evet durum kritiktir. Maalesef Lübnan'daki kritik durum eğer bölgeye sirayet ederse, bütün bölgede hepimizi rahatsız edebilecek istikrarsızlıklar ortaya çıkacaktır"
"Sayın Başbakanımızın yaptığı değerlendirmeler de tamamıyla mimari, estetik açıdandır, siyasi hiçbir boyutu yoktur. Tamamıyla şehircilik perspektifiyle, fikir özgürlüğü içinde yapılan tartışmalardır. Yoksa Türkiye-Ermenistan ilişkilerini ilgilendiren bir boyutu yoktur"
Avrupa Konseyi Seçkin Kişiler Grubu Başkanı Joschka Fischer:
(Başbakan Erdoğan'ın Angela Merkel'den özür beklemesi) "Ben Almanya hükümetinin sözcüsü değilim. Benim konumumu biliyorsunuz"
"Ben, herkesin beraber ortak bir noktada buluşmasını ve bu çerçevede bir çözüme ulaşmasını destekliyorum. Bu, hem bölge için hem Ada'daki halklar için hem Avrupa için çok önemli. Sanıyorum, geri kalanı iki yetişkin olan Sayın Merkel ile Sayın Erdoğan arasındaki görüşmede hallolabilecek unsurlar"
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Avrupa Konseyi Seçkin Kişiler Grubu Başkanı Joschka Fischer Conrad Otel'de ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Davutoğlu, Türkiye'nin 10 Kasım 2010'dan bu yana Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığı görevini devraldığını hatırlatarak, başkanlığı devralmadan önceki süreç içerisinde kapsamlı istişarelerde bulunarak dönem başkanlığı süresince yapacakları faaliyetleri bir eylem planı içine oturttuklarını anlattı. Eylem planında, Avrupa Konseyi reformu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin reformu gibi konuların yer aldığını kaydeden Davutoğlu, "Fakat bu unsurlardan en önemlilerinden bir tanesi de ortak kıtamızı ilgilendiren birlikte yaşama prensibi etrafında 21. yüzyıl Avrupa'sını şekillendirme konusunda karşı karşıya kaldığımız problemleri, sorunları tespit etmek, bu sorunlara çözüm yolları bulmak ve Avrupa Konseyi'ni bir kurumsal çerçeve yolları konusunda aydınlatmak için bir Akil Adamlar Heyeti oluşturmaya karar verdik. Çok güçlü bir heyet oluştu. Avrupa'nın en seçkin aydınları değişik ülkelerden en seçkin siyasetçileri biraraya gelerek çok güçlü bir heyet oluştu" dedi.
AVRUPA KITASI İKİ SENRAYOYLA KARŞI KARŞIYA
Davutoğlu, heyetin, üçüncüsünü dün ve bugün Türkiye'de gerçekleştirdiği toplantılarının daha önce Strasbourg ve Budapeşte'de de yapıldığını belirterek, "Avrupa Kıtası şuanda iyi ve kötü iki senaryoyla karşı karşıya. Kötü senaryo, etnik ve dini temelde, mezhep temelinde gittikçe kutuplaşan, aynı mahallelerde yaşamakla birlikte birbirinin dünyasından uzaklaşan ve dolayısıyla her an gerilimlerle karşı karşıya kalma riski taşıyan bir Avrupa. Çok kültürlülüğün yaşama imkanının zorlaştığı, tahammülün, karşılıklı hoşgörünün, kültürlerarası ilişkinin zayıfladığı ve bu yönde maalesef çok ciddi uyarıcı işaretler var, ırkçılığın yükselmesi, İslamafobia, antisemitik bazı yaklaşımlar, bütün bunlar Avrupa'nın geleceği için, geçmişinde çok çok tehlikeli olmuştu, geleceğinde de çok tehlikeli. İkinci Avrupa ve bizim kurmak istediğimiz Avrupa, Avrupa Konseyi'nin değerlerini oluşturmak istediği Avrupa ise, bütün Avrupalı halkların, dinlerin, mezhebikgrupların, toplumların birarada, içiçe ve birbirini anlayarak, birbirine saygı göstererek, geleceği birlikte şekillendirecekleri, aynı şehirlerde, ülkelerde, sokaklarda yanyana saygı içinde yaşayacakları bir Avrupa. Birinci Avrupa'nın getirdiği risklerden kaçınmak ikinci ve özlenen Avrupa'yı birlikte inşa etmek için, bizim aydınların, Avrupalı aydınların değerli görüşlerine ihtiyacımız var" diye konuştu.
LÜBNAN, BAKANLARIN İSTİFASIYLA KRİZ SÜRECİNE GİRDİ
Açıklamaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin bugün Ankara'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine, Türkiye'nin geçmişte olduğu gibi bugün de Lübnan'ın istikrarı ve huzuru için çok ciddi çabalar sarf ettiğini kaydetti. 2005'de, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin suikaste kurban gitmesinden sonra Türkiye'nin, Lübnan konusunda, hükümetlerin oluşumunda, cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi her zaman her alanda yapıcı katkılarını ortaya koyduğunu belirten Davutoğlu, bunu Lübnanlı tüm taraflarla çok yakın ilişkiler içinde yaptığını da ifade etti. Davutoğlu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın son Lübnan gezisine, Başbakan Hariri'nin daveti üzerine çıktığını ve orada tüm liderlerle de görüşmeler gerçekleştirdiğini hatırlatarak, bu görüşmelerin, muhtemel krizi önlemeye yönelik çalışmalar olduğunu dile getirdi. Bütün bu çabaların, bu hafta içinde, ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya kaldığını ve 11 bakanın istifasıyla bir kriz sürecine girildiğini anımsatan Davutoğlu, bu istifalar öncesinde de Hariri ve Suriyeli, Lübnanlı yetkililerle temas halinde olduklarını anlattı.
DURUM KRİTİKTİR
Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Hariri ile 2 saat Ankara'da görüştük. Bu görüşmede Sayın Hariri'nin perspektifinden olayların gerçekleşmesi, Sayın Hariri'nin New York'ta, Washington'da, Paris'te yaptığı temaslar ve diğer konuları ele aldık. Biz baştan itibaren Suriye- Suudi Arabistan girişimini destekledik ve bu girişimin başarıya ulaşması için özel çaba sarf ettik. Ama Suriye-Suudi Arabistan girişimi bir tıkanıklık ile karşı karşıya kalınca bu istenmeyen gelişmeler söz konusu oldu. Sayın Hariri ile görüşmeden sonra biz zaten Amerika Birleşik Devletleri ve bölgedeki diğer aktörlerle bu dönem içinde temas halinde bulunduk. Sayın Başbakanımızın bazı bölge liderleri ile ilgili ülkelerle görüşmeleri olacak. Ben de muhataplarımla görüşeceğim. Bu çerçevede Lübnan'daki krizin biran önce aşılması için atılacak adımları gözden geçireceğiz. Özellikle Lübnan, Suriye, Suudi Arabistan, İran bütün bu bölgedeki ülkelerin Lübnan'ın istikrarına pozitif katkıda bulunacak çabalarda ortak hareket etmeleri büyük önem taşıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeleri olmaları bakımından önemli rolleri dolayısıyla ABD, Fransa ve diğer ülkelerin, son Doha Anlaşması'na ev sahipliği yapması bakımından Katar'ın yapacağı katkılar var. Bütün bu katkıları bir araya getirerek bölgemizde bir tansiyon yükselmesinin önüne geçmeye çalışacağız. Önümüzdeki günlerde bu konuda birçok faaliyetin, birçok girişimin içinde olacağız. Çok kararlı bir şekilde Lübnan'daki tansiyon yükselmesinin önüne geçebilmek için elimizden gelen ne varsa yapmaya kararlıyız. Evet durum kritiktir. Maalesef Lübnan'daki kritik durum eğer bölgeye sirayet ederse, bütün bölgede hepimizi rahatsız edebilecek istikrarsızlıklar ortaya çıkacaktır. Kuzey Afrika'da, Tunus'ta yaşananlar ortada. Herkesin bölge istikrarını tekrar temin edecek çapta bir erdemle bir şey yapması lazım, bu perspektiften olayı değerlendirmesi lazım. Türkiye, ortak bölgemizde ortak geleceğimizi ilgilendiren bütün bu bu konularda her türlü çabayı ve girişimi yaparak, bu krizin daha da derinleşmesinin önüne geçmek için çaba sarf
edecektir."
TÜRKİYE-ERMENİSTAN İLİŞKİLERİYLE KESİNLİKLE ALAKALI DEĞİLDİR
Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbantyan'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kars'taki heykelle ilgili sözlerinin, Ermenistan tarafını üzdüğü ve iki ülke arasında ilişkilerin normalleşme sürecine zarar vereceği yönündeki açıklamaları hatırlatılınca, Davutoğlu, "Bu, Türkiye içindeki bir tartışmadır. Türkiye içinde yapılan değerlendirmeler Türkiye Ermenistan ilişkileriyle kesinlikle alakalı değildir.
Sayın Başbakanımızın yaptığı değerlendirmeler de tamamıyla mimari, estetik açıdandır, siyasi hiçbir boyutu yoktur. Tamamıyla şehircilik perspektifiyle, fikir özgürlüğü içinde yapılan tartışmalardır. Yoksa Türkiye-Ermenistan ilişkilerini ilgilendiren bir boyutu yoktur" dedi.
BEN ALMANYA HÜKÜMETİNİN SÖZCÜSÜ DEĞİLİM
Joschka Fischer de, "Almanya Başbakanı Angela Merkel'in, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni ziyareti sırasında Türkiye'yi suçlayıcı açıklamaları üzerine, Başbakan Erdoğan özür beklediğini söyledi. Sizce Merkel, Türkiye'den özür dilemeli mi?" sorusu üzerine, "İkisinin, en kısa zamanda bir araya gelip doğruca birbirleriyle konuşmaları gerekmektedir. Sanırım bir araya gelip bunu konuşmalı ve tüm soruları açığa kavuşturmalıdırlar. Ben Almanya hükümetinin sözcüsü değilim. Benim konumumu biliyorsunuz. Türk hükümeti geçmişte çok hayati adımlar attı. Ben o zaman bakan olarak bunları birebir tecrübe etmiş bir kişiyim ve Türkiye'yi bu çerçevede savunmuşumdur. Sürecin bloke edilmesi bağlamında da her zaman Türkiye'yi, kamuoyuna karşı açık bir şekilde desteklemişimdir, savunmuşumdur. Ben, herkesin beraber ortak bir noktada buluşmasını ve bu çerçevede bir çözüme ulaşmasını destekliyorum. Bu, hem bölge için hem Ada'daki halklar için hem Avrupa için çok önemli. Sanıyorum, geri kalanı iki yetişkin olan Sayın Merkel ile Sayın Erdoğan arasındaki görüşmede hallolabilecek unsurlar. Dolayısıyla bu çerçevede bir anlaşmaya varılabilir" diye konuştu.
Son Dakika › Güncel › Bakan Davutoğlu: 'Türkiye İçindeki Bir Tartışmadır' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.