4. İstanbul Finans Zirvesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

4. İstanbul Finans Zirvesi

4. İstanbul Finans Zirvesi
18.09.2013 14:46

Başbakan Yardımcısı Babacan: (2) "Borsa İstanbul için halka arz takvimimiz biraz zamana yaygın bir takvim. Yani ilk halka arz belki 2015 sonu gibi olabilir" "Orta uzun vadede sonuç alacağımız yapısal reformlara hızla devam etmemiz gerekiyor" "Finans sektöründeki vergi yükü Türkiye'de pek çok ülkeye göre daha düşük noktada"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Borsa İstanbul'un halka arzına ilişkin, "Borsa İstanbul için halka arz takvimimiz biraz zamana yaygın bir takvim. Yani ilk halka arz belki 2015 sonu gibi olabilir" dedi.

Anadolu Ajansı'nın (AA) resmi iletişim sponsoru olduğu 4. İstanbul Finans Zirvesi özel mülakatında konuşan Babacan, Türkiye'de finans sektörü, sermaye piyasaları ve stratejik ortaklıklar gibi birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul'u uluslararası finans merkezi yapma fikrinin 2009'dan bu yana çeşitli kanallarla dünyaya duyrulduğunu belirteren Babacan, "Güven ve itibarınız olmalı bunu için. Onunla basamak basamak bunu inşa edeceksiniz. Bu da akşamdan sabaha hızlı oluşan bir şey değil. Ama şu son 4 yıllık dönemde hukuki altyapı açısından baktığımızda biz ev ödevimizin hemen hemen tamamını yapmış durumdayız" diye konuştu.

Altyapı ve hukuki dönüşümleri hazırlamak için sadece yasa çıkarmanın yeterli olmadığına işaret eden Babacan, "Hukuki altyapı sadece kanun yazmakla olmuyor. Bunun ikincil mevzuatı, bunun sahada uygulanması, yargıya gittiğinde yargının bu konuları ele alış tarzı da son derece önemli" ifadelerini kullandı.

Türk finans sektörünün son küresel krizde sergilediği başarılardan söz eden Babacan, "Türk finans sektörünün son kriz döneminde vermiş olduğu sınav dünyada dillere destan. Yani Avrupa'da, Amerika'da pek çok büyük banka ciddi zorluklar yaşarken, dışarıyla çok entegre ve dışa çok çok açık bir finans sektörümüzün sapasağlam ayakta duruşu, en ufak bir olumsuzluk yaşanmaması bizim çok iyi bir referans noktamızdır" şeklinde konuştu.

Babacan finansal okur yazarlığın Türkiye genelinde gelişmesinin önemine de değindi.

"Finans sektöründeki vergi yükü Türkiye'de pek çok ülkeye göre daha düşük noktada"

Faizsiz finansman yatırım araçlarında Türkiye'nin gelişmesini istediklerini kaydeden Babacan, "Kamu zaten bu işe başladı, özel sektör için kapılar açık. Ama takdir edersiniz ki son 3-4 aylık dalgalanma bu piyasanın biraz daha yavaş gelişmesine yol açacaktır" değerlendirmesini yaptı.

Aracılık işlemlerinin vergilendirilmesine ilişkin sorular üzerine Babacan, Avrupa'da finansal işlemlerle ilgili yeni bir aracılık vergisinin tartışılmakta olduğunu anımsatarak, "Biz Avrupa bazında uygulanacak bir finansal işlemler vergisinin gerçekçi olmadığını bütün uluslararası platformlarda söylüyoruz. Buna biz olumlu bakmıyoruz. Finans sektöründeki vergi yükü Türkiye'de pek çok ülkeye göre daha düşük noktada, onu da dikkate almak lazım" ifadelerini kullandı.

"Borsa İstanbul'un halka arzı 2015 sonu gibi"

Borsa İstanbul'un halka arz sürecine ilişkin bilgiler veren Babacan, "Borsa İstanbul için halka arz takvimimiz biraz zamana yaygın bir takvim. Yani ilk halka arz belki 2015 sonu gibi olabilir. Çünkü öncelikle bir kurgunun tamamlanması lazım, bir değer oluştuğunun herkes tarafından görülmesi lazım ki o noktada yerini bulunca halka arzı gerçekleştirelim" ifadelerini kullandı.

Borsa İstanbul ve Nasdaq OMX arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasna ilişkin değerlendirmeler de yapan Babacan, bu iş birliklerinin Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onayına tabi olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu:

"Borsamız bu konularda görüşmeler yapmaktadır. Tabii bu görüşmeler, nihai kararlar her iki adım da SPK'nın da onayına tabi. Kendi perspektifi açısından bunları değerlendiriyor. Biz mümkün olduğu kadar bu tür karrların siyasi karar olmaması, ticari karar olması ülkenin finansal geleceği için ne uygunsa onun yapılmasını uygun görüyoruz. Yaptığımız sadece arkadaşlarımızı dinlemek. Fazla müdahaleci bir anlayışımız yok, biz sonuca bakarız. Sonuçta, performansta sonuç varsa sorarız tabii ne olduğunu."

"Kamu kendisine çeki düzen vermiş durumda"

Cari açığın şimdiki durumunda, kamudan özele geçişlerin etkisinin olup olmadığına yönelik bir soruya Babacan şöyle yanıt verdi:

"Bizim şöyle bir bilançolara baktığımızda, artık kamunun bilançosu gerçekten çok sağlam bir yapıya sahip. Kamunun borçluluğu tüm uluslararası göstergelere göre çok çok düşmüş durumda. Şu anda kamunun net borcuna baktığımızda, net dış borçta sıfırladığımız gibi artıya geçtik. Bizim kamu sektörü olarak yaklaşık 40 milyar dolarlık bir artımız var. Dış borcumuzu ödemişiz, hatta artı varlığa geçmişiz kamu sektörü olarak. Hazine, belediyeler ve KİT'ler bunların tümünü toplam olarak düşündüğümüzde... Dolayısıyla kamu kendisine çeki düzen vermiş durumda. Artık kamu cari açığa da sebep olmuyor. Kamunun ilave dış borçlanma ihtiyacı da yok."

Babacan, kamu borcunun özel sektöre geçmesi gibi bir durumun olmadığını, burada bir göçten bahsedilemeyeceğine dikkati çekerek, özel sektörün çok aktif olduğunu, sektörün çok iş, yatırım ve ihracat yaptığını, büyüdüğünü ve büyürken de bunu finansmanla yaptığını dile getirdi.

"Orta uzun vadede sonuç alacağımız yapısal reformlara hızla devam etmemiz gerekiyor"

Türkiye'de hızlı büyümenin özel sektörden geldiğini ve özel sektörün büyümesinin bir kısmını özkaynak, bir kısmını da borçlanarak yaptığını anlatan Babacan, "Bu borcun özel sektör ağırlıklı bir dış borç olduğunu da artık bundan sonraki dönem için görmemiz gerekiyor. Fakat yine sonuçlara baktığımızda, 2009'da test edildi, daha önce 2006'da test edildi. Yani özel sektörümüzün dış borcuyla alakalı da zorlu sınavlardan geçmiş olmamıza rağmen bir problem de yaşamadık" şeklinde konuştu.

Babacan, öte yandan özel sektörün dışa borçlu gibi göründüğünü kaydederek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Patronun kendi birikimi yurt dışında, şirketine yurt dışından kredi alıyor. Öyle şirketlerimiz yurt dışından öyle krediler alıyorlar ki diyorsunuz bilançosu zaten borçlu bu şirketin bir de yurt dışından nasıl bu kadar kredi bulmuş. Kimse kimseye bu parayı kolay kolay vermez. Belli ki dışarıda sağlam bir teminat var o teminat karşısında yurt dışından bizim şirketlerimize kredi veriyor rakamların sadece boyutlarına baktığımızda.

Dolayısıyla Türkiye'nin bilançosunu sadece Türkiye sınırları içerisindeki rakamlarla değil ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yurt dışındaki varlıklarını da dikkate alarak değerlendirmemizde fayda var. Tabii bunları söylerken herşey güllük gülistanlık, mükemmeliz, hiçbir problemimiz yok anlamında söylemiyorum öyle bir yanlış algı da olmasın. Tabii ki dikkat ettiğimiz bir konu. Tabii ki yakından izlediğimiz göstergeler bunların hepsi ama buradaki problemi stok olarak değil akım olarak görmekte fayda var."

Türkiye açısından bakıldığında, özel sektörün borçlu ama cari açığın olması nedeniyle sürekli ilave dış finansman ihtiyacı olduğunu belirten Babacan, bu ilave dış finansman ihtiyacının daha aşağı seviyelere çekebilmek için de konjonktürel tedbirler gerektiğini, daha da önemlisi orta uzun vadede sonuç alınacak yapısal reformlara hızla devam edilmesi gerektiğini vurguladı.

Babacan, OECD'nin Türkiye'ye ilişkin gelecek on yıl için öngördüğü yüzde 5'in üzerindeki ortalama büyümeyi hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Pek çok bağımsız değerlendirme yapanlar, böyle yüksek büyüme potansiyeli olan bir ülkenin de yılda yüzde 4-5 bir cari açık vermesi çok da büyük bir problem olmayabilir diyor. Yani yüzde 4-5'e kadar cari açığı Türkiye, genç nüfuslu büyüme ile çevirebilir ama onun üzerine yüzde 4-5'ün üzerine çıktığı zaman cari açık gerçekten dikkat edilmesi lazım ve tedbirlerin mutlaka alınması lazım.

Zaten son 3-4 ayda tekrar ispat etti ki bu tür durumlarda özellikle likiditenin azalabileceği durumlarda en çok etkilenen ülkeler cari açığı olan ülkeler oluyor. Türkiye gibi, Endonezya gibi, Hindistan gibi, Brezilya gibi, Güney Afrika Cumhuriyeti gibi."

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Ekonomi 4. İstanbul Finans Zirvesi - Son Dakika


Advertisement