"Belirsizlik Büyümeyi Bir Miktar Olumsuz Etkileyebilir" - Son Dakika
Son Dakika Logo

"Belirsizlik Büyümeyi Bir Miktar Olumsuz Etkileyebilir"

"Belirsizlik Büyümeyi Bir Miktar Olumsuz Etkileyebilir"
07.01.2014 14:24  Güncelleme: 14:25

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaşanan belirsizliğin büyümeyi bir miktar olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaşanan belirsizliğin büyümeyi bir miktar olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Tahminlerde yeni bir yaklaşım için çok erken olduğunu belirten Şimşek, 2014 yılının ilk çeyreğinde, ilk yarısında bir miktar yavaşlama olacağını vurguladı. Şimşek, belirsizlik azalır azalmaz, ortalık yatışır yatışmaz ertelenen yatırım ve tüketimin devreye gireceğini bildirdi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, CNN Türk'ün canlı yayına katılarak, soruları cevaplandırdı. Yeni yıl itibarıyla Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranlarında yapılan artışa yönelik değerlendirmelerde bulundu. Yılbaşında değişik saiklerle birkaç üründe vergi artışına gidildiğini belirten Şimşek şunları söyledi:

"Sigara tütün mamullerine baktığınız zaman geçen senenin son çeyreğinde sigara üreticileri fiyatlarını aşağı çektiler. Bu bizim gelirleri olumsuz yönde etkiledi. Normalde enflasyona paralel bir artış öngörüyorduk. Fakat bazı firmaların ürün fiyatlarını aşağı çekmesi bizim gelirleri olumsuz etkileyeceği için biz orada gereken adımı attık. Orada yapılan fiyat artışlarına yansımasıyüzde 3 ile yüzde 17 arasında. Zaten daha önce de açıklamıştım: Enflasyona da yaklaşık 18 baz puanlık bir etkisi söz konusu. Alkollü içeceklerde de bir artış söz konusu. Sağlık bakanlığının alkol tüketimini azaltmaya yönelik genel bir politika çerçevesi var. Bu da son yıllarda düzenli olarak alkollü içkilerde hakikaten bir miktar artış söz konusu. Onun enflasyona etkisi çok cüzi 4 baz puanlık bir artış ama ürünleri yansıması 8 ile yüzde 15 arası. Otomotivi değişik bir saikle yaptık. Bakın geçen sene satılan her 100 araçtan 78'i ithal. Çok ciddi bir artış söz konusu. Biz otomotivin tabi ki satışlarının artışını sınırlamak için yapmadık bunu. Temelde her satılan 100 arabanın 78-80'i ithal olunca cari artışlara yansıması son derece olumsuz oluyor. Orada da bu anlamda bir adım attık. Son olarak da cep telefonu ithalatında geçen sene Bilgi Teknolovileri Kurumu'nun verilerine göre yüzde 18'lik artış söz konusu. Orada ÖTV'de bir değişikliğe gitmedik. Cep telefonunda maktu vergi artışı yaptık. Amacımız orada da ithalatı bir anlamda sınırlamak. İşin özü itibarıyla 4 alanda bir artış söz konusu. Buralardan gelen gelirlerde oldukça cüzi. Diyelim ki cep telefonuna ilişkin düzenleme 200 milyon TL. Biz gelir amacıyla yapmadık. Bizim oradaki amacımız ithalatı bir miktar sınırlamak. Bütün bu çabalarımıza rağmen geçen sene cep telefonu ithalatında dediğim gibi adet bazında ilk 9 ayda 10.7 milyon, bir önceki yıla göre yüzde 20 civarında bir artışı ifade ediyor. Otomotivde benzer bir trend söz konusu.

-"GEREKİRSE TEŞVİKLERİ ARTIRIRIZ"-

"Otomotivle ilgili olarak özellikle sektörün endişeleri çeşitli açıklamalarla basının gündeminde. istihdam olumsuz etkilenir endişesini çok net ifade ediyorlar. O endişeye bir yanıtınız var mı?" sorusu üzerine Bakan Şimşek şunları kaydetti:

"Otomotiv sektörüne de kapım açık. Biz otomotiv sektörünün üretimini, yatırımını ihracatını destekleyeceğiz. Açık net olarak konuşuyorum. Bir öneriyle gelirlerse, biz üretime, ihracata, yatırıma çok ciddi teşvikler veriliyor. Gerekirse bu teşvikleri artırırız da ama tüketimi sınırlama noktasında bizim irademiz var. Çok ciddi bir ithalat söz konusu. Şimdi yüzde 80'ine yakını ithal ama Türkiye'de üretilenin de önemli bir kısmı ithal ürünlerle üretiliyor. Demir çeliği bir ithal ediyoruz. İthalat katkısı çok yüksek olan ürünlerde bu strateji devam edecek. Üretimi istihdamı ihracatı, yatırımı destekleyeceğiz. Bu konuda ne gerekiyorsa ilave desteklerde veririz. Ama tüketime yönelik bizim bu yaklaşımımız devam edecek."

-"ATACAĞIMIZ TÜM ADIMLARI ATTIK"-

Bakan Şimşek, "Yeni bir takım düzenlemeler, zamlar yolda mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Hayır. 2014 yılı için bizim gerek makroekonomik politikalar çerçevesinde gerekse bütçe dengeleri amacıyla atacağımız tüm adımları attık. Gerekli tedbirleri aldık. Şuanda hiçbir şekilde gündemimizde yok ama aşağı yönlü de yukarı yönlü de ekonominin şartlarına göre tabii ki adım atılabilir. Ama biz şimdi ekonomi görünümüne ilişkin aşağı yönlü riskler yükseldiği için hiçbir şekilde tedbir gündemimizde değil. Şartlar çok değişirse de öbür türlü yani manevra alanımız var. Ona da tepki veririz. Büyümeyi desteklemek amacıyla. Şu anda böyle bir öngörümüz yok. Dolayısıyla altınız çizmek amacıyla söylüyorum: İstihdam noktasında yatırım noktasında üretim noktasında ihracat noktasında Maliye Bakanlığı olarak gereken destekleri veriyoruz. Vermeye devam edeceğiz. Amacımız daha dengeli büyümek. Tüketim önemli bir unsur ama iç tüketimin sınırlı bir şekilde gitmesi gerekiyor."

-"SÖZDE BİZ BİR TANE MÜTEŞEBBİSE İHALESİZ TERMİK SANTRAL VERMİŞİZ, KÜLLİYEN YALAN"-

"17 Aralık'la operasyonun "tarihi bir meydan okuma olduğunu ifade ettiniz', şimdi bu meydan okumanın ekonomiye etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?"şeklindeki bir soru üzerine Bakan Mehmet Şimşek şu ifadeleri kullandı:

"Biz 2014 yılının özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının başta Amerika Merkez Bankası olmak üzere para musluklarını bir miktar kısacağını öngörerek orta vadeli programı yaptık. 2014 bütçesini hazırladık. Aslında biz ekonomik alanda ortaya çıkabilecek veya karşı karşıya olabileceğimiz bir takım sorunları bir anlamda öngörerek hazırlığımız yaptık ama Türkiye'nin siyasi istikrarına kast eden bir operasyonu bizim öngörmemiz mümkün değil. Bütün boyutlarıyla ortada. Burada yatırımcının tedirgin olmasının arka planında şu var: Acaba siyasi istikrar tehlikede mi? Acaba Türkiye tekrar siyasi istikrarsızlığa dönecek mi? Çünkü geçmişte siyasi istikrar beraberinde çok ciddi problemler getirdi. Siyasi istikrarsızlığın faturası çok yük sek reel faizdi. Çok yüksek bütçe açıklarıydı ve bunun bankacılık sektörüne, ekonomiye enflasyona yansımaları söz konusu. Şimdi reformların yapılamaması söz konusuydu. Korku şu:

Türkiye 17 Aralık sonrası başlayan süreçte, acaba Türkiye siyasi istikrar anlamında Türkiye bir sıkıntıya girecek mi? Bu kaygıların giderilmesi lazım. Esas itibarıyla TL'nin değer kaybı gerekse faizlerdeki kısmi yükseliş gerekse borsadaki tepki tamamı bu eksen üzerinde gidiyor. Ekonomik alanda biz çok temkinli bir 2014 bütçesi hazırladık. Güven veren, gelir hedefleri anlamında oldukça temkinli ve gider noktasında da oldukça gerçekçi bir bütçe hazırladık. Manevra alanımızın olduğunu herkes biliyor. Bankacılık sektörünün sağlıklı olduğunu herkes biliyor. Cari açığında geçen sene altın hariç iç talepteki büyümeye rağmen cari açığın artmadığını hatta bir nebzede olsa milli gelire oranla azaldığını da herkes biliyor. Aslında bütün bunlar siyasi istikrara yönelik bir operasyon olmasa Türkiye şu anda son derece makul, belki de diğer gelişmekte olan ülkelere göre nispeten daha iyi bir performans bile ortaya koyabilirdi. Çünkü geçen sene bir anlamda zorlu bir yıldı. Bu gelişmeler bir sorun olarak görülüyor. Bu sorun iki türlü giderilecek. Birincisi, vatandaşımızın bunu bir operasyon olarak yorumlaması siyasi istikrara yönelik riskleri azaltacaktır. Giderek bu kanı yayınlaşıyor. Mesela ayın 23'ünde açıklanan bir soruşturma var. Çok ilginç mesela deniyor ki özelleştirme idaresindeki 14 tane termik santrali biz sözde almışız ve bunu bir tane müteşebbise ihalesiz vermişiz. Külliyen yalan. Bütün o termik santraller özelleştirme idaresi portföyünde şu anda. Hatta birkaç tanesi çok açık şeffaf ihalelerle televizyon ekranları önünde satışa da sunuldu. Bunlar vatandaşımız nezdinde siyasi bir amaçla yapılmış operasyon olduğu algısını güçlendirdi bu önemli çünkü biz hiçbir zaman zaten yanlış yapanı korumayız. Bizim derdimiz milletimize hizmettir. Hiçbir şekilde bizim yolsuzlukla onu korumayla bizim işimiz olmaz. Bizim pozisyonumuz açık ve net ama bir siyasi operasyona da başka Saiklerle bu ülkenin de izin verilmemesi gerek."

-"VATANDAŞ YAŞANAN GELİŞMELERİ DOĞRU OKUMAYA BAŞLADI"-

Bakan Şimşek, 17 Aralık sonrasında yaşanan gelişmelerin dışarıda tamamen "acaba siyasi istikrar bozulur mu" şeklinde olduğunu söyledi. Vatandaşın yaşanan bu gelişmeleri doğru okumaya başladığını belirten Şimşek şu değerlendirmelerde bulundu:

"Son gelişmeler, bunun siyasi amaçla yapıldığını ortaya koyuyor. O zaman kamuoyu yoklamalarına ve dolayısıyla Mart seçimlerine bu irade yansıyacak. Yani siyasi istikrara kasteden bir operasyon söz konusuysa, ki öyle olduğu ortada. O zaman milletimiz buna göre bir tavır ortaya koyacak. Bu tavrın gerek anketlere gerekse sandığa yansıması, bütün bu siyasi istikrara yönelik belirsizliği giderir. İkinci husus, her kriz ülkeyi daha ileriye götürmek için, daha güçlü reformlar yapmak için bir fırsattır. Demokraside ve diğer alanlarda. Biz zaten yatırım ortamını iyileştirmek için bir paket hazırlığındaydık. Bunun bazı unsurları Meclis'te, markalaşmanın, ticari markalaşmadaki destekleri artıracağız. Gereken adımları atacağız. Bu hafta içinde diğer birçok alana ilişkin de çalışmalarımız söz konusu. Sürekli olarak Ekonomi Koordinasyon Kurulu ve diğer platformlarda bir takım çalışmalarımız var. Ülkede şeffaflığı nasıl artırırız, ülkede yatırım ortamını nasıl iyileştiririz? İstihdamı nasıl artırırız? İşgücü piyasasına yönelik adım atabilir miyiz? Bir yandan bazı sorunları çözüp, bir taraftan da piyasaya bir miktar esneklik kazandırabilir miyiz? Sorun çözme ve reform odaklı bir yaklaşım içindeyiz."

-"BÜYÜME BİR MİKTAR OLUMSUZ ETKİLENEBİLİR"-

Yaşanan belirsizliklerin ekonomiye yansımasının ne olacağının sorulması üzerine Bakan Şimşek, belirsizliğin büyümeyi bir miktar olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Orta vadeli programda büyüme hedefinin yüzde 4 olduğunu anımsatan Bakan Şimşek, bu büyümeyi ortaya koyarken, aşağı yukarı yönlü risklerin dengede olduğunu kaydetti. Şimşek, "Yüzde 4'lük büyümeyi makul ve erişilebilir bir hedef olarak koymuştuk. ABD merkez bankasının para musluklarını bir miktar kısacağını düşünerek koymuştuk. Geldiğimiz noktada, belirsizlik belki ilk çeyreği olumsuz etkiler. Gerek anketler yoluyla gerekse sandığa milli iradenin yansımasıyla, siyasi istikrarın devam edeceğine ilişkin bilgi ve algı güçlendikçe, ben inanıyorum ki tüketimini ve yatırımlarını öteleyenler, tekrar hızlı bir dönüş yapacaklardır" diye konuştu.

-"BEKLE GÖR STRATEJİSİ İZLENİYOR"-

Uluslararası yatırımcılarla yakın diyalog içinde olduklarını belirten Bakan Şimşek, telekonferansla 300'e yakın yatırımcıya hitap ettiklerini bildirdi. Küresel yatırımcıdan çıkış olmadığını vurgulayan Şimşek, likiditenin işlem hacminin çok düşük olduğu, fiyat hareketlerinin abartılı olduğu bir dönemden geçildiğini bildirdi. Yabancı yatırımcılar için aslında bu seviyelerin, belki bütün risklere karşın, cazip bir giriş seviyesi olarak görülebileceğine vurgu yapan Şimşek, şunları kaydetti:

"Bazı yatırımcılar arasında şuanda bekle gör stratejisi var. Çünkü bu operasyon, bu sıkıntılar, karşı karşıya olduğumuz meydan okuma , ekonomik eksenli bir sorun değil. Tabii ki ekonominin güçlü ve zayıf yanları var. Fakat bu bir siyasi operasyon olduğu için bekle gör stratejisi var. Ne zamanki, bir miktar öngörülebilirlik artar. Ne zaman ortalık yatışırsa, ben inanıyorum ki, uluslararası yatırımcılar bunu bir fırsat olarak görüp, tekrar sermaye artışı başlayacak. Şuanda ciddi bir çıkış yok. Hatta ufak ufak son bir iki gündür sınırlı girişler var. Uluslararası yatırımcılar boyutu ile Türkiye'den büyük bir çıkışın bu fiyatla ve bu seviyedeyken yaşanacağına inanmıyorum."

-"TÜRKİYE ESKİ TÜRKİYE DEĞİL"-

"Dolarda daha yükselebilir bir rakam öngörüyor musunuz?" şeklindeki bir soru üzerine Bakan Şimşek, Türkiye'nin eski Türkiye olmadığını vurguladı. Ne 90'lı, ne de 2000'li yılların başındaki Türkiye'de olunmadığını ifade eden Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye, temel sorun alanlarını kontrol altına almış, kalıcı çözümler bulmuş bir Türkiye'dir. Bugün kamu maliyesi son derece güçlü, çok ciddi bir şoka karşı önemli ölçüde manevra alanımız var. Şoku rahatça atlatabiliriz. Eskiden böyle değildi, bugün Türkiye'nin kamu borcunun milli gelire oranı, OECD ülkelerinin üçte birinden daha az. Bütçe açığının milli gelire oranı OECD ülkelerinin dörtte birinden daha az. Orada kamu maliyesinde çok sağlam bir yapı var. Manevra alanımız var. Şoklara tepki veririz. Şuanda siyasi bir şok olduğu için, ekonomik tepki vermek, bu anlamda bir tedbiri ortaya koşmak anlamlı değil. Bu birincisi. İkincisi bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı, uluslararası normların ve Türkiye'deki yasal düzenlemelerin iki katı düzeyinde. Önemli bir şoku absorbe edebilir. Büyümenin motoru, tüketimin motoru hanehalkı. GSYH'ya bakıldığında, özel tüketim çok büyük kısmı oluşturuyor. Hanehalkını dövize karşı korumanın önemini biliyoruz. Şimdi hanehalkının dövize karşı korunaklı olduğunu biliyoruz. Döviz cinsi borçlanmayı yasakladık. Hanehalkı döviz birikimini artırdı. Son dönemde hanehalkının döviz birikimlerinde 20 milyar dolar artış olduğuna ilişkin rakamlar var. Bu krizden bu süreçten olumsuz yönde etkilenmedi. Faiz artışı hanehalkına olumsuz yansımıyor. Dövizdeki hareketlilik, hanehalkına olumsuz yansımıyor, çünkü dövizi var, döviz borcu yok. Dolayısıyla ortalık yatışınca gerek uluslararası yatırımcılar, gerekse Türkiye'deki hanehalkı rahat bir şekilde normal sürdürülebilir ekonomik model çerçevesinde yoluna devam edecek. Burada en büyük kaygı cari açık. Tabii ki kurdaki bu düzeltme, diyelim ki iç talepte ilk çeyrekte bir miktar yavaşlama, cari açıkta çok hızlı bir iyileşmeyi beraberinde getirecektir. Türkiye'de büyüme ile cari açık arasında bir ilişki var. Kurdaki hareketler ve liradaki değer kaybıyla birlikte, ithalatın pahalı hale geldiği, ihracatın daha cazip hale geldiği çok açık ortada. Dolayısıyla Türkiye'de var olan temel dengesizliklerde, Orada bir iyileşme söz konusu olacak."

-"ENFLASYON HEDEFİNDEN VAZGEÇİLMEDİ"-

Bakan Şimşek, enflasyon hedefinden vazgeçilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Liradaki değer kaybının enflasyona yansıyacağı değerlendirmesinde bulunan Şimşek, "Daha öncede bunu söyledik. Yüzde 10'luk değer kaybı enflasyonun üzerine 1.5 puan etki yapacak. Yani yüzde 15'lik bir geçişgenlik söz konusu. Şunu unutmayalım, iç talebin zayıf olduğu, Türkiye'deki büyümenin potansiyel büyümenin oldukça altında olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Böyle bir dönemde şirketlerin fiyat artırma gücü zayıftır.

Enflasyon hedefinden vazgeçseydik, iç talebe yönelik Ekim, Aralık ayı sonunda, gerekse Ocak ayı basında makro ihtiyadi ve vergisel tedbir alır mıydık? Kredi hacmini yavaşlatmaya yönelik ciddi tedbirler aldık. Neyi hedefliyoruz. Kredi hacmini niye yavaşlatıyoruz: Cari açık ve enflasyonist baskıları sınırlamak için. Sürdürülebilir, makul, Türkiye standartlarına göre daha mütevazı bir büyüme ile yola devam etmek. Ayrıca şunu da belirtmek isterim, bu seneki tedbir paketinin enflasyona yansıması çok çok daha mütevazı ve sınırlı. Amaç burada çok seçici olmaktı. Cari açığı azaltmaya yönelik bir yaklaşımla bunu yaptık" şeklinde konuştu.

-"ORTALIK YATIŞIR YATIŞMAZ ERTELENEN YATIRIM VE TÜKETİM DEVREYE GİRECEK"-

Yaşanan gelişmeler nedeniyle yüzde 4 büyüme hedeflerinde değişiklik olmadığını belirten Şimşek, şunları kaydetti:

"Şuan itibarıyla tahminlerde yeni bir yaklaşım için çok erken. Siyasi bir arenada önemli bir meydan okumayla karşı karşıyayız. Biz bunun uzun soluklu olmayacağını kanısındayız. Bu belirsizliğin hızlı bir şekilde giderebileceği kanısındayız. İlk çeyrekte, ilk yarıda bir miktar bizim baz senaryomuza göre yavaşlama olacağını söyledik. Ama belirsizlik azalır azalmaz, ortalık yatışır yatışmaz. Ertelenen yatırım ve tüketimin devreye gireceğini, büyümenin yüzde 4'ler civarında gelişeceğine inanıyorum."

-"BÜYÜK ÖLÇEKTE YABANCI ÇIKIŞI SÖZ KONUSU DEĞİL"-

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, prensip olarak para politikasına ilişkin yorum ve değerlendirmede bulunmadığını söyledi. Merkez Bankası'nın bağımız olduğunu vurgulayan Şimşek, "İnanıyoruz, güveniyoruz. Dünyanın içinden geçtiği dönem zor. Şartlar kolay değil, zor bir dönemden geçiyoruz. Merkez Bankası, BDDK, Maliye, Hazine herkes bir araya gelmiş. Faizi artırmadan, sermaye yeterlilik oranlarıyla veya bir takım değişkenlerle oynayarak, kredi hacmini sınırlayabildik mi sınırlayamadık mı? Makul düzeye düşürme noktasında, faizi artırmadan, Türkiye bir başarı ortaya koydu mu? Koydu. Yerlisi ve yabancısı fark etmez. Sürdürülebilirliğe bakar, ve politika çerçevesinin sağlıklı olup olmadığına bakar. Şimdi bu çok önemli. Yabancı çıkışı büyük bir ölçekte söz konusu değil. Kısa vadeli faizler, 2 yıllık faizler, 10 yıllık faizlerin üzerine çıkmış. Neyi ifade ediyor biliyor musunuz? Uzun vadeye ilişkin kaygılar, kısa vadeye ilişkin kaygılardan daha az. Kısa vadede siyasi operasyon nedeniyle bir belirsizlik var. Bunun Faize yansıması var. Ama uzun vadede faiz kısa vadenin altına inmiş. Türkiye'nin makroekonomik temellerine ilişkin, geleceğine ilişkin çok fazla olsaydı, eğrinin tamamı etkilendirdi.Kısa vadede ve uzun vadede yükseliş olurdu."

-"SEÇİM EKONOMİSİ OLMAYACAK"-

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, seçim ekonomisi olmayacağını söyledi. Son dönemde alınan tedbirlerin yavaş yavaş etkisini göstermeye başladığını belirten Şimşek, "Her şey ne güllük gülistanlıktır. Ne de kötü. Bakın AB taporlanma sürecinde. AB bizim en büyük ticaret ortağımız. AB'de büyümenin hızlanması, türkiye'ye doğrudan yatırımları, turizmi artıracak. Türkiye'ye sermaye girişini artıracaktır. Türkiye'nin ihracatını olumlu yönde etkilyeyecektir. Ortadoğu'da son yıllarda çok ciddi sorunlar yaşandı. Bunlar kötüye gidermi? Ben pek olası bulymuyorum. Orada hafif bir iyileşme bizim yine dengelerimizi olumlu yönde etkileyecektir. Eninde sonunda makro ekonomik temelleri sağlam, bu temelleri sağlam olan ülkeler, bu tür iniş ve çıkışlardan kalıcı bir tahribat görmeden yoluna devam eder" ifadelerini kullandı.

(HGS-AR/ÖZK)

Kaynak: ANKA

Son Dakika Ekonomi 'Belirsizlik Büyümeyi Bir Miktar Olumsuz Etkileyebilir' - Son Dakika


Advertisement