Başbakan Ahmet Davutoğlu, "İsteniyor ki biz açıklamada bir takım şeyler söyleyelim ve karşılığında rehinelerimiz zarar görsün. Bundan memnun mu olunacak?" dedi.
Davutoğlu, Kanal 24'te katıldığı canlı yayında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. "Amerika'nın şu anda ortaya koyduğu perspektif, sorunun çözümü için sizce yeterli görünmüyor mu?" sorusunu yanıtlayan Davutoğlu, şunları söyledi:
"Bir şekilde güvenlik tedbirleri gerekli ama düzen kurmak için yeterli değil. Düzen kurmaktan kastım, siyasal istikrarı temin etmek için. Hele hele bazı yerlerde, şu gibi bir kanaat var ki bu başka bir felaketin önünü açmak. NATO Zirvesi'nde bunun dile getirildiğini duyduk, bunu muhataplarla da paylaştık; 'IŞİD'i yok etmek için Esad ile işbirliği yapalım.' Bu ne demek biliyor musunuz? Bütün o şu anda muhalefeti, IŞİD'e kaymamış ılımlı muhalefeti bile IŞİD'e itmek demek. Esad ile işbirliği yapıldığını bildiği anda Özgür Suriye Ordusu bünyesindeki ve IŞİD'den de hoşlanmayan, hatta nefret eden kesimleri dahi oraya doğru itmek anlamına gelir. Ortadoğu halkları, artık iki kötüden birini tercih etmek gibi bir kaderle karşı karşıya bırakılmamalı. Niye iyi bir alternatif olarak ortaya koyamıyoruz?"
Davutoğlu, "IŞİD'in Irak'ta zemin bulmasının sebepleri konusunda Amerika ile sizin politikalarınız ortak noktada buluşmuş görünüyor. Muhataplarınız, Sayın Kerry, her ne kadar 'evet haklı çıktınız' gibi bir itirafta bulunmasa bile görünen tablo o. Geriye dönüp baktığınızda sizin politikalarınızın eksik, yanlış kaldığı yerler görüyor musunuz?" sorusu üzerine, başkalarının haklı çıktığı bir husus olmadığını ama geliştirdikleri politikaları her zaman değerlendirdiklerini ve gerekirse öz eleştiri yaptıklarını ifade etti.
3-3,5 senede Suriye'de Irak'ta olan gelişmelere bakıldığında uygulanan yöntemler olarak da hiçbir yanlışlık görmediğini belirten Davutoğlu, ancak kimyasal silahlar gibi bazı konularda uluslararası sistemin bazı sözlerine fazla güvendiklerini dile getirdi. Davutoğlu, "Nihai kertede kendi tutumumuzda bir eksiklik ve yanlışlık görmüyorum ama başkalarının tutumları ile ilgili hususlarda derin hayal kırıklığı yaşadığımızı da söylemek zorundayım" dedi.
Davutoğlu, "Müttefiklerimizin yanlışları mıdır, bugün bizim de karşı karşıya bulunduğumuz olumsuz tablonun sorumluları?" sorusuna, "Sadece müttefiklerimiz değil, BM Güvenlik Konseyi'ndeki 5 daimi üyenin bu kadar temel ilkelerde bu kadar anlaşamamış olmaları, bizim elimizde olan bir şey değildi" cevabını verdi.
Birçok kere meslektaşlarına "Tutuğumuz taraflar farklı olabilir, savunduğumuz ilkeler farklı olabilir ama herkesin birleşmesi gereken en azından iki ilke var. Bir tanesi mültecilere insani yardımlar konusunda hepimiz buluşabiliriz ve diyebiliriz ki; mültecilere insani erişim engellenmemeli diye bir karar çıkartalım BM Güvenlik Konseyi'nden" dediğini aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Kimse buna itiraz edemez çünkü bu ortak, evrensel bir değer. Bu erişimi engelleyen kimse, ister sizin desteklediğiniz rej, ister bizim desteklediğimiz muhalefet olsun, kimse onu birlikte cezalandıralım. Yıllarca bunu söyledik. Mesela bu mutabakat sağlanamadı. Yine savaş suçları konusunda bir ihtilaf var mı, savaş suçları diye bir hukuk var. Bu hukuk müktesebatında kimyasal silah da kullanmak da dahil olmak üzere, yine taraflara söyledik. Savaş suçları konusunda, yani varil bombaları, yani gaz bombaları, kitle imha silahları, kimyasal silahlar, açlıkla öldürmek... Bunu kim yapıyorsa muhalefet yapıyorsa muhalefeti cezalandıralım, rejim yapıyorsa rejimi cezalandıralım ama bu iki temel insani konuda bile anlaşamadık. 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bu kadar gelişmiş bir hukuk müktesebatı varken, BM'nin uluslararası istikrarı sağlamakla görevlendirdiği Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin bu kadar duyarsız, bu kadar birbiri ile anlaşamaz noktaya gelebileceği ihtimali, 5 sene önce sadece benim değil kimsenin inanacağı bir ihtimal olmazdı."
-"Bu bölge, bütün bu kısır ve tarihle mütenasip olmayan bütün akımlardan arınacak"
Davutoğlu, "Diyorlar ki; Osmanlı, 1. Dünya Savaşı'nı müttefiklerini kaybettiği için kaybetti. Şimdi de bizim dış politikamız, iyi sonuçlar vermediyse bunun sebebi, sorumlusu bizim müttefiklerimizin hatalarıdır. Bu mudur sizin de değerlendirmeniz?" sözleri üzerine, sürecin daha bitmediğini, "İyi sonuç vermedi" demek için erken olduğunu söyledi. Davutoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bizim politikamızın doğruluğu bugün nasıl Irak'ta ortaya çıkmışsa nasıl Suriye'de... Daha çok çıkacak ve bu süreç devam ediyor. Biz, bu bölgede herkesin onurlu bir şekilde yaşadığı, kimsenin kimseye adı, etnisitesi, mezhebi üzerinden bir zulüm yapamadığı, özgürlük ve güvenlik dengesinin sağlandığı ve bütün halkların iç içe geçmiş şekilde yaşadığı bir bölge hayal ediyoruz. Hayal değil ama bu. Bu, stratejik hedefimiz, bunu gerçekleştirmek... Göreceksiniz, öyle veya böyle, bugün veya yarın, geçmişte birçok medeniyetlere beşiklik etmiş olan bu bölge, bütün bu kısır ve tarihle mütenasip olmayan bütün akımlardan arınacak kendi geleceğini kendisi inşa edecek ama bu, zor ve çileli olacak. Bunu hepimizin bilmesi lazım."
" Suudi Arabistan'daki bildiriye Türkiye imza atmadı ve Amerika'nın ne istediği aşağı yukarı belli, Türkiye'den ya da koalisyona katılacak ülkelerden. Ne verme durumunda Türkiye? Kerry, istediklerini duyarak mı ayrılıyor Türkiye'den?" sorusunu yanıtlayan Davutoğlu, "Amerika'nın ne istediği ne kadar belliyse bizim niçin imza atmadığımız da o kadar açık ve bellidir. Bunun için Arif'e tarif gerekmez. Bunu da herhalde herkesin bildiğini ümit ediyorum. Bunun için çok detaylı analize girmek, niçin imza atmadığımızın gerekçesine de zarar verir" diye konuştu.
-"Herkesin bir insan canı için, kutsal bir insan hayatı için susması gereken anlar vardır"
İnsani yardımlar konusunda Türkiye'nin elinden geleni yaptığını ama Türkiye'nin gözönüne alması gereken başka faktörler olduğunu anlatan Davutoğlu, şu görüşleri dile getirdi:
"Gerçekten benim yine tahmin etmekte zorlandığım ve karşılaştığım için derin hayal kırıklığı yaşadığım hususlardan birisi bu konu. Niye biliyor musunuz? Amerikalı rehineler 2 yıldır oradalar neredeyse ve bunlar gazeteci ama onların gazeteci arkadaşları, onların orada olduğunu ilan etmediler, yazmadılar. Amerikan kamuoyu, bunu paylaşmadı. Her gün Amerika'da kongrede yönetim muhalefetleri çıkıp da bunu gündeme getirmediler. Bunun için sert tartışmalar yaşanmadı. Yönetimi bu konuda açıklama yapmaya zorlamadılar, iki vefat olmasına rağmen hala zorlamıyorlar. Niye biliyor musunuz? Çünkü biliyorlar ki bu insani durum, hassasiyet gerektirir. Herkesin konuşması gereken anlar vardır, herkesin bir insan canı için, kutsal bir insan hayatı için susması gereken anlar vardır. 3 aydır bütün uyarılarımıza rağmen, bugün gelen TÜSİAD heyetine basın özgürlüğü ve bu konuları açtığında kendilerine de söyledim, basın özgürlüğü veya eleştiri bir haktır ama bunun da bir etik sınırları var. Başka bir insanın hayatı sözkonusu olduğunda dikkatli davranılmazsa bir insan hayatından daha aziz olan bir başka özgürlük olabilir mi?"
Son 3 aydır kendilerinin her gün açıklama yapmaya zorlandıklarına dikkati çeken Davutoğlu, "Hala geçen gün Meclis'te eski bir diplomat sorumsuzca bunu gündeme getiriyor, sorumsuzca. İsteniyor ki biz açıklamada bir takım şeyler söyleyelim ve karşılığında rehinelerimiz zarar görsün. Bundan memnun mu olunacak? Beni bu sorumsuzluk ve muhalefetin duyarsızlığı gerçekten üzüyor, basında da bazı duyarsızlıklar. Nihayetinde herkes bunun sebebini biliyor. Ben Anadolu'ya gittiğimde ailelerle bazen bir araya geldiğimde onlar anlıyorlar onu; neyi, niçin yaptığımızı. Bunu gerçekten anlamakta zorluk çekiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
-"Birinci öncelik o canlarımızın, ailelerine en kısa zamanda kavuşması"
"Bir aşamada, o ne zamansa sizce ne zamandır, onu sormak isterim size. Ne zaman bu iş niye başımıza geldi, niye Türkiye bu durumda kaldı, niye insanlarımız bu durumda kaldı? Bunu sorgulayacağımız..." demesi üzerine Başbakan Davutoğlu, sorgulamanın her zaman mümkün olduğunu dile getirdi.
Davutoğlu, olayın yaşandığı gün bunu kendi içlerinde sorguladıklarını belirterek, "Nerede, kimler herhangi bir yanlışlık veya yanlış değerlendirme yaptı mı?" diye Bakanlıkta bütün ekibini toplayarak, bunu sorguladıklarını anlattı.
Belli önceliklerin olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Birinci öncelik şu anda o kardeşlerimizin, o canlarımızın ailelerine en kısa zamanda kavuşması. Yapabileceğimiz ne ise bunu yapacağız. Daha önce öyle olaylar yaşadık ki Afganistan'da uzun bir kaçırılmadan sonra ailesine ve kaçırılan kod adı 'mühendis' diye bildiğimiz bir vatandaşımıza susması telkin edildi. Anadolu insanları, sustular, devlete güvenip sustular. 1,5 yıl sonra, ben her gün takip ediyordum her türlü araçla Afganistan'dan, giden elemanlarımıza 'ne zaman geliyor mühendis' diye... Geldi mühendis, evine de döndü. Gerçekten 'mühendis' değil, kod adı böyleydi. Şimdi beklediğimiz tek şey şu: Sorumluluk içinde davranılması. Tutup da 'IŞİD ile bu konuda şu müzakereler yürütülüyor' diye ortalığı asılsız haberlerle velveleye verdiğiniz zaman, bunları bu konuda hassasiyet göstermek için devlet adamı olmaya gerek yok, bu olayları çok yakından takip etmeye de gerek yok. İnsan olmak yeter, insan olmak ve empati yapmak, onlar yerine düşünmek, onların aileleri yerine düşünmek yeter ama maalesef devlet adamı olma iddiasındakiler dahi bu konuda insani bütün duyarlılıktan uzak davranıyorlar" diye konuştu.
Davutoğlu, sabırla beklenilmesi gerektiğini vurgulayarak, her türlü tedbiri alacaklarını, ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti.
Bu zor durumun başka ülkelerin de başına geldiğine değinen Davutoğlu, "Önemli olan burada hepimiz tam bir milli birlik ve beraberlik içinde hem onlar için dua etmeliyiz hem de elimizden gelen her türlü gayretle zaten çalışmakta olan devlet birimlerimize destek olmayız, köstek değil" dedi.
- Ankara
Son Dakika › Güncel › Başbakan Davutoğlu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.