Başbakan Ahmet Davutoğlu, bir grup akademisyenin imza attığı bildiriye ilişkin, "Bilmeden imza atmış olanlar varsa, hatta sonuçlarını görmeden imza atmış olanlar varsa onları bir kez daha muhasebeye davet ediyorum. Entellektüel bir iç eleştiriye davet ediyorum. Bu ülkenin vatandaşı olmak hasebiyle bir öz eleştiriye davet ediyorum. Bu öz eleştiri sonrasında eğer son derece açık, kendilerine dürüstlerse, yanlış da olduğunu düşünüyorlarsa bu metni kabul etmediklerini deklare etmelerini bekliyorum" dedi.
Davutoğlu, Çankaya Köşkü'nde verdiği Büyükelçiler Konferansı Yemeği'nde yaptığı konuşmada, bir grup akademisyenin imza attığı bildiriye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bildirgeye bilmeden, sonuçlarını görmeden imza atanları bir kez daha muhasebeye, entellektüel bir iç eleştiriye, ülkenin vatandaşı olmak hasebiyle öz eleştiriye davet eden Davutoğlu, "Bu öz eleştiri sonrasında eğer son derece açık, kendilerine dürüstlerse, yanlış da olduğunu düşünüyorlarsa bu metni kabul etmediklerini deklare etmelerini bekliyorum" diye konuştu.
Kendisiyle barışık olmanın, bir insanı güçlü kıldığına vurgu yapan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Ben bir kısmını da tanıdığım bu akademisyenlerin, bu metin üzerinden kendileriyle barışık olduğuna inanamam. Akademik kimlikleriyle barışık olduklarına inanamam. Geldikleri akademik kariyerle bu metni özdeş veya barışık gördüklerine inanamam, bir daha okusunlar, sindire sindire okusunlar, sonra da dün gece hayatını kaybeden 5 aylık bebek, onun annesi… Sanki bunlar gaiplerden gelen birileri tarafından öldürüldü, öyle mi? Eşini ve bebeğini kaybeden babanın gözünün içine bakarak, eğer içlerinden gelen sesle, 'Bu ülkede PKK terörü yoktur, bu ülkede sadece devlet katliamı vardır' diyebiliyorlarsa sadece akademik dünyadan değil, insanlıktan da istifa etmeleri gerekir. Eğer bu lojman saldırısında, lojmanların yanında çöken binalarda yaşayan Çınarlılar, Diyarbakırlıların gözlerinin içine bakıp, 'Siz verilen bir silahlı mücadelenin doğal kayıplarısınız. Ama bu ülkede PKK terörü, terör yoktur, sizi de devlet öldürdü' diyecek kadar olgusal gerçeklerden kopmuşlarsa diyecek bir şey bulamıyorum."
Başbakan Davutoğlu, "PKK tarafından, terör örgütleri tarafından kandırılıp, ister Kandil'e PKK'ya ister Suriye'ye DEAŞ'a götürülen gençler olsun, hepsini keşke o dağlarda ya da Suriye'de belirsiz, karanlık dehlizlerde değil de üniversite amfilerinde görsek, özgürce fikirlerin tartışıldığı konferans salonlarında görsek. Her birinin fikirleri ile birbirlerine mukabelede bulundukları ortamlarda görsek. Ama eğer o ortamların yaşamasını istiyorsak, hepimiz ülkemizin hukuk düzenini savunacağız" değerlendirmesini yaptı.
"Onlarla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak sonuna kadar mücadele ederim"
Türkiye'nin şu anda ne 12 Eylül dönemini ne 1990'lı yılları yaşadığını söyleyen Davutoğlu, şu ifadelere yer verdi:
"Ben buradayım. Bütün güvenlik birimlerimiz, yetkililer burada. Yanlış bir şey varsa hesabını vermeye hazırız, veririz de, hukuk devleti kuralları içerisindeyiz. Ama verdiğimiz bütün talimatlarda bir tek şu vardır, 'Sivil zayiat olmamasına, vatandaşlarımızın zarar görmemesine özen gösterin'. Ama etrafımızda kimlik iradeleri üzerinden parçalanan Suriye ve Irak gibi örnekleri gördükten sonra Türkiye'yi de aynı anafora sokmak isteyen kim olursa olsun, onlarla entelektüel tartışma yapmam. Onlarla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak sonuna kadar mücadele ederim. Gelecek nesillere parçalanmış bir ülke, değişik terör gruplarının parça parça kendi siyasi iradelerini empoze ettikleri bir ülke bırakmamak için son nefesime kadar mücadele ederim. Entelektüel tartışmanın olması gereken yer ayrıdır, bir ülkenin bekası söz konusu olduğunda verilmesi gereken mücadele ayrıdır."
Davutoğlu, büyükelçilerden, dünyanın her yerinde başlarının dik bir şekilde, "Biz demokratik meşruiyete sahip bir ülkenin büyükelçileriyiz ve verdiğimiz mücadele, sadece teröre karşı mücadeledir" diyerek Türkiye'nin verdiği mücadeleye sahip çıkmalarını istedi.
"Bu cinayet şebekesi hayata kastediyor"
Operasyonların, masum vatandaşların huzuru için yürütüldüğüne vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Keza, o operasyonlarda fiziki ortamın getirdiği bazı zorluklar var, daracık sokaklar var, sivil halkın arasına karışıp izini kaybettirmek isteyen, kıyafet değiştirip Silopi'den çıkarken yakalan teröristler var. Karşınızda her an silahla gelen terörist değil sadece, çocuk oyuncağını, herhangi bir ev eşyasını bile bombayla tuzaklayacak kadar alçalabilenler var. Bir çocuk oyuncağının içerisine el yapımı bomba koyabilen bu cinayet şebekesi, hayata kastediyor. İnsan onuruna, insan izzetine kastediyor. PKK adlı cinayet şebekesi en çok da bizim Kürt vatandaşlarımızın hayatına kastediyor, en çok onlara acı veriyor, en çok onlara gözyaşı döktürüyor.
6-7 Ekim'de ölenlerin hepsi, Kürt vatandaşlarımızdı. Şimdi bu akademisyenler çıkıp, Kürt siyasi iradesi gibi sanki total bir irade varmış... En basit bir siyaset bilimi olarak bu sözü sarf edene 'totalist' denir, 'totaliteryan' denir. Kim temsil ediyor bu iradeyi. Sanki böyle total bir irade varmış gibi… Bunlar değil miydi bütün şehirlerimizi yerle bir edip, tarumar edip yıkanlar, Kürt vatandaşlarımızın evlerini, barklarını yakanlar? Bunlar değil miydi Yasin Börü'yü, bir Kürt delikanlısını dördüncü kattan atıp, katledip bir de buna sahip çıkanlar? Hatta bugün bir partinin eş başkanının danışmanı, diyor ki tweetinde, 'Çınar'da bahar cemreleri düştü bugün' diyor, düşen bombaları işaret ederek. Onların bahar cemreleri dediği bombalar, 5 aylık bebeğin üzerine düşüyor. Diyarbakırlı, Çınarlı Kürt ailelerin üstüne düşüyor. Diyarbakır'da sabah çorbacıda çalışan garsonun üzerine düşüyor. İşte bu çerçevede verilen mücadele, sadece ve sadece demokrasi mücadelesidir. Bu cinayet şebekesi demokrasiye, huzura, hukuka, insan hayatına zerre kadar değer vermiyor. Vatandaşımızın huzuruna musallat olan, son zamanlarda birkaç ilçemizde hayatı cehenneme çevirmek isteyen, insanları göçe zorlayan bu cinayet şebekesinden, insanımızın yaşadığı her yer, arındırılacaktır."
"Bu entelektüellerden, aydınlardan, akademisyenlerden beklenen şey, şiddeti tahrik etmek, terörü mazur göstermek, terör örgütüne göz kırpma anlamına gelecek korsan bildirilere imza atmak değil fikir beyan etmek, hukuk ve adalet çizgisinde en aykırı fikirleri gerekirse söylemek ama kendi içinde tutarlı olmaktır" diyen Davutoğlu, ömrünü akademiye vermiş bir kişi, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, o bildiriye imza atan akademisyenlerin çoğunun, ellerine tutuşturulan dili ve muhtevası berbat o bildiriyi okumadan imzalamış olmalarını temenni etti.
Davutoğlu, "Sultanahmet Meydanı'nda, Ankara Garı'nda, Suruç'ta, Cizre'de, Silopi'de masum insanların hayatına kasteden katillere söylenmesi gerekenleri, vatandaşlarının özgürlüğünü ve hukukunu korumaya çalışan devlete söylemek, en hafif ifadeyle akıl dışıklıktır, vicdan dışılıktır. Aydın, entelektüel ve akademisyen her şeyden önce hukuksuzluğun, adaletsizliğin, zulmün, şiddetin ve terörün tam karşısında olandır" değerlendirmesinde bulundu.
(Sürecek)
Son Dakika › Güncel › Başbakan Davutoğlu Büyükelçilerle Buluştu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.