Başbakan Erdoğan, Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Erdoğan, Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde

Başbakan Erdoğan, Kırım Özerk Cumhuriyeti\'nde
14.09.2012 13:13

Başbakan Erdoğan, Ortadoğu'da başlayan dönüşüm sürecinin küresel ölçekli dengeleri değiştirdiğini belirterek, "Ancak unutulmamalıdır ki sürecin henüz başındayız" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu'da başlayan tarihi dönüşüm sürecinin küresel ölçekli dengeleri değiştirdiğini belirterek, "Ancak unutulmamalıdır ki sürecin henüz başındayız. Demokrasi mücadelesi kolay kazanılmaz. İnişler çıkışlar olacak, bunalımlı dönemlerden geçilecektir. Süreç bundan sonra meşru talepler istikametinde geliştirilecektir. Bu anlamda hepimiz tarihin akışının normalleşmesine tanık oluyoruz" dedi.

Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde düzenlenen Yalta Avrupa Stratejisi Yıllık Toplantısı'na onur konuğu olarak katılan Başbakan Erdoğan, Ukrayna Türkiye Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyi'nin dün ikinci kez toplandığını ve burada verimli görüşmeler yapıldığını anımsattı. Türkiye'de de Yalta Avrupa Stratejisi benzeri çalışmaların gerçekleştirildiğini, bu çalışmalarda farklı tespit ve değerlendirme zemini bulduklarını söyledi.

Toplantıların yapıldığı Livadya Sarayı'nda 1945 yılında Yalta Konferansı'nda kabul edilen Özgürleştirilmiş Avrupa Deklarasyonu'nun savaş sonrası öngörülen demokratik düzeni müjdelediğini ifade eden Erdoğan, ancak o gün öngörülen birçok hedefi hayata geçirmenin mümkün olmadığını, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'nın demir perdeyle ikiye bölündüğünü kaydetti.

"Bugün de aynı 1945 yılında olduğu gibi tarihin nadir eşik noktalarından birinde bulunuyoruz" diyen Erdoğan, gerek Avrupa'da yaşananlar gerekse Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da meydana gelen dönüşümlerin dünya ve bölgesel şartların şekillenmesinde müstesna bir öneme sahip olduğunu vurguladı.

Erdoğan, Yalta'da bulundukları tarihi mekanın ağırlığını hissederek "ortak aklı birlikte işletmek imkanına sahip olmaktan" çok büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bugün sadece Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika değil neredeyse dünyanın tamamı çok önemli küresel meselelerle karşı karşıya. Küresel ekonomik kriz etkileri birçok ülkede ağır şekilde hissediliyor. Terör, göç, çarpık şehirleşme, su ve çevre kirliliği, enerji arzı güvenliği ve gıda gibi meseleler daha fazla gündemde kalıyor, aciliyet arz ediyor. Karşımızda büyük fırsatlar olduğu gibi ciddi riskler de var. Bu çok boyutlu ve kriz tablo karşısında gerekli adımları zamanında ve kararlılıkla atabildiğimiz ölçüde geleceğimizi teminat altına almamız mümkün olacaktır. Aksi halde bundan 10 yıl sonra bu tür toplantılarda geleceğin umutlarından ziyade geçmişin hatalarını tartışmış olacağız.

Geleceğimizin en önemli teminatı kuracağımız sistemin adil ve kapsayıcı olmasıdır. Bireyin onurunu, güvenliğini, refahlığını hedefe koymayan hiçbir sistemin başarılı olma imkanı bulunduğuna inanmıyorum. İmkanı olanların, ihtiyacı olanlara yardım elini uzatması ve yeni dünya düzeninin temelde daha eşitlikçi ve adil yapıya kavuşturulması, spesifik sorunların çözümünde daha öncelik ve nitelik kazanmalıdır. Yoksullukla etkin mücadele edilmesi, sürdürülebilir kalkınmanın temeli gibi hususların hepinizin gündeminin üst sıralarında yer alması gerekir. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu yükselen ekonomiye sahip ülkelerin, sosyal adalet ve refahın daha eşit dağılımı konusunda küresel sorumluluklar üstlenmesinin şart olduğunu düşünüyorum."

-"Vicdani sorumlulukla yaklaşılırsa cevap bulunur"-

Dünyada her iki çocuktan birinin fakirlik sınırının altında yaşadığını, 120 milyondan fazla çocuğun herhangi eğitim almadığını, her yıl 2,5 milyon çocuğun şu veya bu nedenle ama ağırlıklı olarak aşılanamadığı için hayatını kaybettiğini, dünya nüfusunun da yarısının günde 2,5 dolarla yaşamak zorunda olduğunu ifade eden Erdoğan, en zenginle en fakir arasındaki uçurumun büyüdüğünü, bütün bu sorunlara ortak vicdani sorumlulukla yaklaşıldığı takdirde cevap bulunabileceğini vurguladı.

Erdoğan, "Biz bu anlayışla Somali'de ölen çocukları bizden uzak Afrikalı olarak görmedik. Orada insanlığın vicdanı da ölmektedir. Burma'da, Arakan'da katliamlara uğrayanları görmezden gelmiyoruz. Arakan'da insanlığın ortak değerleri de katledilmektedir. Temel kaygımız dünyadaki gelişmelere sadece çıkar odaklı yaklaşımdan ziyade vicdani tepki geliştirebilmek, adalet olgusunun gereklerini yerine getirebilmektir" diye konuştu.

Türkiye'nin, İstanbul'da her 10 yılda bir düzenlenen, en az gelişmiş ülkeleri hedef alan BM zirvelerine ev sahipliği yaptığını ve kabul edilen eylem planlarına katkı sağladığını anlatan Erdoğan, bu plan çerçevesinde en az 5 yıl içinde en az gelişmiş ülkelere toplam 200 milyon dolar hibe katkısında bulunmayı taahhüt ettiklerini, bu tür yardımların 1,5 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Ortadoğu'da başlayan tarihi dönüşüm sürecinin küresel ölçekli dengeleri değiştirdiğini vurgulayan Erdoğan, "Ancak unutulmamalıdır ki sürecin henüz başındayız. Demokrasi mücadelesi kolay kazanılmaz. İnişler çıkışlar olacak, bunalımlı dönemlerden geçilecektir. Süreç bundan sonra meşru talepler istikametinde geliştirilecektir. Bu anlamda hepimiz tarihin akışının normalleşmesine tanık oluyoruz" diye konuştu.

-"Durumu sadece mezhepsel bir çatışma olarak göstererek..."

Erdoğan, Suriye'de yaşanan gelişmelere değinerek, "Suriye'de halk hareketi başlamış ve yayılmıştır. Hiçbir gücün Suriye'de bu mücadeleyi bastırmaya gücü yetmeyecektir" dedi.

Halkını şiddet ve baskı yoluyla sindirme yoluna giden bir rejimin Suriye'de varlık mücadelesi verdiğini belirten Erdoğan, "Meseleye uzaktan bakınca Suriye'de bugün yaşanan olayların harici güçler tarafından yönlendirildiği yaygın ancak yanlış bir algıdır. Suriye halkının on yıllardır biriktirdiği tepkinin açığa çıkması neticesinde oldu. Libya'da, Mısır'da, Tunus'ta nasıl ki halk hareketleri kendi mecrasında ilerlemişse Suriye'de de halk hareketi aynı şekilde başlamış ve yayılmıştır. Suriye rejiminin, kaçınılmaz bir sona doğru ilerleyen ülkedeki durumu sadece mezhepsel bir çatışma olarak göstererek tüm bölgeyi yangın yerine çevirme gayreti içine girdiği de görülmektedir" şeklinde konuştu.

Suriye'de giderek derinleşen bir insanlık trajedisi yaşandığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

"On binlerce insan tankla, topla, uçaklarla bombalanarak öldürülmüştür. Bunun içerisinde çocuklar var, kadınlar var. Kendi halkını bu şekilde öldüren bir rejim adil bir rejim olamaz ve bu rejimin demokrasi diye bir sorunu, derdi olamaz. Bu tamamen diktatör bir rejimdir. Bunlara insanlık olarak bizim de gerekli cevabı vermemiz gerekir. Bizim 910 kilometre sınırımız var ve hemen yanı başımızda cereyan eden, tüm bölgeyi etnik ve mezhepsel temelde tehlikeli bir sarmala sürükleyecek bu gelişmeler karşısında duyarsız bir politika izlememiz tabiatıyla mümkün değil.

Bir yandan Esed rejiminin üzerindeki uluslararası baskı için çaba sarf ederken diğer yandan yeni Suriye'nin halkın tüm kesimlerini kucaklayan demokratik ve çoğulcu bir yapı üzerine inşa edilmesi için muhalif gruplarla yakın temas içinde bulunuyoruz. Suriye'den kaçanlara kapımızı açtık. Bu insani duruşumuz, sayıları 100 bine doğru giden sığınmacılar nedeniyle sınırlarımız içinde ortaya çıkan tüm güvenlik risklerine, oluşan maddi külfete rağmen tereddütsüz şekilde devam edecek. "

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından, toplantı katılımcılarıyla Livadya Sarayı'nın bahçesinde aile fotoğrafı çekimine katıldı. Başbakan Erdoğan ile birlikte eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik da aile fotoğrafına katıldı.

(Bitti)

Muhabir: Kadir Karakuş/Esra Altınmakas

Yayıncı: Eda Ay - YALTA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Başbakan Erdoğan, Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde - Son Dakika


Advertisement