Başbakan Ne Demek İstedi? - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Ne Demek İstedi?

Başbakan Ne Demek İstedi?
24.07.2012 10:54  Güncelleme: 13:13

Başbakan'ın Lozan Antlaşması'nın yıldönümü dolayısıyla yayınladığı mesajdaki ayrıntı gözlerden kaçmadı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Lozan Antlaşması'nın yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı, mesajdaki küçük ayrıntı ise gözlerden kaçmadı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türk Milletinin, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu belgeleri arasında yer alan Lozan Antlaşması'yla, Misak-ı Milli hedeflerine "büyük oranda" ulaştığını bildirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Lozan Antlaşması'nın yıldönümü dolayısıyla bir mesaj yayınladı, mesajdaki küçük ayrıntı ise ilgi çekti. Başbakan Erdoğan mesajında "Lozan Barış Antlaşması, birinci dünya savaşından sonra eşsiz bir kurtuluş mücadelesi veren aziz milletimizin kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin tescili bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. Aziz milletimiz, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu belgeleri arasında yer alan Lozan Antlaşması'yla, Misak-ı Milli hedeflerine büyük oranda ulaşmıştır" dedi. Başbakan Erdoğan'ın anma mesajı şöyle:

"Lozan Barış Antlaşması, birinci dünya savaşından sonra eşsiz bir kurtuluş mücadelesi veren aziz milletimizin kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin tescili bakımından tarihi bir nitelik taşımaktadır. Aziz milletimiz, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu belgeleri arasında yer alan Lozan Antlaşması'yla, Misak-ı Milli hedeflerine büyük oranda ulaşmıştır. Bu bakımdan Lozan Antlaşması, esasen, aziz milletimizin sahada kazandığı başarıların diplomatik, siyasi ve hukuki olarak tescili mahiyetindedir. Lozan Antlaşması'nın imzalanmasıyla birlikte, Türkiye, bağımsız ve eşit bir devlet olarak uluslararası topluma kabul edilmiştir. Türkiye o tarihten bu yana elde ettiği başarılarla; kalkınma ve ilerleme yolunda gerçekleştirdiği atılımlarla, tüm dünyanın takdirini kazanmıştır. Bugün, Avrupa'nın en büyük 6'ncı, dünyanın en büyük 17'inci ekonomisi haline gelen Türkiye, inanıyorum ki, elde ettiği kazanımlara her geçen yıl yenisini ekleyerek, çok daha üst seviyelere ulaşmayı da başaracaktır. Bu düşüncelerle, Lozan Barış Antlaşması'nın yıldönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere anlaşmanın mimarı olan devlet adamlarımızı rahmet ve şükranla anıyorum."

BAŞBAKAN'IN ULAŞMAK İSTEDİĞİ MİSAK-I MİLLİ'NİN MADDELERİ

1. maddede, Mondros Mütarekesi'nin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihine kadar, düşman devletlerinin işgali altında kalan Arap çoğunluğunun yaşadığı yerlerdeki halka kendi geleceklerini tayin edebilme hakkının tanınması istenmektedir. Ayrıca mütarekenin çizdiği sınır içinde ve dışında din, ırk veya gaye bakımından birbirine bağlı Osmanlı-İslâm çoğunluğunca yerleşik bölgelerin tamamının bölünmez bir bütün olduğu belirtilmektedir. Böylece mütarekenin imzalandığı sıralarda elimizde bulunan topraklardan katiyetle taviz verilemeyeceği, hatta sınır dışında kalan ve Müslüman milletlerce yerleşik olan bölgelerin ülkemizin tabi uzantısını oluşturduğu ifade edilmektedir.

2. maddeye göre, halkı hür kalır kalmaz Anavatan'a kendi istekleri ile katılan, Kars, Ardahan ve Batum'dan oluşan üç sancak için gerekirse yeniden serbestçe halk oyuna başvurulması kabul edilecektir. Böylece halkının çoğunluğunu Türkler'in meydana getirdiği üç sancağın, Anavatan'ın ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmaktadır.

3. maddeye göre, Batı Trakya'nın hukukî durumunun belirlenmesi oradaki halkın vereceği oylara uygun olmalıdır. Böyle bir kararın alınmasında ise Batı Trakya'nın nüfus yapısı etkili olmuştur. Çünkü Lozan Barış Konferansı sırasında sunulan belgelerden ( Yunanistan'ın elinde bulunan) Batı Trakya'da (129.118 Türk, 33.904 Rum, 26.266 Bulgar, 1480 Yahudi, 923 Ermeni'nin yaşadığı), nüfusun %76.5'ini Türk, %23.5'ni diğer unsurların teşkil ettiği görülmektedir [7]. Bu demografik yapı, halkoyuna başvurulduğu taktirde, Batı Trakya halkının Türkiye'ye bağlanmak isteyeceğini göstermektedir.

4. maddeye göre, İslâm Halifeliği'nin, Saltanatın ve Osmanlı Hükûmeti'nin merkezi olan İstanbul şehri ile Marmara Denizi'nin güvenliği, her türlü tehlikeden korunmalıdır. Bu esasın saklı kalması şartıyla, devletimizle diğer ilgili devletlerin ortaklaşa alacakları kararlar çerçevesinde Akdeniz ve Karadeniz Boğazları dünya ulaşımına açılmalıdır. Böylece İstanbul, boğazlar ve çevresinde kayıtsız şartsız Türk hakimiyetinin sağlanması ve yabancıların boğazlardan geçişlerinde tabi olacakları kuralların Türk Devleti'nin onaylayacağı bir tarzda düzenlenmesi öngörülmektedir.

5. maddeye göre, ülkemizdeki azınlıkların hakları, İtilâf Devletleri ile diğer devletlerin arasında, azınlıklara dair yapılan antlaşmalardaki esaslar çerçevesinde, civar ülkelerdeki Müslüman halkın da aynı haklardan faydalanması şartıyla, tarafımızdan tanınacak ve sağlanacaktır. Bu suretle, ülkemizdeki azınlıklara devletlerarası antlaşmalar çerçevesinde kararlaştırılan hak ve hürriyetlerin verileceği ifade edilmektedir. Ancak diğer devletlerdeki Türkler'in, aynı insan hak ve hürriyetlerinden istifade edebilme şartı öne sürülerek mütekabiliyet prensibinin uygulanacağı vurgulanmaktadır.

6. maddeye göre, millî ve iktisadî gelişmemizi imkânlar çerçevesinde gerçekleştirmek ve çağdaş, düzenli bir idare kurabilmek için, her devlet gibi, ülkemizin de, tam bağımsızlığa ve hürriyete kavuşması lâzımdır. Bunun sağlanması için ise; siyasî, adlî, malî ve gelişmemizi önleyecek diğer sınırlamalara karşı olduğumuz, borçlarımızın ödeme şartlarının da bu esaslara uygun düzenlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Böylece Türk Devleti'nin tam bağımsızlığa ve hürriyete kavuşmasını önlediği için yabacı müdahalelere ve kapitülasyonlara izin verilmeyeceği bildirilmektedir.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Başbakan Ne Demek İstedi? - Son Dakika


Advertisement