
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, mahkeme kararıyla Ankara'daki toplu taşıma ücretlerinde yapılan indirimin belediyeye aylık zararının, "41 trilyon" olduğunu ifade ederek, "Altı yıl öncesine gidersek ne oluyor? Altı yıl öncesinin rakamıyla şu an bu uygulanırsa 41 trilyon ayda zarar olacak. Bu yılda nereye varıyor? 480-500 trilyona varıyor bunun altından bu belediye kalkar mı? Kapıya kilidi vurur ondan sonra da gelsin Danıştay burayı işletsin, yürütsün" diye konuştu.
Erdoğan, Altındağ Spor Salonu'nda yapımı tamamlanan sağlık tesislerinin toplu açılış töreninde bir konuşma yaptı. Konuşmasına bugün hizmete soktukları tesislerin Ankaralılara hayırlı olmasını dileyerek, başlayan Erdoğan, iktidarda geçirdikleri 7.5 yıl boyunca, hükümet olarak, her anlarını Türkiye'ye hizmete vakfettiklerini söyledi. Türkiye'nin gecikmiş, ihmal edilmiş sorunlarını hızlı ve yoğun bir şekilde ele aldıklarını, bir çok rekorun, tarihi başarının altına imza attıklarını ifade etti. Eğitim, adalet, sağlık ve emniyette yapılanların önemli olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Yola çıkarken "Türkiye'yi 4 temel üzerinde inşa edeceğiz' dedik. Eğitim, sağlık, emniyet, adalet. Çünkü her şeyin başı eğitim, sağlık, adalet ve emniyet. Bu 4 alanda iyileşme kaydedemezseniz, diğerleri hiçbir anlam ifade etmez. İşte onun için, milli bütçemizde eğitimi birinci sıraya aldık. 7.5 yılda Türkiye genelinde 142 bin 634 derslik inşa ettik, 63 yeni üniversite kurduk. eğitimi modern imkanlara kavuşturduk. İmkanı olmayan aileler, çocuklar için burs, pansiyon, yurt, kredi, şartlı nakit transferi gibi yollarla destekler sağladık. Bunlar ülkemizde olan şeyler değildi. Bunları biz başlattık. Yine bu yıl Ankara ve ilçelerinde inşa ettiğimiz 127 yeni okulun açılışını gerçekleştirdik. Sağlıkta aynı şekilde. 81 vilayette yeni hastaneler inşa ettik. Başlanıp bitirilmeyen, 10-20 yıldır inşaatı süren hastaneleri tamamladık. Hastanelerimize ek binalar kazandırdık. Bir ülkede sağlık hizmetlerinde ilerleme olup olmadığını görmek için uluslararası kabul görmüş 3 şart var. Nedir bu 3 kriter. Bir; sağlık göstergeleri iyiye gidecek. İki, vatandaşı finansal riskten koruyacaksın. Yani "parası yok' diye hiç kimse sağlık desteklerinden mahrum kalmayacak. Hastanelerde bizim doğumunu yapan kadınımızı rehin tutmayacaksın. Bunlar bizden önceki iktidarlar döneminde var mıydı? Vardı. Rehin tutuluyor muydu benim vatandaşım? Alınıyordu. Ölüyü bile rehin tutuyorlardı. Ölü, ölü yahu. "Getir parayı, al ölüyü' diyorlardı. Bunları bu güzel ülkemizde yaşadık mı? Yaşadık. Bize bunu yaşatanlar şimdi çıkmışlar bize sataşıyorlar. Şimdi biz de diyoruz; kapılardan giren kim olursa olsun hastayı geri çeviremezsin. Alacaksın müdahaleyi yapacaksın ondan sonra gereğini ne ise onu takip edeceksin. Çünkü biz, demokratik, laik sosyal bir hukuk devletiyiz. Sosyal... Sosyal bir devlette bunu yapacaksın yoksa kuru kuruya sosyal devlet olmaz. 3. ne? Verilen hizmetlerden vatandaş memnun olacak. Eksiklerimiz yok mu? Var. ama bu eksikleri de gidereceğiz. Kolay değil. Biz 10 yılların eksikliğini gideriyoruz. 1, 2, 3 yıl değil, on yılların eksikliğini gideriyoruz."
-"BEN DE KUNTA KİNTEYDİM"-
"Bu ülkenin Kunta Kinteleri vardı" diyen Erdoğan, "Ben de SSK'lıydım, aynı şekilde ben de Kunta Kinteydim. Sabahın 5'inde, 6'sında gideceksin, hastanede kuyruğa gireceksin, muayene olabilirsen öp başına koy. Ama bir de muayene olduğun zaman hemen bir kart sıkıştırıyorlar kapıda diyorlar ki, böyle böyle muayenehaneye gelirsen orada daha rahat olur bu iş. Bunları hep birlikte yaşadık mı? Yaşadık" şeklinde konuştu.
Şimdi, bunları yaşatanların, kendilerine farlı farklı gösteriler yaptıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, doktorlara yönelik düzenlemelerle de vatandaşın özel muayenehaneye gitme zorunluluğunu azalttıklarını, tam gün yasası ile bu durumunda ortadan kalkacağını dile getirdi.
-"ÖYLE ŞEY OLUR MU YAHU"-
Erdoğan, Türkiye genelinde seferberlik başlattıklarını, 7.5 yılda 160 civarında adalet sarayını bitirdiklerini, şu anda 80 kadar da inşaatı ve projesi devam eden çalışma olduğunu söyledi.
"Eğitim", "Sağlık", "Adalet" ve "Emniyet" ilkelerinden birinin eksik kalması, ihmal edilmesi halinde Türkiye'nin ilerlemeyeceğini, her alanın bundan etkileneceğini belirten Başbakan Erdoğan, "Şimdi çıkarlar bize, "Siz sağlık hizmetlerini iyileştirin, eğitime yatırım yapın ama adalete karışmayın, emniyete karışmayın.' Öyle şey olur mu yahu?" dedi. Erdoğan, "Türkiye her alanda çağdaş, modern, evrensel normları yakalayacak. Türkiye yeni ve modern hastanelere de kavuşacak. Yani bizde koğuş tipi hastalarımızın yattığı odalar olmayacak. Yaa birer kişinin, bilemediniz ikişer kişinin yattığı içinde tuvaleti, banyosu olan hastaneler... Yeni yapılanların hepsi böyle, eskileri de buna dönüştürüyoruz. Niye? Benim Ahmet'ime, Mehmet'ime yakışan bu, Ayşe'me, Fatma'ma yakışan bu. George'a bu yakışıyor da benim insanıma niye yakışmıyor? Bunu yapacağız ve bunu yapıyoruz" dedi.
-""İSTEMEZÜK', YAA NİYE İSTEMEZÜK"-
Erdoğan, bir reform paketi yapacaklarını, ancak paketin içeriğini bilmeden karşı çıkıldığını kaydeden öne sürerek, şöyle konuştu.
"Şurada bir reform paketi yapacağız daha mahiyeti belli değil, mahiyeti belli olmadan karşı çıkmaya başladılar. Dediler ki "Anayasa Mahkemesine götüreceğiz' Durun bir bitsin, içinde ne var ne yok bir görün. Daha görmeden "Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğiz' diyorlar. Allah aşkına böyle bir siyaset tarzı Türkiye'ye hizmet kazandırabilir mi? Böyle bir siyaset üslubu bu milletin dertlerine deva olabilir mi? Diyoruz ki biz hazırlıkları gelin beraber yapalım, ona da yanaşmıyorlar. Peki yapalım size de getirelim, siz de görün. "İstemezük', yaa niye istemezük. Getirelim bir görün, ondan sonra kararınızı verin. Böyle bir muhalefet anlayışı, bu kadar kısır bir muhalefet vizyonu Türkiye'nin uluslararası itibarına, ağırlığına hiç yakışıyor mu? İsteseler de istemeseler de arkadaşlarıma diyorum randevu talep edin. Verdiler verdiler, vermediler Türkiye'ye duyuracaksınız, milletimize duyuracaksınız. Katkıları olursa ne ala. Biz diyoruz ki yegane karar milletindir. Söz de milletindir, karar da milletindir diyoruz. Bizim kaybedecek vaktimiz yok, biz yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Tabii bunların başka hevesleri var. İnandıklarından değil haa. Hemen diyorlar erken seçime gidelim, istediklerinden de değil haa. Hadi gidelim desek inanın kaçarlar, böyle bir ciddiyetleri de yok. Fakat biz bütün bunlara rağmen çalışmamızı yürütüyoruz. Eğer Türkiye'nin büyümesine, ilerlemesine, gerçekten kalkınmasına bunların katkısı olsa biz şu anda geldiğimiz noktanın çok daha ilerisinde oluruz, ama istemezler. Her alanda Avrupa Birliği kriterlerini uygulayalım ama Anayasa'ya gelince, yargı reformuna gelince oraya dokunmayın' diyorlar. Böyle bir anlayışın, bu tür siyaset tarzının geçmişte Türkiye'ye nasıl ağır bedeller ödettiğini hep birlikte gördük."
-"DANIŞTAY BURAYI İŞLETSİN, YÜRÜTSÜN"-
Konuşmasında, Ankara'da toplu taşıma ücretleriyle ilgili Danıştayın aldığı karara da değinene Başbakan Erdoğan, "Danıştay karar alıyor toplu taşıma ücretlerini altı yıl öncesine döndürüyor" dedi. Ankara'da bir haftadır yaşanan ulaşım kargaşasını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Şimdi, benim vatandaşım ilk etapta belki anlamayabilir, hissedemeyebilir. Çünkü Danıştayın aldığı kararla daha ucuz fiyata gidip gelecek... Peki ben şimdi sevgili vatandaşlarıma soruyorum, bu belediyenin ayakta durabilmesi için bir hizmeti ne yapıyor? Halkına götürüyor ama ne karşılığında. Şüphesiz ki kar amacıyla değil. Hiçbir belediyenin hizmetinde kar amacı yoktur, her zaman için burada belediye hep zararla kapatır. Nitekim şu anda Türkiye genelinde belediyelerimiz neredeyse tamamına yakını hep zarardadır. Merkezi yönetim olarak, biz de destek vermeye çalışıyoruz ama zarardadır. Niçin? İşte bu anlayışlarla. Şimdi akaryakıtın fiyatını Ankara Büyükşehir Belediyesi mi belirliyor veya belediyeler mi belirliyor, yedek parçaların fiyatını Ankara Büyükşehir belediyesi veya belediyeler mi belirliyor? Bunlar uluslararası fiyatların belirlendiği ürünler. Bunu siz kalkıp da enflasyona orantıladığınız zaman bu bir defa yanlış bir değerlendirmedir çünkü bu enflasyon ile aynı şekilde zam alan ürünler değildir. Ama böyle bir yaklaşım tarzıyla "nasıl olsa bu Ankara Büyükşehir Belediyesi, bunun başında AK Partili bir belediye başkanı var batsın da ne olursa olsun' mantığıyla yaklaşırsanız, bu Ankara Büyükşehir Belediyesine zulüm olmaz, Ankaralıya zulüm olur."
Alınan kararın ardından belediyeye aylık zararın "41 trilyon" olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bu, bugünkü durumla alakalı. Altı yıl öncesine gidersek ne oluyor? Altı yıl öncesinin rakamıyla şu an bu uygulanırsa 41 trilyon ayda zarar olacak. Bu yılda nereye varıyor? 480-500 trilyona varıyor bunun altından bu belediye kalkar mı? Kapıya kilidi vurur ondan sonra da gelsin Danıştay burayı işletsin, yürütsün" diye konuştu.
-ELAZIĞ DEPREMİ-
Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda Elazığ'a giderek, depremden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunacağını anımsatarak, devletin tüm imkanlarının bölge için seferber edildiğini söyledi. Enkazın kısa sürede kaldırıldığını belirten Başbakan Erdoğan, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.
-KUNTA KİNTE KİMDİR?-
18. yüzyılda Afrika ülkesi Gambia'dan Amerika'ya getirilen kölelerden biri. Zorla çalıştırıldığı pamuk tarlalarında, sürekli özgürlük hayali kuran Kunta Kinte, her kaçış denemesinde yakalanmıştı.
Kunta Kinte'nin kuşaklar sonraki torunlarından Alex Harley'in "roots' adlı kitabı yazmasıyla tanındı. Aynı dizi Türkiye'de de "Kökler' adıyla gösterilmişti.
ABD'nin Maryland eyaletindeki Annapolis şehrinde Kunta Kinte'nin anısına dikilmiş bir de heykel bulunuyor.(ANKA)
(HM/ÖMR)
Son Dakika › Güncel › 'Danıştay Gelsin Belediyeyi İşletsin' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.