Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ergenekon davası kararına ilişkin, Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu ve Silivri'de görülen dava nedeniyle büyük bir demokrasi ve hukuk sınavından da geçtiğini belirterek, "Eleştirebiliriz bu kararları siyasetçi olarak. Doğru bulmadığımızı, doğru bulduğumuzu söyleyebiliriz ama sonuçta bu konuda son sözü Yargıtay söyleyecektir. Yargıtayın söylediği şeye hep beraber uyacağız" dedi.
Kırklareli Valisi Mustafa Yaman'ı makamında ziyaret eden Bozdağ, Ramazan Bayramı'nı Bulgaristan'da geçireceğini söyledi.
Bulgaristan'da soydaşlarla iftar, teravih ve sahurda beraber olacaklarını belirten Bozdağ, Ramazan Bayramı boyunca Bulgaristan'da temaslarda bulunacağını bildirdi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bozdağ, Silivri'deki tarihi davada mahkemenin nihai kararını dün açıkladığını hatırlattı.
Mahkemenin kararını beğenenlerin olduğu gibi beğenmeyenlerin de olabileceğini ifade eden Bozdağ, hukuki değerlendirmelerin gerekçeli karardan sonra yapılmasının daha faydalı olacağını vurguladı.
Bozdağ, doğru bir değerlendirme yapabilmek için dosyayı ve kararın gerekçesinin görülmesi gerektiğini dile getirerek, "Ancak bu tabii insanların bu kararla ilgili değerlendirme yapmasına da engel değil. Bana göre yapılan değerlendirmelerin önemli bir kısmı dosyadan ve mahkemenin gerekçelerinden bağımsız kişilerin durduğu yerle alakalı değerlendirmeler. Herkes durduğu yere göre bir değerlendirme yapıyor. Taraftarlığına göre değerlendirme yapıyor. Bu da fevkalede yanlıştır" diye konuştu.
Mahkemelerin kararlarını anayasaya, kanuna, dosyadaki delillere ve bunlardan edindikleri vicdanı kanaate göre verdiklerini belirten Bozdağ, sözlerini şöyle sürüdürdü:
"O vicdanı kanaati oluşturan dosyadaki deliller ve hukuksal yapılar nedir, onları gördükten sonra ancak sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir. Onun dışında yapılan değerlendirmeler tabii kişilerin kendi tutumları, duruşları, durdukları yerlerle alakalıdır. Mahkemelerin kararları anayasa ve hukuk çerçevesinde oluşuyor. Türkiye bir demokratik hukuk devleti. Esasında Silivri'de görülen dava nedeniyle Türkiye büyük bir demokrasi ve hukuk sınavından da geçti. Belki bugün bu davaya ilişkin bazı değerlendirmeleri insanlar bulundukları yere göre yapabilir ama bu dava sürecini, Türkiye'de olan bitenleri hem adli tarih yazacaktır, hem hukuk tarihi yazacaktır hem de demokrasi tarihi elbette daha objektif bir şekilde yazacaktır diye düşünüyorum. Türkiye önemli bir demokrasi ve hukuk sınavından bu dava sürecinde geçmiştir."
"Kılıçdaroğlu'nun yaptığı tarafını belli etmektir"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuya ilişkin açıklamalarını nasıl değerlendirdiği sorulan Bozdağ, "Sayın Kılıçdaroğlu'nun değerlendirmesi bir hukuki değerlendirme değildir. Hukuksal bir değerlendirme ancak dosyanın tetkikinden sonra mahkemenin gerekçeli kararını gördükten sonra yapılabilir" dedi.
Kılıçdaroğlu'nun dosyayı tetkik etmeden, mahkemenin gerekçeli kararını görmeden daha başında mahkemenin kararını gayri meşru ilan ettiğini ifade eden Bozdağ, CHP'nin davanın başından beri mahkemenin hakimlerini, savcılarını itham eden, onlara hakaret eden, hatta zaman zaman açık ve zımni tehdit eden yaklaşımlar içerisinde olduğunu kaydetti.
Bozdağ, CHP'nin meclis grup toplantılarını adeta mahkeme salonuna çevirdiğini ve hakimler ile savcıları yargıladığını anlatarak, şöyle devam etti:
"Adeta böyle bir şey bizim iç tüzüğümüz, anayasamız açısından uygun olmadığı halde sürekli yaptılar. Sayın Kılıçdaroğlu'nun yaptığı şey tarafını belli etmektir. CHP'nin hukuk dışı yollarla iktidar olma konusundaki tutumları ve davranışlarına baktığımızda, daha doğrusu geçmişteki siciline baktığımızda, 27 Mayıs'ta olsun, 28 Şubat'ta olsun, siciline baktığımız zaman Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu ilanı bizi yadırgatmadı. Sicillerine uygun bir ilandır. Ancak ortada bir mahkeme kararı vardır. Anayasa ve hukuk çerçevesinde işleyen bir yargılama sonunda verilmiş bir mahkeme kararıdır. Tabii dosyada delilleri, vesairesi vardır. Hakimler de bu deliller çerçevesinde karar vermiştir. Bizim anayasamıza göre mahkeme kararları bağlayıcıdır. Herkes açısından bir hüküm ifade eder. Tabii ceza mahkemelerinde yargılananlar açısından bir hüküm ifade eder. Bunlarla ilgili muhataplar açısından da infaz edilecek bir durum olduğunda da birtakım mükellefiyetler yükler. Bu karar bu çerçevede ortaya çıkmıştır."
Kararın Yargıtay aşaması olduğuna işaret eden Bozdağ, "Yargıtayın onamasından sonra eğer onarsa veya bozmasından sonra devam edecek bir prosedürü vardır. Onun için süreç devam ediyor. Bu sürecin içerisinde herkesin hukuk içerisinde olmaya özen göstermesi lazım. Önemli olan hukukun işlemesidir. Hukuk işliyorsa sorun yok demektir. Sorun hukukun işlemediği yerde vardır. Türkiye'de hukuk işliyor. İşleyen hukuktan rahatsız olan olabilir, beğenmeyen olabilir, eleştiren olabilir. Çünkü her mahkemenin kararını beğeneni ve beğenmeyeni olabilir" diye konuştu.
Bozdağ, siyasilerin, mahkeme kararlarının bir denetim yeri olmadığını vurgulayarak, "Denetimi Yargıtay yapacaktır. Eleştirebiliriz bu kararları siyasetçi olarak. Doğru bulmadığımızı, doğru bulduğumuzu söyleyebiliriz ama sonuçta bu konuda son sözü Yargıtay söyleyecektir. Yargıtayın söylediği şeye hep beraber uyacağız" dedi.
Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ veya diğer sanıklara verilen cezaların hangi gerekçelerle verildiğini, hangi gerekçenin hangi delillere dayandığını bilmediğini söyleyen Bozdağ, dosyayı inceleme imkanı olmadığını söyledi.
"Mahkemelerin ezbere karar verdiğini düşünmüyorum"
Bozdağ, mahkemelerin ezbere karar verdiğini düşünmediğini vurgulayan Bozdağ, "Mahkeme cezaları kendi takdir etti. Dosya ve delil durumuna göre takdir etti. Dosyayı inceleme imkanım olmadı. Basında yazılan ve çizilenlerle karar verirsek yanlış yaparız. O yüzden mahkemenin gerekçeli kararı ortaya çıktıktan sonra belki daha sağlıklı bir değerlendirme yapma imkanı buluruz. 'Hiçbir delil yokken, hiçbir ispat yokken, hiçbir veri, belge yokken, hiçbir şey olmadan kafadan karar veriyor' demek çok büyük bir yanlışlık olur. Ancak mahkeme hangi gerekçeleri belgeleri ve bilgileri kararına esas aldı onu bilemiyoruz. Hangi şeyleri ispat için yeterli gördü onu bilemiyoruz. Onu gerekçeli karardan sonra göreceğiz" diye konuştu.
"Tutuklu milletvekili Mehmet Haberal serbest kaldı. Meclis toplantısına çağrılacak mı?" sorusuna Bozdağ, şu yanıtı verdi:
"Sayın Haberal tahliye olmuştur. Mecliste yemin edebilir. Yemin ettikten sonra yasama ve denetim faaliyetlerine başlayabilir." - Kırklareli
Son Dakika › Güncel › Ergenekon Davası Kararının Ardından - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.