Iıcec 4. Geleneksel Uluslararası Enerji Forumu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Iıcec 4. Geleneksel Uluslararası Enerji Forumu

10.05.2013 14:35

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında süren müzakerelerde ilk açılan fasıllardan birinin enerji konusunda olması gerektiğini belirterek, "Ancak gelinen noktada, halen enerji faslının açılamaması, malum sebeplerle bloke"...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa Birliği ile

Türkiye arasında süren müzakerelerde ilk açılan fasıllardan birinin enerji

konusunda olması gerektiğini belirterek, "Ancak gelinen noktada, halen enerji

faslının açılamaması, malum sebeplerle bloke edilmesi, Avrupa Birliği'nin

stratejik miyopluğundan başka bir şey değildir" dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve

İklim Merkezi (IICEC) tarafından düzenlenen IICEC 4. Geleneksel Uluslararası

Enerji Forumunun açılışında konuştu.

Gül, kaya gazının ABD'de yaygın kullanımının önünün açılmasının, son dönemde

meydana gelen ve küresel enerji piyasasında kayda değer değişikliklere yol açacak

bir gelişme olduğunu belirtti.

Bu gelişmenin, küresel enerji piyasalarında yeni bir paradigma yarattığını

aktaran Gül, ABD, Kanada, Meksika, Latin Amerika, Çin ve Avustralya'da keşfedilen

muazzam rezervlerin, enerji piyasasına sürülmesinin sadece ekonomik değil,

stratejik anlamda da önemli tesirleri ve neticeleri olacağını, LNG

(sıvılaştırılmış doğalaz) ithalatını bitiren ABD'nin LNG ihracatçısı konumuna

gelmesinin beklendiğini anlattı.

Gül, yüksek ekonomik büyüme oranları ile Çin, Hindistan ve Brezilya gibi

ülkelerin enerji pastasından giderek daha büyük pay talep etmelerinin kaçınılmaz

olacağını dile getirerek, bu durumun bugüne kadar doğu-batı, güney-kuzey

ekseninde cereyan eden enerji jeopolitiğini köklü bir şekilde değiştirmeye namzet

olduğunu, Türkiye'nin de hızla kalkınan bu dev ekonomilerin küresel düzeyde

yürüttüğü aktif enerji politikalarını yakından takip ettiğini kaydetti.

Çin, Brezilya ve Güney Kore gibi ülkelerin, geçmişte batılı ülkelerin "7

Sisters" olarak adlandırılan petrol şirketleriyle rekabet edebilecek güçteki

petrol firmalarıyla artık birer küresel oyuncu haline geldiğini belirten Gül,

"Küresel enerji jeopolitiğinde bu kadar önemli gelişmeler cereyan ederken,

Türkiye sadece enerji geçişi sağlayan bir transit ülke olmakla yetinemez" dedi.

-"TPAO'nun şirket ve sermaye yapısı, güncel şartlara göre revize edilmeli"-

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin, büyük savaşların ve rekabetin ekseni olan

enerji bölgelerinin neredeyse merkezinde bir ülke olduğuna işaret ederek,

Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da başlayan halk hareketlerinin açığa çıkardığı tarihi

dönüşüm ortamında enerji alanında da kartların yeniden dağıtıldığına şahit

olduklarını, bu nedenle Türkiye'nin vakit kaybetmeden yanı başında bulunan enerji

üretim merkezlerinde de güçlü şirketleriyle yerini alması gerektiğini vurguladı.

Gül, üretim konusunda da Libya'dan Irak'a kadar önemli bir fırsat

penceresinin Türkiye'yi beklediğini, bunun ancak başta Türkiye Petrolleri Anonim

Ortaklığı (TPAO) olmak üzere güçlü petrol şirketlerinin varlığıyla

başarılabileceğini söyledi.

Bu anlamda TPAO'nun şirket ve sermaye yapısının güncel şartlara göre revize

edilerek küresel ölçekte rekabet edecek hale getirilmesi gerektiğini belirten

Gül, bu doğrultuda şirketin bir kısım hisselerinin halka arzı, özel sektörlerle

işbirliği, yabancı ortaklıklar gibi çeşitli fırsatların düşünülebileceğini

anlattı.

-"Enerji konusunda yurt dışında faaliyet göstermek isteyen şirketlerimiz

yetersiz"-

Gül, yurt dışında enerji piyasalarında faaliyet göstermek isteyen özel

sektör şirketlerinin ölçek olarak yetersiz olduğunu, büyük piyasalardaki büyük

şirketler düşünüldüğünde enerji firmalarının hangi boyutta sermaye yapılarının

olması gerektiğinin gayet açık şekilde ortaya çıktığını ifade ederek, şöyle devam

etti:

"Bu açıdan baktığımızda bizim şirketlerimizin yetersiz olduğu da gayet

ortadadır. Bu bakımdan özel sektöre çağrım şudur ki; özellikle yurt dışı

piyasalara giderken, birleşerek büyük konsorsiyumlar haline gelerek, güçlü büyük

sermayelerle gitmek gerekir. Bunu yapmadığımız süre içinde siyasetçilerin, devlet

adamlarının, açıkçası bizlerin sizlere yardımcı olma imkanımız da azalmaktadır.

Dünya enerji sektöründe aktif rol oynayabilmek için, gerek kamuda gerekse özel

sektörde kendi küresel oyuncularımızı artık ortaya çıkartmamız gerektiğine büyük

bir ihtiyaç vardır. Türkiye hızla büyümekte, kentleşmekte ve halkımız artan refah

imkanlarından daha fazla yararlanmak istemektedir. Tüm bu dinamikler Türkiye'yi

OECD ülkeleri arasında enerji talebi en fazla artan ülke konumuna getirmiştir.

Fosil kaynaklar bakımından yüzde 90 dolayında dışa bağımlı olmasına ve hızla

artan enerji talebine rağmen Türkiye'nin henüz nükleer enerjiden yararlanamaması,

şüphesiz büyük bir eksikliktir."

-"Nükleer enerji santralleri gecikmiş, ancak siyasi anlamı büyük projeler"-

Cumhurbaşkanı Gül, 1967-1970 yıllarında ülkenin gündemine giren nükleer

enerji santrallerinin Türkiye'deki geçmişinden bahsederek, nihayet iki santralin

ihalesi yapıldığını ve birinin temellerinin atıldığını hatırlattı.

Bu santrallerin, sadece enerji piyasasıyla ilgili projeler olmadığını,

siyasi anlamı olan büyük projeler ve çok gecikmiş başlangıçlar olduğunu ifade

eden Gül, bu santraller yapılırken Türkiye'nin aşama aşama devreye girip kendi

santrallerini yapabilecek duruma gelmesi, projeler yürütülürken uluslararası

düzeyde kabul edilen en ileri güvenlik standartlarının uygulanılması gerektiğini

vurguladı.

Gül, yenilenebilir enerji bakımından potansiyele sahip olan Türkiye'nin, bu

konuya gerek enerjide dışı bağımlılığın azaltılması gerekse çevresel mülahazalar

ışığında özel önem verdiğini, bu nedenle gerek yenilenebilir enerji gerekse

enerji tasarrufu ve verimliliği alanındaki inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarına

şimdiden güçlü bir destek vermek mecburiyetinde olunduğunu kaydetti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın bu yılki enerji görünümü raporunda, enerji

verimliliğini bir yakıt olarak telakki ettiğini, bu konuda büyük israf olduğunu

aktaran Gül, Türkiye'nin 2023 yılı itibarıyla toplam enerji üretiminin yüzde

30'unun yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasının hedeflendiğini

bildirdi.

-"Türkiye, Avrupa'nın enerji arzı güvenliğinde de önemli bir aktör haline

gelmiştir"-

Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye'nin dünyadaki değişimlere geniş bir perspektifle

yaklaşması, sağlam temellere dayanan bir vizyonla hareket etmesi, vizyonlarının

da tüm boyutlarıyla entegre olmuş tutarlı bir enerji politikasını içermesi

gerektiğinin altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye, bugüne kadar öncülük ettiği çok boyutlu projelerle kendi enerji

güvenliğini sağlamasının yanı sıra, Avrupa'nın enerji arzı güvenliğinde de önemli

bir aktör haline gelmiştir. Bu noktada şüphesiz ki bir üzüntümüzü de ifade

etmeden geçemeyeceğim. Avrupa Birliği ile müzakere faslında olan ülkenin herhalde

ilk açılması gereken fasıllardan biri enerji faslı olmalıydı. AB, Türkiye ile

müzakerelere başlamadan önce yaptığı strateji raporlarında Türkiye'nin en büyük

katkısının enerji alanında olacağını açık açık söylemiş ve Türkiye ile müzakereye

başlamanın en önemli gerekçelerinden birini enerji olarak göstermişti. Ancak

gelinen noktada, halen enerji faslının açılamaması, malum sebeplerle bloke

edilmesi, Avrupa Birliği'nin stratejik miyopluğundan başka bir şey değildir.

Bundan sonra asıl hedefimiz, hidrokarbon kaynakları bakımından zengin yakıt

coğrafyamızdaki enerji üretiminde aktif şekilde yer almak olmalıdır. Böylece

Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan Orta Asya'ya, Kafkaslar'dan Doğu Akdeniz'e kadar

geniş bir coğrafyada barış ve refahın yayılmasına katkıda bulunacak bir güç

haline geleceğimize inanıyorum."

(Bitti) - ISTANBUL

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Iıcec 4. Geleneksel Uluslararası Enerji Forumu - Son Dakika


Advertisement