Maden İşçileri Vazgeçmiyor! - Son Dakika
Son Dakika Logo

Maden İşçileri Vazgeçmiyor!

21.04.2026 00:21

Doruk Madencilik işçileri, Ankara'da hakları için açlık grevine başladı, polis abluka altında.

Haber: Batuhan Dükel/ Kamera: Gurbetelli Yalçın

(ANKARA)- Doruk Madencilik işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde ücret ve tazminatlarının ödenmesi talebiyle başlattıkları eylem polis ablukasında sürüyor. Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, "Bu işçinin hakkını gasp edenlere yazıklar olsun; biz öleceğiz ama buradan alın terimizi almadan gitmeyeceğiz" dedi.

Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçiler, ücret ve tazminatlarının ödenmesi talebiyle başlattıkları yürüyüşün 9. gününde Ankara'ya ulaştı.

Ümitköy'de sabahlayan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isterken polis ekiplerinin müdahalesiyle karşılaşan işçilere müdahale sırasında, Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır, sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ile bazı işçiler gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimler daha sonra serbest bırakıldı. Bu sırada yürümelerine izin verilen bir grup işçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önüne ulaştı. Madencilen, bakanlık önünde üstlerini çıkararak, açlık grevine başladıklarını açıkladı.

Maden işçileri eylemlerini sürdürürken kolluk kuvvetleri tarafından ablukaya alındı. Madencilerin etrafı araçlarla kapatıldı. Polis, abluka altında grev yapan maden işçilerinin yanına 21.00'dan sonra basın mensuplarının girişine engel oldu.

Açlık grevi sürerken Bağımsız Maden-İş Sendikası örgütlenme uzmanı Başaran Aksu açıklama yaparak şu ifadeleri kullandı:

"SSS Yıldızlar Holding Doruk Madencilik işçilerinin drenişinde 9. günündeyiz. Bu sabah saat 08.00 itibariyle de madençi arkadaşlarımızın tamamına yakını açlık grevinde. Şu anda bir polis kuşatması altındayız. Etrafımız polis araçlarıyla çevrili. Yaşamsal malzemelerin tarafımıza verilmesi engelleniyor. Battaniye gibi, soğuktan korunmak gibi üzerine uzanmak istediğimiz gereçleri vermiyorlar. Madenciler açlık grevinin gerektirdiği sıhhi koşullara da sahip değiller. Çünkü gün içerisinde Saat 9 ile 19 arasında yarı çıplak oturuyorlardı. Dolayısıyla üşüyor bedenleri. Rahatsızlığı olan arkadaşlar da var. Tuz gibi, şeker gibi temel ihtiyaçları su dışında temin edemiyoruz. Bu konuda hem kamuoyundan hem işçi sınıfı dostlarından dayanışma bekliyoruz. Hekimlerin yanımıza gelmesi de engelleniyor. Beypazarı'ndan buraya doğru gelen madencilerin aileleriyle bizim topluca görüşme olanağımız yok. Polis kuşatmasının dışında ancak görüşebiliyorlar."

"Anayasaya aykırı bir davranış biçimi görüyoruz"

Bağımsız Maden İş bundan 8 gün önce Ermenek'te yine bir maden mücadelesinde açtığı davada Anayasa Mahkemesi şöyle bir karar verdi: Genel idare, işçilerin sendikal hak eylemlerini yasaklayamaz, sınırlayamaz. Belli ki burada AYM kararlarının üzerine çıkan bir İçişleri Bakanlığı ve valilik pratiği görüyoruz. Anayasaya aykırı bir davranış biçimi ve en temel insan hakkına ve onuruna aykırı bir tutum görüyoruz. Bu gördüğümüz şeyi de Türkiye'deki bütün işçi, emekçi kesimlerin görmesini istiyoruz.

"Yalnız değiliz bu coğrafyada"

Kimseden bir şey beklemiyoruz, gelmese de şeker tuz. Biz sonuçta bu inadımızı, ısrarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz. Madenci arkadaşlar da bu kararlılıkta çünkü yıllara yayılan bir sistematik gaspın mağduru olmuş insanlar, aileleri, eşleri buraya gelip feryat figan bir şekilde kendi taleplerini dile getiriyorlar polis kordonunun dışında. Beypazarı'ndan buraya otobüste yola çıkan halk var. Biz çıkın desek daha çoğu da çıkar gelir. Yalnız değiliz bu coğrafyada. Burada büyük Zonguldak'ın çocukları da var, Karabük'ün, Bartın'ın çocukları da var.

"Holdingin korunması amaçlanıyor"

Bu kuşatmada Ankara halkının bizimle olan irtibatının kesilmesi, dolayısıyla bir holdingin korunması amaçlanıyor. Bugüne kadar da holding korunduğu için zaten buraya gelmek zorunda kaldık.

"Alparslan Bayraktar muhtemelen çok meşgul yeni maden sahası ruhsatları dağıtmakla uğraşıyorlardır"

Enerji Bakanlığı'nın önündeyiz. Alparslan Bayraktar muhtemelen çok meşgul. Enerji Bakan Yardımcıları muhtemelen çok meşguller. Yeni maden sahası ruhsatları dağıtmakla uğraşıyorlardır. Maden patronlarını mutlu etmekle uğraşıyorlardır. Madenciler onların umurunda değil zannediyoruz. Çünkü hiçbir hükümet yetkilisi, hiçbir bakanlık yetkilisi yanımıza gelmedi. Biz buradan çıktığımızda Enerji Bakanlığı ile bir görüşme yapabilseydik Çalışma Bakanlığı'na yürüyecektik. Orada da işçilerin yıllardır uğradığı kıdem, ihbar, özlük hakları gaspı ve de keyfi, hukuksuz, dayanaksız ücretsiz izin politikasına silsile halinde Çalışma Bakanları izin vermiş, hukuk dışı bir şey. Yine Enerji Bakanları silsile halinde Taner Yıldız'dan Fatih Dönmez'e, Hilmi Güler'e, şimdiki bakana gelinceye kadarki süreç Yıldızlar Holding patronuna 3 binin üzerinde maden ruhsatı verilmiş. Biz böyle bir pratiğe rastlamadık. Patron Sabahattin Yıldız Bey de kendisini hem iktidar hem iktidar ortağıyla güçlü ilişkileri olduğu intibasını yaymayı özel bir pratik olarak sürdürmüş bugüne kadar. İşçi arkadaşlarımızın da karşılaştığı şey bu burada.

"Bedenleri soğukta ama yürekleri ve zihinleri bu mücadeleyi kazanmaya odaklı"

Buradan kamuoyuna şunu söylemek istiyoruz: Gayet hazırlıklıyız, işçiler gayet hazırlıklı geldiler. Çünkü başka bir çıkışları yok, başka bir çareleri yok. Herkese borçlular. Esnafa, ev sahibine borçlular. Çocuklarına karşı mahcuplar. Bu tablonun değişmesi için, mücadele dışında bir yol kalmadığı için buraya gelmek durumunda kaldılar. Şimdi bedenleri açlıkta, şimdi bedenleri soğukta ama yürekleri ve zihinleri bu mücadeleyi kazanmaya odaklı."

"Çocuğumun rızkı için yürüdüm"

Madencilerin yürüyüşüne polis müdahalesi sonucu gözaltına alınan Özkan Yüksel de serbest bırakıldıktan sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki açlık grevini katılarak şu ifadeleri kullandı:

"Biz madenciyiz. Bizim derdimiz haklarımızı almak. Alın terimizi çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını almak. Biz bu muameleyi hak etmiyoruz. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. Çoluğumuzun, çocuğumuzun yüzüne bakamaz hale geldik. Bizler alın terimizi istiyoruz. 14 Senelik madenciyim ben. Maraş'a da gittim, Malatya'ya da gittim. Biz bir şey istemiyoruz. Hükümetimizden istediğimiz bizim bütün alacaklarımızı vermesi. TMSF'den devredilen bir şirket, ondan sonra bize gelmiş TMSF'den devredilirken bütün haklarımızı da verdiler. Sıfırlamadılar bizim tazminatlarımızı. Tazminatlarımız kaldı. O yüzden 14 yıllık tazminatım var, 5 aylık maaşım var, 6-7 Yıllık sendika alacaklarım var. TMSF ödemedi bunu. Biz bunları istiyoruz. Haklarımızı istiyoruz. Yeter bıktık. Ben gözaltından geliyorum arkadaşlar. 34 Tane arkadaşımız gözaltına alındı. Biz ne yaptık? Sesimizi duysunlar artık. Yeter. Biz 9 gündür yollardayız. Ben 190 kilometreyi tek tek adım adım yürüdüm. Çoluğumun çocuğumun rızkı için yürüdüm. Bana para verseler ben yürümem. Ben çoluğumun çocuğumun rızkı için yürüyorum. Yazık bize. Açız. Benim kredi kartlarım patladı. 300 Bin liralık borca düştüm, evime haciz geldi. Sesimizi duysunlar artık, yeter. Hep madenci böyle ezilecek mi?"

"İşçinin hakkını gasp edenlere yazıklar olsun"

Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır da şunları kaydetti:

"Biz işçiyiz, alın terimizi istedik. Başka bir şey istemedik. Bu 190 kilometrelik yolu hep beraber yürüdük. Bu yürüyüşü hiç kimse yapmaz. Bir tane siyasi partinin vekili yapmaz. Her bakanın harcı değildir. Her işçinin harcı değildir. Bunu madenci yapar.  Türkiye'de 190 km yol yürüyen hiç kimse yoktur. Ama bu madenciler karış karış, adım adım yol yürüdüler. Niçin yürüdüler? Başkalarının rızkına mı çöktüler? Yok. Bu işçiler başkalarından sadaka mı istiyorlar? Yok. Hiç kimseden bir şey istemiyorlar. Sadece alın terini istiyorlar. Bu kavga büyük kavga. Bu kavga ekmek kavgası, can kavgası. Benim çocuğumun elindeki benim vereceğim hakkı alıyorsunuz. Bu insanlar beş aydan beri maaş almıyorlar. Ben söylüyorum şuradaki polis kardeşlerime: 3 ay maaş almasanız emniyette durur musunuz? Bizim karşımıza dikilir misiniz? Polis kardeşlerime söylüyorum, jandarmalara söylüyorum. Bakanlara söylüyorum. Bizi yönetenlere söylüyorum. Milletvekillerine, belediye başkanlarına. Bizi hepsi yönetiyor. Hepsi de bunların sırtından para kazanıyorlar. Bunlardan çok para kazanıyorlar. Ama bunlara sahip çıkmıyorlar. Oy istemeye geldiğinizde hepiniz 'şunu yapacağız, bunu yapacağız' diyorsunuz. Hiçbiriniz işçiler mağdur edildiğinde yanında durmuyorsunuz. Kimin yanında duruyorsunuz? Güçlünün, parası çok olanın yanında. O parasını koymuş, işçiler de canını koymuş ortaya. Can mı önemli, para mı önemli? Demek ki para önemli bu ülkede. İşçiler önemli değil, alın teri önemli değil. Çalmak önemli bu ülkede. Çırpmak önemli bu ülkede. Yalan söylemek önemli bu ülkede. Yazık. Bu ülkeyi yönetenlere yazıklar olsun. Bu işçinin hakkını gasp edenlere yazıklar olsun. Biz öleceğiz ama buradan alın terimizi almadan gitmeyeceğiz."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Maden İşçileri Vazgeçmiyor! - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement