Özlale'den sermaye piyasası için 6 adım çağrısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Özlale'den sermaye piyasası için 6 adım çağrısı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Özlale\'den sermaye piyasası için 6 adım çağrısı

YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında sermaye piyasalarına ilişkin yapılan ekonomi kurmayları toplantısının gündemine dair altı maddelik çağrıda bulundu. Özlale, "Tasarruf sahiplerinin yalnız paraları değil, gelecekleri de çalınmıştır. Faturanın bir kez daha millete kesilmesine izin vermeyeceğiz" dedi.

(ANKARA) - YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında sermaye piyasalarında yaşanan gelişmelere ilişkin ekonomi kurmayları toplantısının gündemine ilişkin altı maddelik çağrıda bulunarak, "Tasarruf sahiplerinin yalnız paraları değil, gelecekleri de çalınmıştır. Biz bu düzeni değiştireceğiz. Faturanın bir kez daha millete kesilmesine izin vermeyeceğiz" dedi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde, ekonomi kurmaylarıyla finans piyasalarındaki son durumu değerlendirmek üzere bir araya geldi. YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, basına kapalı şekilde gerçekleşen toplantının gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Özlale, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin sermaye piyasalarında göz yumulan kara düzenin sonuçlarına bugün bütün ülke olarak maruz kalıyoruz. Birkaç şirket, birkaç aracı kurum, birkaç portföy yönetim şirketi ve fonlar üzerinden ekonomik gerçeklikle bağını yitirmiş hisse değerleri maalesef oluşturulmuştur. Bu şişirilmiş değerler kurumsal görünüm ve yüksek getiri vaadiyle tasarruf sahiplerini adeta pusuya düşürmüştür. Bugün şüpheli fonların büyüklüğünün yaklaşık 10 milyar dolar düzeyinde olduğu ifade edilmektedir. Somut örnekler üzerinden gidecek olursak 250 çalışanı olan ufak bir finans şirketi bugün borsada Türkiye'nin en büyük sanayi holdinglerinden daha değerli hale gelebiliyor. Küçük bir denizcilik şirketinin piyasa değeri ülkenin en büyük telekom operatörünün değerini aşabiliyor.

"İNSANLARIN ÇARESİZLİĞİNİ KAZANCA ÇEVİRENLER VE GÖZ YUMANLAR HESAP VERMELİDİR"

Ekonomik temelden kopmuş bu fiyatlamalar piyasanın doğal sonucu olarak elbette görülemez. Ortada açıklığa kavuşturulması gereken bir sanal kurgu ve kamu otoritesinin ağır bir denetim zaafı olduğu şüphesizdir. Üstelik bu mesele yalnızca borsadaki rakamlardan ibaret değildir. Yüksek riskli fonlara bulaşmayan, tasarruflarını daha korunaklı olduğunu düşündüğü araçlara yatırıp maaşıyla ay sonunu getiremeyen, çocuğunun eğitimini, kirasını ve yarını için küçük birikimini korumaya çalışan vatandaşın hayatta kalma çabası da bu kara düzende istismar edilmektedir. Tasarruflarını bir zenginleşme hevesiyle değil, hayat pahalılığı karşısında tutunacak son bir çare olarak değerlendirenlerin yalnız paraları değil gelecekleri de çalınmıştır. O yüzden de bu insanların çaresizliğini kazanca çevirenler ve göz yumanlar hesap vermelidir.

"NEDEN BU KADAR UZUN SÜRE BEKLENDİ"

Bundan yaklaşık bir yıl önce Kasım 2025'te dönemin SPK başkanı ve bizzat Hazine ve Maliye Bakanı aynı kürsüde borsada manipülasyona izin vermeyeceğini söyledi. Buna rağmen ilk düzenleme ancak Ağustos 2026'da yapıldı. Aradan geçen yaklaşık 10 ayda üzerinde şüphe olan yapılar dört-beş kat büyüdü. Denetleme ve düzenleme kurumları onca uyarıya rağmen neden bu kadar uzun süre bekledi? Sermaye Piyasası Kanunu açık şekilde piyasa dolandırıcılığını ve yapay fiyat oluşumunu suç sayarken bu girişimler hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadı. Sosyal medya paylaşımı nedeniyle bile insanlar rahatlıkla gözaltına alınırken milyarlarca dolarlık şüpheli işlemler karşısında bu sessizlik kabul edilemez. Fonların, Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu'nda (TEFAS) nitelikli yatırımcılara açılması, üzerinde şüpheli olan hisselerin endekslere alınması ve finansal yapılar üzerindeki devir ilişkileri kendiliğinden gerçekleşemez. Gelinen tabloda her aşamada kamu kurumlarının izni, gözetimi ve maalesef sessizliği vardır. Bu kararları kimlerin, hangi kriterleri göz önüne alarak verdiği mutlaka kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

"BU TABLO AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR"

Uluslararası kuruluşların borsamızı öncü piyasalar kategorisine düşürme ihtimali gündeme gelmeden önce maalesef tasarruf sahibini ve küçük yatırımcıyı koruyacak etkili adımlar atmayan iktidar, vatandaşın birikimini tehlikeye girdiğinde değil, uluslararası itibar maliyeti doğduğunda harekete geçen bir anlayıştadır. Bu yeni düzenle beraber yeni sermaye ve personel yükümlülükleri şüpheli işlemlerden kazanç sağlayanlardan çok işini kurallara uygun yapan küçük ve orta ölçekli şirketleri etkilemektedir. O yüzden düzeni kuranların kazançlarını çok daha önce realize edip bu piyasadan çıkma ihtimali ayrıca araştırılmalıdır. Maalesef bu tablo AK Parti'nin kara düzeninden bağımsız değildir ve Türkiye bu filmi ilk defa izlememektedir. Kimi zaman inanç ve hemşehrilik bağı, kimi zaman kırsal kalkınma vaadiyle tabela holdingler yaratılarak AK Parti döneminde vatandaşlar mağdur edilmiştir. Bugün aynı işlevi lisanslı kurum görüntüsü, profesyonel fon yönetimi söylemi ve olağanüstü getiri vaadi görüyor. Hikaye değişiyor ama küçük tasarruf sahibinin güveni üzerinden kurulan istismar düzeni değişmiyor.

"İDDİALARI AYDINLATMAK İKTİDARIN GÖREVİDİR"

Bu örneklerin çerçevesinde yıllardır AK Partili siyasetçilerin ve bürokratların adının anılması tesadüf değildir. Bir dönem SPK'da ortaya saçılan nüfuz ve çıkar ilişkileri hala milletimizin hafızasındadır. Bugün bazı üst düzey siyasetçi ve kamu görevlilerinin yüksek kazanç sağlayan fonlarda hesaplarının bulunduğu iddiaları tüm toplumda açıkça konuşulmaktadır. Artık tamamıyla bürokratik oligarşiye dönüşen bu düzende kamu görevlilerinin görevini kötüye kullanarak vatandaşı mağdur etmesi AK Parti'nin kara düzeninin ülkeye getirdiği bir noktadır. Bu iddiaları örtbas etmek değil, bütün belgeleriyle aydınlatmak namuslu kamu görevlilerinin ve iktidarın görevidir. Siyasi iktidarın alışageldiği bu çıkar ağı küçük yatırımcıyı savunmasız bırakmaktadır.

ÖZLALE YETKİLİLERE SORDU

Şimdi buradan birkaç soru sormak istiyoruz: Hangi üst düzey siyasetçi ve kamu görevlisi bu yüksek getirili kazanç sisteminden kazanç sağladı? Hangi kamu görevlilerini denetlemekle görevli yapılarda yatırımı veya çıkar ilişkisi vardı? Hazine ve Maliye Bakanı ve eski SPK başkanı uyarısına rağmen neden 10 ay beklenildi? Birileri çıkışını tamamlasın diye zaman mı kazanıldı? Manipülasyondan yararlanılanların varlıklar şimdi vatandaşın vergisiyle mi kurtarılacak? Bu sorulara ikna edici cevaplar verilmeden yapılacak hiçbir açıklama kamu vicdanını rahatlatmayacaktır."

"DERHAL ATILMASI GEREKEN ALTI ADIM"

Özlale, derhal atılması gereken altı adımın olduğunu belirterek bu adımları şöyle sıraladı:

"Şüpheli işlemler hakkında suç duyurusu yapılmadıysa gerekçesi açıklansın, yapıldıysa kapsamı kamuoyuyla paylaşılsın. Sermaye piyasasında oluşan riskin banka veya tasarruf finansman sistemi üzerinden daha geniş bir alana taşınmasına izin verilmesin. Fonlar halka açılmadan önce kimlerin içeride olduğu, sonra kimlerin ne zaman, hangi tutarlarda çıkış yaptığı siyaseten bağımsız olarak  incelensin. Fonlara, hisselere ve olası devirlere ilişkin bütün kamu kararlarının hangi ölçütlerle alındığı açıklansın. Kamu görevlilerinin ve siyasetçilerin yatırımları, karar süreçlerine katılımları ve olası çıkar çatışmaları bağımsız denetime açılsın. En önemlisi oluşan zarar vatandaşa, vergi mükellefine yüklenmesin.

"MAĞDURU DEĞİL, DÜZENİ SORGULAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ"

Biz YENİ Parti olarak mağduru değil, bu düzeni sorgulamakla yükümlüyüz. Borsada yaşanan çöküş ve bazı fonların temerrüte düşmesi, elbette tek başına bir ponzi düzeninin ya da dolandırıcılığın kanıtı değildir. Ancak bu ihtimali araştırmak, getirilerin kaynağını ortaya koymak, varlıkların nasıl değerlendiğini ve ödemelerin hangi kaynakla yapıldığını açıklamak denetim kurumlarının birincil görevidir. Hukuki nitelendirme bağımsız yargının işidir, siyasi sorumluluk bugünden ortadadır. Uyarıya rağmen önlem almayanlar, verdikleri izinleri açıklamayanlar ve çıkar çatışmalarını denetlemeyip bizzat parçası olanlar görevlerini yapmamışlardır.

"FATURANIN MİLLETE KESİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ"

Bu yaşananlar bir büyük yapısal sorunun sonucudur. İktidarın uyguladığı bozuk ekonomi programının ve kurduğu çarpık düzenin yarattığı ekonomik tahribat, küçük yatırımcının yüksek getiri vaadine neden sarıldığını göstermektedir. İktidarın politikaları ücretleri ve birikimleri eritmiş, halkı yoksullaştırmış, gelir ve servet adaletsizliğini derinleştirmiştir. Çalışanlar ev ve otomobil sahibi olmayı bir yana bırakıp kiralarını, faturalarını ve çocuklarının okul masraflarını karşılamaya çalışmktadır. Bir yanda dürüst emeğin karşılıksız kaldığı, diğer yanda kaynağı açıklanamayan servetlerin sergilendiği bu düzende vatandaşın umudu da kolayca istismar edilmektedir. Bugün konuştuğumuz mesele o yüzden basit bir borsa haberi ya da bir finans piyasasıyla ilişkili durum değildir. Gelirleriyle yaşayamayan insanlara, 'son umut' diye pazarlanan bir sistemin siyasi nüfuz ve bürokratik kayıtsızlık altında korunup kollanmasıdır. Biz küçük tasarruf sahibinin parasını ve geleceğini çalan bu düzeni değiştireceğiz. Faturanın bir kez daha millete kesilmesine de asla izin vermeyeceğiz."

YENİ PARTİ'NİN EKONOMİ PROGRAMI

Özlale, açıklamalarının ardından soruları yanıtladı. Özlale, YENİ Parti'nin ekonomi programıyla ilgili soruya şu yanıtı verdi:

"Partimizin ekonomi programı uzun zamandan beri hazır. Fakat Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel ile beraber çıktığımız Anadolu turlarında iş insanlarına, bölgedeki yatırımcılarla, emekçilerle buluşup bu programa son halini verme aşamasındayız. Ama YENİ Parti'nin Türkiye'nin bütün problemlerine çözüm üretecek kadrosu ve vizyonu fazlasıyla mevcuttur.

"BAKAN ŞİMŞEK'İN CEVAPLAMAKTAN KAÇINDIĞI ÜCRETLER"

Bu problemlerden bir tanesi bugün Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ısrarla cevaplamaktan kaçındığı ücretler ve yaşam koşullarıdır. Bugün Türkiye'de iş dünyası yüksek maaşlardan emekçiler de geçinememekten dolayı dert yanıyorsa bunun tek sorumlusu AK Parti'nin uyguladığı çarpık ekonomi programıdır. Bugün hala üç sene geçmesine rağmen enflasyon düşmüyorsa, herhangi bir şekilde makroekonomik göstergelerde iyileşme yoksa, 2026 yılında bütçenin içerisindeki en yüklü kalem olan faiz harcaması 2027'de daha da fazla artıyorsa bu programın ülkemize verebileceği hiçbir şey yoktur. Sadece yerli yatırımcı, emekçi, öğrenci açısından değil, yabancı yatırımcı açısından da yoktur. 25 yıldan beri ilk defa Türkiye'de net dış yabancı yatırımlar eksiye düşmüştür. Türkiye maalesef gelişmekte olan ülkelerden olumsuz anlamda ayrışmaktadır. Türkiye bu haliyle bir kriz değil, daha uzun yapısal bir hastalıkla mücadele etmektedir. Türkiye'de bütün kurumlara sirayet etmiş bir düzensizlik var. Bu düzensizliği ben en iyi 'bürokratik oligarşi' olarak tanımlayabilirim. Yani bürokrasinin içerisinde sınırlı sayıda kamu görevlisinin bugün finans piyasasında yaşadığımız çalkantılarda sorumlusu olduğu gibi, daha birçok alanda sorumlusu olduğu bir oligarşik düzenin bugün faturasını ödüyoruz. Ama ilk seçimde ve hemen erken bir seçimde YENİ Parti ekonomi programlarıyla, çözümleriyle ülkenin bütün problemlerine çözüm üretebilecek durumdadır."

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement