Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'nin kuzeyindeki gelişmelere ilişkin, "Bizim burada bazı şeylere sıcak yaklaşımımız asla mümkün değildir. O da nedir- Biz buradaki bu terör yapılanmasını, burada PKK, PYD yapılanmasına asla sıcak bakamayız" dedi.
Erdoğan, Kanal 24'te katıldığı "Sansürsüz Özel" programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Esed yönetiminin bu kadar direnebileceğini, sürecin bu kadar uzayabileceğini düşünüp düşünmediğinin ve bundan sonraki takvime yönelik düşüncelerinin sorulması üzerine Erdoğan, "Şu anda da yine Suriye ile ilgili olarak 'Şu kadar zamanda bu iş biter' diye bir takvim belirlememiz mümkün değil. Sosyal hadiselerde kalkıp da böyle bir takvim ortaya koyamazsınız. Kaldı ki siz bu işin direkt olarak içinde değilsiniz. Nasıl olacak da böyle bir takvim koyacaksınız" cevabını verdi.
"Bizim bütün arzumuz, çok açık, net söylüyorum; bir an önce oradaki zulüm bitmeli. Bu bir gün, bir hafta ne kadar kısa zamanda olursa şüphesiz ki Suriye'deki kardeşlerimiz de o kadar kısa zamanda huzura, refaha kavuşacaktır" diyen Başbakan Erdoğan, Suriye'de yaşananların televizyonlardan izlendiğini, tüm ülkenin "neredeyse yerle yeksan olduğuna" dikkati çekti.
Ülkede 20 bini aşan ölümün olduğunu, yaralıların bulunduğunu ifade eden Erdoğan, "Göçe baktığımız zaman şu anda Türkiye, Lübnan, Ürdün sadece bu üç ülkede olan 200 binin üzerinde, 250 bine varan bir göç olayı var. Bizim şu andaki planlarımız, mesela biz 100 bine göre hazırlık yapıyoruz daha da bize gelebilir diye" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bütün bunların ne kadar kısa zamanda bitmesi mümkün olursa, inanıyorum ki şu anda muhalif güçler artık kendileri de finalin adımlarını atıyorlar. Halep'ten gelen başkonsolosumuzun da ifadesiyle 'Halep'ten Türkiye'ye yol boyu tamamıyla muhalif güçlerin hakim olduğunu gördük' diyor. Kırsal kesimde filan tamamen. Şu anda Esed yönetimi Şam merkeze toplanma noktasında, oraya sıkışmış vaziyette, kısmen de Lazkiye tarafına böyle bir durumu söz konusu. Diğer yerlerde muhalif güçlerin artık görünen bir hakimiyeti var. Zaten kuzeyde de 5 tane ili orada Kürtlere teslim etmiş, terör örgütüne teslim etmiş. Onlar da bölücü terör örgütünün malum başının resimlerini koymak suretiyle orada kendilerine göre şu anda bir durum ortaya koymaya çalışıyorlar. Böyle bir yapı var. Dolayısıyla bu yapı içerisinde bu ne kadar sürer, ne kadar burada daha can kaybı olur bunu tabii kestirmek mümkün değil. Ama en kısa zamanda bunun bitmesi bizim temennimizdir, duamızdır."
-"Onu zaten konuşmaya bile gerek yok"-
"Terör örgütünü konuşlandığı illerden Türkiye'ye herhangi bir taciz olursa sıcak takip gündeme gelebilir mi-" sorusuna Erdoğan, "Onu zaten konuşmaya bile gerek yok, tabii ki. O zaten görevdir, yapılması gerekendir" yanıtını vererek, şunları söyledi:
"Kaldı ki bizim zaten değişen angajman kuralları içinde bunlar. Böyle bir şey olduğu zaman bu şundan gelmiştir, bundan gelmiştir böyle bir şeye zaten bakmak söz konusu değil. Zaten sizin en doğal en tabi hakkınızdır. Nitekim bunu Irak'ta da aynı şekilde yaptık, hala da yapıyoruz. Eğer bizim bugün zaman zaman Kuzey Irak'ta malum o terör bölgelerine hava saldırılarımız, oralara gidişimiz bir savunmanın gereği olarak atılan adımlardır. Buna da bugüne kadar Irak yönetimi herhangi bir şey söyleyemediği gibi Kuzey Irak'taki yerel yönetim de bunu doğal karşılamaktadır. Çünkü terör örgütü buralara farklı yerlerden giriş yapıyor. Son zamanda olan olaylarda yine maalesef yine bunlar var."
-"Türkiye olarak bu tahrikin başından itibaren farkındayız" -
Esed yönetiminin tahrik edici çıkışlarının olduğu, rejimin Türkiye'nin sıcak çatışma içine girmesini ister gibi davrandığını belirterek, değerlendirmesinin sorulmasına Erdoğan, "Türkiye olarak bu tahrikin başından itibaren farkındayız" ifadesini kullandı.
Amanoslar'da yaşanan son gelişmelerde Suriye'nin tahriklerinin olduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"O zaman bu işi lokal yapıyordu, mevziydi ama şimdi bu yerleri onlara terk etmek suretiyle işi genellemeye ve tamamıyla kuzeyi onlara terk ederek çekilme yoluna gittiler. Şöyle bir durumda yarın için söz konusu olabilir; bu aynı zamanda Kuzey Irak'taki yapılanmanın Akdeniz'e açılımı noktasında kendilerine göre bir plan da olabilir. Fakat bizim burada tabii bazı şeylere sıcak yaklaşımımız asla mümkün değildir. O da nedir, biz buradaki bu terör yapılanmasını, burada PKK, PYD yapılanmasına asla sıcak bakamayız. Buradaki bu gelişmelerde bize yönelik ki bunu biz böyle kabul ediyoruz bir uygulama karşılığını bizden kesinlikle bulacaktır. Aksi takdirde bizim Suriye rejiminden öte halka karşı muhabbetimiz var. Onlar bizim kardeşlerimiz ama rejim şu anda bizim için adeta düşman noktasındadır. Çünkü zalim bir rejim orada söz konusu ve bu 7'den 70'e herkese zulüm ediyor. Türkiye bu konuda, terör örgütüyle olan bu yapılanmadaki hassasiyetimiz zaten bellidir. Bu hassasiyetimizi kimse göz ardı etmemelidir. Kamışlı bölgesi ile yani Afrin, bu bölgeyi kuşatan bir yapılanma Türkiye'yi rahatsız edecektir. Orada da Halep ciddi manada Türklerin, Arapların da olduğu, Sünnilerin olduğu bir bölge. Kürtlerin de zaten ciddi bir kısmı burada tamamıyla Sünni. Dolayısıyla bu yapılanma eğer terörle tehdit altına alınırsa orada tabii ki bize düşen de bir görev olacaktır. Çünkü ülkemiz bir yerde bir tehdit altına giriyor. Buna karşı da tabii seyirci kalmak mümkün değil."
- "İran bile ümidini kesmiş vaziyette" -
"Esed'i düşündüğünüzde sonunu daha hafifletmekle ilgili bir öneriniz oluyor mu' sorusu üzerine Erdoğan, "Şu anda o süreç tamamıyla bitti. İran bile ümidini kesmiş vaziyette. Ruslar da verdikleri mesajlarda aslında farklı mesajlar vermiyorlar. Kaldı ki bugün yaptıkları açıklamada 'Bir kimyasal silah kullanma yoluna giderlerse asla tasvip etmeyiz' diye bugün Rusya'nın resmi açıklaması var" diye konuştu.
Bu sorunun çözümü için uluslararası camianın ne gibi bir formül üretebileceğinin sorulması üzerine ise Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Şu çok hassas ele alınmalı, böyle bir çözümde, gelişmeler de biraz da bunu belirleyecek ama İslam İşbirliği Teşkilatı ile Arap Ligi'ne çok büyük görev düşmekte. Burada özellikle Suriye halkı İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Ligi buraların yaklaşımını, aynı şekilde bu yaklaşımda Esed'den sonraki süreci de hesap ederek yapılan bir yaklaşımdır. Çünkü yıkılmış bir adeta Suriye var. Buranın imarına kim el atar- Atsa atsa yine Arap Ligi atacaktır, İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeler atacaktır ve bu şekilde Suriye tekrar ayağa kaldırılacaktır. Bunu bildikleri için birinci derecede bunların rolü çok önemli."
-"Türkiye olarak üzerimize düşeni yapacağız"-
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın devlet başkanları zirvesi çağrısı olduğunun hatırlatılması üzerine Erdoğan, Mekke'de yapılacak zirveye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılacağını belirtti. Erdoğan, "Bu sürecin içerisinde de tabii ki biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yapacağız. Fakat Batı şu anda yaklaşımda bazı şeyler ortaya sürüyor. Mesela BM Güvenlik Konseyi'nde bu 7. maddenin 41'i uygulansın dendi. Orada Rusya ve Çin, daha önce Çin'in söylediklerinden farklı bir adım atıldı. Mesela 'Biz bir daha veto kullanmayacağız Suriye'yle ilgili' Çin bunu söylemişti bize maalesef tekrar orada vetoyu kullandı. Halbuki yapılan neydi- Sadece Suriye'ye bazı yaptırımların uygulanmasıydı. Bir dış müdahale değildi. Buna bile tahammül edemediler. Böyle bir durum var. Bu süreç içindeki gelişmeler de bazı şeylerin belirlenmesine etki yapacak ama benim ilk el olarak İslam İşbirliği Teşkilatı ile Arap Ligi'nin burada çok hazırlıklı olmasının gerektiğini, onlar vasıtasıyla bunlar yapılmalı diye düşünüyorum."
Erdoğan, Esad yönetimine yaklaşımının mezhepten kaynaklandığı iddialarının hatırlatılması üzerine ise, şöyle konuştu:
"Böyle bir şey kabul etmemiz mümkün değil. Biz bir defa mezhep öncelikli dünyayı kabul etmemişiz ki biz insan öncelikli bir dünyayı kabul etmişiz. Bir defa bizim mensubu olduğumuz dinimizin bir defa mezhep öncelikli tavsiyesi bize yok. İnsanı öne çıkarıyor bizim dinimiz. Bizim dinimiz insan katlinin ne kadar ağır olduğunu, 'bir insanın ölümü insanlığın ölümü gibi' diyen bir dinin mensubuyuz biz. Orada bir Müslüman'ın ölümü demiyor, bir insanın ölümü diyor. Dolayısıyla böyle bir şeye nasıl eyvallah deriz- Olur mu böyle bir şey. Biz oradaki zulmün karşısındayız, zalim bir rejimin karşısındayız. Yoksa o halk, onlar bizim kardeşlerimiz. Bugüne kadar oraya verdiğimiz bütün destekleri, burası Nusayri'dir, burası Müslümandır, burası Hristiyandır, burada Dürzi vardır... Asla böyle bir şey düşünmedik. Mesela Velid Canbolat ile görüşmemiz oldu, "Asla biz Esed ile beraber olamayız" dedi. Onlar Dürzi'dir ama şu anda müşterek hareket ediyorlar. Niye- Bir zulüm var orada."
(Sürecek)
Muhabir: Sarp Özer/ Ali Hakan Der
Yayıncı: İbrahim Uyar - ANKARA
Son Dakika › Güncel › 'Suriye'deki Olaylara Sıcak Bakmamız Mümkün Değil' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.