Ticaret Müşavirleri Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Ticaret Müşavirleri Toplantısı

05.01.2015 16:08

Başbakan Davutoğlu: (2) "(AB ve ABD arasındaki) TTIP ile ilgili müzakereler bundan sonra hızlanarak devam edecek" "Her zeminde, gerek Sayın Cumhurbaşkanımız, gerek ben, gerek ilgili bakanlarımız hem AB yetkililerine hem de ABD yetkililerine, AB ile olan Gümrük Birliğimiz dolayısıyla, bu Gümrük Birliğinin.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AB ve ABD arasındaki Transatlantik Yatırım ve Ticaret Ortaklığı (TTIP) ile ilgili müzakerelerin bundan sonra hızlanarak devam edeceğini belirterek, "Her zeminde, gerek Sayın Cumhurbaşkanımız, gerek ben, gerek ilgili bakanlarımız hem AB yetkililerine hem de ABD yetkililerine, AB ile olan Gümrük Birliğimiz dolayısıyla, bu Gümrük Birliğinin doğasına ve prensiplerine aykırı bir şekilde Türkiye olmadan imzalanacak TTIP'nin Gümrük Birliğini de tartışmaya açacağını vurguluyoruz" dedi.

Davutoğlu, Ekonomi Bakanlığındaki 3. Ticaret Müşavirleri Toplantısında yaptığı konuşmada, ticaret müşavirlerinin küresel resmi doğru çekmeleri, bulundukları ülkeyi o küresel resmin içine oturtmaları, Türkiye'nin makro stratejik resmini doğru okumaları; yatırım, ticaret, enerji gibi hedefleri her bir alana yansıtmaları ve iş dünyalarıyla iyi ilişkiler kurmaları gerektiğini, bunun yanında her ülkenin ve bölgenin özel şartları olduğunu bilerek, genel prensipler dışında o ülkeye özel birtakım politika ve yöntemleri geliştirmeleri gerektiğini ifade etti.

Ticaret müşavirlerinin görev yürüttüğü ülkelerin dört ana grupta toplanabileceğini bildiren Davutoğlu, gruplardan birinin AB ülkeleri olduğunu kaydetti.

AB üyelerinin, Gümrük Birliği dolayısıyla Türkiye'nin çok özel statüde ilişkisi bulunan ülkeler olduğuna işaret eden Davutoğlu, bu çerçevede AB üyesi ülkelerdeki ticaret müşavirlerinin, Gümrük Birliği mevzuatını ve Türkiye'nin buradan doğan haklarını çok yakından takip edip, bu haklarda herhangi bir aşınma, yıpranma olmamasına özel çaba göstermesi gerektiğini belirtti.

Davutoğlu, geçen haftalarda DEİK'te bir araya geldiğinde de vurguladığı gibi AB ile ilişkilerde sadece bugünün sorunlarını çözmeye veya Türkiye'nin AB içindeki payını bugün için artırmaya ayarlı politika değil, AB krizden çıktıktan sonraki aşamada da birlik içinde en fazla ekonomik aktivite gösteren yeni bir dönemin başlangıcının ilk işaretlerinin verilmesi gerektiğini söyleyerek, "Şimdiden kendimizi kriz sonrası düzenlemelere, ayarlamalara hazırlıklı kılmalıyız. AB üyesi ülkelerde, büyük veya küçük, ama hepsi aynı prensipler içinde olan bu ekonomik havzada, bizim AB üyesi olmamakla birlikte, ekonomik olarak AB'nin parçası olduğumuz gerçeğinden hareketle ekonomi politikalarımızı yönetmemiz, yürütmemiz lazım. Bu çerçevede de önümüzdeki dönemde AB ile ilişkilerimizde yeni bir dinamizm bekliyoruz. Bu dinamizmde sizlerin özel konumlar üstlenmenizde de büyük fayda mülahaza ediyoruz" diye konuştu.

AB ve ABD arasındaki TTIP ile ilgili müzakerelerin bundan sonra hızlanarak devam edeceğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Her zeminde, gerek Sayın Cumhurbaşkanımız, gerek ben, gerek ilgili bakanlarımız hem AB yetkililerine hem de ABD yetkililerine, AB ile olan Gümrük Birliğimiz dolayısıyla, bu Gümrük Birliğinin doğasına ve prensiplerine aykırı bir şekilde Türkiye olmadan imzalanacak TTIP'nin Gümrük Birliğini de tartışmaya açacağını vurguluyoruz. Onun için her birinizin, böyle bir durumda o ülkeyle ilişkilerimizin nasıl etkileneceğini de şimdiden planlamanız ve bize bu yönde doğru analizler sunmanız lazım.

Artık AB-Türkiye ilişkileri, ekonomik ilişkiler bağlamında söylüyorum, o 20 yıl önce, Gümrük Birliği anlaşmasının imzalandığı şartlar çok değişti. Artık AB'nin içinde rekabet gücüne sahip bir Türk sanayi var. Artık birçok alanda, AB pazarında ciddi etki gösterebilen belli sektörel alanlarımız var."

Ticaret müşavirlerine, "Hem AB hem diğer alanlarda son dönemlerde ilan ettiğimiz sektörel dönüşüm programlarını her biriniz yakından takip edin" diye seslenen Davutoğlu, bu programların getirdiği imkanlarla AB'de ve diğer alanlarda nasıl bazı özel avantajlara sahip olunabileceğinin iyi etüt edilmesini istedi ve "Çünkü bu sektörel dönüşüm programları, bizim hem içeride reel sektörün yeniden yapılandırılması hem makroekonomik alanda yeni bir döneme başlangıç açısından özel bir öneme sahip" dedi.

-Komşu ülkeler

Davutoğlu, ikinci önemli alanın komşu ülkeler olduğunu belirterek, Türkiye'nin AB ile ilişkilerin gelişmesi yanında, son 12 yılda komşu ülkelerle ilişkilerin gelişmesine büyük önem verdiklerini vurguladı.

Komşu ülkelerle "yüksek düzeyli stratejik işbirliği mekanizmaları" ya da "üst düzey işbirliği mekanizmaları" gibi yeni mekanizmalar geliştirdiklerini, sadece geçen ay Yunanistan, Irak ve Rusya ile üst düzey işbirliği konseyi toplantıları yaptıklarını anlatan Davutoğlu, ticaret müşavirlerinden, bunları çok yakından takip etmelerini istedi.

Davutoğlu, "Türkiye komşu ülkelerle ilişkilerini geliştirme konusunda kararlıdır. Komşu ülkelerde görev yürüten ticaret müşavirlerimiz, ekonomiyle ilgili diğer müşavirlik alanlarımız, temelde şu prensipten hareket etmek durumunda: Türkiye, komşu ülkelerle ekonomileri entegre etme iddiasındadır ve bu ülkelerle ilişkiler gelişirken tek bir alanda değil, bütün alanlarda bütüncül tamamlayıcılık ilişkisine sahip, ekonomik ilişkiler geliştirmek bizim için çok önemli bir stratejik hedeftir" diye konuştu.

Irak'ın çarpıcı bir örnek olduğunu belirten Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Irak, 2009'da YDSK'yı kurduktan sonra da inişli çıkışlı bazı siyasi dönemler olmakla birlikte, ekonomik bakımdan hala en çok ihracat yaptığımız ikinci ülkedir, en önemli yatırım alanlarımızdan birisidir ve enerji konusunda da enerji açığımızın giderilebileceği en büyük potansiyele sahip ülkelerden biridir. Türkiye ile Irak, ekonomik açıdan birbirini tamamlayan ülkelerdir, birbirine rakip ülkeler değildir. Dolayısıyla bütün komşu ülkelerle ekonomik ilişkilerimizde tamamlayıcılık ilişkisine özel önem göstermenizi rica ediyorum. Her birisiyle acaba ekonomimiz nasıl entegre olur, nasıl bütünleşir, onu planlayacağız. Çünkü dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girebilmek için mutlaka kendi siyasi sınırlarımız sabit kalmakla birlikte ekonomik sınırlarımızın, yani serbest vize uygulamalarının, yani ticaret anlaşması uygulamalarının yayılması ve derinleşmesi lazım.

Aksi takdirde Türkiye ölçeğinde bir ülkenin bu yarışı, yani coğrafi bakımdan, büyüklük ve nüfus büyüklüğü bakımından sürdürebilmesinde ciddi problemler var. Çünkü geri kalan 9 ülke kıta ölçekli ülkeler. Her biri Türkiye'nin 8 misli, 10 misli büyüklüğünde ülkelerden bahsediyoruz. ABD, Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya, Avustralya, Kanada, bunların ekonomik ölçeği, yüz ölçümü itibarıyla da bazıları nüfus itibarıyla da kıta ölçeğinde ülkeler. Onlarla olan rekabetimizde mesafe alabilmemiz için mutlaka siyasi sınırlara karşılıklı saygı göstermekle birlikte ekonomik sınırları genişletmek lazım, perspektifimizi, ufkumuzu açmamız lazım. Ekonomik sınırları bu anlamda daha açık sınırlar haline getirmenin temel prensibi de komşu ülkelerle iyi ilişkiler üzerinden ekonomik entegrasyona dayalı ilişkiler geliştirmek. Bu da bizim için vazgeçilmez bir alan halinde."

-" Afrika'da başat ülkelerden biri haline geldik"

Davutoğlu, üçüncü önemli ülke grubunun "açılım bölgeleri" olarak adlandırılabileceğini ifade ederek, bu ülkelerin, her birinin ayrı özelliklere sahip Türkiye'nin yeni açılım havzaları olan Afrika, Güney ve Latin Amerika ile Asya Pasifik olduğunu söyledi.

Önceki dönemlerde Türkiye ekonomisinde bu bölgelerin yerinin "marjinal" denilecek düzeyde olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "Son 5-6 yıl içinde arka arkaya attığımız adımlarla ve takip ettiğimiz politikalarla Afrika'da şu anda başat ülkelerden biri haline geldik" dedi.

Türkiye'nin bugün Afrika'daki 39 ülkede büyükelçiliği bulunduğuna işaret eden Davutoğlu, Dışişleri Bakanı olduğunda bu sayının 12 olduğunu hatırlattı.

- Ankara

Kaynak: AA - AkHaber.com

Son Dakika Güncel Ticaret Müşavirleri Toplantısı - Son Dakika


Advertisement