AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Acaba terörist başı İmralı'da yaşıyor mu-" dediğini belirterek, "Peki, yaşadığını bizzat sen görürsen ne yapacaksın- O zaman Beyefendiyi herhalde İmralı'ya götürmek lazım" dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, AK Parti'yi kurma çalışmaları yaptığı 2001'de Güneydoğu'da kendilerine, "Olağanüstü Hal'i kaldırın, biz sizden başka bir şey istemiyoruz" denildiğini söyledi.
İktidara geldikleri ayda olağanüstü hali kaldırdıklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
"Peki şu anda soruyorum: Ekranları başında bizi izleyenler ya da Parlamento'da malum bölücü terör örgütünün siyasi uzantısı... Bunlar bu gerçeği kabulleniyorlar mı- Kürt kökenli vatandaşlarım acaba bunun farkında mı- Bir çoğu inanın değil. Bitti mi- Bitmedi. TRT Şeş'i uygulamaya koyduk. Yarım saate bu ülkede cesaret edemeyenler, 24 saat bizim her gün yayınımızı gördüler. Bunu bu iktidar yaptı. Yaptık da ne oldu, neyi kaybettik- Gayet iyi gidiyor. Bitmedi. Seçim kampanyalarını ana diliyle yapabiliyorlar mı- Yapabiliyorlar. Ne oldu- Bilboardlara, köprülerin üstlerine bez pankartları ana dilleriyle asıyorlar mı- Asıyorlar. Ne oldu- 'Red, inkar politikaları' diye bir şey kalmadı- Yok. Cezaevinde evladıyla ana dilinde konuşamayan anneler, kardeşler şimdi ana dilinde konuşuyor. Bütün bunlar AK Parti iktidarının attığı adımlar. Sosyoekonomik olarak son rakamları çıkardım. Güneydoğu ve doğuya yaptığımız yatırımların toplamı, eski rakamla 32 katrilyon.
Biz bunları yaparken, hala bu çalışmalar devam ederken, şu anda oradaki çalışmalar esnasında müteahhitlerimizin iş makinelerini yakan kim- Bölücü terör örgütü. Benim Kürt kardeşlerim adına ortada olduğunu söyleyenler, Yüksekova'da, Şırnak'ta, Iğdır'da havaalanı yapacaksın, hayır. Bunu engellemek isteyenler kimler- 'Biz Kürtler adına varız' diyen bölücü terör örgütü. Ama biz bütün bunlara rağmen biz dedik ki 780 bin kilometrekarelik vatan topraklarının partisiyiz, iktidarıyız, batıda ne varsa Güneydoğu'da da Doğu'da da Karadeniz'de de o olacak. Ne dedik- 75 milyonun iktidarıyız. Batıda yaşayan vatandaşlarım neye sahipse, Güneydoğu'da, Doğu'da, Karadeniz'de yaşayan kardeşlerim de buna sahip olacak. İşte bunu yaptık, yapıyoruz. Bu oyunları milletle beraber iktidar olarak bozacağız. Onun için halkımızın bu düzenlemeleri takdirle ve memnuniyetle karşılayacağına yürekten inanıyorum."
-Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşme-
Erdoğan, geçen hafta, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve heyetini AK Parti Genel Merkezi'nde ağırladıklarını belirterek, yaklaşık 1 saatlik görüşmede, terör ve Kürt meselesini konuştuklarını kaydetti.
CHP'nin, siyasi partilerden randevu alarak ortaya koyduğu bu yeni tavır ve girişimin, toplumda yeni bir havanın oluşmasına vesile olduğunu ifade eden Erdoğan, "CHP bu girişimde, bu uzlaşı atmosferinin oluşturulmasında geç kalmıştır ama geç de olsa, CHP'nin bu meseleyi gündemine almış olmasından, uzlaşma arayışlarından biz sadece memnuniyet duyarız ve duyuyoruz" dedi.
-Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi-
Başbakan Erdoğan, 2009 yılında, milli birlik ve kardeşlik projesini açıkladıktan sonra, toplumun hemen her kesimiyle çok samimi bir uzlaşı arayışına girdiklerini kaydederek, şunları kaydetti:
"Sanatçılarımızdan sporcularımıza, yazarlarımızdan sivil toplum örgütlerine kadar, geniş bir yelpazede projeyi anlattık, samimiyetimizi ortaya koyduk ve her kesimden katkı istedik. Aynı uzlaşı arayışlarını, siyasi partiler nezdinde de yaptık. Başta, Meclis'te grubu olan partiler olmak üzere, gerek şahsım, gerek Başbakan Yardımcım Atalay olmak üzere randevu taleplerinde bulundular. TBMM'de özel oturumda meseleyi ele aldık. Ancak, toplumun hemen tüm kesimlerinden gelen destek ve katkıya rağmen, CHP ve MHP bizlere kapılarını en baştan kapattı; hatta alaycı üsluplarla 'ancak kahve içmeye gelirler' dediler, kameralardan bahsettiler. BDP ise çözümün bir parçası değil, sorunun bir parçası olarak kalmayı tercih ediyordu. Siyasi noktada bu yalnız bırakılmışlığa biz aldırış etmedik. Azimle, kararlılıkla, samimi şekilde çabalarımızı sürdürdük; oluşan umut atmosferinin sönmemesi, hayal kırıklığı yaşanmaması için, tüm tahriklere rağmen kararlı bir duruş sergiledik.
Nitekim, gerek 12 Eylül halk oylamasında, gerek 12 Haziran seçimlerinde, Türkiye'nin tamamından, politikalarımız, çözüm önerilerimiz noktasında milletimizden teyit aldık ve bu teyitle yolumuza devam ettik. Bugün başta CHP, MHP, BDP olmak üzere, siyasi partilerin sürece dahil olması konusunda hiçbir önyargımız, ön kabulümüz, ön şartımız yok. Böyle milli bir meselede, biz, kimden gelirse gelsin katkı almaya hazırız, kapılarımızı açık tutarız. Takdir edersiniz ki, sıkılı yumruklarla tokalaşma olmaz. MHP ve BDP, siyasetlerinin kaynağı olarak gördükleri, istismar ederek siyaset üretebildikleri bu bataklığın kurutulması için henüz ortaya bir irade koyabilmiş değiller. Özellikle MHP, inkarcı bakış açısıyla hareket ettiği için ortaya bir politika koymuyor, sadece hamasetle ve reddiyecilikle meseleye yaklaşıyor; bu konuda Türkiye'nin gerçeklerinden ve sağduyudan uzak bir görünüm sergiliyor."
-Bahçeli'nin Öcalan ile ilgili iddiası-
Başbakan Erdoğan, başta MHP Genel Başkanı olmak üzere, MHP'li yöneticilerin, ortaya bir fikir, bir görüş, bir öneri koymak yerine, sadece ve sadece hakaret etmeyi tercih etmelerini milletin takdirine havale ettiğini söyledi. Erdoğan, şunları söyledi:
"Şimdi çıkmış, 'acaba terörist başı İmralı'da yaşıyor mu-' Peki, yaşadığını bizzat sen görürsen ne yapacaksın- Şimdi ben bunu merak ediyorum. O zaman beyefendiyi herhalde İmralı'ya götürmek lazım. Fakat o da bu defa BDP'lilere kötü örnek olacak. Böyle bir yanlış olur mu- Kılavuz meselesi çok önemlidir. Eğer kılavuzunuzu çok yanlış seçerseniz, size bunlar söylenir. Atılan şu adımlarla ilgili ağza olmaz hakaretler alan bir siyasi parti genel başkanı, olmaz böyle bir şey. Dikkat edin; fikri, görüşü, söyleyecek sözü, önerisi olan bir insan bu dili, bu üslubu kullanmaz. Hakaret, iftira, söyleyecek sözü olmayanların başvurduğu bir üsluptur. Biz, Sayın Bahçeli'ye de arkadaşlarına da onların seviyesiz üslubuyla değil; Türkçe'nin zarafetiyle, nezaketiyle, inceliğiyle cevap vermeye devam edeceğiz. Tüm bu ağır hakaretler karşısında biz, MHP'nin çelişkilerini, tutarsızlıklarını, özellikle de politikasızlığını kamuoyuna anlatmaya devam edeceğiz."
-"Bizim kimseye eyvallahımız olmaz"-
Başbakan Erdoğan, CHP, MHP ve BDP'nin bu sürece destek ve katkı vermeleri durumunda bunu, AK Parti ve Hükümet için değil, ülke, millet ve Türkiye için vermiş olacaklarını söyledi.
Bu sürecin dışında ve karşısında kalanların bugüne kadar olduğu gibi çözümün değil, sorunun parçası olacaklarına işaret eden Erdoğan, "Bizim hiç kimseye eyvallahımız olmaz. 2009'dan beri biz bu meseleyi yalnız ama kararlı şekilde sürdürüyoruz, bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam ederiz" dedi.
Erdoğan,Kılıçdaroğlu'na, "MHP, BDP sizi kabul etmiyor mu- Etmiyor. O zaman gelin, siz bu işte kararlıysanız, samimiyseniz, bakın yanınızda arkadaşlarınız, benim de arkadaşlarım. Verelim talimatı arkadaşlarımız bu çalışmayı sürdürsünler ve ortak akıl meydana gelsin ve biz de bunun gereği neyse bunu yapalım" dediğini belirtti.
Sürece bu kadar olumlu baktıklarını ifade eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Efendim işte, toplumsal mutabakat... Toplumsal mutabakat dediğiniz, yüzde 100 mutabık olduğunuz anlamına gelmez. Anamuhalefet'le iktidar partisi bu işte mutabık kaldığı zaman, toplumsal mutabakat Allah'ın izniyle sağlanmıştır, çünkü diğerlerini kendilerini dışlıyor. 'Onlar kendilerini dışlıyor' diye, biz atılması gereken adımları niye geri bırakıyoruz- Atalım bu adımları, sizinle beraber atalım, beraber çalışalım. Şu anda MHP'li ikna etmeye çalışıyorlarmış, öyle dediler. Ederlerse biz de memnun oluruz ama edemezseniz buyurun gelin ikimiz birlikte yapalım. Ama bundan geri durmayın. Bakın ben arkadaşlarıma bu konuda talimatı verdim. Arkadaşlarımız hazır. Sayın Kılıçdaroğlu da arkadaşlarına talimatı veriyorsa versin ve bu iki heyet çalışmaya başlasınlar. Çünkü biz bu aşamada hiç kimsenin önüne şartlar koymayacağımız gibi, bize dayatılmak istenen şartlara da asla boyun eğmeyiz, kapılarımız açık, konuşuruz, görüşünüz, müzakere ve istişare ederiz ama hiç bir dayatmaya boyun eğmeyiz."
"Bu mesele; milli bir meseledir, can yakan, hayati bir meseledir, çelik gibi sinirleri; bunun yanında, ilkeli, tutarlı, dirayetli bir duruşu zorunlu kılan bir meseledir, çark etmeyi kaldıramaz" diyen Erdoğan, sözkonusu olanın, milletin umudu ve anaların yüreği olduğunu bildirdi.
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan en azından bu meselede ilkeli, tutarlı, sağlam bir duruş beklediklerini kaydetti.
Milletin, bu meselede hayal kırıklığına ve umut atmosferini dağıtacak girişimlere tahammülü olmadığını belirten Erdoğan, AK Parti ve ülkeyi yönetme sorumluluğundaki Hükümet olarak, üzerlerine düşen çalışmaları yaptıklarını ve yapacaklarını bildirdi.
Erdoğan, "Partilerin süreç içindeki rollerini önemseriz ama süreci partilerin tutumlarına endeksleyemeyiz. Doğru bildiğimiz yolda, yalnız da kalsak aynı kararlılıkla yürümeye devam ederiz. Ne MHP'nin tahriklerini ciddiye alırız, ne de terör örgütünün eylemlerinin yönümüzü değiştirmesine müsaade ederiz. Terörün, siyaseti dizayn etmesine nasıl izin vermezsek, partilerin gerilim siyasetlerine de prim vermeyiz" dedi.
-Ziyaretler ve açılışlar-
Başbakan Erdoğan, geçen iki haftada yaptığı ziyaretler, temaslar ve yaptığı açılışlar hakkında bilgi verdi.
İstanbul'un fethinin 559. yıldönümünde, Fatih Sultan Mehmet'in mirası olan Fatih Camisi'ni restorasyonunun ardından yeniden hizmete açtıklarını belirten Erdoğan, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'nun inşa ettiği Proton Hızlandırıcı Tesisi'nin açılışını yaptıklarını söyledi.
Erdoğan, İstanbul'da gerçekleşen Medeniyetler İttifakı Taahhüt Konferansı'na katıldığını, 2. Somali Konferansı'na ev sahipliği yaptıklarını, Türkiye İhracatçılar Meclisi Genel Kurulu'na katıldığını, 7 Haziran'da Çanakkale'de çok önemli bir eseri ülkeye kazandırdıklarını belirtti. Tarihi yarımadayı yeniden ele aldıklarını, yeni düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, Kilitbahir Kalesi ve Namazgah Tabyası çevre düzenlemesinin ise devam ettiğini bildirdi.
Başbakan Erdoğan, bu çalışmalar sayesinde, Çanakkale'deki şehitliklere 2002'de sadece 200 bin ziyaretçi gelirken, bu sayının bugün yıllık 2 milyon kişiye ulaştığını kaydederek, İstanbul'daki "panorama 1453" gibi Çanakkale'de de "panorama 1915" projesini gerçekleştireceklerini anlattı.
Erdoğan, milletvekillerine, "sizler de çocukları oraya götürmeyi ihmal etmeyin, muhakkak çocuklarınızı alan oraları gezdirin, birer Fatiha okutun. Bunlar çok önemli. Ecdadını, tarihini görsün" uyarısında bulundu.
İl kongrelerinin de hız kesmeden çok büyük bir heyecan, coşku, aynı zamanda demokrasi atmosferinde devam ettiğini dile getiren Erdoğan, hafta sonu Sakarya ve Mersin kongrelerine katılacağını; pazar günü, Meksika'ya ardından da Brezilya'nın Rio şehrine gideceklerini kaydetti.
Başbakan Erdoğan'ın konuşmasını sık sık alkışlayan partililerden bir grup,
"Yakışır sana yakışır sana, başkan olmak yakışır sana" sloganı attı.
-Boks eldiveni giydi-
Erdoğan, konuşmasının ardından uluslararası müsabakalarda Türkiye'yi temsil eden çeşitli branşlarda yarışan sporcularla birlikte fotoğraf çektirdi. Erdoğan, milli boksörlerin hediye ettiği boks eldivenini giyerek objektiflere poz verdi.
Başbakan Erdoğan'ın konuşması sırasında bir kadın sıcak ve aşırı kalabalık nedeniyle bayıldı. Bir kadın da elindeki kağıdı göstererek, Başbakan Erdoğan'dan yardım istedi. Erdoğan, grup toplantısının ardından yardım talep eden kadınla görüştü.
(Bitti)
Muhabir: Coşkun Ergül
Yayıncı: Kudret Topçu - TBMM
Son Dakika › Politika › AK Parti Grup Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.