Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı'nın Mısır'a dönmesine ilişkin, "Bu, karşılıklı birşeydir. Şu an için böyle bir ihtimal görünmüyor. Bugünden yarına Sayın Büyükelçi'nin tekrar Mısır'a görevlendirilmesi söz konusu değildir. Gelişmelere bakarak bunu değerlendireceğiz" dedi.
Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. "Mısır konusundaki gelişmeler bu şekilde devam ederse hükümetin uygulayacağı yaptırımlar söz konusu mudur" sorusu üzerine Arınç, Türkiye'nin büyükelçisini Mısır'dan geri çektiğini, onların da mukabele ettiğini söyledi.
Bunun diplomaside zaman zaman başvurulan yöntemlerden birisi olduğunu ifade eden Arınç, şöyle konuştu:
"İkincisi biz İslam Konferansı Örgütünün de ona bağlı ülkelerin de bu olay karşısında suskun kalmasını istemiyorduk. Genel Sekreter tarafından bazı açıklamalar yapıldı, bunların yeterli olmadığını veya yeterli görülmediğini bazı bakan arkadaşlarımızın açıklamalarından da öğrenmişsinizdir. Şüphesiz Mısır'ın dönem başkanlığı yaptığı bir İslam Konferansı Örgütünde, bir yanlış anlamaya mahal vermemek açısından son ismini söyleyeyim, İslam İşbirliği Teşkilatı dememiz daha doğru. Çünkü yıllarca İslam Konferansı Örgütü olarak biliniyordu. Dolayısıyla onun bütün üye ülkelere mesaj vermesi veya onları toplantıya çağırması düşünülemez. Darbeci bir yönetimde görev almış bir hükümetin veya bir bakanın, bu teşkilatı göreve davet etmesi ve Mısır'ın seçilmiş yönetimine sahip çıkmaya davet etmesi herhalde beklenecek bir olay değil. Sayın Genel Sekreterin, adeta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri gibi, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri gibi bu olaylar karşısında daha çok söz sahibi olması, daha çok etkileyici, daha çok dikkat çekici konuşmalar yapması ve çalışmalar yapması gerekirdi diye hükümetimiz düşünüyor. Bu konuda geri kalmış olabilir.
Ancak söylemek istediğim, Türkiyenin hem AB'ye hem ABD'ye karşı hem de İslam ülkelerine karşı uyarıcı sözleri olmuştur. Yani Mısır'da yapılan bu darbe karşısında öncelikle siyasi tutuklamaların olmaması, tutuklu ve gözaltına alınanlar varsa derhal serbest bırakılmaları, İhvan ve diğer kurulmuş olan partilerin yöneticilerinin kesinlikle gözaltında kalmaması, serbest seçimlere en kısa sürede oluşabilecek bir yol haritasının takip edilmesi, bu yol haritası Türkiye tarafından bütün ülkelere önerilmiştir ve yapılan bu olayın elbette kınanması, halka karşı şiddet ve silah yöneltilmemesi, şiddet ve silahın uygulandığı yerlerde insan hakları ihlallerinin mutlaka olacağı ve bu konularda Türkiye ne kadar haklıdır ki şu ana kadar 2 binden fazla ölünün Mısır'da maalesef genç kızlar, çocuklar, erkekler dahil olmak üzere yaşandığını biliyoruz. 5 binden fazla da yaralı olduğu bilinmektedir."
Camilerde, toplantı mahallerinde hedef gözetilmek suretiyle insanların vurulduğunu dile getiren Arınç, "Bunlar içerisinde İhvan'ın önde gelen liderlerinin kızları, çocukları, torunları da bulunmaktadır. Buradan anlıyoruz ki sivil gösteriler sırasında bazı kişiler hedefe alınmış ve bu kişilerin öldürülmesi yoluyla hem daha büyük bir infial ve acı meydana getirilmeye çalışılmıştır" diye konuştu.
Dayatma ve yaptırımlar konusunda Türkiye'nin elinde hangi imkanlar varsa bu çerçeve içinde bunu söylemeye devam edeceğini ifade eden Arınç, Mısır'da, Türkiye'den işadamlarının açtığı çok büyük mağazalar, 50 binden fazla Mısırlının istihdam edildiği sanayi, yatırım ve iş olduğunu hatırlattı.
Bu mağazaların bir kısmının kapatıldığını, bir kısım işverenlerin de faaliyetlerini tatil ettiğini belirten Arınç, "Bunun Mısır ekonomisine büyük bir zarar vereceğini söyleyebiliriz. Çünkü milyar dolarlık yatırımlardan bahsediyoruz. Bu da ülkede huzur ve güvenin kalmaması, hukuk sisteminin çökmesiyle yakından ilgilidir" dedi.
ABD Başkanı Obama'nın Mısır ile ortak tatbikata son verdiklerini ifade etmesinin, başka seçeneklerin de gündemde olduğunu söylemesinin önemine işaret eden Arınç, "Avrupa'dan bazı ülkelerin başta Hollanda, Almanya, İngiltere ve diğerleri olmak üzere, Mısır'da yaşanan olaylara karşı seslerini biraz daha yükseltmeleri ve kınamanın ötesine geçecek bazı tedbirler alacaklarını düşünmeleri önemlidir. Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısı yapılabilir. Başka toplantılar da mutlaka yapılacaktır ama Mısır'da işbaşına gelen yönetimin yanlışlığını fark ettirecek ve öncelikli olarak halkına silah doğrultmaktan ve hedef gözetmekten, halkın kanını dökmekten, hayatına son vermekten mutlaka vazgeçirecek bir tonda ve bir tavırda bunlara iletilmesi gerekmektedir. Türkiye bu uyarı vazifesini bugüne kadar yaptı bundan sonra da yapmaya devam edecek. Beklenen gelişmeleri biz olabildiğince olumlu olarak görmek istiyoruz, şu anda ümitlerimiz kırılmış olsa dahi" ifadesini kullandı.
-"Elinde imkanlar var, imkansızlıklar da var"-
Arınç, "Büyükelçinin durumu netleşti mi? Hüseyin Avni Botsalı kısa vadede geri dönecek mi?" sorusunu, "Sayın Büyükelçiyi 2 saat dinledik, bütün detaylarıyla bize Mısır'ı anlattı. O bir diplomattır. Şüphesiz diplomasinin bütün incelikleriyle ama olabildiğince açık olarak bize Mısır'daki durumu ortaya koydu. Bunu satır satır sizlerle paylaşabilecek durumda değilim. Geri dönme konusu, bu karşılıklı bir şeydir, şu an için böyle bir ihtimal görünmüyor. Yani bugünden yarına Sayın Büyükelçinin tekrar Mısır'a görevlendirilmesi söz konusu değildir. Gelişmelere bakarak bunu değerlendireceğiz" diye yanıtladı.
"Ekmeleddin İhsanoğlu ile bir temas kurma olacak mı, İslam İşbirliği Teşkilatını çok daha aktif görmek anlamında?" sorusu üzerine Arınç, bununla ilgili bir karar almadıklarını söyledi. Arınç, şöyle devam etti:
"Çünkü kendisiyle bütün bu konular çeşitli aşamalarda görüşüldü, konuşuldu, konunun yabancısı değil. Onun da bir açıklaması var gazetelerde. Esasen Mısır'da büyümüş, yetişmiş, Türkiye'den Yozgatlı bir ailenin çocuğu olarak. Mısır'ı da çok iyi bildiğine inandığımız bir insan. Elinde imkanlar var, imkansızlıklar da var. İmkanlarını ne derecede kullanıp kullanmadığı söz konusudur. Sayın Hüseyin Çelik'in, Sayın Bekir Bozdağ'ın bu konudaki eleştirileri, elbette kendileri açısından önemli sayılabilir. Ama biz bu konuda Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun çok daha güçlü bir şekilde, çok daha güçlü bir sesle Mısır'da olan biteni bütün dünyaya duyurmasını beklerdik. Belki beklentilerimizi karşılamadığı için arkadaşlarımız böyle bir infialin içerisinde olabilir. Kendisiyle ben şahsen de zaman zaman görüşüyorum. Kısmet olursa bu ayın 24'ünde, 5 gün sonra da oğlu İstanbul'da evlenecek. Daveti var, gidebilir miyiz bilmiyorum. Ama Türkiye'nin yakından tanıdığı bir insan ve ikinci dönem genel sekreterlik yapıyor. İslam Konferansı veya İslam İşbirliği Teşkilatı'nın bugüne kadar ki serüveni içerisinde iki dönem üst üste genel sekreterlik yapmış birisini bulmak, hele hele Türk olarak bulmak da mümkün değildi. Bu bir başarıdır. Onu Mısır'daki olaylar sebebiyle bazı arkadaşlarımız kifayetsiz kaldığı yönünde eleştirmiş olabilir."
-Demokratikleşme paketi-
Arınç, "demokratikleşme paketinin bugünkü Bakanlar Kurulu'nda gündeme gelip gelmediğine" ilişkin soruya, "ona sıra gelmedi" yanıtını verdi.
"Buraya gelmeden önce televizonda da yorum yapılıyordu, paket büyük mü olacak küçük mü olacak, paketin içinde ne olacak ne olmayacak? Pek çok şey konuşuluyor" diyen Arınç, şunları kaydetti:
"Eğer böyle bir paket gelecekse ki gelecek mutlaka, bu ilk değil. Bugüne kadar demokratikleşme alanında, özgürlükler alanında o kadar çok şey yaptık ki bundan sonra kaç tanesi kaldı diye sorarsanız, bizim 2023 siyaset vizyonuna bakmanız yeterli. Oradan yeri gelen, zamanı gelen, konjönktürü uygun olan bütün gelişmeleri bundan sonra birlikte yaşayacağız. Sayın Başbakanımız da en son yanındaydım, Bursa'da sordular. 'İnceliyoruz, zamanı geldiğinde açıklama yapacağız' dedi. Bunu sabırla beklemek lazım ama sanki ilk defa bir şey açıklanacak veya ilk defa birşey olacakmış gibi kamuoyunu bu yönde yönlendirmemek gerekir. Yani TRT'nin yayınlarından Kürtçe'nin seçmeli ders olmasına kadar, üçüncü dördüncü yargı paketlerinde, Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılan iyileştirmelerden, en azından propaganda fiilinin yeniden tarif edilmesinden tutunuz her konuda o kadar çok adım atıldı ki bundan sonra yapılacak birkaç şey varsa bunu da zamanı geldiğinde hep birlikte göreceğiz. Ne olur bu paketi bundan sonra Sayın Başbakandan gayri kimseye sormayın. Her şey elinde, yeri ve zamanı geldiğinde o takdir eder ve önümüzdeki yasama döneminden itibaren ne yapılabileceğini kendisi size söyler. Mesela söylemeden yaptığımız çok şey de var, bazıları idari tedbirlerle olur, bazıları genelgelerle olur. Bugün Star gazetesinde yayınlanan bir haber, mesela Aralık 2010 tarihini taşıyor. Aralık 2010 tarihinde Sayın Başbakan kendi imzasıyla 28 Şubat sürecinden o güne kadar demokrasiye müdahale eden, insan temel hak ve özgürlüklerini askıya alan, ayrımcılık yapan, insanları fişlemeye yönelik ne kadar genelge, bildiri, yönetmelik varsa hepsini iptal ettiğini, 3 sene evvel imzasıyla açıklamış. Bunu biz bugün gazete yayınladığı için belki öğreniyoruz. Bu kadar çok şeyler yaptı ki inşallah bunları belki zamanı geldiğinde bir demokratikleşme serüveni olarak kitaplarla anlatmamız gerekecek. Artık paket lafı duymak istemiyoruz."
- Ankara
Son Dakika › Politika › Bakanlar Kurulu Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.